Yankı Odası

Orijinal fiyat: ₺550,00.Şu andaki fiyat: ₺460,00.
Attığınız bir tweetle, nasıl bir anda tüm dünyayı karşınıza alabilirsiniz? John Boyne'un hiciv dolu kaleminden çıkan Yankı Odası, dijital çağın kaçınılmaz bir yansıması olarak giderek sanallaşan hayatlarımızın banallığı üzerine düşündürürken, mahremiyet kavramının ne denli sarsıldığını gösteren çarpıcı bir eser.   Sahip oldukları her türlü lükse ve konfora rağmen tarifsiz yoksunlukların pençesine düşen bireylerin bitip tükenmek bilmeyen yeni heyecan arama tutkularını keskin bir gözlem gücü   ve karakteristik bir mizahla eleştiren yazar, sosyal medya bağımlılığı ekseninde tartışmalı meselelere temas ediyor. Sosyal medya platformlarının ve ardı arkası kesilmeyen influencerların popüler kültür bağlamında toplumda arttırdıkları  ahlakî yozlaşmayla gerçeklik anlayışımızı bulandıran roman; algı yönetimi, suç ve itibar gibi demir tellerle örülü konuları sürükleyici bir anlatıda buluşturuyor.  İnsan olmak hata yapmayı da içerir ama işleri gerçekten berbat etmek için bazen sadece bir cep telefonu yeter! Cleverley ailesi kendilerine “bahşedilen” ayrıcalıkların doyumsuz zevk-ü sefasıyla olası felaketlerden sadece bir tweet uzakta, parıltılı bir yaşam sürmektedir. Altmış yaşındaki George Cleverley, BBC'deki ışıltılı kariyerinin sarhoşluğundan bir türlü kurtulamayan, etrafı ünlülerle çevrili popüler bir televizyon programcısıdır. Kalpleri çarptırma ustası eşi Beverley ise kitaplarını daima gölge yazarlara kaleme aldıran, dünya çapında tanınan bir aşk romanları yazarıdır. Bu iki yozlaşmış karakterin çocukları da ebeveynlerinden çok farklı değildir şüphesiz. Ciddi sosyal sorunların gölgesinde öğretmenlik mesleğinde dikiş tutturmaya çalışan Nelson, takipçi sayısını artırmak ve paylaşımlarını geniş kitlelere beğendirmek için her yolu kendine mubah gören sanal âlem prensesi Elizabeth ve henüz öğrenci olmasına rağmen karşısındakinin zaaflarıyla acımasızca oynama konusunda kimselerin eline su dökemeyeceği, küçük dolandırıcı Achilles. Ne aile ama! Üstelik her bir ferdi karmaşık duygu dalgalanmalarıyla varoluş çıkmazına sürüklenmişken birbirlerinden rol çalmak için çırpınıyor. Hem de canları acıtma pahasına bambaşka yankı odalarında benlik savaşı verirken... John Boyne, sosyal medyayı altüst eden bu romanıyla  sanal dünyanın çılgın talepleri karşısında peş peşe yapılan hataların kimi zaman geri dönüşü bulunmayan sorunlara neden olabileceğini hatırlatıyor.  İrlanda Edebiyat Ödülleri kapsamında finale kalan Yankı Odası ; teknolojik harikaların ehil ellerde yepyeni dünyalara açılan birer kapı görevi üstlenirken; gafillerin, dikkatsizlerin ve beceriksizlerin ellerinde ise nasıl hain birer silaha dönüşebileceğinin altını çiziyor.

Yarım Kalp

Orijinal fiyat: ₺240,00.Şu andaki fiyat: ₺201,00.
Delidolu Kitap – Yarım Kalp

İyi Gazetecilik İyi Ki Gazetecilik – Timur Soykan İle Nehir Söyleşi

Orijinal fiyat: ₺170,00.Şu andaki fiyat: ₺142,00.
Delidolu Kitap – İyi Gazetecilik İyi Ki Gazetecilik – Timur Soykan İle Nehir Söyleşi

Güm! – Diskdünya 34

Orijinal fiyat: ₺450,00.Şu andaki fiyat: ₺375,00.
Delidolu Kitap – Güm! – Diskdünya 34

Koloni – Delidolu Kitap

Orijinal fiyat: ₺410,00.Şu andaki fiyat: ₺343,00.
Diller, konuşanlar o dilden vazgeçtiği için ölür.
 
İrlandalı gazeteci, yazar Audrey Magee'nin 2022 Booker Ödülü'ne aday gösterilen lirik romanı Koloni, tutkularının peşinden giden iki yabancıyı isimsiz bir adanın kıyısında buluşturan çarpıcı bir metin.
 
Aidiyet, kimlik, sömürgecilik gibi mevzuları anadil kullanımı ve sanat özelinde ele alırken çeşitli sosyokültürel tartışmalara zemin hazırlayan eser; içinde yaşadığımız politik ortamın kişisel gerçekliğimiz üzerindeki yansımalarına da dikkat çekiyor.  
 
Biçimsel özelliğiyle okura benzersiz bir edebî deneyim vadeden kitap, incelikle işlenmiş çokkatmanlı öyküsüyle uzun süre zihinlerde yer edecek kışkırtıcı bir anlatı sunuyor.
 
“İrlandaca can çekişiyor ama daha ölmedi!”
 
İrlanda'nın dört bir tarafının şiddetli patlamalarla sarsıldığı 1979 yazında, İngiliz bir ressam inzivaya çekilip uçurumların resmini yapmak üzere İrlanda'nın batı kıyılarında sadece doksan iki kişinin yaşadığı kayalık bir adaya gider. Kısa süre sonra aynı adaya Fransız bir dilbilimcinin de yolu düşer. Dilbilimci, İngilizceye yenik düştüğü için ölmekte olan adanın dilini kayıt altına alıp, adını akademik çevrelerde duyurma hevesindeyken ressam da burada yapacağı çizimlerle kendisini Londra'nın sanat camiasına kanıtlama arzusundadır. Birbirlerinden pek haz etmeyen bu iki yabancı, adadaki yerlileri hiç hesaba katmadan kişisel çıkarlarının peşinden koşarken bambaşka gerçeklerle yüzleşmek durumunda kalır. 
 
Audrey Magee, âdeta bir tiyatro metnini andıran güçlü diyaloglar üzerinde kurduğu bu alegorik romanında, kendi gerçekliklerini sorgularken çevrelerindeki kültürel yabancılaşmaya kayıtsız kalamayan iki adamın portresini ustalıkla çiziyor.
 
Sömürgeciliğin karanlık yüzünü kimlik bunalımı, dil seçimi ve kültürel çatışmalar ekseninde gösteren Koloni; kişisel olan ile politik olan arasındaki ilişkiye temas ederek kesişme noktalarında “can çekişen” değerlerin ilelebet yaşama olasılıkları hakkında düşündürüyor. 
 
“Artık yaşlandım, vücudum zayıfladı ama hafızam güçlü. Ben seksen dokuz sene önce burada, bu adada doğdum. Doğumumdan bu yana çok zaman geçti ve dünya artık farklı bir yer. Bazı açılardan daha iyi, bazı açılardan daha kötü.”

Artık Hiçbir Yer Ev Değil

Orijinal fiyat: ₺420,00.Şu andaki fiyat: ₺351,00.

Kullanılıp Atılmış Kimliklerle Dolu Bir Yaşam: Gretel'in Hikâyesi

John Boyne'un, Nazi toplama kamplarının sarsıcı gerçekliğini iki çocuğun gözünden anlattığı klasikleşmiş romanı Çizgili Pijamalı Çocuk'un devamında yaşananları konu edinen Artık Hiçbir Yer Ev Değil, Bruno'nun ablası Gretel'in sırlarla örülü yaşam hikâyesini günyüzüne çıkarıyor.

Yazar, yıllar boyunca farklı kimliklerin ardına saklanarak geçmişinden kaçmaya çalışan doksanlı yaşlardaki bir kadının vicdanıyla giriştiği ''sessiz'' savaşı; 1946'nın Paris'i, 1953'ün Sydney'i ve 2022'nin Londra'sı arasında gidip gelen baş döndürücü bir anlatı eşliğinde sunuyor.
 
Etrafını saran tarihî olaylar karşısında bir insanın ne kadar kusurlu sayılabileceği ve dolaylı ya da dolaysız yoldan işlediği suçlardan ne denli sorumlu tutulabileceği hakkında derin sorgulamalara iten roman, okuru kendi içindeki adalet duygusuyla baş başa bırakıyor.  

''Bir hikâyeyi yeterince sık anlatırsan gerçeğe dönüşüverir.''

2022 yılının Londra'sında, Hyde Park manzaralı bir evdeyiz...
Şeytanın kızı adıyla da anılan Gretel artık doksan bir yaşındadır.
Sırlarını en yakınlarına bile hiç açmamış olsa da; geçmişin acı dolu izleri hâlâ peşindedir.
Bir zamanlar dünyaya Führer'in gözlerinden bakabilme cesaretini gösteren bu yaşlı kadın için savaş hiçbir zaman bitmemiştir.
Çünkü olup bitenlerden ötürü kendi içinde yaşadığı suçluluk duygusundan bir an bile kurtulamamıştır.
Ve şimdi, hiç beklemediği kadar uzun süren ömrünün son hikâyesini anlatmak için yeniden aramızda!
 
John Boyne, İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan günümüze uzanarak, üç farklı ülkede geçen sarsıcı olayları kaleminin ucuna taktığı bu romanında; suçluluk duygusu, suç ortaklığı ve yas temalarına eğiliyor.  

Elli sekiz dilde yayımlanarak on milyonlarca okura ulaşan kült bir eserin kahramanlarına neredeyse yirmi yıl sonra yeniden geri dönmemizi sağlayan Artık Hiçbir Yer Ev Değil, yüksek temposu ve şaşırtıcı finaliyle okurun ruhuna nüfuz edecek derinlikte bir anlatı sergiliyor. 
 
''Bizimki gibi aileler nasıl bir dünya yaratmıştı böyle.''

Kalbin Görünmez Öfkeleri

Orijinal fiyat: ₺620,00.Şu andaki fiyat: ₺518,00.
Kalbin g ö r ü nmez ö fkelerine ra ğ men ya ş amak!  Çizgili Pijamalı Çocuk 'un yazarı John Boyne'un yirmi dilde yayımlanan başyapıtı Kalbin Görünmez Öfkeleri , dünyadaki yerini bulmaya çalışan sıradan bir adamın sıradışı hikâyesi. Dublin-Amsterdam-New York üçgeninde geçen bir köklere dönüş ve kendini arayış yolculuğunu merkezine alan kitap, toplumsal normlara direnen aykırı ruhların yetmiş yıllık mücadelesini görünür kılıyor.  Dini baskı ve kısıtlamaların, bireyin özgürlüğüne nasıl ket vurduğunun altını çizen bu epik eser; kimlik, ait olamama ve dışlanma sarmalında önlenemeyen şiddet vakalarına dikkat çekiyor.  Kendi hayatınızın ne olursa olsun devam etmesi gerektiğini anladığınız bir noktaya varıyorsunuz. Yaşamayı veya ölmeyi seçiyorsunuz.  Yirminci yüzyılın ikinci yarısında İrlanda'da gayrimeşru bir ilişki sonucu dünyaya gelen Cyril Avery kendini hiçbir zaman gerçek bir “Avery” gibi hissetmedi. Ne biyolojik annesi ne de evlatlık verildiği zengin çift sarıp sarmalayabildi kayıp çocukluğunu.    Yıllar boyunca çevresinde yükselen muhafazakâr ve baskıcı sesler yüzünden iç sesini hep susturmak zorunda kaldı.  Boğuluyordu. Değerlerinin, ilgilerinin ve tercihlerinin kabul görmediği bir toplumda daha fazla yaşayamazdı. Kaçmalıydı! Kim olduğunu ve nereye ait olduğunu bir an önce bulmalıydı. Mutluluğu aramaktan korkmamalıydı ve bunun için bedel ödemeye hazırdı.  Azap içindeki ruhu özgürlüğüne kavuşmalıydı...   Dublin'den Amsterdam'a ve oradan da New York'a uzanarak iniş çıkışlarla, kalp kırıklıklarıyla ve cinselliğini keşfedişiyle dolu dolu yaşadı kaderini.  Hikmet çağında kökleri onu geri çağıracaktı İrlanda'ya.  Geçmişiyle yüzleşmesi, ardında bıraktığı kırık dökük ilişkileri onarması gerekiyordu... Cyril Avery'nin bir ömür kalbinde biriktirdiği öfkenin coşkun bir dışavurumu olan bu etkileyici roman, kendine karşı dürüst olmanın getirdiği manevi huzur ve mutluluğa övgü yapıyor.  Başta İrlanda olmak üzere dünyanın yetmiş yıllık dönüşümüne kırık bir aynanın dağılan parçalarından bakmamızı sağlayan Kalbin Görünmez Öfkeleri , toplumsal değişimin bireysel özgürlüklere yansıması hakkında okuru derin düşüncelere itiyor.

Peygamberin Şarkısı

Orijinal fiyat: ₺360,00.Şu andaki fiyat: ₺301,00.

Başkalarının kâbusu sizin kâbusunuz olmasın!
 
İrlandalı yazar Paul Lynch`in 2023 Booker Ödülü`ne değer görülen “anıtsal” romanı Peygamberin Şarkısı, totaliter güçlerce iç savaşa sürüklenen bir toplumun kodlarını sorgulayan sarsıcı bir direniş distopyası. 
 
Pek çok eleştirmen tarafından son 10 yılın en etkileyici yapıtlarından biri olarak gösterilen kitap, dört çocuklu bir annenin ailesini güvende tutmak için verdiği büyük mücadeleyi edebî hazzı doruğa tırmandıracak bir anlatıyla buluşturuyor.
 
Okurları en karanlık ve hatta klostrofobik düşleriyle yüzleştiren Lynch, nefes kesici özgünlükte yepyeni bir dünya kuruyor ve sonra onu muazzam bir beceriyle paramparça ediyor.
 
Şimdi görebiliyorum özgürlük sandığım şeyin aslında sadece mücadele olduğunu ve özgürlük diye bir şeyin hiç olmadığını.

Bir insan ailesini kurtarabilmek için ne kadar ileri gidebilir?

Dört çocuk annesi biliminsanı Eilish Stack çok yakında ailesinin üzerine çökecek kara bulutlardan habersizdir. Ta ki puslu ve yağmurlu bir Dublin akşamında evlerinin kapısı çalınana değin. İrlanda istihbaratının yeni kurulan biriminden iki polis memuru Öğretmenler Sendikası`nda yönetici olarak çalışan kocası Larry`yi sorgulamaya gelmiştir. Olayların akışı kusursuz bir sistematikle işler. Apar topar gözaltına alınarak sorgulanan eşi bir süre sonra kayıplara karışır. Yaşananlar elbette ki giderek otoriterleşen bir hükümetin radarına takılanların trajik hikâyelerinden sadece biridir. Ülke hızla çökerken toplumun uçurumdan yuvarlanması kaçınılmazdır. Gelecek karşısında gözleri körleşmiş insanlara hayretler içinde bakakalan Eilish, ömrünü adadığı yaşam düzenini sürdürebilmek için yapması gerekenlerle, kontrolünün tamamen dışında gelişen olaylara teslim olma ya da direnme ikilemi arasında sıkışıp kalmıştır. Yakında ailesini bir arada tutabilmek uğruna ne kadar ileri gidebileceğine dair hayatî bir karar vermesi gerekecektir... 
 
Dünyamız ve zamanımız hakkında böylesine bıçak sırtı bir konuyu kâbusları andıran gerçekçi bir kurgu ve dilin sınırlarını zorlayan bir üslupla anlatan Paul Lynch, edebiyatta hem içeriği hem de estetiği önemsediğini ortaya koyarak hayranlık uyandırıyor.
 
Ateşle karanlık arasında mahsur kalmış insanların yolunu ışıtan Peygamberin Şarkısı, lirizmin doruklarında gezinen şiirsel bir manifesto.

“Duygusal hikâye anlatıcılığının zaferi... Ruhu sarstığı kadar da gerçek.”
Esi Edugyan, 2023 Booker Ödülü Jüri Başkanı

 

Gökyüzüne Uzanan Merdiven

Orijinal fiyat: ₺390,00.Şu andaki fiyat: ₺325,00.
Yazar, bir hikâyenin peşine düştüğünde ne kadar ileriye gidebilir?  Çizgili Pijamalı Çocuk 'tan tanıdığımız John Boyne'un kalemini zirve noktasına tırmandıran Gökyüzüne Uzanan Merdiven , başkalarının hikâyelerini avlayarak kendine mâl eden saplantılı bir yazarın portresini çiziyor. Başarıya ulaşmak için her yolu mubah gören zeki ve acımasız bir yazarın edebiyat çevrelerinde tutunabilmek için neleri göze alabileceğini gösteren bu ustaca tasarlanmış roman, fikir ve sanat eserlerindeki intihal sorununa da dikkat çekiyor. Yayıncılık dünyasının dinamiklerini anlamak adına çok değerli paylaşımlarda bulunan kitap; hırsları, zaafları ve bastırılmış arzuları uğruna yıldızı bir anda parlayan veya ışık hızında sönen yazarların çalkantılı hayatlarından, ışıltılı ama bir o kadar da samimiyetsiz manzaralar sunuyor.   Bir hikâye bulduğunda ya da duyduğunda onu sahiplen; sonra dünya ayaklarına gelecektir.  Edebiyat tutkusu yüzünden evinden, ailesinden koparak bir otelde garsonluk yapmaya başlayan Maurice Swift'in en büyük ideali ileride başarılı bir yazar olmaktır. Bu yolda kendince adımlar atsa da en büyük eksikliği hayal gücüdür. Fakat böylesine küçük bir ayrıntı yüzünden idealinden vazgeçmek niyetinde değildir. Çünkü aslında, bir yazar için gereken en önemli şey hikâyelerdir ve hikâyeler tek bir zihnin ürünü olmaksızın her yerde bulunabilir.  Genç adam, 1988 yılında, Batı Berlin'deki Savoy Oteli'nde, ünlü romancı Erich Ackermann'la yaşadığı tesadüfi karşılaşma sonrasında hedefine bir adım daha yaklaşır. Kısa sürede ilişkileri tarifi zor bir usta-çırak ilişkisine dönüşür. Uzun süredir yaratıcı ateşini yakabilecek bir kıvılcımın izini süren Maurice nihayet aradığını bulmuştur: Erich'in yarım asırdır yükünü sırtladığı büyük sırrı, ilk romanı için bulunmaz bir kaynak olacaktır... Zamanla “neslinin en becerikli İngiliz yazarı” olarak anılmaya başlanacak bir adamın seksenlerin sonundan iki binli yıllara uzanan yazarlık kariyerini odağına alan Gökyüzüne Uzanan Merdiven , şöhret ve başarı hırsının insanın gözünü ne denli karartabileceğini gösteriyor. “Herkesin bir sırrı vardır,” düşüncesiyle okurun içinde pusuda yatan merak arzusunu uyandıran John Boyne, kusursuz bir psikolojik romana imza atıyor.

Kaybolmasınlar Diye

Orijinal fiyat: ₺170,00.Şu andaki fiyat: ₺142,00.
Atıf Yılmaz'ın Eylül Fırtınası adıyla sinemaya uyarladığı Gölge Kokusu romanının yan sıra Cennetin Arka Bahçesi ve Ben Öykülere İnanırım gibi yapıtlarıyla da tanınan çok yönlü yazar Habib Bektaş'tan, kısa öykü türünün "anlık çarpan" örneklerinin sunulduğu etkileyici bir kitap: Kaybolmasınlar Diye. Bektaş'ın; edebiyatın ve yazının evrenselliğini, kalıcılığını, dil, din, ırk tanımazlığını ve insanlığı birleştirici özelliklerini vurguladığı yeni kitabında yer alan öyküler iki başlık altında toplanıyor: İlk bölümdeki öyküler, insan ilişkileri, varoluş ve yazma eylemi üzerinde yoğunlaşırken, ikinci bölümde yer alanlar çocuk ve doğa imgelerinin ağır bastığı taşra öykülerinden oluşuyor.

Beşinci Çocuk

Orijinal fiyat: ₺240,00.Şu andaki fiyat: ₺201,00.
Beşinci Çocuk'un Uyandırdığı Kadim Korkular 2007 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Doris Lessing’in imzasını taşıyan Beşinci Çocuk; okurları, kökleri derinlere uzanan evrensel korkularıyla yüzleştirirken annelik, toplumsal normlar, ahlaki seçimler ve aile ilişkileri gibi pek çok zorlu mesele üzerine düşündürüyor. Hiç kimsenin hoşlanmadığı, hatta içten içe korktuğu için uzak durmayı tercih ettiği olağandışı bir çocuğa sahip olmanın yol açtığı ruhsal etkilere odaklanan, onu sevememenin yarattığı suçluluk duygusunu cesaret isteyen bir dürüstlükle anlatan bu romanı bir solukta okuyacaksınız. Filmlere de konu olan “şeytani çocuk” imgesini, ustaca kaleme alınmış bir korku, gerilim başyapıtına dönüştüren Doris Lessing’in, mutlulukla örülmüş aile yaşamının nasıl ilmik ilmik çözülüp gittiğini resmettiği Beşinci Çocuk; empati duygusunu tetikleyen hikâyesi ve etkili kurgusuyla okurunu daha ilk sayfalarından avucuna almayı başarıyor. Harriet ve David, geleneksel aile yapısının önemini yitirdiği bir toplumda, akrabaları bir araya getirdikleri büyük evlerinde dört çocuklarıyla mutlu bir yaşam sürmektedir. Dışarıdaki yıkıcı dünyanın etkilerinden uzak, düşledikleri eski moda değerlere adanmış huzurlu yuvayı kurmakla övünen çiftin yaşamı, beşinci çocukları Ben’in doğumuyla altüst olur. Harriet, içinden çıkan bu çirkin, iri ve kontrolü güç bebekle birlikte hiç tanımadığı bir karanlıkla ve ummadığı bir toplumsal tepkiyle karşı karşıya kalır; bir zamanlar gerçek kıldıkları aile düşü giderek kâbusa dönüşür.Harriet birçok kez uyanmış, Ben'in yarı karanlıkta durup onları seyrettiğini görmüştü. Bahçenin gölgeleri tavanda oynaşır, koca odanın içindekiler hiçlikte kaybolurken, karanlığın içinde bütünüyle seçilemeyen bu ifrit çocuk oracıkta dikiliyordu. İnsana ait gibi durmayan o gözler, Harriet’i uykularından uyandırıyordu. "Kâbuslara malzeme olan o keskin sadelikle yazılmış... Yaşadığımız dünyanın sadık, ama tüyler ürpertici bir yansıması." - Sunday Telegraph "Farklı türlerde kalem oynatan ve onları dahiyane biçimde yeniden üreten Doris Lessing, bu sefer bir korku hikâyesi anlatıyor. Çok kadim bir korku üzerine kurulu Beşinci Çocuk çarpıcı ve unutulmaz." - Guardian "Doris Lessing'in okurları etkisi altına alma ve ikna etme gücü daha ilk sayfadan kendini belli ediyor... Bu kitap yer yer tüylerinizi ürpertecek olsa da bitirene kadar elinizden bırakamayacaksınız." - Sunday Times

Burunotu

Orijinal fiyat: ₺450,00.Şu andaki fiyat: ₺375,00.

Kanunlar yeterince adil olmasa bile hiçbir suç cezasız kalmaz!

Hayalî evrenlerin azametli mucidi Sör Terry Pratchett'ın benzersiz yaratımı “Diskdünya”nın ilk kez Türkçeye çevrilen otuz dokuzuncu kitabı Burunotu, kanunun her yer yerde kanun olduğunu ilan eden Kumandan Samuel Vimes'ı nihaî gerçeklerle yüzleştirecek, yürek dağlayıcı bir holokost romanı. 

Dünya çapında 100 milyonun üzerinde satan kırk bir kitaplık külliyatın bu en ciddi ve en derin macerası, “Bekçiler” alt serisinin de sekizinci ve son halkası.

Pratchett “adi” suçlularla onlara göz yumanları ip üstünde yürüttüğü romanında, koskoca kıtanın bu kez çok ama çok tarihî ve “karanlık” seviyelerine iniyor; hak ve sömürünün izini sürerek taşranın adı konmamış sırlarını birer birer ifşa ediyor. 

En azından, tatile zırhıyla gitme iznini koparmıştı Vimes. Zırhı onun bir parçasıydı artık, en az onun kadar aşınmıştı. Tek fark, ezik yerleri çekiçlenerek zırhın düzeltilebiliyor olmasıydı.

Sıradan bir tatil nasıl kontrolden çıkabilir? Tabii ki tatile çıkanın marifetiyle! Hele ki bu kişi Bekçi Teşkilatı'nın kumandanı Sam Vimes'sa eğer, çakan her kıvılcımın ateş alması an meselesi olabilir. 

Vimes, Karakol'da geçirdiği onca senenin hatırına güzel bir tatili hak ediyor muhakkak. Ama eşinin taşradaki malikânesinde tatil yapma fikri, nasıl diyelim, pek de cazip gelmiyor açıkçası. Ankh-Morpark'tan uzaklaşmaya gönlü elvermese de emrin “büyük” yerden geldiği aşikâr! Mecbur, katlanacak. Zaten ne hikmetse, son günlerde ihtiyaç fazlası bir bekçi oluveriyor Vimes!

Dünyanın bekçilere ihtiyaç duymadığı zamanlar vardı gerçekten. Ama öyle zamanlarda ihtiyaç duyulan asıl şey, birinin dünyayı kapatıp tekrar açmasıydı ki bu sefer doğru düzgün çalışabilsin...

Vimes tatile geldiği yeri tanıdıkça, etrafa daha yakından baktıkça aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını keşfediyor. Taşranın gizli çekiciliğinin altında dev bir komplo, örtbas edilmeye çalışılan sırlar, kan kokusu ve tarifi mümkünsüz bir acımasızlık yattığını fark edince ise duruma el koymaktan kendini alamıyor. Uyuşturucu kaçakçılığı, adam kaçırma, tehdit ve şantaj, soykırım... Tüm bunlar taşrada cirit atarken, Vimes adi bile sayılamayacak bu leş suçların müsebbiplerini devirmek için ant içiyor. Eh, tatilde bile olsa Vimes, Vimes'lığından vazgeçer mi hiç?

Diskdünya okurlarını, insanlık tarihinin en büyük suçları üstüne düşünmeye ve tartışmaya iten Burunotu, suçu ifa edenlerden ziyade asıl suçlulara ve “Biz ne yapabilirdik ki?” diyerek kendini temize çekmeye çalışanlara tokat gibi bir yanıt veriyor: Her şeyi!