Ba
Birhan Keskin'in yeni kitabı Ba, 2003-2005 yılları arasında yazdığı şiirlerden oluşuyor.
Şairin 1991-2002 yılları arasında yayımlanan Delilirikler, Bakarsın Üzgün Dönerim, Cinayet Kışı + İki Mektup, Yirmi Lak Tablet + Yolcunun Siyah Bavulu ve Yeryüzü Halleri adlı beş kitabını tek cilt içinde bir araya getiren Kim Bağışlayacak Beni ile aynı anda yayımlandı.
Soğuk Kazı
Soğuk Kazı'da "kazı", hem imgelerin kazıma yoluyla, belki de kazıya kazıya oluşturulduğunu, hem de gömülü bir şeylerin kazılıp çıkartıldığını ima ediyor sanki. Birhan Keskin'in yeni şiir kitabında "Flamingo" gibi kolaylıkla "Yeryüzü Halleri" şiirlerine dahil edilebilecek şiirler ile, "İstanbul", "Sulukule", "Tinerci" ve "Gazze" gibi somut şiirler bir arada...
Grapon Kağıtları
Fakir Kene
Kim Bağışlayacak Beni, Ba, Y’ol ve Soğuk Kazı kitaplarının ardından Birhan Keskin’den yeni şiir kitabı: Fakir Kene. On dokuz şiir var Fakir Kene’de. Kitabın başlangıç şiiri olan “Kargo”dan şu alıntı, şairden okuruna bir “teselli”, bir “şifa” niyetine…
Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N’olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.
Hani
Altı Ay Bir Güz
"İstediğim, denizi yazmak. Zümrütlerin, gökyakutların sabrını; ağaçların tarihsizliğini... Bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz, anlamını ancak bir tek kıyısıyla kurduğumuz denizin öyküleri yoktur bir kara adamı için. Yolculuklara, ister gerçek ister düşsel olsunlar, yakıştırdığımız son, öbür kıyıda bitse bile, deniz gene tek kıyılıdır, üzerinde yaşayıp çalışan biri olmadıkça. Deniz, kara adamının yalnız sınırlarını kaldırışı değil, sınır düşüncesini içinden çıkarıp atıvermesidir. Her şeyin bir aradalığının bir yerde başlaması ya da bitmesidir. İstediğim, denizi yazmaktı. Her şeyin bir aradalığına yenik düşeceğimi bile bile."
Yol – Metis Yayınları
Madem arkandan ağlamamı bile çok gördün bana
Al bu taşlar senin olsun... O halde ve bundan böyle
Bütün davullar vursun, telleri topsun sazların
boşluğa bağırsınlar, birlikte;
Kan kusacağız.
Kan kusacağız.
Madem dünya bunca zalim
Madem yakışmıyor kalbimize.
Bütün davullar gümlesin
Boşluktan gelen, boşluğu dolduranı
Boşluğa böğüreni
Vursunnn.
Bak! nasıl kan kusuyor külde uyuyan
Dünya görsün.
Ahlar Ağacı
Keder
“Evlenmemişler, çünkü bir yılları eksikmiş. Tam olarak bu kelimeyi kullandı. Eksik. Tıpkı börek için yirmi sekiz stotinka veya ev için iki milyon eksiğinizin olması gibi. Tıpkı aniden aklınıza tatlı yapmak estiğinde, bazen un veya başka bir malzemenin eksik olması gibi. Ama bu aniden akla gelen bir şey değilmiş. Bu düğünü planlanmışlar. Bir yıl sonrası için. Sonra o yıla bir şey olmuş. Onu bir şey içine çekmiş. Kışla mı, hapishane mi, ya da başka şehre tayin. Eksik yıl, peşinden tuhaf bir zamanı sürüklemiş. Böylece bugün hem geliyormuş, hem gelmiyormuş. Ve tüm günler böyleymiş. Eksi bir gün, eksi bir yıl, eksi sonraki yıl, eksi bir hayat.”
Kelime ve kavramlarla oyun hamuru gibi oynamayı seven Bulgar şair ve yazar Yordanka Beleva’nın yirmi kısa öyküsünden oluşan bu kitap, inceliğinden beklenmeyecek bir zenginlik barındırıyor. Bu zenginlik yazarın sıradışı bakışından olduğu kadar, tekrar tekrar okunmayı, üzerinde düşünülmeyi talep eden, düşünüldükçe katman kazanan cümlelerinden de kaynaklanıyor. Hüzün notalarıyla bezeli, ince bir mizahın satır aralarından göz kırptığı bu yaratıcı öyküleri okurlarımızla paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.
Mezopotamya Üçlemesi: 1 Mahmud İle Yezida
Yezida- Ya köylerin öfkesi Mahmud? Ya insanların? Ya törelerin, aşiretlerin? Onları yenebilir misen sen? Bin yıllık çaresizliği?
Mahmud- Yeneceğiz Yezida. Seninle birlik olup yeneceğiz. Tek başıma benim de gücüm yetmez. Ama sen olursan yanımda, sevdan olursa, desteğin olursa. Tüm civar köylerden ağalar, beyler gelse de; İdil'den, Cizre'den, Midyat'tan kaykamakamlar gelse de; Mardin'den, Diyar-ı Bekir'den, Siirt'ten valiler gelse de; Ankara'dan vekiller gelse de yeneriz Yezida. Her maniyi aşarız, her güçlüğü yeneriz. Yeter ki bileklerimiz birleşe seninle...
Geç Gelen Ağıtlar
Gürültünün arkasından yavaşça süzüldün Bazısı gürdü
ışıklarının, bazısı süzgün Uzakta bekleyen karanlığa
doğru yürüdün Gülümsemen üzgün gibiydi, biraz küskün
Biliyorum, artık doğmayacak öyle bir gün Yapraklar
dingin, dallarda sürgün Ben alacakaranlığa kalkarken
üzüntülüydün O sabah en uzak yerindeydi gün
Sonra solgun renkleriyle geldi hüzün Hızla geçip
yanımdan yitiyordu yüzün.
Zamane
"Askeri darbenin ardından otorite figürlerine ve kurumlarına karşı tepkiler sindirilmişti, ama daha uzun vadede bunun yerini farklı ve çoklu dinamikler aldı. Artık siyasi ya da toplumsal bir kutuplaşma olduğunda, şaşırtıcı bir hızla karşıt bir kutup odağı oluşmakta. Bu bir bakıma yoğun bir dinamizmin de ifadesi, tabii beraberinde bir soruyla birlikte. Bu dinamikler bizi ileriye doğru mu taşıyor, yoksa kısırdöngüye kapılıp sürüklenmemize mi neden oluyor? Yönetilen ülkeden neredeyse bağımsız, kendi kendini ileriye taşıyan bir başka ülke de var gibi. Psikoterapide de zaman zaman mehteran yürüyüşüne benzer bir süreç yaşandığından benim için oldukça bildik. Askeri darbe olmasaydı neler yaşardık sorusunun cevabını ise hiçbir zaman bilemeyeceğiz."
Engin Geçtan geniş bir zaman aralığında, Türkiye'de yaşanan süreçlere uzmanlık alanı olan psikiyatri perspektifinden bakıyor, toplumun ve bireylerin değişmesine dair değerlendirmeler ve yorumlarda bulunuyor.
Otorite, öfke, sıkışmış kızgınlıklar, persona ve gölge, özerklik, kimlik sorunları, çocuk yalnızlığı gibi konularda söz alırken aynı zamanda klinik deneyimlerinden gözlemler de aktaran Geçtan'dan zamane hallerine yılların birikiminden bir bakış.
Sakar
Kayıp ilanını gördüğüm zaman artık çok geç olduğunu anladım. O şiş yüzü ismi olmadan da tanırdım, o kısık gözleri ve o tuhaf gülümsemeyi; hiçbir şeyin yolunda gitmediği apaçıkken, ‘Her şey yolunda’ demeye çalışan o yorgun yüzü, bana düşmanca değilse de umutsuz gözlerle bakan, ulaşılmaz bir yere çekilmiş o yüzü; ‘Hiçbir şey yapamayacaksın’ diyen bakışı. Gerçekten de hiçbir şey yapamadığımı o gün anladım. Fotoğrafta iri ilmekli, beyaz bir hırka giymişti, boynundaki fular bluzunun üzerine sarkıyordu, uygunsuz bir kıyafet, sekiz yaşında bir çocuk kıyafeti değil, bir erişkinin kıyafeti; ama hepsinden öte, o tuhaf duruşu; kollarını kendine farklı bir hava vermeye çalışır gibi garip bir biçimde kavuşturmuştu. Fotoğraf bana, her tarafı acıdığı halde iyiymiş gibi görünmeye çalışan o dokunaklı halini hatırlatıyordu, acısı sakar hareketlerinden, gergin kollarından ve bacaklarından belli olduğu halde; içinde bir şeylerin paramparça olduğu hemen fark ediliyordu.”
Fransa’da yaşanan gerçek bir olaydan yola çıkılarak kaleme alınan roman, aile kurumuna sorgusuz sualsiz kutsallık atfedilmesinin yıkıcı sonuçlarını yalın ve sarsıcı bir anlatımla gözler önüne seriyor.
Kılavuz
"Yazmasaydım unutup gidecektim belki, çoğunu..Oysa şimdi geviş getirip duruyorum. Şu ‘aracı olmak’, ‘araç olmak’, ‘bir oyununtaşı, ya da taşları olmak’... ..İşin tümü bir oyun belki, ama bu oyundaki taşlardan biri, yalnız biri, ben, neyi oynadığımı bilmiyorum.Oyundaki yerimi bilmek şöyle dursun, birilerinin beni oynatıp oynatmadığını da kestiremiyorum. Ölümden de kaygılandırıcı olan, dönülmez olan durum, bu muydu acaba?’’
Ne Kitapsız Ne Kedisiz
"Ona bakıyorum. Susuyor. Önüne bakıyor. Çocukluğundan beri bu oyunu oynar: Gözetlenme oyununu.Önceleri belki bir suçlulluk duygusuydu bu: Kendisine dikilen göz Tanrının, anasının, büyüklerden birinin, sevmediği birinin gözü olur, kınardı o anda yaptığını. Adı konmadan yaşanırdı bu suçluluk. Şimdi ise gerçekten bir oyun: kimi dakikayı, 'bakan, gören varmış gibi yaşamak'... Karasu kendi kendinden birşeyler anlatır, gözetlenme oyunu da o sıra oynanır. Bakan göz o anlatılanı dinlemektedir. Nasıl gözse!... İşte bundan ötürü bakıyorum ona, baktığımı biliyor, susuyor, önüne bakıyor. Ne düşündüğünü bildiğimi biliyor."
Sıfır Noktasındaki Kadın
Sıfır Noktası Neresidir? Dünyanın herhangi bir köşesinde herhangi bir insan sıfır noktasında kıskıvrak bekliyor. Umutsuz, çaresiz, ölümle yaşam arasındaki sınırda. Neval El Seddavi, ölüm hücresinde Mısırlı fahişe Firdevs'le konuşuyor. Firdevs'in anlattığı yaşam öyküsünü aktarıyor bize. Bu dünyada kadın olmanın, "fahişe" olmanın ne anlama gelebileceğini okuyoruz bu yaşam öyküsünde.Sıfır noktası neresidir?
Tarih Ve Ütopya
Ciaron’a göre tarih, birtakım atlıların (ya da zırhlıların) halklarını çiğneyerek ilerlemesinden ibaret... Mutluluk fikrinin tarihte oynadığı rolu ele alan Cioran, ütopyaların çıkış zeminini ve gitgide insandan uzaklaşmalarını kendine has, müstehzi üslubuyla dile getiriyor. Geçmişte kalmış ya da gelecekte kurulacak bir altın çağ yerine öncesiz sonrasız şimdi’nin altını çiziyor Cioran.
Çador
Pulbiber Mahallesi
Şair Didem Madak son kitabı Pulbiber Mahallesi Metis’ten çıkıyor. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayımlanan, Grapon Kâğıtları (İnkılap, 2000) ve Ah'lar Ağacı (Everest, 2002) isimli iki kitabı bulunan Madak, kendine özgü sesi, şiire yaklaşımı ve hayata bakışı ile dikkat çeken bir şair.
Uykuya Yatmak
— Nasıl başlasak? — Unutuşu, nisyanı konuşalım. Mantua’da San Giorgio Kalesi’ndeki “Gelin Odası”nın duvar resimleri, baba ve kız, John ile Katya Berger arasında bir sohbet başlatır. Dünyanın uykuya yatmak için tasarlanmış bu en güzel odasında, onlarla birlikte bakarken, resimlerin bir yandan her şeyi açıkça gözler önüne serdiğine, diğer yandan pek çok şeyi gizlediğine şahit oluruz.
Küçük Filozoflar 20 – Epiktetosun Başkaldırısı
Küçük Filozoflar 23 – Başkan Sokrates
Yeni katılanlarla hıncahınç dolan Tartaros’un zindanları adaletsizlik yapmış ruhlara artık dar geliyor. Tek çare, Sokrates’in yeryüzüne dönüp başkan olması ve insanları daha iyi birer kişi yapması. Kendisine bir de yardımcı verilecek : ağzı iyi laf yapan Gorgias.
Küçük Filozoflar Dizisi, 9 - 14 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Başkan Sokrates! dizinin yirmi üçüncü kitabı.
Zamanın Kokusu
Bugünün zaman krizi hızlanma olarak nitelendirilemez. Hızlanma çağı çoktan bitti. Bugün hızlanma olarak duyumsadığımız şey, zamansal dağılmanın semptomlarından sadece biri. Günümüzün zaman krizi, zamanda çeşitli aksaklıklara ve yanlış duyumlara yol açan bir diskroniden kaynaklanıyor. Zaman, düzenleyici bir ritmin eksikliğini çekiyor. Bu yüzden de ölçüsünü kaçırıyor. Diskroni, bu zamansal bozulma, zamanın adeta dönüp durmasına yol açıyor. Hayatın hızlandığı hissi, amaçsızca dönüp duran zamanın yol açtığı bir duygu aslında...
“Geleceğin temposu nasıl olacak? Hacılık veya uygun adım ilerleme çağı kesinlikle sona erdi. İnsanoğlu, kısa bir dolanıp durma döneminden sonra, bir yürüyüşçü olarak dönecek mi yeryüzüne? Yoksa yerçekimini ve çalışmanın bütün ağırlığını ardında bırakarak süzülmenin hafifliğini, boş zamanda süzülerek gezinmenin, bir başka deyişle, süzülen zamanın kokusunu keşfedecek mi?”
– Byung-Chul Han
Küçük Filozoflar 24 – Newton Ve Gökbilimciler Cemiyeti
Dürbününüze kavuşmak için kendinizi Cambridge şehrinden Güney kutbuna mancınıkla fırlattırmak istiyorsanız, atış için hesabınızı iyi yapmalısınız! En küçük bir hatada kendinizi Ay’ın gizli yüzünde, Ptolemaios, Kopernik ve Galileo’nun yanında bulabilir ve geri dönmekte zorlanabilirsiniz.
Küçük Filozoflar Dizisi, 9 - 14 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Newton ve Gökbilimciler Cemiyeti dizinin yirmi dördüncü kitabı.
Küçük Filozoflar 25 – Galileo İle Mevleviler
Küçük Filozoflar Dizisi, 9 - 14 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Galileo İle Mevleviler dizinin yirmi beşinci kitabı.
Yazarlarımızdan Chiara Pastorini bir süre diş hekimi ve ağız hastalıkları uzmanı olarak çalıştı. Ama felsefe atölyeleri düzenleyen Küçük Aydınlanma’yı kurduğundan beri önyargıları köklerinden sökmek için pensini kullanması gerekmiyor. Frédéric Morlot ise çocukken hokkabaz olmak istiyormuş, derken bir teknik üniversitenin sıralarına oturunca yoldan çıkmış ve matematikçi olmuş.
Çizerimiz Junli Song, Chicago yakınlarında yaşıyor. Güneş Dünya’nın etrafında dönmüyor olabilir, ama çizerimizin yarattığı olağanüstü serigraf baskıları ve şiirsellik yüklü gravürleri görseydi belki de yeniden görmek için dönerdi.
Küçük Filozoflar 26 – Böyle Söylüyordu Nıetzsche
Böyle Söylüyordu Nietzsche, Metis Küçük Filozoflar dizisinin 26 kitabı olarak yayımlanıyor.
Dağlarda inzivaya çekilmiş olan Nietzsche dünyanın anlamını ve yaşamın güzelliğini keşfetmiştir. İnsanların arasına dönüp onlara harika bir armağan vermek, yaşama sevincine giden sarp yolu göstermek ister.
Küçük Filozoflar Dizisi, 9 - 14 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz.
Küçük Filozoflar 28 – Parmenides Ve Güneş’in Kızı
Genç Parmenides yolda görüp peşine takıldığı Güneş’in Kızı ile birlikte evrende yolculuğa çıkıyor; Gündüz ve Gece yollarının eşiğindeki kapıda duran, bütün anahtarların muhafızı Adalet Tanrıçası Dike’den eşiği geçip hakikati öğrenmek için izin istiyorlar. Kapının arkasında “Varlık nedir? Hiçlik nedir? Olan ve olmayan nasıl düşünülebilir?” sorularının cevabını bulacaklar.
Küçük Filozoflar Dizisi, 9 - 14 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Parmenides ve Güneş’in Kızı dizinin yirmi sekizinci kitabı.
Küçük Filozoflar 30 Husserl Bilinci Nasıl Kurtardı?
Modern İnsan hasta: Tekbenciler, General Berkeley'nin başını çektiği şu korkunç yaratıklar, Modern İnsanın zihninde yaşayan Erlebnis halkını dünyadan koparmayı başardı. Ancak filozof Husserl tarafından özel olarak görevlendirilen Edmund adlı küçük Erlebnis direniyor. Acaba zamanın akışını tersine çevirebilecek, Belleğin Kapıları'ndan geçmeyi ve bilinci kurtaracak periyi bulmayı başarabilecek mi?
Küçük Filozoflar Dizisi, 9-14 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Husserl Bilinci Nasıl Kurtardı? dizinin otuzuncu kitabı.
Aristoteles Ve Büyük İskender
Aristoteles ve Büyük İskender, Metis Küçük Filozoflar dizisinin 31. kitabı.
İskender çocukken Aristoteles’in öğrencisiydi. Şimdi hükümdar olarak seferlerine başlarken savaşlarını anlatacak tarihçi ise Aristoteles’in yeğenidir. Mektuplar aracılığıyla ilerleyen kitapta hocanın gözü eski öğrencilerinin üzerindedir.
Küçük Filozoflar Dizisi, 9 - 14 yaş arası çocuklar için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz.
Uzak – Metis Yayınları
"uzak", bir cilt içinde bir araya getirilmiş iki kitaptan oluşuyor: "Tavşan Besleyene Kılavuz" ve "Özlem Çekene Kılavuz". Bu iki kitap, 1997'de yayınladığımız "yakın" adlı cilt içinde bir araya getirilecek "Ateş Yakana Kılavuz" ve "Kut Arayana Kılavuz" adlı iki kitapla, ikili / dörtlü bir bütünlük oluşturmaktadır.
Dünyaya Orman Denir
Ağaçlarla kardeş gibi yaşayan ve düşleri en az bizim gündelik yaşamımız kadar gerçek olan bir ırk, kendini "gerçekçi" Arz’lılara karşı nasıl savunabilir? "Yazmak çoğunlukla zor ama keyifli bir iştir benim için; bu öyküyü yazması kolaydı ama pek keyifli değildi. Bana hiç seçenek bırakmadı. Ülserli bir patronun sekreterine mektup yazdırması gibi yazdırdı kendini bana. Ben orman ve düş üzerine yazmak istiyordum; yani belirli bir ekolojiyi içerden bir bakışla betimlemek, biraz da Hadfield’in ve Dement’in uyku düşlerinin işlevleri ve düşün yararları üzerine görüşleriyle oynamak istiyordum. Ama patron ekolojik dengenin tahrip edilmesinden ve duygusal dengenin rededilmesinden bahsetmek istiyordu. Oyun oynamak istemiyordu. Ahlak dersi veren öyküleri pek sevmem, çoğunlukla iyilik duygusundan yoksun olurlar. Umarım bu öykü öyle değilidr. Madem bir kere ahlak dersi vermek zorunda kaldım, şunu söyleyebilirim bir tek: Don Davidson olmak Raj Lyubov olmaktan daha da acı vericidir." - Ursula K. LeGuin
Bir Günlük Yerim Kaldı İster Misiniz ?
Dört kişi var hikayemizde, kahraman sayılıp sayılmayacakları okuyucuya bırakılmış. Yaşamı düşlerinde sürdürmeyi seçmiş, dik başlı eski zaman bakiresi; dünyaya kaydını bir türlü yaptıramamanın tragedyasını komik bir imgeye dönüştürerek yadsımaya çalışan hüzünlü palyaço; yaşamla buluşmasına bitişe birkaç kala yetişen geçmişi karışık yalnız kadın; ve doğmak için ölen yaşayamamış yazar eskisi. Birkaç kişi daha var tabii, arada bir görünüp kaybolan: ölüm meleği, şeytan, ölümsüz büyücü, vesaire. Ve onlar birlikte, rastlantısal kesişme noktalarında zaman zaman buluşup ayrılarak ya da hiç buluşamayarak, hiçbir şeyin değişmediği, ama herşeyin her an farklılaştığı bir zaman diliminin hikayesini yarattılar.
Küçük Filozoflar 1 – Profesör Kantın En Çılgın Günü
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikayelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı mazanmalarını amaçlıyoruz.
Profesör Kantın En Çılgın Günü, Küçük Filozoflar dizisinin ilk kitabı. Ne bilebilirim? Ne yapmalıyım? Ne ümit edebilirim?: Königsberg Üniversitesinin kılı kırk yaran profesörü İmmanuel Kant, bir yandan hayatının en çılgın gününü yaşarken, bir yandan da bu tür soruların cevabını arıyor.
Küçük Filozoflar 2 – Descartes Amcanın Kötü Cini
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı mazanmalarını amaçlıyoruz. Descartes Amca’nın Kötü Cini, Küçük Filozoflar dizisinin ikinci kitabı.
Soğuk bir kış gecesi, bütün şehir uykuya dalmış, Descartes Amca’nın ise içine kurt düşmüş, gözüne uyku girmiyor:
İki kere iki yoksa dört etmiyor mu?
Acaba Kötü Cin beni kandırıyor mu?
Yoksa bu koca dünya bir rüya mı?
Küçük Filozoflar 4 – Karl Marxın Hayaleti
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikayelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Karl Marx’ın Hayaleti, Küçük Filozoflar dizisinin dördüncü kitabı. Merhaba, ben Karl Marx... Ne mi yapıyorum bu çarşafın altında? Uzun hikayedir bu: Sınıf kavgasının hikayesi. Acıklı bir hikaye, ama hep birlikte sonunu tatlıya bağlamaya, bir mutlu son yazmaya çalışacağız. "Filozoflar şimdiye kadar dünyayı çeşitli biçimlerde yorumlamakla yetindiler, oysa önemli olan onu değiştirmektir," diye yazan Marx, yalnızca bir filozof değil, aynı zamanda bir eylem adamıydı. Ömrünü kapitalizmin insanı nasıl sömürdüğünü anlamaya ve açıklamaya, bu düzeni değiştirmeye adadı.
Küçük Filozoflar 6 – Leibniz Mümkün Dünyaların En İyisi
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Leibniz: Mümkün Dünyaların En İyisi, Küçük Filozoflar dizisinin altıncı kitabı.
İki temel sorusu var kitabın: Bundan daha iyi bir dünya olamaz mı?
Yaşadığımız dünya olabilecek dünyaların en iyisi mi gerçekten?
Hikayemizde, Alman filozof Wilhelm Leibniz ömrünün sonlarına doğru bir akşam, bütün evreni açıklamak için yazdığı satırlara artık son noktayı koyduğunu düşünüyordu. Ne var ki küçük dostu Théodore "kötülük" sorununu anlayamamıştı: İnsanlar bu kadar büyük suçları nasıl işleyebiliyordu?
Küçük Filozoflar 8 – Diyojen Köpek Adam
Kaçın, kaçın! Diyojen geliyor... Sizinle alay edecek, zenginliğinizi küçümseyecek, gurur duyduğunuz her şeyi hiçe sayacak! Kimse onunla başa çıkamaz; Büyük İskender bile kurtulamadı onun dilinden. Çünkü Diyojen tam bir köpek: Özgür, öfkeli, yenilmez; ama aynı zamanda İnsan'ın en iyi dostu.
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Diyojen: Köpek Adam, Küçük Filozoflar dizisinin sekizinci kitabı.
Küçük Filozoflar 9 – Albert Eınsteınin Işığı
1896'da genç Einstein Münih panayırında büyük bir barakayı elektrikle aydınlatma işine soyunur. Kız kardeşi Maya ve panayırın en güçlü adamı Niels Bohr'dan başka yardımcısı yoktur. Ancak işler beklediği gibi gitmez. Einstein ve yardımcıları evrenin yasalarını keşfe çıkarlar: Zamanda yolculuk mümkün mü? Rastlantı nedir?
Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Albert Einstein'ın Işığı, Küçük Filozoflar dizisinin dokuzuncu kitabı.