Emare Sarmaşık (Ciltli)
Çocukluğumuz tohumumuzdur, tohumumuza kim su verdiyse o şekilde büyür ve yetişiriz.
Geçmişinin bir tarafı karanlık sırların gölgesinde kalan ve hayatının büyük bir kısmını hatırlamayan Minel Karaer, bir anlaşma sonucunda psikolojik rahatsızlıklara sahip bireylerin tedavi edilmek üzere toplandığı Anektod Merkezine gitmeye başlar.
İçinden bir ses Anektod Merkezinin ona yardım eli uzatmak yerine kendisini daha fazla karanlığa sürükleyeceğini söylese de o sesi göz ardı eder ancak hislerinde haklı olduğu, Korel Erezli’nin Anektod Merkezine döndüğü gün ortaya çıkar.
Vücudunun büyük bir kısmı izlerle ve dövmelerle örtülü olan Korel Erezli, sadece vücudunda değil kalbinde ve zihninde de büyük sırlar saklar.
Minel, Korel’le ilk karşılaştığı an kendisini kocaman bir labirentin içinde hisseder; bu labirentte aşk, tutku, şefkat, merhamet, öfke ve nefret vardır. Minel’in geçmişiyle savaşı başlarken, yeniden ortaya çıkan şehrin seri katili Prometheus da cinayetleriyle tekrar adından söz ettirir.
Prometheus, Minel Karaer’in peşindedir ve asıl sır tam olarak burada saklıdır.
“Korel Erezli senin kaçışların,” dedi kendinden emin bir tavırla.
“Korel Erezli senin sırların, Korel Erezli senin geçmişin, Korel Erezli senin varlığın.”
Yağmurun Gözyaşları Kalubela
Savaşlarımı tek başıma verdiğim, kendimi yapayalnız hissettiğim ve acı çektiğim zamanlarda tanıdım uzakların yakınlığını ve yakınlarımın uzaklığını. O zaman öğrendim insanın önce kendine yaslanması gerektiğini. Geriye ne kaldı derseniz; büyük yorgunluklar, affedilemeyen kırgınlıklar ve “keşke hiç tanımasaydım” diye geçmişin tozlu raflarına kaldırdığım insanlar... Bugün baktığımda, geçmişte kimseye muhtaç olmamanın ve tek başıma ayakta durmanın huzurunu yaşıyorum. İnsanları tanımak için önce onları zamana bırakmak gerekiyormuş. Bu gerçeği de yeni yeni anlıyorum. Evet, adım çoğu zaman geçimsize çıkıyor, tavırlarım çekilmez geliyor.
Ama kimse bu hale nasıl geldiğimi, neden böyle davrandığımı anlamıyor. Herkes son sahneye bakıyor. Nitekim hayat böyle. Hayaller ayrı, gerçekler ayrı… Buna olgunluk deniyor, yalnızlık deniyor, yaşanmışlık deniyor ve insan her şeye zamanla alışıyor.
Enkaz Altındakiler (Ciltli)
Kırık
aynanın
ayrılmış
parçalarında birlikteydik.
Birlikte
ve
paramparçaydık.
“Gözlerinizi açtığınızda yıkılmış bir evde uyanacaksınız. Tek çıkış yolunuz yerin altında. Kendinizi bulduğunuz çıkış noktası her bir yanı kameralarla çevrili, her yeri izlenen bir platonun içinde. Tek amacınız ise alandaki ipuçlarını takip edip evleri bulmak. Tüm yarışmacılar evleri
bulduğu an kazanan belirlenmiş olacak.
Öyleyse, sizi kaybetmemizi ister misiniz?”
Kumru, Uraz, Nisan, Eren ve Bulut… Farklı hayalleri olan ve birbirine yabancı beş genç… Enkaz Altındakiler isimli sıradışı bir televizyon yarışmasına başvurarak inanılmaz bir deneyime adım atarlar. Ancak ortaya çıkan beklenmedik gelişmelerle hayatları derinden sarsılacak ve unutamayacakları bir yolculuğa çıkacaklardır…
"Ben Kumru Sonat; buraya benim, senin, bizim, enkaz altındakilerin hikâyesini anlatmaya geldim.
Sen de enkaz altındasın,
farkında değil misin?"
Beyaz Leke Ciltli
“Bıçak sana saplanmadan acıyı hissetmeyecek misin? Unutma, acıyı hissetmiyor ve ses çıkarmıyorsan elinde bıçak tutan sensindir.”
BL
Sene 2027.
Ülkede artık yasalar değil, Krallık’ın koyduğu kurallar geçerlidir ve o kurallar kişilik haklarını zedelemekte, kendi taraflarında olmayanları suçlu saymakta, kadınlarla çocukları ikinci plana atmakta, halkın sessizleştirilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Başarılı Avukat Eftalya Atalar, yasaklı bir kitabı okuma suçundan idam cezasına çarptırılan milletvekili babası Adnan Atalar’ı kurtarmak için çaba gösterirken hayatının dönüm noktasını yaşar. Krallık’a başkaldıran BL Örgüt Lideri ve Kurucusu Mahkûm Tugay Demir Çeviker’le hapishanede tanışması kendi içinde yaşattığı başkaldırı fitilini ateşler. Bir yandan da herkesin korktuğu Örgüt Lideri aslında senelerdir bağlı olduğu Eftalya Atalar’a iç savaşın ortasında aşkı bahşeder ve zaman ilerledikçe ikisinin zekâsı ve gücü, Krallık’ı devirmek adına işler; Ölüm Timi ise geçmişten gelen sırlarıyla oradadır.
Tek istedikleri özgürlük, kaçtıkları ise ölümdür. Aşk ise bu savaşın ortasında bir mahkûmun güneşi görmesi kadar imkânsızdır.
"En büyük savaşların ortasında kurak topraklarda bile bazen çiçek açar, bombalar etki etmez, kökleri sımsıkı tutunur. Bir bakarsın renkler canlanır, güzel kokar her yer. Sen bu çiçeksin diyemem, biz bu çiçeği temsil ediyoruz diyebilirim. Özgürlüğümüze.”
Beyaz Leke
“Bıçak sana saplanmadan acıyı hissetmeyecek misin? Unutma, acıyı hissetmiyor ve ses çıkarmıyorsan elinde bıçak tutan sensindir.”
BL
Sene 2027.
Ülkede artık yasalar değil, Krallık’ın koyduğu kurallar geçerlidir ve o kurallar kişilik haklarını zedelemekte, kendi taraflarında olmayanları suçlu saymakta, kadınlarla çocukları ikinci plana atmakta, halkın sessizleştirilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Başarılı Avukat Eftalya Atalar, yasaklı bir kitabı okuma suçundan idam cezasına çarptırılan milletvekili babası Adnan Atalar’ı kurtarmak için çaba gösterirken hayatının dönüm noktasını yaşar. Krallık’a başkaldıran BL Örgüt Lideri ve Kurucusu Mahkûm Tugay Demir Çeviker’le hapishanede tanışması kendi içinde yaşattığı başkaldırı fitilini ateşler. Bir yandan da herkesin korktuğu Örgüt Lideri aslında senelerdir bağlı olduğu Eftalya Atalar’a iç savaşın ortasında aşkı bahşeder ve zaman ilerledikçe ikisinin zekâsı ve gücü, Krallık’ı devirmek adına işler; Ölüm Timi ise geçmişten gelen sırlarıyla oradadır.
Tek istedikleri özgürlük, kaçtıkları ise ölümdür. Aşk ise bu savaşın ortasında bir mahkûmun güneşi görmesi kadar imkânsızdır.
"En büyük savaşların ortasında kurak topraklarda bile bazen çiçek açar, bombalar etki etmez, kökleri sımsıkı tutunur. Bir bakarsın renkler canlanır, güzel kokar her yer. Sen bu çiçeksin diyemem, biz bu çiçeği temsil ediyoruz diyebilirim. Özgürlüğümüze.”
Serçeyi Öldürmek
Beyaz Leke 2 – Özgürlük Ciltli
“Çünkü biz yan yanayken hiçbir karanlık korkutmaz bizi, ayrıyken ise en aydınlık anlarda bile kör gibi hissederiz.”
Sene 2028.
Krallık’ın yönettiği ülkede sefalet artmış, işler çığırından çıkmaya başlamıştır.
Eftalya Atalar ve Tugay Demir Çeviker, Krallık’ı yıkmak için planlar yapmaya başlar.
Direniş gitgide güçlenir ve Adnan Atalar’ın sırları bir bir açığa çıkar.
BL örgütünün içinde bile geçmişin gölgeleri ve ihanetin izleri saklıdır.
Tek istedikleri özgürlük, kaçamadıkları ise savaştır.
Aşk ise bu savaş meydanının ortasında en güçlü duygu olarak kalplerinde atmaya devam edecektir ve birbirlerine olan zaafları onların bu savaştaki en güçsüz tarafıdır.
“Her gözyaşı bir yangın, her saç teli bir urgan, her veda ise bir solmuş çiçek.”
Beyaz Leke 2 – Özgürlük Karton Kapak
“Çünkü biz yan yanayken hiçbir karanlık korkutmaz bizi, ayrıyken ise en aydınlık anlarda bile kör gibi hissederiz.”
Sene 2028.
Krallık’ın yönettiği ülkede sefalet artmış, işler çığırından çıkmaya başlamıştır. Eftalya Atalar ve Tugay Demir Çeviker, Krallık’ı yıkmak için planlar yapmaya başlar. Direniş gitgide güçlenir ve Adnan Atalar’ın sırları bir bir açığa çıkar. BL örgütünün içinde bile geçmişin gölgeleri ve ihanetin izleri saklıdır.
Tek istedikleri özgürlük, kaçamadıkları ise savaştır. Aşk ise bu savaş meydanının ortasında en güçlü duygu olarak kalplerinde atmaya devam edecektir ve birbirlerine olan zaafları onların bu savaştaki en güçsüz tarafıdır.
“Her gözyaşı bir yangın, her saç teli bir urgan, her veda ise bir solmuş çiçek.”
Kayıp Yansıma Ciltli
"Bir başkası seni ısıtmak için ne kadar gönüllü olursa olsun, benim soğukluğumu arayacaksın.”
Akyazı’da sırlar, hiçbir zaman sır olarak kalmaz.
Mira Altınok, asi, kural tanımaz bir kızdır ve Akyazı’ya döndüğünde geçmişini tıpkı bir zamanlar terk ettiği kasaba gibi arkasında bıraktığına inanmaktadır. Onu bekleyen tek zorluğun nefret ettiği adam olan Poyraz Özkılıç’la aynı kasabada yaşamak olacağını zanneder. Ve sonra bir gün, bir katilden bilmeceler almaya başlar. Artık tek arzusu bu kanlı kedi fare oyunundan sağ çıkmaktır.
Lina Altınok ikiz kız kardeşinin aksine ailesinin pırlanta çocuğudur. Kusursuzca piyano çalar, derslerinde her zaman başarılıdır, kendi gibi popüler bir erkek arkadaşı vardır. Hayatı tam anlamıyla mükemmeldir. Ailesinin ona koyduğu kurallara her zaman uymaktadır. Biri hariç: kasabanın en zengin ailesinin serseri oğlu Egemen'den uzak durmak.
Ve bir gün, ışıltılı balo gecesinde korku dolu kâbuslarını yaşarlar.
Yağmur damlaları yüzümüzü yalayıp geçerken, “Garip,” dedi Ege. Saçları çoktan ıslanmıştı.
“Bu mevsimde Akyazı’ya yağmur yağmazdı.”
“Biliyor musun, okuduğum bir kitaba göre iyi biri ölürse o şehir yas tutup ağlıyormuş.”
Başını arkaya yatırıp bir kahkaha attı. “Desene sen öldüğünde bu şehir sular altında kalacak.”
Kayıp Yansıma Karton Kapak
"Bir başkası seni ısıtmak için ne kadar gönüllü olursa olsun, benim soğukluğumu arayacaksın.”
Akyazı’da sırlar, hiçbir zaman sır olarak kalmaz.
Mira Altınok, asi, kural tanımaz bir kızdır ve Akyazı’ya döndüğünde geçmişini tıpkı bir zamanlar terk ettiği kasaba gibi arkasında bıraktığına inanmaktadır. Onu bekleyen tek zorluğun nefret ettiği adam olan Poyraz Özkılıç’la aynı kasabada yaşamak olacağını zanneder. Ve sonra bir gün, bir katilden bilmeceler almaya başlar. Artık tek arzusu bu kanlı kedi fare oyunundan sağ çıkmaktır.
Lina Altınok ikiz kız kardeşinin aksine ailesinin pırlanta çocuğudur. Kusursuzca piyano çalar, derslerinde her zaman başarılıdır, kendi gibi popüler bir erkek arkadaşı vardır. Hayatı tam anlamıyla mükemmeldir. Ailesinin ona koyduğu kurallara her zaman uymaktadır. Biri hariç: kasabanın en zengin ailesinin serseri oğlu Egemen'den uzak durmak.
Ve bir gün, ışıltılı balo gecesinde korku dolu kâbuslarını yaşarlar.
Yağmur damlaları yüzümüzü yalayıp geçerken, “Garip,” dedi Ege. Saçları çoktan ıslanmıştı.
“Bu mevsimde Akyazı’ya yağmur yağmazdı.”
“Biliyor musun, okuduğum bir kitaba göre iyi biri ölürse o şehir yas tutup ağlıyormuş.”
Başını arkaya yatırıp bir kahkaha attı. “Desene sen öldüğünde bu şehir sular altında kalacak.”
Bazı İnsanlar Böyle Yaşar – 4 Ciltli
Müzayedeye katılan Lina ve Aral, kendilerini bir sirk gösterisinin ortasında bulduğunda başrol olduklarını fark etmeleri uzun sürmez. Sirkin perdeleri kapanmamak üzere açıldığında ise oyun başlar ve gerçek ile illüzyon birbirine karışır. Yaşam ile ölüm arasında tercihler yapmak zorunda kalan Lina, damarlarında akan kanı inkâr edemeyecek durumdadır. Ortaçağ’dan bu yana kanında taşıdığı DNA onun için bir lanet, Circus için bir lütuftan ibarettir ve Yüksek Şûra’nın bunun peşini bırakmaya niyeti yoktur. Gölgesinde yetişmiş üç cennet çiçeğinden biri ayaklarına dolanarak onu da yeraltına çekmek ister. Lina ya mecburiyet tasmasını takacak ya da sevdiklerini bir bir darağacına uğurlayacaktır…
Damarlarımda akan ağır kan… Üzerimde taşıdığım ruh yalnızca yedi gram. Al benden neyimi istiyorsan. Kendisine olan saygısını da yitirdiğinde ne yapar insan? Kim açar kapısını, kendinden bile kaçsan? Kalmak mı zor gitmek mi? Otuz beş binde verilen bir karar… Hangisi yaşatır, hangisi derinden yaralar? Verilmesi zor cevaplar… Tek tesellisiyse; bazı insanlar böyle yaşar… Bu hayatı mutlaka kazanacağım Aral…
Bazı İnsanlar Böyle Yaşar – 4 Karton Kapak
Müzayedeye katılan Lina ve Aral, kendilerini bir sirk gösterisinin ortasında bulduğunda başrol olduklarını fark etmeleri uzun sürmez. Sirkin perdeleri kapanmamak üzere açıldığında ise oyun başlar ve gerçek ile illüzyon birbirine karışır. Yaşam ile ölüm arasında tercihler yapmak zorunda kalan Lina, damarlarında akan kanı inkâr edemeyecek durumdadır. Ortaçağ’dan bu yana kanında taşıdığı DNA onun için bir lanet, Circus için bir lütuftan ibarettir ve Yüksek Şûra’nın bunun peşini bırakmaya niyeti yoktur. Gölgesinde yetişmiş üç cennet çiçeğinden biri ayaklarına dolanarak onu da yeraltına çekmek ister. Lina ya mecburiyet tasmasını takacak ya da sevdiklerini bir bir darağacına uğurlayacaktır…
Damarlarımda akan ağır kan… Üzerimde taşıdığım ruh yalnızca yedi gram. Al benden neyimi istiyorsan. Kendisine olan saygısını da yitirdiğinde ne yapar insan? Kim açar kapısını, kendinden bile kaçsan? Kalmak mı zor gitmek mi? Otuz beş binde verilen bir karar… Hangisi yaşatır, hangisi derinden yaralar? Verilmesi zor cevaplar… Tek tesellisiyse; bazı insanlar böyle yaşar… Bu hayatı mutlaka kazanacağım Aral…
Ateşten Tezahürat Ciltli
Ateşten Tezahürat Karton Kapak
Tatsız Bir Öykü Ciltli
Yeni kitabını yazmak için sakin bir yer arayışına giren genç yazar Öykü, imza gününe gittiği bir kasabaya hayranlık duyar ve buraya yerleşmeye karar verir. Tüm kasaba sakinleri, ne kadar güvenli ve huzurlu olduğundan bahsetse de Öykü burada kaldıkça işlerin aslında göründüğü gibi olmadığının farkına varır. Kendisini gizemlerle ve kayıplarla dolu esrarengiz bir gerilimin içinde bulur.
Ne kadar yaklaştığını nefes seslerinden anlayabiliyordum.
Her bir adımı beni ölümün ucuna sürükleyen bir vahşetti.
Her saniye hem kaderim hem kederimdi.
Şeytan gökyüzünden inmişti ama artık melekler de masum değildi.
Tatsız Bir Öykü
Yeni kitabını yazmak için sakin bir yer arayışına giren genç yazar Öykü, imza gününe gittiği bir kasabaya hayranlık duyar ve buraya yerleşmeye karar verir. Tüm kasaba sakinleri, ne kadar güvenli ve huzurlu olduğundan bahsetse de Öykü burada kaldıkça işlerin aslında göründüğü gibi olmadığının farkına varır. Kendisini gizemlerle ve kayıplarla dolu esrarengiz bir gerilimin içinde bulur.
Ne kadar yaklaştığını nefes seslerinden anlayabiliyordum.
Her bir adımı beni ölümün ucuna sürükleyen bir vahşetti.
Her saniye hem kaderim hem kederimdi.
Şeytan gökyüzünden inmişti ama artık melekler de masum değildi.
Hükümran 2 – Ateş Kırağı Ciltli
Yaşın on yedi…
Ama hayat sana küçüksün diye acımaz ki.
Düşmanım dediği adamla aynı masaya oturduğu günden sonra Berzâh; yaşayacağı tek ikilemin, geçmişte kalmış gerçeğin peşine düşmekle kaçıp gitmek arasında olacağını sanırken bambaşka bir kapana kısılır. Bir zamanlar bileklerini saran o kelepçe şimdilerde kalbine takılmıştır. Nereye baksa gördüğü simsiyah gözler onu avuçlarına almış ve kaçacak bir yer bırakmamıştır.
Berzâh’ın esas kimliğini ailesinden ve düşmanlarından saklamaya çalışan Aybars, aynı anda birden fazla cephede savaşırken yorgun düşer fakat onu asıl tüketen; günün sonunda kollarında uyuyan, güzel yüzlü yabancıdır. Davetsiz bir misafir gibi kapıya dayanan aşk, kuvvetli bir kasırga olup esmeye başlar hayatında. Gece olup karanlık çöktüğünde bir yangın harlanır göğsünde. Çünkü kalp rotasından çıkmış, akıl yolunu şaşırmıştır. Bazı kararlar alınmalı, bazı seçimler yapılmalıdır ama nafile…
Her kıyamet, kopacaktır zamanı geldiğinde.
”Belki…” dedi acının düştüğü sesiyle.
“Bir filmin aynı sahnesinde akmıştır gözyaşlarımız.
Söylesene… Hiç mi yok seninle aynı acıya yanmışlığımız?”
Hükümran 2 – Ateş Kırağı
Yaşın on yedi…
Ama hayat sana küçüksün diye acımaz ki.
Düşmanım dediği adamla aynı masaya oturduğu günden sonra Berzâh; yaşayacağı tek ikilemin, geçmişte kalmış gerçeğin peşine düşmekle kaçıp gitmek arasında olacağını sanırken bambaşka bir kapana kısılır. Bir zamanlar bileklerini saran o kelepçe şimdilerde kalbine takılmıştır. Nereye baksa gördüğü simsiyah gözler onu avuçlarına almış ve kaçacak bir yer bırakmamıştır.
Berzâh’ın esas kimliğini ailesinden ve düşmanlarından saklamaya çalışan Aybars, aynı anda birden fazla cephede savaşırken yorgun düşer fakat onu asıl tüketen; günün sonunda kollarında uyuyan, güzel yüzlü yabancıdır. Davetsiz bir misafir gibi kapıya dayanan aşk, kuvvetli bir kasırga olup esmeye başlar hayatında. Gece olup karanlık çöktüğünde bir yangın harlanır göğsünde. Çünkü kalp rotasından çıkmış, akıl yolunu şaşırmıştır. Bazı kararlar alınmalı, bazı seçimler yapılmalıdır ama nafile…
Her kıyamet, kopacaktır zamanı geldiğinde.
”Belki…” dedi acının düştüğü sesiyle.
“Bir filmin aynı sahnesinde akmıştır gözyaşlarımız.
Söylesene… Hiç mi yok seninle aynı acıya yanmışlığımız?”
Karantina 1. Perde Film Özel Baskı
Mahşerin Dört Atlısının Hikâyesi
“Sadece bedenlerimizi değil, ruhlarımızı da karantinaya aldılar.
Ne bu karantinadan çıkabiliyoruz ne de birbirimizden ayrılabiliyoruz.
Bundan sonraki tek savaşımız bu karantinadan kurtulmak.
Kurtulduğumuzda da birlikte olacağız ama özgür…
Savas bitti ve biz sag kaldık.
Savas bitti ve biz hâlâ ayaktayız.”
Zeynep, yeni okuluna başladığı ilk gün kendini bir felaketin ortasında bulmuştu. Salgın bir hastalık nedeniyle okulu karantinaya alınmış, akşamında ise kendini okulun karanlık koridorlarında bir kız öğrencinin cesedinin başında bulmuştu. Üstelik yalnız değildi, onlar da yanındaydı; mahşerin diğer üç atlısı.
Bu, yalnızca bedenleri değil ruhları da karantinaya alınmış dört kişinin hikâyesi.
Bu, onların özgürlüklerine ulaşmak için yaşadıkları esaretin hikâyesi.
Bu, birbirlerinin her şeyi haline gelen, gökyüzündeki son yıldız yanıp kül oluncaya kadar birlikte olacaklarına söz veren dört arkadaşın hikâyesi.
Bu, mahşerin dört atlısının hikâyesi.
Şimdi, bizimle misiniz?
Mükemmel Eşleşme
Her genç kız bir gün taç takmanın hayalini kurardı.
Flört uygulamasını indirdiğim her seferinde aynı adamla eşleşmek kadar romantik bir şey olamazdı. Aşırı seksi miydi? Evet. Yasak bölge miydi? Kesinlikle evet.
Evren benden nefret ediyor olmalıydı.
Cole Kincaid abimin en iyi arkadaşıydı ve lisedeyken ona abayı yakmıştım. Şimdiyse Heston Üniversitesi hokey takımında babamın yardımcı koçu olmak için kasabaya geri dönmüştü. Onu görünce, tamamen sönmemiş hislerim anında alevlenmişti. Ama biz mümkün değildik. Hiç olmamıştık.
Kötü bir ayrılık döneminden geçiyordum ve yeni yıla yalnız girme düşüncesi katlanılmazdı. Ben de hemen bir flört uygulaması indirdim ve kendimi silip silip tekrar indirme döngüsüne kaptırdım. Ve Cole’la eşleştim. Her seferinde.
Kış boyunca herkesten gizli takılmayı kabul ettiğimizde aramızdakilerin ciddileşmesini beklemiyordum. Ama oynadığımız küçük oyunun risklerini anlamamıştık. Koyduğumuz sınırlar bulanıklaştığında hayatlarımız kökünden değişecekti.
Zamansız – İndigo Kitap
Bir yazar olan Rosanna Camborne zihnindeki karakterleri kelimelere dökmeyi planladığı esnada olaylar bambaşka gelişir. İlkel bir zamana ve hayal gücündeki canlıların bile ötesinde bir dünyaya geçtiğinde yazmayı planladığı kötü karakter artık tam karşısındadır:
Blake Nightingale.
Rosanna yabancısı olduğu bu zamanda, Efendi Nightingale tarafından tutsak edilirken bir yandan kimliğini gizleyerek hayatta kalmaya bir yandan da büyüleri ve tehlikeli yaratıkları aşmaya çalışır. Efendi’nin gazabından korkup onun baş savaşçısı Gölge’nin karanlığına da bir o kadar sığındığı bu dünyada Rosanna Camborne, kurgusunun başkarakteri çoktan olmuştur.
"Soğuk beni sarıp varlığımı sonsuza kadar işkence etmek için dondururken aklımda tek bir şey vardı... Şeytanın cehennem ateşinde yaktığı koca bir yalandı.”
"Annemin kitaplarını incelerken bazı büyülere rastlarım," dedi kulağı okşayan bir sesle. "Onları sadece kendisi için yazmış, başka kimse anlamasın diye karmaşıklaştırmış. Onları anlamaya çalışmak beni heyecanlandırırdı."
Kaşlarımı hafifçe çattığımda dudaklarındaki kıvrım daha da büyüdü.
"Sen de o çözülmesi zor büyüler gibisin."
Zamansız – İndigo Kitap
Bir yazar olan Rosanna Camborne zihnindeki karakterleri kelimelere dökmeyi planladığı esnada olaylar bambaşka gelişir. İlkel bir zamana ve hayal gücündeki canlıların bile ötesinde bir dünyaya geçtiğinde yazmayı planladığı kötü karakter artık tam karşısındadır:
Blake Nightingale.
Rosanna yabancısı olduğu bu zamanda, Efendi Nightingale tarafından tutsak edilirken bir yandan kimliğini gizleyerek hayatta kalmaya bir yandan da büyüleri ve tehlikeli yaratıkları aşmaya çalışır. Efendi’nin gazabından korkup onun baş savaşçısı Gölge’nin karanlığına da bir o kadar sığındığı bu dünyada Rosanna Camborne, kurgusunun başkarakteri çoktan olmuştur.
"Soğuk beni sarıp varlığımı sonsuza kadar işkence etmek için dondururken aklımda tek bir şey vardı... Şeytanın cehennem ateşinde yaktığı koca bir yalandı.”
"Annemin kitaplarını incelerken bazı büyülere rastlarım," dedi kulağı okşayan bir sesle. "Onları sadece kendisi için yazmış, başka kimse anlamasın diye karmaşıklaştırmış. Onları anlamaya çalışmak beni heyecanlandırırdı."
Kaşlarımı hafifçe çattığımda dudaklarındaki kıvrım daha da büyüdü.
"Sen de o çözülmesi zor büyüler gibisin."
Ölümsüzlük
Perde arkasında daima ipleri elinde tutan kadınlar vardır. Tarih bizi görmez ama onu biz yazarız. Gizli gizli cerrahlık yapan bir kadın Hazel Sinnett geçen yıl yaşananların hayal gücünün bir ürünü olduğuna ikna olmuştu. Üstüne üstlük Jack’in yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyordu. Artık bütün hayatı kendi tıp incelemesini yazmak ve onu gizlice çağıran hastaların yardımına koşmaktan ibaretti. Ülkenin umudu olan hasta bir prenses Bir hastasının hayatını kurtarmak hapse tıkılmasıyla sonuçlanınca Hazel pis bir hücrede idamını beklemeye başlamıştı. Ta ki kraliyet tarafından Prenses Charlotte’ın özel doktoru olması için İngiltere’ye çağırılana kadar. Prenses’in ülkenin önde gelen erkek doktorlarının çözemediği gizemli bir rahatsızlığı vardı ve müstakbel Kraliçe’nin kurtarılması büyük önem taşıyordu. Üstelik şimdi bütün sorumluluk Hazel’daydı.
Ölüm Yoldaşları adında gizemli bir topluluk Çok geçmeden Hazel, yetenekli sanatçılar ve biliminsanlarından oluşan Ölüm Yoldaşları’nın yastığına bir not bırakmasıyla sarayın şaşaasına ve romantizmine çekilmişti. Ancak herkesin saklayacak bir şeyi olduğunu fark edecek ve tehlikede olan tek şeyin cerrahlık kariyeri olmadığını keşfedecekti. Monarşiye karşı kötü planlar devreye sokulmuştu ve Hazel bunları durdurabilecek tek kişi olabilirdi.
Ölüm Portresi 2 Ciltli
Okyanusun karanlık bir yanı olduğunu boğulmadan öğrenemezsin.
Hera Yarkan ve Atlas Katrivas.
İsimlerimiz gazete kâğıtlarında yıllarca anılır, hakkımızdaki her gerçek birer birer kaleme alınırdı. Önümdeki deftere karaladığım güçsüz hayallerde bile biz herhangi birisi olmazdık.
Onunla aynı masaya oturduk, aynı evi paylaştık.
Geleceğimi, geçmişimi birlikte kurduk fakat hiçbir zaman hayal ettiğimiz o hayata sahip olamadık.
Karşısına oturup uzun uzun kazanacağımızdan bahsederken bile bir yanım onu terk edeceğim gerçeğiyle yüzleşirdi. Sanki gözlerime bakarsa bütün bu savaştan vazgeçip gidermiş gibi utanır, gözlerini kaçırırdı benden.
Bir felaketin içindeydik. Fakat ben…
Yine de onu severdim.
Her şeye rağmen.
Çünkü kalbimdeki kara deliğin içerisinde yok olduğunu hissetmediğim tek duygu buydu. Atlas’a karşı duyduğum sevgi bana yaşadığımı ve hâlâ var olduğumu hissettirirdi.
Ben onun açtığı yaraya bile sadıktım. Göğsümde hissettiğim yakıcı hisse, onun için aldığım nefese, kalbime sığmayan acıya, benden çalınanlara bile sıkı sıkı bağlıydım.
O ise... Atlas’tı işte.
Her şeye rağmen kendini benim için feda eder, sonu ne olursa olsun yine evine, yanıma döneceğini söylerdi.
Bir fotoğraf karesinde gülümserken kısılan gözlerimi sol cebinde, kalbinin tam üstünde taşırdı.
Eski bir masalda anmışlar ismimizi.
Ve senden önce bendeki sen kavramış belimi.
Dudaklarımda yokluğunun bıraktığı yanık izleri.
Sevgilim, son bir nefes kaldı aşka.
Korkarım, yaralanmandan. Uzatma ellerini bana.
Ölüm Portresi 2
Okyanusun karanlık bir yanı olduğunu boğulmadan öğrenemezsin.
Hera Yarkan ve Atlas Katrivas.
İsimlerimiz gazete kâğıtlarında yıllarca anılır, hakkımızdaki her gerçek birer birer kaleme alınırdı. Önümdeki deftere karaladığım güçsüz hayallerde bile biz herhangi birisi olmazdık.
Onunla aynı masaya oturduk, aynı evi paylaştık.
Geleceğimi, geçmişimi birlikte kurduk fakat hiçbir zaman hayal ettiğimiz o hayata sahip olamadık.
Karşısına oturup uzun uzun kazanacağımızdan bahsederken bile bir yanım onu terk edeceğim gerçeğiyle yüzleşirdi. Sanki gözlerime bakarsa bütün bu savaştan vazgeçip gidermiş gibi utanır, gözlerini kaçırırdı benden.
Bir felaketin içindeydik. Fakat ben…
Yine de onu severdim.
Her şeye rağmen.
Çünkü kalbimdeki kara deliğin içerisinde yok olduğunu hissetmediğim tek duygu buydu. Atlas’a karşı duyduğum sevgi bana yaşadığımı ve hâlâ var olduğumu hissettirirdi.
Ben onun açtığı yaraya bile sadıktım. Göğsümde hissettiğim yakıcı hisse, onun için aldığım nefese, kalbime sığmayan acıya, benden çalınanlara bile sıkı sıkı bağlıydım.
O ise... Atlas’tı işte.
Her şeye rağmen kendini benim için feda eder, sonu ne olursa olsun yine evine, yanıma döneceğini söylerdi.
Bir fotoğraf karesinde gülümserken kısılan gözlerimi sol cebinde, kalbinin tam üstünde taşırdı.
Eski bir masalda anmışlar ismimizi.
Ve senden önce bendeki sen kavramış belimi.
Dudaklarımda yokluğunun bıraktığı yanık izleri.
Sevgilim, son bir nefes kaldı aşka.
Korkarım, yaralanmandan. Uzatma ellerini bana.
İs Kokan Zeytin Ağacı 2 (Karton Kapak)
“Güneş, ışıklarını sende taşıyor sanki.
Yaz günü göğe bakınca nasıl kamaşıyorsa gözlerim, mevsim fark etmeksizin sana bakınca da aynısını yaşıyorum.”
İlteriş’te gerçekleşen bomba saldırılarının ardından savaş artık daha da çetin bir hale gelmiştir. Karahan’da birçok şehir yerle bir olurken hayatta kalanların bir kısmı başka ülkelere göç etmeye başlar. Ülkede her şey kötüye giderken Yusuf Agâh’la Mihra’nın arasındaki aşk, zor günlere meydan okurcasına büyür ve zirvesini kara bulutların sardığı dağların arasında parlak bir güneş gibi açar. Ancak bu güneşin yaydığı ışık, bombaların saçtığı alevleri bastırmaya yetecek midir?
“Döneceksin, değil mi?”
“Yaşadığım müddetçe benim yerim senin yanındır, Mihra. Yaşadığım müddetçe döneceğim sana.”
Kırık İnci (Karton Kapak)
Ben İnci Altınsoy’dum. En zayıf halkaydım ama o halka boğazlarına dolanıp kestiğinde benimle daha yeni tanışacaklardı ve o gün benim merhametim olmayacaktı.
Yaşadığı kayıplardan sonra hayatı tepetaklak olan sosyetik güzel İnci, kendini hiç beklemediği bir anda miras oyunlarının, ihanetlerin ve entrikaların ortasında bulur.
Bütün bunlarla başa çıkmaya çalışırken hayattaki en büyük şansı mı yoksa şanssızlığı mı olduğunu bilmediği Kılıç ile yolları tekrar kesişir.
Onu her şeyden ve herkesten koruyan gözalıcı koruması Kılıç, yaşadığı zor günlerinde en büyük destekçisi olur.
Sırlar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştır. Peki İnci öğrendiği gerçeklerle yaşamayı başarabilecek midir?
“Labirentin sonunda adalet vardı ancak labirentin yolunda hainler ve kan da vardı. Öldüğümü sandım ama bugün yeniden doğdum. Ben İnci Altınsoy’dum ve ne pahasına olursa olsun, ailemin intikamını alacaktım.”
Kalpsiz Avcı
PEŞİNE DÜŞTÜĞÜM BEN MİYİM YOKSA İÇİMDEKİ CANAVAR MI?
Bu hikâyede o kimdi?
Kahraman mı, suçlu mu yoksa aptal mı?
Kanlı isyanın ardından Cadıların Saltanatı devrilmişti. Yeni Çağ’da artık büyüleri yüzünden avlanıyor ve vahşice öldürülüyorlardı. Rune toplum içinde partilere düşkün sığ bir aristokrat maskesi takarken gecelerini Kızıl Güve olarak geçiriyor, öldürülmek üzere tutuklanan cadıları kaçırıyordu.
Yanlış ipucunun izini sürdüğü bir kurtarma operasyonu sarpa sarınca Kan Muhafızları’nın ilgisini başka yöne çekebilmek için cadılara olan nefretiyle bilinen Yüzbaşı Gideon Sharpe’la flört etmeye başlayacaktı.
Gideon, Rune’un sürdüğü abartılı, yüzeysel hayattan nefret ediyordu. Ama Kızıl Güve’nin tutsakları Rune’un gemileriyle kaçırdığını öğrendiğinde bilgi toplamak için sosyal çevresine girerek onunla yakınlaşması gerekecekti.
Sokaklar katledilmiş muhafızlarla dolup taşıyor, cadılar birer birer idam ediliyordu. Gideon ve Rune gerilimin gitgide tırmandığı bu ortamda birbirleriyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynarken muazzam bir tehlike onları bekliyordu: Yalanları aşka dönüşüyordu.
Real Madrid Rüyası
“Bu kitap ünlü kulübün temel işleyişine dair tam ve kapsamlı bir araştırma. Tarafsız ve hassas bir dokunuşla tamamlanmış zihin açıcı bir anlatım.”
—SÖR ALEX FERGUSON, 1986-2013 Manchester United teknik direktörü
Real Madrid dünya üzerindeki en başarılı spor takımıdır. Kulüp, onun üzerinde UEFA Şampiyonlar Ligi kupası dahil olmak üzere, diğer tüm spor takımlarından daha fazla kupaya sahiptir. Ancak bu parlak başarının ardındaki hikâye, oyuncuların ve teknik direktörlerin ötesine geçmektedir. Genellikle göze çarpmayan nokta, çoğunlukla dışarıdan gelenlerden oluşan bir yönetim ekibinin takımı iflasın eşiğinden alıp dünyanın en değerli spor örgütü haline getirmesidir.
Peki Real Madrid böylesine olağanüstü bir başarıya nasıl ulaştı? Columbia Business School’da misafir öğretim üyesi olarak çalışan Steven G. Mandis, bu konuyu enine boyuna incelemektedir. Eşi benzeri görülmemiş bir perde arkası erişim imkânı olan Mandis, bir spor takımının hem saha içi hem de ticari yönlerini titizlikle analiz eden ilk araştırmacıdır. Öğrendikleri tam anlamıyla beklenmediktir ve moneyball stratejisiyle beslenen veri analizlerinin, takımın başarısının arkasında bulunan birincil araç olduğu yönündeki genel kanıya meydan okumaktadır. Aksine, Real Madrid’in oyuncu seçiminden finansal yönetimine kadar hem saha içinde hem de saha dışındaki kazanma formülü, stratejiyi taraftar kitlesinin kültürü ve değerleriyle uyumlu hale getirmesine dayanmaktadır.
1990’ların sonlarında Real Madrid’in başına geldiği gibi, en yetenekli (ve en pahalı) oyuncuların peşinden koşmak, bir galibiyet rekorunun reçetesi olabileceği gibi bir finansal felakete de yol açabilir. Real Madrid yönetimi, kulübün Real Madrid camiasına hizmet etmek için var olduğuna inanmaktadır.
“Daha önce eşine benzerine rastlanmamış bir perde arkası erişimle yazılmış bu kitap hem saha içi hem de saha dışı performansı analiz eden, herhangi bir spor takımı hakkında bugüne dek yapılmış en eksiksiz çalışma olup çıkarımları hayranlık uyandırıcıdır.”
—DAVID STERN, NBA onursal komisyon üyesi
“Kitap Real Madrid’in, futbolun ve sporun tüm gizemine ustalıkla nüfuz ediyor. Arka planına odaklanıp toplantı ve soyunma odalarındaki gerçeklere farklı bir bakış açısı sunuyor.”
—RAY HUDSON, İngiliz emekli futbolcu ve eski MLS koçu
“Mandis bize topluluk markalarının inanılmaz gücünü açıklıyor. Bu kavramda küresel toplum, markaya öyle derin bir tutkuyla bağlıdır ki bu marka kişilerin bireysel kimliği, değerleri ve çok daha fazlasıyla özdeşleşir.”
—ANDREW MESSICK, IRONMAN CEO’su
“Eğer NFL, MLB ya da NBA seviyorsanız bu kitabı muhakkak okumalısınız çünkü tuttuğunuz takıma bakış açınızı değiştirecek.”
—GEOFF POPE, 2008 yılı XLII Super Bowl Şampiyonu
“Mandis’in iş dünyası ve akademik dünyadaki eşsiz geçmişi ve sahip olduğu objektif bakış açısı, her Madridlinin kütüphanesinde bulunması gereken bu önemli kitabı ortaya çıkarmıştır.”
—GABE LEZRA, ManagingMadrid.com’un kurucusu
“Real Madrid Yöntemi, efsanevi bir spor kulübünün başarı formülü hakkında çığır açıcı bilgiler sunuyor.”
—VINCE GENNARO, Columbia Üniversitesi Spor Yönetimi Yüksek Lisans Programı direktörü
“Real Madrid Rüyası hem sporseverler hem de yöneticiler için eşit derecede eğitici ve ilham verici.”
—LINDSAY MCGREGOR ve NEEL DOSHI, Vega Factor’ın kurucu ortakları ve The New York Times
çoksatanlar listesindeki Primed to Perform kitabının ortak yazarları
Bitiş Çizgisi – İndigo Kitap
İki düşman aile.
Chapman ve Miller.
İki düşman âşık.
Nora ve Andre.
Bir süredir hayranı olduğu yeni tasarım araba motorunu rakip şirketin kapısında gördüğünde hiç çekinmeden rüyalarını süsleyen aracı inceleyen Nora Chapman, bir akşam arabanın sahibi Andre Miller’ı karşısında bulur. Nora, tüm dünyada spor arabaların tanrısı lakabıyla bilinen Miller şirketinin vârisi Andre kendisine akşam yemeği teklif ettiğinde onu alaya alacak kadar akıllıdır çünkü Millerlar babasının en büyük düşmanıdır.
Kafasına koyduğu her şeyi yapan Andre Miller, onu reddeden kadının sıklıkla araba yarışlarına katıldığı Pist-On yarış pistine giderek Nora’ya kendi arabasına binmesi için meydan okur.
Nora meydan okumayı kabul edip sağ koltuğa oturduğunda Andre, kazanmak zorunda olduğunu bilir.
Nora, babasının övgüsünü kazanmak ve şirketin en üst katlarına terfi etmek için Andre’yi oyuna getirdiğinde iki düşman ailenin çocukları arasında bir savaş başlar. İntikam ateşiyle tutuşan Nora ve Andre, bu ateşin ikisini de yaktıktan sonra küllerinden bir aşk doğuracağından habersizlerdir.
“Bu sefer yanlış yere kaçtın, güzelim.
O dağın tepesinde tüm yollar bana çıkar.”
Bitiş Çizgisi Ciltli
İki düşman aile.
Chapman ve Miller.
İki düşman âşık.
Nora ve Andre.
Bir süredir hayranı olduğu yeni tasarım araba motorunu rakip şirketin kapısında gördüğünde hiç çekinmeden rüyalarını süsleyen aracı inceleyen Nora Chapman, bir akşam arabanın sahibi Andre Miller’ı karşısında bulur. Nora, tüm dünyada spor arabaların tanrısı lakabıyla bilinen Miller şirketinin vârisi Andre kendisine akşam yemeği teklif ettiğinde onu alaya alacak kadar akıllıdır çünkü Millerlar babasının en büyük düşmanıdır.
Kafasına koyduğu her şeyi yapan Andre Miller, onu reddeden kadının sıklıkla araba yarışlarına katıldığı Pist-On yarış pistine giderek Nora’ya kendi arabasına binmesi için meydan okur.
Nora meydan okumayı kabul edip sağ koltuğa oturduğunda Andre, kazanmak zorunda olduğunu bilir.
Nora, babasının övgüsünü kazanmak ve şirketin en üst katlarına terfi etmek için Andre’yi oyuna getirdiğinde iki düşman ailenin çocukları arasında bir savaş başlar. İntikam ateşiyle tutuşan Nora ve Andre, bu ateşin ikisini de yaktıktan sonra küllerinden bir aşk doğuracağından habersizlerdir.
“Bu sefer yanlış yere kaçtın, güzelim.
O dağın tepesinde tüm yollar bana çıkar.”
Sıfır Kilometre Film Özel Baskı
“Tüm bu belirsizliklerin ortasında emin olduğum bir şey vardı: O buradaydı ve artık yıldızlarla doluydu üstümüzü kaplayan bu gökyüzü... Her ne olursa olsun, her nasıl olursa olsun.”
Birbirimizi uzaktan uzağa sevmek bir göldü, biz de o göle atlayan iki balıktık.
O ufacık gölün içerisinde birbirimizi bulduk ve hiç kaybetmeyiz sandık.
Oysa hiçbir şey sandığımız kadar kolay olmadı.
Yan yana olmak koskoca bir denizdi ve biz bu denizde birbirimizi kaybettik.
Binlerce kilometreyi aştık, birbirimize geldik.
Oysa şimdi her zamankinden zor bir savaş bekliyor bizi, buram buram hissediyorum bunu.
Sonra kulaklığımı takıyorum, telefonumu atıyorum cebime, kendi kendime fısıldamaya başlıyorum içimden…
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Bir kez daha tekrar ediyorum:
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Sonra bir kez daha…
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Ben İzmir ve bu benim evimi bulma hikâyem.
İzmir ve Ege'nin ışıklarla dolu karanlık dünyalarının hikâyesi devam ediyor... Üstelik aralarındaki mesafe artık sıfır kilometre!
Işıklarınızı yeniden yakmaya geliyoruz, hazır mısınız?
Dünyayı Değiştiren Konuşmalar
Savaş çağrılarından ateşkeslere, özgürlük isyanlarından ilham kaynağı sözlere, kutlamalardan anmalara kadar birçok konuşmayı derleyen bu merak uyandıran antoloji, önemli figürlerin seslerini tarihsel bağlamda bir araya getiriyor.
Earl Spencer'ın Galler Prensesi olan kızı Diana’nın cenazesinde “Modern çağın en talihsiz kadını” dediği konuşması, Nikita Kruşçev'in 1956'daki “Gizli Söylev”i, Kevin Rudd’ın Avustralya’da kötü muamele gören Aborjinler için yaptığı tarihi savunması, Barack Obama’nın ABD başkanlık seçimlerindeki ilk zafer konuşması, Malala Yusufzay’ın BM Gençlik Meclisindeki eğitime destek çağrısı, İndira Gandi’nin kadın eğitiminin önemine dair görüşleri, Al Gore’un BM Bali İklim Değişikliği Konferansı’ndaki konuşması…
Bunların yanı sıra, Martin Luther King’in “Bir hayalim var” ve “Vaat edilmiş toprakları gördüm” konuşmaları ile Nelson Mandela’nın coşkulu söylevleri de dâhil olmak üzere, modern dünyayı şekillendirmiş olan 50'nin üzerinde önemli tarihi figürün ilham veren konuşmaları bir araya geliyor. Her konuşmacının biyografisi ile konuşmasının önemi ve sonuçlarına yer verilen bu kitabı, dünya tarihinin sürükleyici bir özeti olarak okuyacaksınız.
Zaman Makinesi
Victoria döneminde yaşayan bir bilimci icat ettiği zaman makinesine biner ve kendini bir anda 802.701 yılında bulur. Başlangıçta dünyanın bütün dertlerinin sona erdiğini, cefanın yerini güzelliğe, refaha ve barışa bıraktığını zannetse de yanıldığını anlaması çok uzun sürmez. Zaman yolcusu önce Eloi adı verilen insan türüyle tanışır. Ancak soyları kadim zamanların yüce kültürüne dayanan bu güzellik abidelerinin, aslında ne kadar güçsüz olduğunu ve karanlığa karşı nasıl da çocukça bir korku duyduğunu çok geçmeden keşfeder. Eloiler korkmakta haklıdırlar, çünkü yerin altında bambaşka bir insan türü; tekinsiz Morloklar pusuya yatmış beklemektedirler. Bu sırada makinesini kaybeden zaman yolcusunun da yapması gereken tek şey, Morlokların o uğursuz yeraltı tünellerine inerek makineyi onlardan geri almaktır.
Zaman Makinesi zamanda yolculuğun ilk ve en etkili tasvirlerinden biridir. İlk kez 1895’te yayımlanan bu şaheser, Wells’in ustalıklı hikâye anlatma yeteneği ve çarpıcı kavrayışı sayesinde okuyucuları nesiller boyu etkilemeye devam ediyor.