Orman Kitabı
Bu, insan yavrusu Mowgli’nin, kurtlar tarafından büyütüldüğü ormanda hayatta kalma ve kendi yerini bulma hikâyesi.
Mowgli, sadık panter Bagheera, neşeli ayı Baloo ve korkutucu kaplan Shere Khan gibi dostlar edinirken, ormanın tehlikeleriyle ve kurallarıyla yüzleşecek, doğanın acımasız ama büyülü yönlerini keşfedecek.
Rudyard Kipling’in ebedî klasiği Orman Kitabı, maceranın, cesaretin ve içsel yolculuğun masalsı bir yansıması.
Heidi
Anne ve babasını kaybettikten sonra Alpler’de yaşayan dedesinin yanına taşınır küçük Heidi. Doğanın büyüleyici güzelliğiyle tanıştığı yeni bir hayata adım atar, çoban Peter’la arkadaş olur, çevresindekilere neşe saçar. Ancak Heidi’nin bu huzurlu düzeni, büyükşehre götürülmesiyle altüst olur. Yuvasına duyduğu özlemle mücadele ederken, hasta bir kız olan Clara’ya umut aşılamak için bir yol bulmaya çalışır. Johanna Spyri’nin kalplere dokunan klasiği Heidi, doğanın iyileştirici gücü, sevgi, dostluk ve yuva kavramlarının gücüne dair eşsiz bir hikâye.
Alice Harikalar Diyarında – Mundi
Yayımlandığı günden beri her yaştan okurun hayranlıkla okuduğu Alice Harikalar Diyarında, bugüne kadar onlarca dile çevrildi.
Lewis Carroll aslında bir matematikçiydi. Yakın arkadaşının Alice adındaki kızını eğlendirmek için anlattığı öyküleri bir kitapta toplama kararı aldı ve hayal gücünün zenginliğiyle kurduğu bu büyülü dünyaya her yaştan okurun adım atmasını sağladı.
Küçük bir kız olan Alice tuhaf bir tavşanla tanışır; tavşan randevusuna geç kalmamak için koşturmakta ve sürekli saatine bakmaktadır. Alice, tavşanın peşinden bir deliğe dalar ve o anda kendini olağanüstü bir serüvenin içinde bulur. Şapkacıyla mart tavşanının verdiği çay partisine katılır, fareyle sohbet eder, öfkesi gözünü kör eden kraliçenin gazabına uğrar. Çünkü bu diyarda her şey ama her şey mümkündür…
Çocuklar için uyarlanan bu özel baskıyla, sizleri hayal dünyanızda yepyeni kapılar açacak bu masal ülkesini keşfetmeye davet ediyoruz.
Siyah İnci – Mundi
Hayvanlara dair en güzel romanlardan biri olan Siyah İnci bir atın kendi ağzından dinlediğimiz yaşamöyküsü. Siyah İnci adındaki at yaşam yolculuğunda kimi zaman iyi kimi zaman kötü insanlarla karşılaşıyor. Ne olursa olsun yaşamında en iyi şekilde hizmet etmeyi annesinden öğrenmiş Siyah İnci bizlere hem insanların hem de atların dünyasını anlatıyor. Dilsiz bildiğimiz canlıları, insanlarla hayvanlar arasındaki kopmaz bağı gözler önüne seren bu unutulmaz klasik, çocuklar için uyarlandı.
Tom Sawyer – Kısaltılmış Metin – Mundi
Mark Twain’in yaramazlıklarla dolu eseri Tom Sawyer’da, başı beladan bir türlü kurtulmayan Tom’un hikâyesi anlatılıyor. Tom Sawyer, Mississippi Nehri’nin kıyısındaki küçük kasabada, arkadaşları Huckleberry Finn ve Joe Harper’la birlikte tekdüze yaşamlarına karşı koymaya çalışıyor.
Kasabadaki hayatını eğlenceli hale getireyim derken Tom’un başına gelmedik kalmıyor. Issız bir adada fırtınalarla boğuşuyor, define avcılığı hevesiyle tuzağa düşüyor, labirent gibi bir mağarada mahsur kalıyor...
Denizler Altında Yirmi Bin Fersah – Mundi
Jules Verne’in ilk defa 1870 yılında yayımlanan ve en sevilen eserlerinden biri olan Denizler Altında Yirmi Bin Fersah Profesör Aronnax, sadık hizmetkârı Conseil ve ünlü zıpkıncı Ned Land’in esrarengiz nesneyi yakalamak için çıktıkları maceralı bir yolculuğu anlatır.
Kocaman siyah bir deniz canavarı okyanuslarda bir belirip bir kaybolur. Tek bir darbesiyle hiç zorlanmadan koca gemileri denizin derinliklerine gömen bu yaratığı avlamak için başlatılan sefer acaba başarılı olacak mı? Yoksa denizlerin altında bambaşka bir sır mı gizlidir?
İki Yıl Okul Tatili – Mundi
Chairman Yatılı Okulu’nun öğrencileri eğlenceli bir gemi yolculuğuna çıkacaklardı. Aileleri olmadan seyahat etme ve Yeni Zelanda’nın kıyılarını keşfetme fikri hepsini heyecanlandırıyordu. Gemileri Sloughi yolculuk için hazırdı, ertesi gün yola çıkacaklardı. Öğrenciler gemide, mürettebat ise şehirde geçirecekti karadaki son gecelerini. Fakat sabaha karşı ne olduysa geminin halatları şüpheli bir biçimde çözüldü. Şiddetli rüzgârın ve aniden bastıran fırtınanın da etkisiyle Pasifik Okyanusu’nun uzak bir köşesine savruldu Sloughi. Gemideki on beş çocuk için inanılmaz bir yaşam savaşı da böylece başlamış oldu.
Ajan Köpek
Fosil Avcıları
Bedenler. Sınırlar Ve Mahremiyet Hakkında Çocuğumla Nasıl Konuşurum?
“Özel bölgeler neresi? Niye özel onlar?”
“Benim neden pipim var da onun yok?”
Çocukların soru sormaya başladığı dönem, ebeveynler başta olmak üzere tüm bakım verenler için zorlu bir başlangıç dönemi olabiliyor. Zira ufaklıkların sorduğu basit ama cevaplaması zor sorular, beraberinde “Ne zaman konuşmaya başlayalım?”, “Ya çocuğumun yaşına uygun olmayan bir kelime kullanırsam?”, “Çocuğumun sorduğu soruya ya cevap veremezsem?” gibi başka soruları da beraberinde getiriyor.
Neyse ki kitaplar ve uzmanlar var!
Söz konusu cinsellik eğitimi olduğunda kitaplardan destek almanın işleri ne kadar kolaylaştırdığını iyi bilen bir uzmanın kitabını elinizde tutuyorsunuz: Uluslararası ödüllü kapsamlı cinsellik eğitmeni Rayka Kumru, çocuklarla bedenler, sınırlar ve mahremiyet hakkında doğru şekilde konuşabilmeniz için size yol gösterirken, onların sorabilecekleri soruları nasıl cevaplayacağınıza, gözlemlediğiniz bazı davranışlara nasıl sağlıklı tepkiler verebileceğinize ve en geniş anlamda çocuklarla cinsellik hakkında nasıl konuşabileceğinize dair pratik öneriler sunuyor.
Çocuklara yönelik Ben: Çocuklar İçin Vücudunu Tanıma, Sınırlar ve Onay kitabıyla tamamlanan Çocuğumla Nasıl Konuşurum? serisi, ebeveynler, bakım verenler ve çocuklarla çalışan tüm uzmanlar için gerçek bir elkitabı niteliğinde…
Büyüyemeyenler
Bakışınızı Değiştirecek 10 Deney: İnsan
Kararlarımızı alırken aklımız mı daha öndedir, yoksa duygularımız mı? “İyi” ya da “kötü” biri olacağımız doğuştan mı bellidir, yoksa çevremiz mi bizi şekillendirir? En sıradan insanlar bile bir caniye dönüşebilir mi? “Ahlak”ın kaynağı nedir? Herkes bize karşıyken de doğrularımızı savunabilir miyiz? Toplum içindeyken olduğumuzdan farklı birine mi dönüşürüz?
Belki de en önemli soru şu; insan denen varlığı ne kadar tanıyor, biliyoruz? Yoksa bildiğimizi mi sanıyoruz?
Selçuk Şirin, psikoloji alanında kült olmuş araştırmalardan yola çıkarak insana bakışımızı değiştirecek bir kitapla karşımızda…
Bakışınızı Değiştirecek 10 Deney serisinin ilk kitabı İnsan, insan psikolojisi üzerine yapılmış araştırmalardan elde edilen bilimsel bilgileri Şirin’in kendine has sade ve anlaşılır üslubuyla bir araya getiriyor. Doğru bilinen yargıları altüst eden, ön kabulleri yıkan ve insanı gerçekten anlamaya bizi bir adım daha yaklaştıracak bilgilerle dolu bu kitabı şaşırarak ve heyecanla okuyacaksınız!
Cumhuriyet’in 100 İsmi: Büyük Devrimin Portreleri
Mustafa Kemal, kafasındaki inkılapları neden en yakınındakilerden bile gizlemek zorunda kaldı? Enver Paşa ile arasındaki rekabet Kurtuluş Savaşı’na nasıl yansıdı? Olaylar farklı gelişseydi, Milli Mücadele’nin lideri başkası olabilir miydi? Düşmana karşı direnişi beraber başlattığı silah arkadaşları neden birkaç sene içinde Gazi’ye muhalif oldu? Bir imparatorluğu yıkıp yerine bir cumhuriyet kuran bu istisnai nesli yaratan şartlar nelerdi? Eski İttihatçılar Kurtuluş Savaşı’nda nasıl bir rol oynadı?
Bir devrimi mümkün kılanlar yalnızca ona taraftar olanlar mıdır?
Bir yanda ömrü cepheden cepheye savrulmakla geçenler, bağımsızlık ateşini yakmak için kalemini konuşturanlar, nutuklarıyla kitleleri seferber edenler, ellerindeki her şeyi vatanın kurtuluşu için feda etmekten çekinmeyenler… Öte yanda sürekli yalpalayan müteredditler, liyakatsiz muhterisler, vasat idare-i maslahatçılar… Emrah Safa Gürkan, kimi destek kimi köstek olarak Cumhuriyet’in kuruluşunda rol oynayan 100 ismi, onların hareketlerine yön veren arka planlarıyla kaleme alıyor. Ezbere anlatıların dışına çıkan bu portreler, kişileri olduğu kadar, o günün şartlarını da anlamamız için bize yol gösteriyor.
Emrah Safa Gürkan, Cumhuriyet’in 100 İsmi - Büyük Devrimin Portreleri ve Cumhuriyet’in 100 Günü - İnkılabın Ayak Sesleri’nde bir şeyi kesin olarak görmemizi sağlıyor: Bir büyük liderin önderliğinde genç yaşlı binlerce insanın çabasıyla yaratılan ve şimdi bir asırlık çınar gibi kök salan Türkiye Cumhuriyeti’ni var etmek, bir “mucize”den çok daha fazlasını gerektirmişti.
Bu kitapta Nezihe Muhittin gibi kadın hakları aktivistlerinden Mustafa Suphi gibi devrimci Bolşeviklere, Mehmet Âkif gibi gelenekçi entelektüellerden Ahmet Ağaoğlu ve Yusuf Akçura gibi fikir adamlarına, Fuat Köprülü gibi biliminsanlarından Ahmet Emin gibi Columbia Üniversitesi’nde doktora yapmış gazetecilere rast geleceksiniz.
Emrah Safa Gürkan
Cumhuriyet’in 100 Günü: İnkılabın Ayak Sesleri
Anadolu’ya ilk çıktığı günden başlayarak, Mustafa Kemal’in hangi engellerle karşılaştığını hiç düşündünüz mü? Erzurum Kongresi’ndeki delegelerin ona muhalefet ettiğini, Sivas Kongresi’ne yeteri kadar insanın gelmediğini biliyor muydunuz? İstanbul’da son Osmanlı meclisi toplanırken Ankara’da yapayalnız beklemek zorunda kalan bir aksiyon adamının içinde kopan fırtınaları tahmin edebilir misiniz? TBMM’nin Meclis-i Mebusan’ın devamı olduğundan haberdar mısınız? Peki ya, Milli Mücadele’nin mimarlarının nihai zaferden sonra nasıl birbirlerine düştüğünden?
İlanının üzerinden tam bir asır geçti. Ancak Cumhuriyet’in kuruluş dönemi hâlâ anlaşılmayı ve ezbere sloganlardan kurtarılmayı bekliyor. Emrah Safa Gürkan, Cumhuriyet’in dönüm noktası olan 100 günü kaleme alırken bilindik kabullerin ötesine geçiyor. En yakınındakiler tarafından defalarca yalnız bırakılan Mustafa Kemal’in 600 yıllık müesses nizamı nasıl ince bir stratejiyle tasfiye ettiğini ortaya koyuyor.
Bu kitap, yorgun bir imparatorluğun yüzlerce yıldır yapamadığını yapacak genç bir cumhuriyetin doğuşunun hikâyesi… Aksayan planların, kaygan ittifakların, saklanan niyetlerin, ama en nihayetinde tartışmasız bir zaferin öyküsü…
Emrah Safa Gürkan, Cumhuriyet'in 100 Günü - İnkılabın Ayak Sesleri ve Cumhuriyet'in 100 İsmi - Büyük Devrimin Portreleri’nde bir şeyi kesin olarak görmemizi sağlıyor: Bir büyük liderin önderliğinde genç yaşlı binlerce insanın çabasıyla yaratılan ve şimdi bir asırlık çınar gibi kök salan Türkiye Cumhuriyeti’ni var etmek, bir “mucize”den çok daha fazlasını gerektirmişti.
Ayak sesleri günbegün yaklaşan inkılapları bir bir uygulamaya koymanın vakti işte nihayet gelmiştir. Önümüzdeki yıllar harap bir ülkenin, bitap bir toplumun baş döndürücü bir hızla değişmesine, modern Türkiye’nin ortaya çıkmasına tanık olacaktır.
Emrah Safa Gürkan
Neden Böyleyim? Nasıl Değişebilirim? Bir Huzursuz Beyin Kitabı
Hayatımızın ilk bölümünde bize biçilmiş rollere göre yaşar, kendimizi bu kurallara göre değerlendiririz. Sonra bunun bizi tatmin etmediğini fark ettiğimizde, ilk defa, “Aslında ne istiyorum?” diye sorar ve bunu daha önce sormadığımız için kendimize kızarız.
Hayatının ikinci bölümüne hoş geldin.
İlk bölüm yalan değildi. Bugüne kadar bir yalanı yaşamadık. Bugüne ulaşmamız için yaşamamız gerekeni yaşadık.
Asıl soru, bugünden itibaren ne yapacağız?
Jung, son derece hazırlıksız yakalandığımız bu “hayatımızın ikinci yarısı” için, şakayla karışık bir öneri veriyor: “Yetişkinliğe giriş okulları olmalı.” Belki böyle bir okul yok, ancak bu cümleye denk geldiğinden beri bu fikrin büyüsüne kapılan biri var: Emre Özarslan, namı diğer Huzursuz Beyin, psikolog ve terapistlerden filozoflara, biliminsanlarından sanatçılara, hayalindeki “akademik kadro”yu bir araya getirerek hazırladığı Neden Böyleyim? Nasıl Değişebilirim?’de bize kendimiz üzerine düşünme fırsatı sunuyor. Jung, Nietzsche, Kierkegaard, Freud gibi isimlerin de dahil olduğu bir “eğitimciler ordusu”, bize kendimizi geçmişten kurtarmayı ve arzularımız doğrultusunda dönüşmeyi öğretiyor.
Hazırsan, başlayalım...
Görünmez Ağ
Elmer Yine İş Başında
Görünmez İp
Yayımlandığı günden beri her yaştan milyonlarca okura ulaşan bu küçük hikâye kitabı, sevdiklerimizle aramızdaki kopmaz bağları anlatırken gezegenin sessiz fısıltısını duymamıza olanak sağlıyor. Dinleyin, aradığınız huzur ve mutluluk bu fısıltıda saklı!
Yayımlandığı ülkelerdeki ebeveynler, terapistler, öğretmenler Görünmez İp’in ayrılık, kayıp, ölüm ve yas süreçlerini ve bunlarla baş etme yollarını anlatan çağdaş bir klasik olduğu konusunda hemfikir. İki çocuğun ve annelerinin hikâyesinin anlatıldığı bu kitapta çocuklar büyüyüp bilinçlendikçe korkuları ve endişeleri de onlarla birlikte büyümeye başlar. Bunu fark eden anne, tüm sevdiklerimizle hatta artık yanımızda olmayanlarla bile aramızda kopmaz bağlar olduğunu anlatır onlara. Bu öykü çocuklara önce inanılmaz gelse de gün geçtikçe bu bağın gücünü hissetmeye ve sorularına cevap aramaya başlarlar: Herkesin görünmez bir ipi var mı? Bu ip ne kadar uzağa ulaşıyor? Hiç kopmaz mı?
Görünmez İp, çocukların kolayca anlayabileceği ve kucaklayabileceği yaratıcı bir hikâyeyle yalnızlığın, ayrılığın veya kaybın üstesinden gelmek için çok basit bir yaklaşım sunuyor ve çocukların omuzlarını iklim krizi, pandemi gibi ağır yüklerle dolduran günümüz dünyasına önemli bir mesaj veriyor.
“Günümüzün zor şartlarında, sevdiklerimizden ayrı olsak da sevginin hepimizi birbirine bağlayan, sonsuz bir bağ olduğuna dair özel bir mesaj veriyor.”
Amerikan Pediatristler Akademisi
“Her yaştan çocuk –hatta yetişkinler bile– sevdiklerimizle aramızdaki kopmaz bağların hikâyesini okuduğunda, aradığı huzur ve mutluluğu bulacak.”
Ulusal Okul Psikologları Dernegi
“Ayrılık anksiyetesi yaşayan tüm çocuklar için harika bir kitap.”
Today’s Parent
“Empati ve birlik için evrensel bir vizyon… etkileyici.”
Kirkus Reviews
Elmer Ve Yabancı
Elmer Ve Süper El
Lucy van Loon iyi bir kız olduğunu biliyor. O halde neden sürekli ceza sandalyesinde oturuyor? Sonuçta Jacinta’nın kalem kutusunu yere fırlatmak için çok geçerli sebepleri vardı. Çığlıklarının kaynağıysa huysuz teyzesinin ona kötü kız ve yalancı demesiydi, ki bu KESİNLİKLE doğru değildi.
Peki ya doğruysa? Teyzesi ona Hollanda’dan keşke görmeseydim diyeceği bir şey getiriyor. Şimdi tek derdi o korkunç şeyden kaçmak ve gerçekten İYİ bir kız olduğunu kanıtlamak.
Ama nasıl?
“Eğlenceli ve heyecanlı... Lucy’i seviyorum çünkü biraz benziyoruz.”
Kirsten, yaş 8
“O kadar beğendim ki tekrar tekrar okuyabilirim.”
Madeleine, yaş 10
Elmer Ve Gökkuşağı
Bir Mutluluk Reçetesi – Çağı Anlamak İçin Yazılar
Zeminlerin tükendiği, sözcüklerin hızla eskidiği ve kavramların yetersiz kaldığı bu çağda, karanlıkta koşan insanlardan farkımız yok. Hangi yöne gidiyoruz, ne zaman bir duvara çarpacağız, haberimiz yok. Gerçeğe ulaşmak bu kadar zor olunca, doğru yolu bulmak da imkânsızlaşıyor.
Selçuk Şirin, bu karanlıkta hepimize bir mum ışığı olması umuduyla elinizdeki kitabı kaleme aldı. Sekiz milyar türdeşimizle yaşadığımız bu mavi kürede paylaşamadığımız ne? Kendimiz ve bizden sonra gelenler için nasıl doğru adımlar atabiliriz? Her gün biraz daha güçlenen algoritmik hegemonyaya karşı nasıl ayakta kalacağız? Yapay zekâdan korkmakta haklı mıyız? Mutluluğun reçetesi nedir? Aşk bitti mi? Bu kitap, ufuk açıcı bir diyalog başlatmak için yazıldı.
“Selçuk Şirin bu kitapta, hınzır zekâsı, yaratıcılığı ve veriye dayalı engin bilgisiyle, çağımızın en karmaşık meselelerini öyle bir anlatıyor ki, okurken inanılmaz aydınlanıyorsunuz. Ve şunu anlıyorsunuz: Ya hep birlikte batacağız ya hep beraber çıkacağız!”
Ayşe Arman
“Dijital çağın getirdiği fırsatların yanı sıra, bireyler ve topluluklar üzerindeki tehditleri cesurca ele alıyor: teknolojinin içine doğan bir neslin akıl ve ruh sağlığı, algoritmaların sosyal yapıyı dönüştüren gücü, dijitalleşmenin bireyde yarattığı yalnızlık hissi... Ama aynı zamanda bu sorunlara umut dolu çözümler sunarak bir çıkış yolu gösteriyor. Sadece eleştiren değil, harekete geçiren bir kitap.”
Cansu Canan Özgen
“Geçmiş ile gelecek arasındaki köprüyü Selçuk Şirin’le birlikte kurmak harika bir fikir. Selçuk Hoca, bizi geçmişten koparmadan geleceğe hazırlıyor. Ben sayenizde hazırım Selçuk Hocam!”
Armağan Çağlayan
“Selçuk Şirin’in ‘bugünü ve yakın geleceği dert eden’ yazılarını bir arada bulup okumak, zamanın ruhunu anlamak isteyenler için iyi bir çerçeve sağlıyor.”
Yankı Yazgan
Radyo Popov
Yağmur Damlası
Ateşli Silahlar Ve Bilardo
Necip, birinin “bey”i olmak istiyordu. Babası Peyami Bey de “bey” statüsünde bir adam sayılmazdı mesela. İşlemediği bir suçtan dolayı sadece gururu yüzünden sekiz sene hapis yatmış bir adam kimin “bey”i olabilirdi ki. “Bey” dediğin dışarıda olurdu bir kere. Özgür bir kısrak gibi, tunç bilekli bir efe gibi hayatın içerisinde, her güzel şeyin köşesinde olurdu.
Necip hâlâ telefonunun ekranına bakıyor ama ekranı görmüyordu. Kalbi çok hızlı çarpıyordu nedense. “Havadan…” diye düşündü. Mevsim sürekli değişiyordu. Üç ay, mevsimler için çok kısa bir süreydi. İşte kimseye şikâyet edemeyeceği bir problem daha. Yatağında doğruldu. “Keşke geri yatabilsem,” diye düşündü. O da paraylaydı.
Necip istediği zaman yatıp kalkabilmek, istediği yerde yatıp kalkabilmek, Necip kendi kendisinin efendisi olmak istiyordu. Yazın başka, kışın başka parfüm sıkmak, sıra sıra gömleklerin dizili olduğu bir gardroba sahip olmak, “Necip Bey” olmak istiyordu…
Gölgede kalan küçük kardeşler, egosantrik ebeveynler, pahalı saatler, inip çıkan dijital göstergeler, süper yatlar, single maltlar, damacana ve anksiyete... Modern Robin Hood’lara yer var mı bu hayatta?
Bir moto-kuryenin Sultangazi’nin dar sokaklarından kripto para dünyasına uzanan yolculuğu, bir yandan maddi çıkmazlarla dolu hayatın gerçeklerini gözler önüne sererken diğer yandan varoluşsal kaygıların absürd komedisine dönüşüyor: Can Bonomo, modern dünyanın başarı takıntısı, sınıf atlama çabası ve köşeyi dönme hayallerini ruh ve sinir hastalıklarıyla harmanladığı ilk romanı Ateşli Silahlar ve Bilardo’yla karşınızda...