Neuro Aşk
AŞK neden var gerçekten?
Peki, gerçekten de sihirli mi? Kalpten mi başlıyor? Yoksa karındaki kelebeklerle mi?
Ya da AŞK tamamen beyinde yaşanılan bir süreç olabilir mi?
Daha da önemlisi biz AŞK sürecini öğrenerek istediğimizi kişiyi hayatımıza çekebilir miyiz?
Daha önceki kitaplarım Yıka Beynini, Beynine Format At ve Sağlığına Format At’ı okuduysanız ya da bir şekilde denk geldiyseniz yaşamda başımıza gelen her şeyde beynimizin bizi nasıl yönlendirdiğini anlatmıştım.
Ben size bu kitapta aşkın ilk insandan başlayan milyonlarca yıllık kurallarını, bilimini ve NeuroAŞK’ı anlatıyorum.
Ve günlük hayatta doğru aşkı ve ilişkiyi yaşamak için en pratik tüyoları ve aşkta kaybeden taraf olduysanız AŞK acısını, ayrılıklar sonucu oluşan değersizlik hissini NeuroFormat sistemiyle nasıl temizleyeceğinizi de öğreneceksiniz.
Aşkı gerçekten anlamaya ve kazanan olmaya ne dersiniz?
Yıka Beynini
Bilinçaltına format at!
Sorun sende değil! Onda!
Kimden mi söz ediyorum? Başımızın üstünde yeri olan beynimizden tabii ki… Tamam, kabul! Daha yüzde 10’unu bile kullanamazken bizi uzaya gönderdi! Sayesinde “Işınla beni Skati” cümlesini kurmamıza az kaldı! Ama bazen işleri çok abartıyor. İşgüzarlık etmeye kalkıyor.
Kötü hiçbir şey olmasa da hayatımız çocukluğumuzdaki kadar keyif vermiyor… Genciz, güzeliz, yakışıklıyız, işimiz gücümüz var çok şükür ama sokaktaki çiçekçinin özgüvenine sahip değiliz… Toplantıda bir konuşma yaparken, hiç çalışmadan sözlüye kalkmış öğrencinin ruh haline girebiliyoruz.
Neden sizce? Çünkü beynimizin yıkanmaya ihtiyacı var! Çünkü doğduğumuz andan itibaren yaşadığımız her negatif durumu arşivleyen, korkuları, kaygıları biriktirip her yeni koşulda önümüze diken bir koleksiyoncu o!
Gelelim iyi habere! Çözüm çok kolay! Hadi ona her şeyin yolunda olduğunu söyleyelim. Ve bu kitapla başarı, sağlık, özgüven, bolluk ve bereket için beynimizi formatlayalım…
Kanatların Var Ruhunda
kaygılar, korkular, kuruntular hep k’yla başlar
ardından yürür ve sürekli sana bir şey fısıldarlar
nereye gitsen fare gibi peşindedirler ve yoktur susacakları
anneni ararsın içinde, saçını okşasın, ben buradayım desin
telaşla çarpan kalbinde, el yordamıyla bir sükûnet ararsın
lokomotifleri vardır trenlerin ritmi şaşmaz, hayat kırmızıda durmaz
aaa! diye bağırırsın bazen, duyanın da olmaz çoğu zaman
rock’n roll günlerini özlersin, hiçbir şey sana çarpamıyordu
ısıtmaya ihtiyacın var içini, ellerin hep soğuk, tenin hep soluk
niyet etmen yeter derler ama niyetini de hatırlamazsın
var olmanın yok olmakla yakınlığına şaşarsın bazı günler
aşk istersin, meşk istersin, güç ve neşe ve biraz da boş vermişlik
rollerin arasından en sıkıcısını oynamaya karar vermişsindir
rahat edemediğin odalarda, rahatça söylemediğin repliklerle
uzun düşünmeye de vaktin olmaz, bir akşamüstüne yayılamazsın
hayat dediğin, hep kronometresi elinde, hep tepende…
uyanma zamanın geldi demektir tüm bunlar oluyorsa!
nasıl fark etmedin sırtındaki kocaman kollara benzer uzantıları?
düşmeyeceksin, karanlıklarda yanıp, boşluklarda uçacaksın…
anladığında: … kanatların var ruhunda!
Amazon Kadınlarına İç Huzur Sağlama Rehberi
Onlar başarılı, hırslı, becerikli kadınlar…
Azla yetinmiyorlar, talepkâr, mücadeleci, başarı odaklılar...
Hepsi birer savaşçı; evde, işte, ilişkilerinde, hiç durmadan mücadele ediyorlar…
Hayatta en iyi versiyonlarını deneyimlemek istiyorlar…
Onlar efsane hemcinslerinin karakterini taşıyan günümüzün Amazon kadınları…
Hayatın her alanında başarılı olmak için kuşandıkları silahları var: mükemmeliyetçi bir yapı, belirsizlikten hoşlanmayan kontrolcü bir mizaç, duygularını kendinden bile saklama yeteneği, çatışmadan kaçınma ve insanları memnun etme gayreti…
Artık Amazon kadını öyle bir noktaya geldi ki iç huzuru kayboldu. Çatışmadan kaçınıp “hayır” diyemediği için kendini tüketen bir sorumluluk ve iş yükü altına girdi. Romantik ilişkilerinde zorlanmaya başladı. Fedakâr anne rolüne saplanıp kaldı. Sağlıklı mükemmeliyetçiliği sağlıksız mükemmeliyetçiliğe dönüştü… Yoruldu…
Çareyi bazen kısa yoldan rahatlama sağlayan ama uzun vadede davranışsal bir bağımlılığa dönüşen alışkanlıklarda aradı. Bazen de kendine acıma, başkalarıyla hayatını karşılaştırma ve kafada kurma gibi daha da can acıtıcı tuzaklar içeren kurban psikolojisi içine düştü.
Çünkü hayatın kontrol edilemez bir tarafı olduğunu unuttu…
Şimdi Amazon kadını için yeniden güç kazanma, ruhsal bütünlüğünü sağlama, silahlarını daha iyi kullanma ve yeniden toparlanma zamanı Kendisi de bir Amazon kadını olan Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, Amazon kadınlarını kendileri üzerine düşünmeye davet ediyor. Bu kitap sayesinde eğer bir Amazon kadınıysanız kendinizi anlayıp yüklerinizden kurtulabilir, bir Amazon kadınının yakınıysanız onu anlayıp potansiyelini gerçekleştirmesi için kanatları altındaki rüzgâr olabilirsiniz.
Kendi Kendine Terapi
Ataların İzleri 2: Köklerden Göklere
Dünya Efsanelerinin Peşinde
Kadınlar Şifadır
Bir kadın içsel gücünü nasıl keşfeder? Kadın olma, insan olma yolculuğunda, bir labirente benzeyen erginlenme eşiklerinden nasıl geçer? Bedeniyle nasıl barışır? Ruhunun iç sesiyle nasıl tanışır?
Bildiğimiz dünyanın hızla şekil değiştirdiği ve pek çok krizle karşı karşıya olduğumuz bu dönemde, insanın uyanışında kadınların çok önemli bir rolü var: Doğanın, yeryüzünün çağrısına bedenlerindeki dişi bilgeliğin ve yaratıcı gücün şifasıyla yanıt vermek. Bugün eşiğinde olduğumuz dönüşümün itici gücü ve liderleri kendi güçlerine uyanmış kadınlar olacak.
“Kadın çemberleri” denince Türkiye’de akla gelen ilk isim Filiz Telek’ten tüm kadınlar için dönüştürücü bir güce sahip eşsiz bir kitap…
Bu kitap senin için yazıldı. Senin için, yaşamın peşinden tutkuyla ve muhabbetle giden tüm kadınlar için. Hepimizin içinde keşfedilmeyi bekleyen bir şifa, bir güç, bir Aşk var. Bu kitap o şifayı, o gücü, o Aşk’ı bulmanın hikâyesi. Uyanmak istiyorsan, iyileşmek istiyorsan, canlanmak istiyorsan, hatırlamak istiyorsan, yaşama hizmet etmek istiyorsan:
Hisset | nefes al | bedenini hisset
Yeryüzünü hisset | dans et
Şarkı söyle | ruhunun sesini dinle
Bedenini sev | yeryüzündeki köklerini besle
Bedenini besle | ellerini çalıştır
Toprağa dokun | toprağı besle
Kalçalarını uyandır | dua et
Hayal et | yarat | aşkını İlan et
Yasini İfade et | gözyaşlarına İzin ver
Ölümün gözlerinin İçine bak
Bir doğuma tanıklık et
Büyüklerini bul | atalarını hatırla
Şükret
Kız kardeşlerini bul
Çemberini yeniden kur
Yakın
Hepimiz bir diğerinin hikâyesinin bir köşesi, birbirini bir yerlerde mutlaka tamamlayan film kareleriyiz. Kendimize yaklaştıkça ben, biraz uzaklaştıkça diğerleriyiz. Ve eğer tek bir sesin peşinden gideceksek hayatta, bu sadece kendi sesimiz. Çünkü yazdığımız eninde sonunda kendi hikâyemiz.
Sakin kitabıyla bizi her anın içinde gizli sakinlik adalarına davet eden Ege Soley, şimdi de kendimize daha yakın hissetmenin yollarını açıyor bize. Dünyanın gürültüsünden, hayatın hızından uzun zamandır ihmal ettiğimiz kendi sesimizi duymak için...
Sakin
Koşmayı bıraktığımız gün, vardığımız gün.
Aramayı bıraktığımız gün, bulduğumuz gün.
Konuşmayı bıraktığımız gün, duyduğumuz gün.
Bizim olduğunu sandığımız şeylerin hiçbir zaman gerçekten bize ait olmadığını anladığımız gün, artık her şeye sahip olduğumuz gün.
Kendimize sorduğumuz tüm soruların cevabı, aklımızı sakinleştirdiğimiz ve sessizce hayatı dinlediğimiz anlarda saklı. Ege Soley Sakin’de o değerli anlara ulaşmanın, yaşamın akışına güvenmenin ve kendi sesini daha iyi duymanın yol haritasını veriyor.
Masal Terapi
"Bu kitap hayat yolculuğunda tılsımlı pusulan olacak…"
Sevgili yolcu; Bu kitap senin için bir pusula olsun diye hayal edildi. Onu çantanda taşı. Kendini bir yol ayrımında bulduğunda, kararsızlık yaşadığında, ruhun yolunu kaybettiğinde kitabı çantandan çıkar. Rasgele bir sayfasını aç. Ve okumaya başla… Karşına çıkan masal sana yolunu bulmanda yardım edecek. Seni masallarla bir oyun oynamaya davet ediyorum. İçindeki yıldız gözlü oyunbaz çocukla yeniden bağ kurmanın vakti geldi. Bu bir iyileşme oyunudur. Bırak masallar sana rehberlik etsin, seni iyileştirsin ve dönüştürsün…
Evrenden Torpilim Var
Siz hiç 150 kilo oldunuz mu?
Sizin hiç yabancı bir ülkede bavulunuzu kaybettiğiniz, sabahları mısır gevreğine bira döküp hayatta kalmaya çalıştığınız, günlerce tek kelime bile konuşmadığınız oldu mu?
Dayak yedikten sonra girdiğiniz komadan bir gözünüzü kaybetmiş olarak çıkıp tekrar parklara döndüğünüz… Annenizi kaybettikten sonra hapiste yatarken babanızı kaybettiğiniz oldu mu?
Benim oldu!
Peki ya sonra o yabancı ülkenin dilinde şakır şakır konuşup hatta seslendirme yönetmenliği bile yaptığınız… O ülkedeki filmlerde başrol oynadığınız… 70 kilo verip filinta gibi olduğunuz… Yeni ve mutlu bir hayat kurduğunuz… Elinizi attığınız her işi altın yumurtlayan tavuğa çevirdiğiniz… Her saniyenizi gülümseyerek geçirdiğiniz, hayatta istediğiniz her şeyi elde etmeye başladığınız oldu mu?
Benim oldu!
Nasıl mı? Gelin anlatayım…
“İstemek olmanın yarısıdır!”