Delidolu Arkadaşım
Çıtır Çıtır Felsefe-Mutluluk Ve Mutsuzluk
Çevrildiği tüm ülkelerde, her yaştan okuru felsefeyle buluşturan “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinin on ikinci kitabı mutluluk kavramını tartışıyor. Brigitte Labbé’nin Paris Sorbone Üniversitesi felsefe profesörlerinden Michel Puech danışmanlığında kaleme aldığı dizi, yaşamı ve dünyanın işleyişini anlamaya çalışan çocuklara yardımcı olacak temel sorularla kurgulanıyor. Her birinde farklı bir konunun ele alındığı, günlük yaşamda sıkça karşılaştığımız örnek olayların öyküleştirildiği kitaplar, Jacques Azam’ın karikatür tadındaki renkli resimleriyle ve özgün tasarımıyla benzersiz. Ülkemizde yayımlanmaya başladığı 2006 yılından bu yana büyük ilgi gören dizi, hem çocuklar, hem de öğretmenler ve anne babalar tarafından sevilerek okunuyor.
Tehlikeye 3 Yolculuk
İyi ve kötü arasındaki sonsuz çelişki üzerine soluksuz bir macera, felsefi bir yolculuk.
Kötülükler Prensi Zoliran büyülü defterine üç gün içinde gerçekleşecek üç kötülük yazmıştır. Eğer bu üç kötülüğe engel olunmaz ve biri bile gerçekleşirse, tüm dünya kötülüğün egemenliği altına girecektir. Dünyayı Zoliran'dan kurtaracak büyüleri yapabilen tek kişi Büyücü Olbi'dir. Oysa yaşlı büyücü, bir süre önce kendini emekliye ayırmıştır. Onu ikna etmek için evine gönderilen büyücü oğlu Maji, bunu başarır, ama bu kez de ona yardım etmek zorunda kalır. Maji'nin önünde, bilinmedik yerlere tehlikelerle dolu üç yolculuk yapacağı korkutucu üç gün vardır...
Felsefenin derinliğini kitaplarına taşıyan felsefe eğitimli yazar Aslı Der'in, "Küçük Cadı Şeroks"tan sonra kaleme aldığı ikinci romanında, çocukları yine fantastik bir dünyada düşünmeye davet ediyor. Büyücü oğlu Maji'nin, Kötülükler Prensi Zoliran'a karşı giriştiği soluk soluğa mücadele, çocukları iyi-kötü kavramları arasında felsefi bir yolculuğa çıkarıyor.
Gül Sokağı’nın Dikenleri
Zeynep Cemali'den çocuklarımız için gerçekçi, usta işi öyküler!
Öyküleriyle ve romanlarıyla çocukların kalbini fetheden Zeynep Cemali, anne babalar ve öğretmenler tarafından da severek okunuyor. Cemali, güçlü öykücülüğünü yansıtan bu kitabında gerçekçi, sıcak ve esprili dokuz öyküyle yaşamdan kesitler sunuyor. Akıcı ve yalın anlatımı ve bu anlatımı destekleyen siyah-beyaz desenleriyle, çocuklarımızın okuma alışkanlığı kazanmalarına katkıda bulunacak bir kitap.
Kitapta yer alan 9 öykü: Bir Şişe Mürekkep, Fosil ile Tüysüz, Küçük Bir Serüven, Aileme Neler Oluyor?, Gül Sokağı'nın Dikenleri, Deniz Kulübünde Balo, Küçük Kayabalıkları, Kardeşlik Bağları, Çekirge Bir Sıçrar.
Sen Islık Çalmayı Bilir Misin?
Akademisyen, çevirmen, yazar Necdet Neydim'den çocukluğu çocuk gözüyle anlatan şiirler.
Çocuk ve gençlik edebiyatı alanındaki araştırmaları ve kuramsal çalışmalarıyla tanınan akademisyen, çevirmen, yazar Necdet Neydim'in şiirleri, günümüz çocuklarının kaygılarını, özlemlerini, sevinçlerini, hızla değişen yaşamlarını, yine onların gözünden yalın ve etkileyici bir dille yansıtıyor. Grafik tasarımcı Suzan Aral'ın usta işi resimleri ve özgün sayfa tasarımlarıyla bir albüm olarak yeniden canlanan kitaptaki 47 şiir, çocuklara edebiyatın bu özel türünü sevdirmeyi başarıyor.
Necdet Neydim kitabın girişinde diyor ki: "Çocuklar şiirden ve aşktan anlamaz derler... Bunu diyenler, kesinlikle çocukları tanımayanlardır. Onlar her ikisinden de anlarlar, ama onların anladığını herkes anlayamaz... Bunları neye dayanarak mı söylüyorum? Gözlerimle gördüm, kulaklarımla duydum... En iyisi siz okuyun, ben size ıslık çalayım. Ama eğer ıslık çalmayı biliyorsanız, bırakın şiiri,ıslık çalmaya devam edin. Çünkü ıslık, şiirdir."
Mızıkacı
Aslı Pazarı Bekliyor
Çıplak Elli Kahraman
Futbol bir favelada sadece futbol değildir!
Çağdaş Yunan edebiyatının ödüllü yazarlarından Giorgos Panagiotakis, Türkçe’deki ilk romanında okurunu, Brezilya’nın en büyük kentlerinden Rio’nun bir gecekondu mahallesine, daracık sokakları ve yokuşlarıyla bir “favela”ya konuk ediyor. Yoksulluğun, tehlikenin kol gezdiği bu derme çatma, kalabalık mahallede bir grup genç, futbol tutkuları sayesinde kadere meydan okuyor. Sıradanlaşmış kötülüğe ve şiddete karşı direnişin, sevginin ve son düdüğe kadar umudunu koruyanların romanı…
Rio’nun yoksullar mahallesinde büyükannesiyle yaşayan Paulo’nun en büyük tutkusu futboldur. Pisote, Loco, güzel Fabiana ve diğerleriyle birlikte, moloz dolu arsada top peşinde koşarken, yıldız bir oyuncu olma hayali kurar. Mahallenin “sahibi” geçinen Imortal’ın bile dikkatini çeker. Ancak yasadışı işler çeviren bu adam, şikeli maçlar, sahte menajerler, hayali yetenek avcılarıyla gençleri karanlık işlerinde kullanmaktadır. Canları pahasına yoksulluktan kurtulmaya çabalayan gençlere, lanetlenmiş eski bir kaleci el uzatır…
Leb Demeden Leblebi
Duru, gözünü açtığında kendini, bahçeli, tek katlı evlerle çevrili, tanımadığı bir kasabada bulur. Karşısına daldan dala atlayarak soluksuz konuşan, cepleri leblebi dolu yaşıtı Jale çıkınca, mecburen onun peşine takılır. Laklak leyleklerin gölgesinde, kayıp horoz Pataros’un peşinde, buzcu dükkânından tren garına, pişi ziyafetinden postanede telefon bağlatmaya uzanan macerada bilmediği sözcükler ve kendi yaşamından çok farklı anılar toplamaya başlar. Duru, hiç tanımadığı bu eski kasabaya nasıl ve neden geldiğini çözebilecek midir?..
Arkadaşım Çelik
Açılın kurtlu elmalar geliyor!
Serhan Ok, adım adım yaklaştığımız gelecekten bir hikâye anlattığı yeni çocuk romanıyla Günışığı Kitaplığı’nda. Ev robotlarının yaygınlaştığı, teknolojik hayvanların kullanıldığı zamanlarda bile yitirilmemesi gereken değerler üzerine düşündürüyor. Doğa için iyi şeyler yapmaya evimizden başlamayı işaret ederken, eşine az rastlanır bir arkadaşlık resmediyor.
Babası büyük şehri terk edip kırsala yerleşme kararı aldığında, Sena alışık olmadığı bir hayatın içine düşer. Ne babasının yaptığı tahta bebek, ne bahçedeki ağaç ev eski arkadaşlarına özlemini dindirebilir. Aile, kuşların da, kurtların da pay aldığı organik elmalarına alıcı bulma derdindeyken, kurnaz bir simsar kapıya dadanır. Sena’nın ormanda rastlayıp gizlice eve getirdiği ilginç at ve kopan şiddetli fırtına ailenin planlarını altüst edecektir…
Findel Gizemi
Efsane geri dönüyor, macera devam ediyor! Sözcükler, kodlama ve korsan kitap muamması... Zekice kurguladığı okul romanlarıyla hem dünyada hem Türkiye’de milyonlarca okura ulaşan Andrew Clements’in geride bıraktığı dosya kitaplaştırıldı. Çocukların ve öğretmenlerin unutulmazları arasına giren, çocuk edebiyatının modern klasiklerinden olan Bunun Adı Findel macerası bir nesil sonra yeniden alevleniyor. Dijital çağda yaratıcı emeğin gaspedilmesine odaklanan yazar, cesaretle dayanışmayı öneriyor. Yapay zekânın da kolaylaştırdığı hak ihlallerine, korsan yayınlara ustaca dikkat çekiyor. Teknoloji tutkunu Josh, tüm ödevlerini birkaç tuşla çözebilir. Ancak, edebiyat öğretmeni Bay N sınıfta bilgisayar kullanılmasını kabul etmediği gibi, ödevleri de hep elyazısıyla ister. Rastlantıyla keşfettiği “findel”i, kankası Vanessa’yla paylaşan Josh, Bay N’nin sır gibi sakladığı geçmişinin peşine düşer. Her hamlede bambaşka gerçeklerle karşılaşan çocukları, çok sevdikleri bir yazar adına girişecekleri dijital bir mücadele beklemektedir…
Derin Uykular Tatlı Rüyalar
Derin bir uyku için uzuuun bir yolculuğa çıkacağız.
Çocuk kitaplarıyla sevilen akademisyen, yazar Şener Şükrü Yiğitler, kış uykusuna yatamayan iki kardeş ayının ve onlara yardım eden bir çocuğun hikâyesini anlatıyor. Bir çatı katından kutuplara uzanan renkli macera, Büşra Kaygın Gafarov'un neşeli desenleriyle canlanıyor. Düşle gerçeğin sınırında dolaşan, kitapların büyüsünü yücelten resimli öykü, her yaştan okuru sevgi dolu bir yolculuğa çıkarıyor.
Büyük Ayı ve kardeşi Küçük Ayı, aşırı sıcaklar yüzünden bir türlü uyuyamıyordu. Odasının üstünde yaşayan ayı kardeşlere yardım etmek isteyen İnci, kış uykusuna yatabilmeleri için onlara masal kitapları okumaya başladı. Ama bu da işe yaramadı. Sonunda bir dünya haritası İnci'ye yol gösterdi: Kardeş ayılar, soğuk Kuzey Kutbu'nda rahatça uyuyabilirdi. Oraya ulaşmak içinse İnci'nin parlak bir fikri vardı!..
Banın Olağanüstü Kitabevi
İyi bir kitabın içine düşmek gibisi var mı?
Çocuk romanlarıyla sevilen genç yazar Melis Sena Yılmaz, bu sefer renkli bir kitabevinin kapılarını aralıyor, okuru soluksuz bir maceraya davet ediyor. Eski bir köşkte kurulan kitabevinde, kitapların içinde sevgiyle büyüyen bir çocuğun sürpriz keşiflerle ve cesaretle dolu hikâyesini anlatıyor. Yazarın mizahi üslubuyla renklenen gizemli macera, okurunu hikâyelerin, okumanın, iyiliğin ve aile olmanın büyüsüyle sarıp sarmalıyor.
Ece, Ba dediği “baba yarısı” Barış’la yaşamaktadır. Aileden kalma köşkü kitabevine dönüştüren ve kendini, Ece’yi güvenle büyütmeye adayan Ba’nın katı kuralları vardır. Ece, okuduğu kitaplar ve Mualla Nine’nin leziz kekleriyle mutlu bir çocuktur. Ancak hiç bilmediği hala yarısı Zehra ve oğlu Robin Can’ın gelişi, ardından da Ba’nın gizemli bir yolculuğa çıkması hayatını altüst eder. Banka soygunu haberlerine, kitabevinde beliren haydut kılıklı adamlar da eklenince, “aile” harekete geçer…
Her Şeyi Gördüm
Sessiz bir tanık, suç ortağı mıdır?
Çağdaş edebiyatımızın ödüllü yazarlarından Irmak Zileli, beklenmedik bir kaybın ardından altüst olan lisede gizemli bir tanıklığı hikâye ediyor. Sürükleyici üslubu, heyecan dolu ayrıntılarıyla gerçeğin peşine düşüyor. İlkgençliğin çarpıcı keşifleri ve yüzleşmeleriyle derinleşen roman, vicdan ve masumiyet üzerine düşündürürken, insanlık kadar eski bir sorunun cevabını arıyor: Sessizce tanıklık etmek, suça ortak olmak mıdır?
Gece yarısı gizlice okulun bahçesine sızan beş öğrencinin amacı, kuralları yıkmak, çılgın bir macera yaşamaktı. Ama tam tersi oldu. Arka bahçedeki kuyunun kapağını kaldırıp karanlığa seslenme oyunu, okulun emektar köpeği Tarçın'ı bir anda yaşamdan kopardı. Beş genç, iç hesaplaşmalarıyla birlikte derin bir sessizliğe bürünürken, her şeyi gördüğünü iddia eden gizemli bir tanığın yazdığı e-posta mesajları okulu karıştırdı. Eğitimciler de, veliler de gerçeği arama telaşındaydı…
Bennane’nin Uçan Koltuğu
Dondurmam Tılsım
Sırlar Yolu
Düşler Sirki
İtalyan edebiyatının büyülü kalemi Angela Nanetti, son çocuk romanıyla Türkçe’de! Aile ilişkilerini, dostlukları ve hayalleri anlattığı kitaplarıyla tanınan, Hans Christian Andersen Ödülü sahibi yazar, bu kez çocukların gözünden modern dünya eleştirisi yapıyor. Birileri için yeterince kazançlı değil diye her şeyi yıkan, yutan, yaşam alanlarının dışına iten düzeni mizahi bir dille anlatan roman, ötekileştirme, kentleşme, tek adam, rant kavramlarını ustalıkla işliyor. Yazar, büyülü gerçekçi bir düş evreninde dolaştırdığı ilginç kahramanlarıyla, okuru günümüz toplumsal yaşamının sert gerçekliğini düşünmeye davet ediyor. Avrupa’nın en önemli yazarlarından sayılan Angela Nanetti’nin ölüm gibi zor bir temayı çocuk gerçekliğiyle anlattığı romanı Dedem Bir Kiraz Ağacı da çocuk klasikleri arasında.
Giacomo, dünyayı koku duyusuyla tanıyan bir çocuktur. Bir gün sınıfa, mis gibi patlamış mısır kokan bir kız gelir. Giacomo, yeni arkadaşının peşinde hiç bilmediği bir dünyanın kapısından girecektir. Rengârenk kedilerle, yok olmanın sınırındaki bir kente mucizevi yolculuklar yaparken, koku alma yeteneğiyle gizemleri de çözme görevini üstlenir. Giacomo ve arkadaşları çok kötücül bir planı önleyip “ötekilerin” kentini kurtarabilecek midir?..
Devin Şarkısı
Haylazların Kralı
Babam Şimdi Çok Uzaklarda
Kamyon Kafe
Bir kamyon kaç öykü taşır?
Ödüllü şair ve yazar Çiğdem Sezer'den vefanın, iyiliğin, sevginin sokaklarında yürüyen, hep bildiğimiz, en iyi bildiğimiz duyguların romanı! Sıradan bir evde yaşananları, şiir ve şarkılar eşliğinde umuda dönüştüren yazar, sıcacık bir dönem anlatısı sunuyor. Modern dünyanın asfaltlarından ve teknolojiden uzakta, taşra yaşamının ayrıntılarını ustalıkla, incelikle damıtıyor. İnsana ve insana dair olana duyulan sevgiyi, güveni dillendiren, bizi biz yapan hatıralarımıza sahip çıkan bir mahalle romanı. Kapısı hep açık evlerle dolu, gerçek, kurgulanmamış, nasılsak öyle, ev gibi bir mahalle... Çoluk çocuk her yaştan okur için, eski günlerden çıkıp gelen, özlediğimiz bir dost gibi.
Annesini yitirmiş, babası da uzaklara gitmiş bir çocuk, dedesi ve anneannesiyle yaşamaktadır. Derviş Dede'nin her gün özenle baktığı kırmızı kamyonu neyse, Mukadder Anneanne için de dikiş makinesi odur. Azla yetinmeyi bilen, birbirini ve hayatı seven bu aile için asıl zenginlik iç huzurudur. Mahallede olup biten olaylar, eve girip çıkan komşular, Tanrı misafirleri, küçük torunun hayatında zamanla derin izler bırakacaktır...
Eyvah Babam Şiir Yazıyor
Ödüllü öykücü Ahmet Büke, "Zeyno Kitapları"yla ilk kez çocukların dilinden konuşuyor. Okuma serüvenine yeni başlayan küçükler için sevgi dolu bir aile hikâyesi anlatıyor. Dizinin bu ilk kitabı okurunu, şiirlerden gökyüzüne uzanan, sıcacık bir maceraya davet ediyor. Usta sanatçı Sedat Girgin'in desenleriyle bezeli Zeyno Kitapları, herkese ilham verecek.
Zeyno, mutlu bir çocuktur. Annesi Sevinç, uzaybilimcidir. Babası Ahmet'se, belediyenin şikâyet masasında çalışmaktadır; ayrıca, evde de "ünlü" bir şairdir! Anne uzun bir yolculuğa çıkınca, baba kız birlikte yine çok eğlenirler. Ama babası bir gün öyle ilginç bir fikirle çıkagelir ki, Zeyno bir sürü şiir dinlemek zorunda kalır...
Annemle Uzayda
"Zeyno Kitapları" dizisinin ikinci macerasında, eğlence ve heyecanın dozu artıyor, aile içindeki alışılmış roller değişiyor. Usta sanatçı Sedat Girgin'in desenleriyle bezeli bu renkli kitaplar, küçük büyük birlikte okumak için birebir.
Zeyno'nun günleri, uzaya gidip gelen annesi Sevinç'e heyecanlanmak ve ev işlerini beceremeyen babası Ahmet'e gülmekle geçmektedir. Bir gün babası, işinden ayrıldığını, artık kâğıthelvacıda çalışacağını söyler. Kâğıthelvaların paketlerine şiirler yazıp satışı artırmayı hayal etmektedir! Annesiyse, Zeyno'nun ayaklarını yerden kesecek bir sürprizle çıkagelir!..
Süper Güçler Kitabı
Kahkaha Keki
Gökyüzünden yeryüzüne şiirle örülsün dünyamız...
Edebiyatımızın saygın şiir ödüllerinin sahibi, usta yazar, şair Çiğdem Sezer, yeni şiir kitabında çocuksu hayalleri, sevinç ve dilekleri dillendiriyor. Evden sokağa, gökyüzünden kuşlara, ağaçlardan sözcüklerin kalbine uzanan şiirler, çocuklara ilham veriyor. Yaşamın çeşitli anlarına muzip ve sevecen bir yaklaşımla, masum bir yalınlıkla dokunan şiirler, çokrenkli, çokboyutlu imgeler yaratıyor. Küçük okurların, çevrelerindeki dünyaya ve canlılara gönül gözüyle yaklaşmaları için çocukluğun eşsiz duygularıyla dolu bir dünyanın kapılarını aralıyor. Sanatçı Sadi Güran'ın incelikli, özgün desenleriyle boyutlanan kitap, her yaştan okura şiirin önemini duyumsatacak sıcaklıkta. Kitapta yer alan bazı şiirler: Beni Sen Büyüt Anne, Dünya Hepimizin Evi, Kahkaha Keki, Kendim Okuyabiliyorum, Baloncu Çocuk, Elma Ağacı, Elde Var Bulut, Ninemin Gözlükleri, Kahraman Babam, Sözcükler Renklidir, Sözcüklerin Gözleri Vardır, Sözcükler Yer Değiştirir...
Dur Bakalım Petek
Tombiş Serisi 1 Benim Bir Karışım
Mizah ustası Behiç Ak'ın, meraklı Memo ve arkadaşı Tombiş'in öykülerini anlattığı "Tombiş Kitaplar" minik okurlarıyla yeniden buluşuyor!
Her karışta yeni bir cevap, her karışta farklı bir dünya!
Her yaştan kitap severin zevkle okuduğu "Gülümseten Öyküler" dizisinin yaratıcısı, mizah ustası Behiç Ak yazıp resimlediği "Tombiş Kitaplar" dizisinin ilk kitabıyla bu kez minik okurlarıyla buluşuyor. Yaşadığımız zamana kendine özgü çizgileri ve öyküleriyle hayat veren sanatçı, meraklı Memo ve arkadaşı Tombiş'in bu ilk öyküsünde, bir karışın kaç farklı anlama gelebildiğini ilgi çekici bir kurguyla anlatıyor. Çocukların kendi sorularını sormaları, kendi öykülerini yaratmaları için esin kaynağı olan Behiç Ak, kitabında onları fikir ve anlam üretmeye özendirirken, gelecekteki felsefe okumalarının da yolunu açıyor. Günışığı Kitaplığı'nın özenli bir tasarımla yeniden biçimlediği dizinin ikinci kitabı Bizim Tombiş Taştan Hiç Anlamıyor çok yakında kitapçı raflarında.
Tamirci Ali Usta'yla el sıkışan Memo, elinin iriyarı adamın avucunun içinde kaybolduğunu görür. Memo, karışının hep ufacık kalacağından kaygılanır. Acaba herkesin karışı nasıldır? Her rastladığına bunu sormaya başlar. Tabii, arkadaşı Tombiş'e de. Hayret! Amma da değişik karış vardır...
Akvaryumdaki Tiyatro
Toroslar’ın eteğindeki Balıklı Köy’de tertemiz bir göl vardı. Gölün balıklarını köy halkı öyle severdi ki, her evde bir akvaryum kurulmuştu. Gölün suları yükselmeye başladığında, nasılsa alçalır deyip hiç oralı olmadılar. Çünkü hepsi de, "gökten düşen" yönetmenin çekeceği filmle ve senaryodaki rolleriyle ilgileniyorlardı son günlerde. Doğal yaşam özlemiyle Balıklı’ya yerleşen İngilizler’den biriyse, yönetmenin kafasını iyice karıştırmıştı. Aralarında bir tek küçük Zühtü, göl sularının köyü kaplamaması için çözüm arayıp duruyordu...