İlham Çobanı
Evet, ben bir ilham çobanıyım. Bu bir sır değil. Yaşadığım yerde herkes ilham çobanı olduğumu bilir, artık siz de biliyorsunuz. Annem de bir ilham çobanıydı, onun annesi Hoşnigar nene de öyleydi. Bizde aile geleneğidir ve çok ama çok uzun süredir insanların ilhamlarına çobanlık ederiz. Mesela biz olmasak bu kitabı okuyamayacaktınız. Filmler çekilemeyecek, şiirler yazılamayacak, şarkılar bestelenemeyecek, resimler çizilemeyecekti. İnsanlık için neyi ifade ettiğimizi ve değerimizi biliyorduk, sonsuza kadar bu mesleği yapmaya devam edeceğimizi düşünüyorduk ama öyle olmadı. Çok geçmeden acımasız bir dünyanın kapısı aralandı ve hepimizi, ardındaki karanlığa, ilhamsız bir evrene doğru çekmeye başladı.
Bu hikâye sadece benim hikâyem değil, hepimizin hikâyesi. Yalnızlıkla, kıtlıkla, teknolojiyle, umutla, dayanışmayla, hayal kırıklıklarıyla, sabırla, işsizlikle, toplumsal çöküşle ve yeniden uyanışla ilgili.
Dikkat Yazar Çıkabilir
Okumayı çok seven biri olarak bir zaman sonra, “Acaba kitaplar nasıl yazılıyor?” diye düşünmekten kendimi alamadım. “İnsanların akıllarına bu muhteşem fikirler nasıl geliyor? Bu kadar bilgiyi nasıl biliyorlar da yazıyorlar? Yazarken neler yaşıyorlar, neler yapıyorlar? Masa başında mı yazıyorlar, kendilerini ormana mı atıyorlar? Kurşun kalemle mi yazıyorlar, bilgisayarla mı yazıyorlar?” İşte bu soruların peşine düşünce ortaya elinde tuttuğun bu kitap çıktı. Çocuk edebiyatı eserlerini kaleme alan yazarların ilginç alışkanlıkları, yazma serüvenleri, çocuklukları ve onların haklarında daha bilmediğin birçok konuya sayfalar arasında şahitlik edeceksin. Benden duymuş olma ama yazarlar tuhaf insanlar vesselam! Bu tuhaflıkları okumaya hazırsan haydi, çevir sayfaları! Bu kitap çocuklara, çocuk edebiyatı alanındaki yazarları tanıtmakla kalmayacak, çocukların okuma listesine birçok kitap eklemesini ve nitelikli kitaplar okumasını sağlayacak.
Masal Mutfağı
Dinozorlardan kedilere, güllerden ağaçlara, masanın altından girilen gizli ülkelerden kalp otuna uzanan, bu uçsuz bucaksız masal dünyasının kapısı, mutfağınıza açılıyor. 15 unutulmaz masal, 15 tarifle kol kola giriyor, lezzetin kokusu bulutlara ulaşıyor…
Hangi masaldan çikolatalı kurabiye kokusu gelir?
Peki, dondurma neşesi veren masal hangisidir?
Yanıtlar sizde!
Haydi, başlayın okumaya, afiyet olsun!
Pışpış Meraklıbakış
Ah, evet… Çocuklar sahildeki kum taneleri kadar çok soru sorar. Hem de her gün… Sorular çocukların başına, lambaya üşüşen ateş böcekleri gibi toplanır. Ellerinizle kovalasanız da onlardan bir türlü kurtulamazsınız. Üstelik bu uçan, minik ve parlak soruların akıllara ne zaman ve nerede geleceği de hiç mi hiç belli olmaz.
Etrafta vızıldayarak dolanıp duran bu ateş böcekleri her an her yerde parıldayabilir. Doğum günü pastasını üflerken, ejderhalarla ilgili bir masalın tam ortasındayken, yorganının içinde kamp kurmuşken veya şey… Tuvaletteyken!
Ama korkmanıza, kızmanıza, oflayıp puflamanıza gerek yok! Çünkü her soru bir ateş böceğidir. Ateş böcekleri de, bilirsiniz işte, ışıl ışıl ışıldarlar. Bu ışıklar uyuz birer baş belası gibi gözükse de bir fener gibi önümüzü aydınlatır. Biri söndüğünde diğeri yanar. Bu hayat boyu böyle devam eder. Sorular çocuklarımızın en iyi yol arkadaşlarıdır ve çok iyi de birer rehberdir.
Keloğlan Oruç Peşinde
İçimden Cevher Çıktı!
Merhaba. Ben, Metin Yerebakan. Meraklı, heyecanlı, komik bir çocuğum. Eğlenmeye ve olaylara eğlenceli yaklaşmaya bayılırım. Biliyor musun, okulumda özel sınıfa geçmek için öğrencilere bir test yapıldı. Ama ben de pek çok sınıf arkadaşım gibi bu sınavda başarılı olamadım. Fakat çok daha güzel bir şey keşfettim. Ne mi?
Sıkı dur! En sevdiğin köşeye kurul ve kitabını eline al. Sana süper bir şey anlatacağım. Yani nasıl süper çocuk olduğumu. Bunu duyar duymaz tatlı bir heyecana kapıldığını tahmin edebiliyorum. Çünkü nasıl süper çocuk olunduğunu merak ediyorsun. Hatta bir an önce öğrenmek için sabırsızlanıyorsun! Haklısın. Bunu öğrenmeyi kim istemez ki! Tamam, başlayalım o zaman. Sen de süper çocuk olduğunu herkese göstermeye hazır mısın?
Tako Gezegeni
Aa! N'oluyor? Bir dakika... Uzaykar aniden yörüngeden çıktı. Kuş mu çarptı yoksa? Yok yok! Uluslararası standart atmosfer basıncı normaldi aslında. Ne oldu bu araca pekâlâ? Rotasında ilerlerken rüzgâr makasına mı denk geldi? Hayır hayır, bunların hiçbiri olmadı. Birdenbire bu gri renkli uzay aracı bir yıldız gibi hıphızlı ilerledi, Tina’nın gözleri deve kuşu yumurtası kadar büyüdü, büyüdü, büyüdü ve dönme dolap gibi dönmeye başladı.
Neyse ki şansı yaver gitti de son anda onu hüüp diye içine çekecek bir kara deliğe sürüklenmekten kurtuldu. Ancak Tako Gezegeni yörüngesinde de değildi. Şeye... Galiba... Evet, Dünya’ya doğru ilerliyordu!
Tako Gezegeni'ninden Dünya'ya düşen bir prenses burada nelerle karşılaşabilir? Uzaykar’ın Dünya’ya acil iniş yapması tesadüf olabilir mi? Uzaylı Tina, Dünyalı Ayaz ile arkadaş olabilir mi? Tina evine dönebilecek mi?
Macera, bilim kurgu, gizem dolu bu kitapta gezegenler arası yolculuğa birlikte çıkalım mı?
Kütüphanenin Sırrı
Her şey, o akşam telefona gelen bir mesajla başlar.
Şehirdeki en önemli tarihî kütüphane binası yıkılmak üzeredir. Kerem’in babası işi dolayısıyla acilenGaziantep’e gitmek zorunda kalır. Kerem ve annesi de kütüphane binasının hayatlarını değiştireceğinibilmeden onun peşine takılırlar.
Bu kütüphane, çok tuhaf ipuçlarıyla dolu.
Bu kütüphanede farelerin gizemli dünyası var.
Burada zeki olmak yetmez.
Definecileri ve kötüleri aşmak için cesaretli,
Yeni şeyler öğrenmek için hevesli olmalı,
Geçmişi gelecekle buluşturmalısın.
Olur mu canım öyle şey, diyorsan,
Küçük farelerle tanışmaya hazırlan.
Mısır Koçanı, Ayva Çekirdeği, Mercimek…
Biliyor musun, onlar da senden farklı değil.
Sırlı bir kütüphanede,
Gerçekleri su yüzüne çıkarmaya hazır mısın?
Bu kitap çocuklara cesaret, umut, sebat ve dürüstlük
değerlerinden bir demet sunuyor. Mekân ve mimarî terim
kazanımlarıyla da okurlarının zihnini süslüyor.
Yeşil Kafalar 1 – Ormanı Yemek Yasak
Yeşik Kafalar’ın kafaları gerçekten yeşil mi? Yoksa onlar birer uzaylı mı? Bu kitap, küçük yeşil kafaları olan uzaylı çocuklarla mı ilgili? Durun durun, hayır! Aksine bu hikaye; ağaçlara şiirler okuyan, kuş yuvalarını kurcalayan ve yıldızları kavanoza dolduran dört acayip arkadaşın maceralarını anlatıyor. Neşeli, haylaz, mızmız, obur, şakacı ve sizden biriler. Sıradan olmaları başlarının canavarlarla, kemiklerle ve cevizlerle belaya girmesine engel değil tabii.
Yeşil Kafalar, diğer insanları ormanı yemenin yasak olduğuna ikna etmeye çalışıyor. Başarılı oldular mı, yoksa vazgeçip ormandan bir ısırık da onlar mı aldılar? Tüm bunlar ve diğer gayretkeş serüvenler için kitabın sayfaları arasında sörf yapmanız gerekecek. Ormanı yemeye çalışacak kadar şaşkına dönmüş insanlarla tanışmak ve sizin çevrenizde de onlardan birileri olup olmadığını öğrenmek istemez misiniz? Belki yan komşunuz belki karşı kaldırımdaki iş yeri sahibi, ormanı yemek için kurulan abur cubur topluluğun üyelerinden biridir. Şey, belki de siz bile… Kim bilir?
Reçel Kavanozu
Şimdi gözlerinizi kapatın ve en sevdiğiniz kokuyu düşünün. O kokuyu hep yanınızda taşımak isteseniz onu nasıl toplar ve nerede saklardınız? Âsaf hayal dünyasını beş duyusu ile bütünleştiren bir çocuk ve bir gün en sevdiği kokuyu saklamak istemiş, kendince de bazı yöntemler bulmuş. Bu yöntemler ne mi? Haydi, sayfaları çevirip öğrenelim.
Horlama Orkestrası
Duvarın Ardı – Dünyanın Son İnsanları
Yaşanan nükleer savaş sonrası bir yaşlı bakım merkezine sığınıp hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışan bir avuç insan... Bu merkezi yöneten Hugo ve askerleri... Yok olmanın kıyısındaki insanların sıfırdan başlayan bir yaşam mücadelesi... Açlık, yoksulluk, esaret, teknolojik cihazlardan yoksunluk...
Uygarlığın en üst seviyesindeki dünya nükleer savaşla nasıl tepetaklak olur? Peki ya savaştan önceki dünyayı neredeyse hiç görmemiş biri, telefonun ya da internetin ne olduğunu nasıl anlayabilir ya da nârenciye bahçesi ve gelincikli bir yamacın kokusunu nasıl bilebilir? Enkaza dönmüş bir dünyada yaşlı bakım merkezinde kalanlar gerçekten güvende midir?
Bu bir hayatta kalma, dostluk ve aile hikâyesidir.
Matematik Nasıl Sevilmez? – Matematiğin Kaç Canı Var? 3
Can, bir minyatürün içinden geçerek Matematik Evreni’ne ulaşacağı bu son macerasında Üstat Pisagor’un peşinde! Yok olma tehdidi altındaki sayıları kurtarabilmek için çareler arayan Can, başarılı olabilecek mi? Yoksa Matematik Kemirgenlerinin, sayıların olmadığı bir dünya hayali gerçek mi olacak?
Tarafını seç! Üstelik kitabın sonuna sen karar vereceksin! Nasıl mı? Hemen okumaya başla hadi!
Gizemli Yazar Per
Bu kitap yazmanın, hayal etmenin, çizmenin, üretmenin, arkadaşlığın neşeli taraflarını ve iyileştirici gücünü çocuklara göstermek için kaleme alındı.
Burası bir yaşlı bakım merkeziydi. Per de birçok yaşlı gibi burada kalıyordu. Sorsanız kalmazdı ama ona soran da olmamıştı zaten. Kimi kimsesi yoktu. Ne oğlu ne kızı ne kardeşi ne de tombalak bir torunu. Bu yüzden kendini yapayalnız, bir başına hissediyordu. Fakat son zamanlarda tuhaf bir uğraş bulmuştu. Aslında tam 87,5 yaşındaydı ama şu sıra okula yeni başlayan çocuklar kadar heyecanlıydı! Bu uğraş, onu on iki yıl, üç ay, beş gün gençIeştirmişti. Nasıl mı? Bilmem ki, bana da bunu Per söylemişti. Hatta, "Sevdiğin şeyleri yapmak, kozadan yeni çıkmış bir kelebek gibi hissettirir," de demişti.
Orhan Yazıtları
Merhaba. Ben Orhan.
Gümüş Sitesi’nde yaşıyorum.
Size annemin gözlerinin gücünden, arkadaşımın sakarlıklarından, kulaklıkları mindere benzeyen adamdan söz edebilirim.
Yanlışlıklar devesinin kulaklarını, Göktürklerden gelen atlıyı, Orhun Irmağı’nın on beşinci katında yaşayan bilgeyi, anneannemin niçin pirinç olduğunu da anlatabilirim.
Ama en çok da “Türkçe insan”ı sizinle birlikte aramayı isterim.
Nasıl mı?
Yüzyıllar önce dikili taşlara yazılmış Orhun Yazıtları. Türkçenin ilk yazılı kaynakları…
Vezir Bilge Tonyukuk öncü olmuş bu işe.
Bunları öğrendiğimde Bilge Tonyukuk’un yolundan gidebileceğimi düşündüm.
Ben de Gümüş Sitesi’nin bahçesine kendi adıma yazıtlar dikmeye karar verdim: Orhan Yazıtları!
Türkçemizin güzelliklerini anlatmak, sıkça yapılan yanlışları göstermek, dilimizi doğru kullanmanın önemini kavratmak için işe giriştim.
Kısacası “Türkçe insan”ın peşine düştüm.
Sizin de anlattıklarıma kulak vereceğinizi, yazıtlarıma uğrayacağınızı ve bu yolda beni yalnız bırakmayacağınızı biliyorum.
Kuş Çocuk
Matematik Kemirgenleri – Matematiğin Kaç Canı Var 2
Macera, yakaladığı kişinin peşini asla bırakmaz!
Tıpkı Can’ı rahat bırakmayıp, maceradan maceraya sürüklediği gibi.
Matematik evreniyle dünya arasındaki geçişi öğrenen Can, bu kez arkadaşı Furkan’ı kurtarmak için görev başında.
Aşırı acayip olaylar ve çılgın sayılarla başı fena dertte olan Can’a, bu yolculuğunda yardım etmek ister misin?
Bu fantastik ve gizemli matematik seyahatine çıkmadan önce dikkat etmen gerekenleri sıralıyorum.
Sağlığını düşünüyorsan Yüce Pi’nin karşısına çıkma!
Cüce Sanço kikirderken kulaklarını korumak için yanına pamuk al.
Yüzme bilmiyorsan kolluklarını tak öyle gel.
Sayı ejderhası büyükanne Mononulla’nın fotoğrafını çekmeye sakın çalışma!
Cemşit Hoca’ya sarılabilirsin fakat Gauss varken görünmez ol.
Hayatta kalmak istiyorsan Matematik Kemirgenleri’ne asla yakalanma!
Bir Kudüs Masalı
Öfke Kuşları Orkestrası
Duygularımız bizlere uğrayan misafirlerdir, tıpkı öfke kuşları orkestrası gibi. Hiç duygularının içinde bir yerlerde sıkışıp kaldığını ve seni boğduğunu hissettiğin oldu mu? Öyleyse bazen çok öfkelenen Aliş'in, öfkesiyle savaşmayı bıraktığı zaman nasıl güzel bir orkestra şefine dönüştüğünü görmek için kitabın içine bakmaya ne dersin?
Cevher’in Zaman Yolculuğu
Eğer bir dilek hakkım olsaydı zamanda bir yolculuğa çıkıp geçmişe, çok geçmiş günlere gitmeyi dilerdim. Mesela 1400 yıl öncesine… Hava, kara ve deniz taşıtlarından çok daha farklı bir araca biner de giderdim. Mesela dümenli bir kitap ile… Aslında bu hayalim pek de imkânsız değil etraflıca düşününce. Öyle ise Kur’an’daki kısa surelerin iniş hikâyeleri için var mısınız benimle zamanda yolculuk etmeye?
İsimsizler
Dedelerinizin, anneannelerinizin, babaannelerinizin savaş yılları hatıralarını, vatan için verdikleri amansız mücadeleleri, Çanakkale Savaşı yıllarında çektikleri sıkıntıları, yoklukları Mehmet’in ve arkadaşlarının şahsında yaşayacaksınız.
Gidip de geri gelmesi umutla beklenenler, sofradaki yemeklerini yiyemeden cepheye gidenler, oğullarıyla birlikte savaşa gelenler, yardımsever düşmanlar, kadın avcılar, doktorlar, hasta bakıcılar, kınalı kuzular, futbolcular, gözü yaşlı analar, hanımlar, çocuklar, cephedeki Mehmetler, Mustafa Kemaller, Cevat Paşalar ve de isimsiz kahramanlar sizleri bekliyor...