Ömer’in Çocukluğu – Turkuvaz Kitap
Perili Köşk – Turkuvaz Kitap
Yalnız Efe
Kutuplarda Etkinlik
Gökyüzünde Etkinlik
Denizde Etkinlik
Ormanda Etkinlik
Çiftlikte Etkinlik
İtiraflarım – Turkuvaz Kitap
Küçük Meraklının Gezegen Rehberi
Küçük Meraklının Bilim Rehberi
Küçük Meraklının Güneş Sistemi Rehberi
Kaideye Tamah Etmeyen İstisnadır Hayat
Kayıp Çoraplar Ülkesi
Tom Sawyerın Maceraları
Camiyi Seviyorum
A’mak-I Hayal
Ailenin Adı Yok Ya Da Neden Feminist Değilim
Türkiye’de aile kurumu tehlikede mi? Geleneksel değerlerimizi kayıp mı ediyoruz? Evlilik sayısı azalırken, boşanmalar neden artıyor? Aile nereye gidiyor? Aile içindeki geleneksel rol dağılımının tarihi binlerce yıllık; bu kodların değişime uğrama tarihi ise kabaca sadece yüz yıllıksa, ne oldu da bir asırda kadın-erkek ve ebeveyn-çocuk ilişkileri bu denli dönüştü? Bu dönüşümü kategorik olarak kötülemek ne kadar doğru? Ya da dönüşümü tersine çevirmeye çabalamak çözüm mü? Feminizmin teşhis ve reçeteleri yaraya merhem mi oluyor, tuz mu basıyor? Soruları çoğaltmak mümkün. Kesin olan bu ve benzeri soruların, gündelik tartışmalarımızda kapladığı alanın her gün daha da büyüdüğüdür. Vereceğiniz cevap ne olursa olsun, ailenin toplumun temeli olduğu gerçeği ile onu koruma sorumluluğumuz değişmeyecektir.
Sosyolog-Yazar Hilâl Kaplan, uzun zamandır yapılması gereken bir tartışmanın kapılarını aralıyor. Bu kitap aslında bir “ilk söz”… Aile değerlerinin erozyona uğramasına dair özelde muhafazakâr kesim, genelde de toplumun geniş kesimleri rahatsızlıklarını uzun süredir dağınık biçimde ifade etse de henüz derli toplu biçimde ortaya konulamamıştı.
Elinizdeki kitap, dünyadaki güncel gidişatın yansımalarını sosyal teori ile harmanlayarak analiz edip “içerden ve buralı” bir reddiye ortaya koymayı amaçlıyor.
Nasreddin
Aşk İle Anı Seyretmek
Evden ayrılalı bir hayli vakit geçti, geriye dönmek için çok mu geç oldu? Dönmeye niyet etsek acaba yolu bulabilecek miyiz?
“Sakin, mütevekkil ve munis bir inanmışlığın insan yüreğini genişlettiği bir yaşayış ve düşünüş tarzı bu mübarek topraklarda, ne zaman kayıp gidecek olsak elimizden tutuyor. O yüzden, ‘Bizi bize bırakma,’
diye niyaz ediyoruz, ‘Ne olur, tut demeden, tut elimizi.’ Bu sohbetlerde, kaybettiğimiz bir âlemi bugüne ekleyen hatıraların kutsi saati var.”
Sadettin Ökten ve Kemal Sayar’ın şiirin kanatlarına tutunarak gerçekleştirdikleri uzun soluklu sohbetlerinin ikinci cildi olan Aşk ile Ânı Seyretmek, bizleri bir kez daha sevginin, saygının ve bilgeliğin eşlik ettiği bir yolculuğa çıkarıyor. Hem de tam koronavirüs salgınının dünyayı, insandaki manasız büyüklenmeyi hizaya çektiği, radikal bir belirsizliğin ruhları yaygın bir endişeye düçar ettiği günlerde…
Bugün bizim için neyin değerli olduğunu anlama zamanı…
Aşk ile Ânı Seyretmek hiç bu kadar anlamlı olmamıştı!