Depresyon
Depresyon, ruhsal bozukluklar içerisinde en sık görülen hastalıklardan biridir. Depresyonu bir hastalık olarak düşünmek işinizi kolaylaştırabilir. Depresyon her bireyde görülen ve karşılaştığımız olaylar, durumlar karşısında ortaya çıkan üzüntü duygusundan farklı bir tepkidir.
Depresyon, kendiliğinden de sonlanabilen ancak kendiliğinden sonlanması beklendiğinde kronikleşen bir durumdur.
Bu kitap, “Bilişsel Davranışçı Terapi” temeline göre yazılmış ancak daha da kolay anlaşılması için bazı yönleri ayrıntılı, bazı yönleri ise daha kısa olarak anlatılmıştır.
Kitapta kısa, öz ve herkesin anlayabileceği türden, teknik ayrıntılara boğulmadan düşünce biçiminin nasıl değiştirileceği üzerinde duruluyor.
Gençlerde Kronik Yorgunluk
Gençlerde Kronik Yorgunluk ve Üstesinden Gelmek; kronik yorgunlukla başa çıkmak ve alt etmek için işe yarar, kanıta dayalı, adım adım ilerleyen bir rehber sağlıyor. Alanında tecrübeli uzmanlar: KatharineRimes ve TrudieChalder, gençleri hedefleyen kolay anlaşılır ve pratik bir rehber sunuyorlar. Bu kitap da ayrıca ebeveynlere yardımcı olacak bir rehber de bulunuyor. Kitap, kronik yorgunlukla mücadele eden gençlere, ebeveynlere ve profesyonellere önerilmektedir.
Bu yenilikçi kitap, yorgunluktan kurtulma programı oluşturma önerisini içermekte ve sağlık uzmanına da bunun nasıl yapılacağını göstermektedir. İçerdiği başlıklar arasında: “Uyku, egzersiz, stresle baş etme ve okul” yer almaktadır. KatharineRimes ve TrudieChalder bu kitabı araştırma sonuçlarından temellenen bilişsel davranışçı terapiye dayanarak; yıllarca Kronik Yorgunluk Sendromu (KYS) ve MiyaljikEnsefalomiyelit (ME) konularında kullanmış ve hem hastalar, hem de ebeveynlerden olumlu sonuçlar almışlardır.
Travma Sonrası Psikolojik Tepkileri Anlamak
Travmaya Uğrayanlar ve Aileleri için Rehber
Travma ile yüzleşmekten kaçmak, onun etkilerinin hayatımızda gizli bir şekilde sürmesine neden olur.
Bu kitap, böyle bir süreçte sizde nelerin olup bittiğini anlamanıza ve bunları aşmanıza yardımcı olmayı hedefliyor.
Kendi kendinize de uygulayabileceğiniz bu önerilerle benliğinizi geri kazanacak ve hayatınıza daha iyi bir şekilde devam edeceksiniz.
Evet Beyinli Çocuk
Çocuğunuzun psikolojik olarak daha dayanıklı, yaratıcı ve cesaretli olması için beyin odaklı stratejiler
Ekran bağımlılığı, yemek seçme alışkanlığı, yatma vakti gibi can sıkıcı sorunlarla yüzleştiklerinde, çocuklar algılayıcı olmak yerine reaksiyon göstererek ya kendilerini kapatırlar ya da rol yaparlar. İşte yazarlar, bu olumsuz duruma Hayır Beyni yanıtı diyorlar. Fakat çocuklarımıza kendi problemleriyle başa çıkmaları ve bu problemleri çözme yeteneklerini geliştirmeleri için Evet Beyni yaklaşımını öğretebiliriz. Çocuklar Evet Beyni yaklaşımına geçtiklerinde, daha yaratıcı ve psikolojik olarak daha dayanıklı hale gelirler. Çevreleriyle olan ilişkilerinde ve zorluklarla baş etme konusunda daha becerikli olurlar. Hata yapma konusunda ise çok daha az endişeli…
Tüm dünyada farklı sosyo-kültürel yapıdaki binlerce ebeveyn ve çocukla yaptıkları başarılı bilimsel çalışmalarıyla tanınan Dr. Siegel ve Dr. Bryson anne babalara tüm yaşlardaki çocukların faydalı bir evet beyni moduna geçmeleri için beceriler, senaryolar ve aktiviteler sunuyorlar. Bu kitap, çocuğunuzun hem pozitif potansiyelini besleyen hem de içindeki parlayan kıvılcımı koruyup onu güçlendiren eşsiz bir anahtar sunuyor. Siz de çocuğunuza dünya ile anlamlı etkileşimler ve duygusal metanetle dolu bir hayat armağan edin.
Psikanalize Giriş – Hatalı Eylemler
Psikanaliz kuramının kurucusu olan Freud (1856-1939), bu kuramıyla ilgili ilk notlarını öğrencilerine aktardığı derslerle kitaplaştırdı.
Freud derslerine psikanalizin psişik sorun yaşayan hastalara uygulanan bir tedavi yöntemi olduğunun bilindiğini, bu noktadan başlayarak bu alanda uygulanan tedavi yönteminin diğer tüm tıp alanlarında uygulanan yöntemlerden tümüyle farklı olduğunu, hatta onların tam tersi olduğunu söyleyerek başlıyor.
Freud’un derslerinin Hatalı Eylemler adını taşıyan bu ilk bölümünde, sağlıklı herhangi bir bireyde gözlemlenebilinen, sık rastlanan, çok iyi bilinen ama fazla değer görmeyen ve hasta kavramıyla ilgisi olmayan bazı fenomenleri irdeliyor.
Ruhun Derin Yaraları
Yazılarında “yavaşlamayı” salık veren, iç âlemimize dikkat kesilmeye, vicdanın sesini duymaya çağıran Kemal Sayar’ın sözleri, tüm dünyayı sarsan karantina günlerinde de ruhlara şifa âdeta. Dünya her birimizi tedirgin eden bir “felaketler çağı”na girmiş görünüyor. Ruhun yaraları derinleşiyor. Şimdi şu soruları sormanın tam zamanı: Hayatın şamatası dindiğinde sana anlam verecek olan şey nedir? Öncelik saydıkların gerçekten de öne alman gerekenler miymiş? Madem şimdi makam ve para peşinde koşmak anlamsız, o halde hayatına değer veren ne kaldı?
Ruhun Derin Yaraları, kendimizi ve dünyayı sorgulamaya çağıran, bizi can evimize buyur eden bir kitap.
“Bütün dünyayı onaramazsın ama onarmaya kolunun uzandığı yerden başlayabilirsin. Bir ruhun diğerine yardıma heveslendiği, bir ıstırabı dindirmeye talip olduğu her seferinde dünya güzelleşir ve buraya geldiğimizde, insan olduğumuza değer.”
Endişe Tedavisi
Bu kitap sayesinde, endişeleriniz olmadan, yeni insanlara yaklaşabilir, topluluk içinde daha kolay konuşabilir, zorlayıcı işler alabilir, daha önce almadığınız riskleri alabilir, bugün oldukları haliyle ilişkilerinizin tadını çıkarabilir, insanların işinizle ilgili ne düşündüğü yerine, işinize odaklanabilir, ertelemenin üstesinden gelebilir ve bugün hayatınızdan daha fazla yararlanabilirsiniz.
Nasıl mı? Şu 7 adımı uygulayarak:
‘Mükemmel bir kitap! Kendi kendini değerlendirme ölçekleri her okuyucunun kişisel endişe alanlarını daraltıyor, hayatlarını dönüştürücü değişiklikler yapmada onlara destek oluyor ve endişenin üstesinden gelmede anlaması kolay ve adım adım uygulanan yöntemleriyle araştırmaya dayalı kullanışlı araçlar sağlıyor.’
Dr. Monica Ramirez Basco
Mutluluğu Kaybettiğin Yerde Arama
Dönüşümsel Sandalye Çalışması – Klinik Uygulamada Psikoterapötik Diyalogların Kullanılması
Gençler İçin Stres Azaltma Çalışma Kitabı
Stresin seni ele geçirmesine izin verme !
Genç olmak hiç de kolay değil. Sosyal medyada, okulda, arkadaşlar arasında olanlar ve ne olup bittiğini anlamayan ebeveynler! Böyle bir durumda stres içinde kalmak çok normal. Birkaç yöntem öğrenerek, seni ele geçirmeden önce endişeni ve stresini en aza indirebilirsin ve böylece hayatın birçok zorluğuyla başa çıkabilirsin. Bu uygulaması kolay çalışma kitabı sana başlaman için yardımcı olacak.
Gençler için Stres Azaltma Çalışma Kitabı stresli zamanlarında gevşemene, önceliklerini belirlemene ve sakin kalmana yardımcı olacak kurtarıcı ipuçları ve alıştırmalar sunuyor. Zor durumlar karşısında duygularını düzenlemeyi ve serinkanlı kalmayı öğreneceksin. Hayat zorlaştığında nasıl sakin kalındığını keşfettiğinde, yeni bir özgüven ve özgürlük hissi kazanacaksın. O zaman başlamak için ne bekliyorsun?
‘Sıcak, davetkar ve yardımsever; değerli bilgilerle dolu bu kitap, ergenler ve gençler için farkındalığı yanı başımıza getiriyor.’
Dr. Rick Hanson, Handwiring Happiness’in yazarı
Yeme Bozuklukları Ve Bilişsel Davranışçı Terapi
‘Yeme Bozuklukları ve Bilişsel Davranışçı Terapi’, uygulama yapan uzmanlar da gözetilerek hazırlanmış pratik ve çok yararlı bir kılavuz...
Bu kitap, yeme bozukluğu ile ilgili olarak hastalara nasıl yardım edileceği ve nasıl fark yaratılacağını ele alıyor. Deneysel olarak desteklenmiş önde gelen yeme bozuklukları tedavisinin en yeni versiyonu olan “Geliştirilmiş” Bilişsel Davranışçı Terapi’nin (G-BDT) nasıl uygulanacağını kapsıyor; farklı profesyonel geçmişlere ve farklı düzeylerde klinik deneyimlere sahip bilim insanlarının katkısına yer veriliyor.
Dr. Fairburn’ün yayınevimizden çıkan önceki kitabıyla, ‘Aşırı Yemeyi Yenmek’le de bütünleşen bu yapıt, hastayla ilk tanışıldığı andan tedavi sonrası takip görüşmelerine kadar olan süreci baştan sona ayrıntılı olarak anlatıyor ve özel hasta gruplarına uyması için tedavinin nasıl uyarlanabileceği açıklanıyor.
Yaşam Tuzakları İçin Şema Terapi
Yaşam tuzakları, hoşumuza gitse de gitmese de zor zamanlarımızda tekrar tekrar açılan “çekmeceler” ya da çocukluğumuzda, adeta bir film yönetmeni gibi çektiğimiz kaybettiğimiz ve arşivlediğimiz “filmler” gibidir. Bu çocukluk filmleri, yetişkinliğimizde günü ve an’ı geldiğinde arşivlendiği çekmecenin ansızın açılıvermesiyle kendiliğinden gösterime girer…
Şema Terapi’de kişi kendi çekmecelerini, nasıl oluştuklarını ve içlerini nelerle, hangi sahnelerle doldurduğunu “izleyerek” öğrenir.
Yaşam tuzaklarından kurtulmak için gerekli olan şey, yeni oluşan içsel deneyimlerin arkasında hangi eski şemalar ya da çekmeceler gizlendiğini araştırmaktır.
Aynadaki Yüzler
Stres ve travma, narsisizm, obsesyon, çizgi ötesi yaşamlar, sınır kişilik, şizoid ve kuşkucu histriyonik kişilik bozuklukları, cinsel kimlik, istismar ve daha pek çok başlık Dr. Kln. Psk. Gül Çörüş’ün bu kitabında küçük öykülerle, örneklerle ele alınıyor ve zorlu başlıklara yer veriliyor.
Kitap, kısa hikayelerle ilerlerken bilimden, edebiyata, sanata örnek ve alıntılar da sunuyor.
Mindfulness Ve Şema Terapi
Şema Terapi, ‘şema’ ve ‘mod’ olarak adlandırılan iki kavramı kullanır. Şemalar insanların kendilerini, başkalarını ve kendilerini çevreleyen dünyayı algılama biçimidir. Geçmişte, özellikle çocukluk döneminde deneyimlenen duyumsal algılar, duygular ve faaliyetlerden ötürü oluşurlar.
Mindfulness, (bilinçli farkındalık) eğitimi ise bize özellikle içsel ve dışsal deneyimlere anbean dikkatimizi vermeyi, sonrasında da zihnimizin ayrıntılı düşünmeye veya kaçınmaya kendini nasıl kaptırabildiğini açık bir şekilde görmeyi öğretir.
Bu kitap, şema terapideki son gelişmelerle birlikte terapist ve danışanlar için kanıtlara dayanan ve çok yararlı olabilecek uygulamalar eşliğinde değerli bir kaynak sunuyor.
Aşırı Yemeyi Yenmek
Birlikte İyi Hissetmek
Problemli ilişkiler can yakar. Çoğumuz duygularımızı kendi değerimize, en azından bir kısmını diğer insanlarla olan ilişkilerimize dayandırırız. Önemsediğiniz biriyle tartışmak ya da kavga etmek hiç eğlenceli bir şey değildir. Hiç önemsemediğiniz biriyle kavga etmek bile, enerjinizi ve neşenizi tüketebilir.
Diğer insanlarla dostane, tatminkâr ilişkiler isteriz ama genellikle tam tersi, düşmanlık, acı güvensizlikle karşılaşırız. Peki, bu neden oluyor? Neden iyi geçinemiyoruz?
İyi Hissetmek kitabının yazarından!
25 yıllık klinik tecrübe ve 1000’den fazla kişiyle yapılmış araştırmalara dayanan Birlikte İyi Hissetmek, neden birbirimizle iyi geçinemediğimiz üzerine yepyeni bir teori sunuyor ve ilişkilerin yürümesi için basit, güçlü teknikler sağlıyor.
Genç Psikiyatristin El Kitabı
Kitap, üniversitelerin psikoloji bölümleri hocaları ve öğrencileri ile alandaki psikologlar için de psikopatolojiye giriş açısından temel bir kitap niteliğindedir. Ruh sağlığı ile ilgili meslek mensupları dışında psikiyatri konularına ilgi duyan birçok okuyucu için de temel psikiyatri bilgileri aktarılmaktadır.
Tıbbın diğer alanlarından farklı olarak, psikiyatride tanı ve tedavi işlemleri büyük ölçüde hasta ile yapılan görüşmelere ve bu görüşmeler sırasında elde edilen belirti ve bulgulara dayanır. Psikiyatrik muayene sırasında ruhsal işlevler sistemli biçimde sırayla gözden geçirilerek bunlarla ilgili hastalık belirti ve bulguları açığa çıkartılmaya çalışılır.
Bu kitap öncelikle psikiyatri ve psikoloji eğitimi alan ve bu alanlarda çalışan kişilerin başvuracakları kaynak bir kitap olarak hazırlanmıştır.
Çocuklar Ve Ergenler İçin Şema Terapi
Şema Terapi, son yıllarda yetişkin hastaların tedavisinde kendini olağanüstü başarılı şekilde kanıtladı ve şimdi çocuklar ve ergenlerle çalışma zeminine taşınıyor…
Şema Terapi, gelişim psikolojisini ilgilendiren temelleri de işin içine katıyor ve çocukluk ile hayatın geri kalan akışındaki temel ihtiyaçlar modeline dayanıyor. Çocuklar ve ergenlerin de ele alınması, aynı zamanda buna eşlik eden ebeveyn çalışması için çok uygun. Bunu yaparken değişik yaş dönemlerinde, farklı ele alma şekilleri ve terapi ağırlık merkezleri seçilmek zorunda.
Pek çok örnek doğrudan uygulanabilir teknik ile stratejilerin yanı sıra terapist ve hastalar için geniş kapsamlı materyaller sunuluyor.
Akış Mutluluk Bilimi
Mutluluğun bir sırrı olmadığını mı düşünüyorsunuz?
Çağımızda yaşayan ortalama bir insanın sahip olduğu lüks ve konfora yüz yıl öncesinin kral ve kraliçeleri bile sahip değildi. Ancak tüm bu konfor artışına ve reel milli gelirlerin birkaç katına çıkmasına rağmen mutluluk oranları değişmiyor. Sayısız bilimsel araştırma paranın, daha lüks ve daha konforlu bir hayatın mutluluk getirmediğini net bir şekilde ortaya koymuş durumda. O zaman insanı gerçekten mutlu eden nedir? Yaşam kalitemizi ve hayattan aldığımız tadı artıracak bir yöntem var mı?
Dünyaca ünlü Akış teorisi, insanın gerçekte nasıl mutlu olacağını açık bir biçimde ortaya koyuyor. Mutluluk kontrolsüzce bir haz arayışından değil, bilinçli bir adanmışlıktan geçiyor. Diğer bir deyişle; Akış deneyiminden.
Akış deneyiminin ne olduğunu açıklayan ve bu deneyimi nasıl yaşayabileceğimizi sayısız örnekle bize sunan bu kitap, Akış teorisinin sahibi Prof. Dr. Mihaly Csikszentmihalyi'nin mutluluğu araştırmaya adanmış 25 yıllık çalışmasının bir sonucudur. AKIŞ: Mutluluk Bilimi kitabı, akademik dünyayla birlikte yaşamına değer katmak, hayatı daha derinden keşfetmek ve öz farkındalığını artırmak isteyen herkes içindir.
Mutluluğun gerçekten de bir sırrı var.
Hüzün Hastalığı
Herkesin kesintisiz mutlu olmaya ya da mutluymuş gibi görünmeye şartlandığı bir çağdayız. Keyifsizlik anlarının dahi “minör depresyon” adını aldığı zamanlar. Herkesin “en mutlu, en güzel, en şanslı, en başarılı ve her koşulda pozitif” olmasını öğütleyen Batı menşeli psikoloji anlayışının karşısında, hüznün doya doya yaşanması bile pek mümkün değil artık.
Kemal Sayar, böyle mutluluk tariflerinin peşinden koşmaya gerek olmadığını, hiçbir şeye kıymet vermeden sadece kendini değerli bilerek yaşanmayacağını anlatıyor. Çünkü hüzün bize dünyanın faniliğini, şeylerin gelip geçiciliğini öğreten görkemli bir misafirdir.
“Hüzün bizi en çıplak varoluşumuzla karşılaştırır, bizi sahte bir dünyada sahici kılar.”
Sanal Aşk
Olmak Cesareti
Olmak cesareti, insanın maske takmadan, “mış gibi” yapmadan, kendi çıplak varoluşuyla, nerede durduğunu, nereye ait olduğunu, nasıl bir dünya tasavvur ettiğini, hiç gizlemeden, utanıp sıkılmadan gösterebilmesi demektir! Korkmadan “Hayır!” diyebilmek, boyun eğmeden dik durabilmek, tahakküme karşı durma cesaretidir.
Bize kendi aklını vasi tayin etmek isteyenlere karşı “Hayır, ben kendi aklımla mesudum, senin aklına ihtiyaç duymuyorum!” diyebilmektir.
Hakikat ve hakikilik, cesaret istiyor.
Kemal Sayar, zamanın ötesine konuştuğu yazılarıyla bize bunu hatırlatıyor.
Bir kaygı döneminden geçiyoruz, ama etrafımızda olan bitenleri, kendi içimizde olan bitenleri dikkatle izliyoruz. Böylesi dönemlerde kendi içimizdeki boşluktan aşağı bakabilmek nasıl da önem kazanıyor! Milletçe, “olmak” cesaretini göstermemiz gerekiyor.
Günübirlik Hayatlar
Beynin Gece Hayatı
Hayatımızın yaklaşık üçte birini uykuda geçiriyoruz ve uykunun fiziksel, nörolojik ve psikolojik sağlığımız açısından ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki hepimiz gece boyu sıkı bir uyku çekip sabah zinde bir şekilde uyanacak kadar şanslı değiliz. Uzmanlık alanlarından biri de uyku bozuklukları olan nörolog Guy Leschziner bu kitabında uykuyla başı ciddi biçimde dertte olan hastalarının hikâyelerini anlatıyor: uykusunda motosikletine ya da arabasına atlayıp dolaşan Jackie; aksiyon filmlerini aratmayan rüyalar görürken o sahneleri bilfiil canlandırdığı için komik durumlara düşen Alex; espri yapıp güldüğü her seferinde birdenbire yere yığılıveren Adrian; uykusunda seks yapan Tom; uyurken hiç farkında olmaksızın tıka basa yiyen, yiyecek bulamadığında granül kahveden kuşyemine kadar birçok şeyi midesine indiren Don ve diğerleri.
“Peki bu hastalardan neden söz ediyorum? Daha da önemlisi, bunları neden okuyasınız ki?” diye soran Leschziner, anlattığı hikâyelerin uyku bozukluklarını uçlarda yaşayan insanlara dair olduğunu, ama bu uç durumları incelemenin uykunun genel işleyişine dair nispeten kısıtlı bilgimizi artırdığını söylüyor. Nitekim imsomni, narkolepsi, gece terörü, apne ve uyurgezerlik gibi bozukluklarla ilgili bu hikâyeleri okurken, uykunun biyolojik, sosyal, çevresel ve psikolojik faktörlerden etkilenen incelikli mekanizmasını ve bu mekanizmanın hayatımız üzerindeki etkilerini daha iyi anlıyoruz.
Çalınan Dikkat – Neden Odaklanamıyoruz?
Gazeteci-yazar Johann Hari, son yıllarda bir şeylere odaklanmakta ne kadar zorlandığını fark ettiğinde suçu önce kendisinde aramış. Ama sonra aslında çoğu insanın aynı sorundan muzdarip olduğunu görmüş. Böylece meseleyi araştırmaya, uzmanlarla görüşmeye başladığında çok daha derin ve kapsamlı nedenlerin söz konusu olduğunu keşfetmiş. Çalınan Dikkat’te Hari bu nedenleri detaylarıyla ele almanın yanı sıra, dikkatimizi geri kazanmanın yollarına kafa yoruyor.
Bireysel çabaların, yani sırf kendi hayatlarımızda birtakım değişiklikler yaparak sorunu çözmeye çalışmanın ancak bir yere kadar etkili olabileceğini vurgulayan Hari, “dikkatimizi bizden çalan kuvvetlerle kolektif olarak yüzleşip onları değişime zorlamamız gerektiğini” belirtiyor. Bunun ise acil bir mesele olduğunu, çünkü dikkati dağılmış bir toplumun, önündeki en önemli sorunlara bile odaklanamayacağını ve çözüm üretemeyeceğini söylüyor.
“Böyle az uyuyup çok çalışan, üç dakikada bir faaliyet değiştiren, zaaflarımızı öğrenip manipüle etmek için tasarlanmış sosyal medya siteleri tarafından takip edilip gözlemlenen, stres fazlalığından aşırı tetikte yaşayan, enerjinin sıçrayıp çakılmasına yol açan bir şekilde beslenen, her gün beyne zarar veren toksinlerle dolu bir kimyasal çorbası soluyan bir toplum olmaya devam ettiğimiz takdirde – ciddi dikkat sorunları yaşayan bir toplum olmaya da devam edeceğiz, evet. Ama bunun bir alternatifi var. Örgütlenip karşı koymak – dikkatimizi ateşe veren kuvvetlerle mücadele edip yerlerine iyileşmemize yardımcı olacak kuvvetler geçirmek.”
Pozitif Disiplin
Nasıl Seri Katil Oldular ?
Kimi kafasının içinde insanları öldürmesi gerektiğini söyleyen bir ses olduğunu iddia etti, kimi sadece zevk için birilerini öldürdüğünü söyledi.
Sebepleri ne olursa olsun, bu insanların tek bir ortak özelliği var:
Hepsi birer seri katil. Seri katiller, yüzyıllar boyunca dünyanın her bir
köşesinde sokaklarda yürüdüler ve yollarda dolaştılar.
“Nasıl Seri Katil Oldular?”dünyanın her yerinden en çarpık, sadist ve korkunç katillerden 150’sini bir araya getirdi.
Birçok seri katil için içlerindeki öldürme arzusu, saçlarının ya da gözlerinin rengi gibi doğuştan gelmektedir.
Ancak uzmanlar, hepsinin ortak noktası olarak yaşadıkları çocukluk travmalarına işaret etmektedirler.
Ancak temelde, geçmişlerindeki hikâyeler ve onları cinayet işlemeye iten sebep ne olursa olsun, “Bu insanlar kötü,” demiştir profil uzmanı Pat Brown. Bundan başka bilmemiz gereken bir şey var mı?
Bilinçaltı
Daha önce anlattıklarımda eksik bir taraf kalmaması için şunu da ekleyeyim ki, tedavi çalışmalarımda daha baştan beri ipnotik telkinin yanı sıra bir başka çeşit ipnotizma uygulamasından yararlanıyordum. Bu da bana, hastadan, hastalık arazının oluşumuyla ilgili, çokluk onun ayık durumda hiç ya da gerektiği gibi anımsayamadığı bilgiler alma olanağını sağlıyordu. Uyguladığım ipnotizma tekniği, sadece hastaya yapması ya da yapmaması gereken bir şeyin telkininden daha etkili bir yol olmakla kalmayıp, hekimin bilip öğrenme merakını da gideren bir yöntemdi; çünkü o monoton telkin çabalarıyla ortadan kaldırmaya çalıştığı hastalık arazının nasıl oluştuğunu bilmek hekimin nihayet hakkıydı.
Söz konusu ipnotik yöntemi uygulamaya başlamam ise şöyle olmuştu: Daha Brücke'nin laboratuvannda çalışırken Dr. Josef Breuer'le tanışmıştım; Viyana'nın en hatırı sayılır ev hekimlerinden biriydi Breuer; beri yandan, geçmişte bir sürü bilimsel araştırılarda bulunmuş, solunum fizyolojisi ve denge organıyla ilgili kalıcı değerde birden çok eser vermişti. Benden on dört yaş büyük harikulade zeki bir adamdı. Çok geçmeden aramızdaki ilişki bir içtenlik kazanarak dostluğa dönüştü ve Breuer hayatın çetin durumlarında bana hep yardım elini uzatan biri oldu. Bilimsel alandaki çabalarımızın ürünlerini kendisiyle paylaşmaya alışmıştık. Bunda da kazançlı çıkan tabi bendim. Ancak sonradan psikanalizi geliştirip ortaya koymam, Breuer'in dostluğunu yitirmeme yolaçtı. Gerçi böyle bir buluşun karşılığını bu kadar ağır ödemek kolay olmadı benim için. Ancak ister istemez buna katlanmam gerekiyordu.
Boşluk Hissi
"Çocuklukta İhmalin İzi: Boşluk Hissi, ebeveynlerimizden bize kalan mirasa farklı ve açık bir şekilde ışık tutmakla kalmayıp çocukluğumuzda ebeveynlerimizden aldıklarımızın, yetişkinlik döneminde duygusal ve sosyal anlamda bizleri nasıl etkilediğini anlamamıza yardımcı oluyor. Dr. Webb zengin, sıcak ve empati yüklü cümleleriyle doğrudan bize hitap ederek, duygusal olarak karşılaştığımız engelleri tanımlamamıza ve bu engellerin üstesinden gelebileceğimiz yolları bulmamıza destek sağlıyor."
- Dr. Jeffrey Pickar, Harvard Tıp Fakültesi
Bazen hayatınız sadece geçip gidiyormuş gibi hissediyor musunuz? Çok iyiymiş gibi davranıp, gizliden gizliye yalnız ve kopuk hissettiğiniz oluyor mu? Belki çok güzel bir hayatınız var, işinizde çok iyisiniz ama bu durum sizi mutlu etmeye yetmiyor mu?
Öyleyse yalnız değilsiniz. Dünya sizin gibi düşünen insanlarla dolu. Kendini bu dünyaya ait hissetmeyen, hissettiklerini kelimelere dökemeyen ve yeteri kadar mutlu olmadığı için kendini suçlayan birçok insan var.
Siz de bu kişilerden biriyseniz, eşinize yeteri kadar bağlı olmadığınızı düşünebilirsiniz, diğer insanlar kadar derinden sevemezsiniz ya da kendinizi mutlu hissetmezsiniz.
Jonice Webb, Amazon’da dünyanın en çok satan psikoloji kitaplarından birini yazarak iddiasının ve çözüm yöntemlerinin tüm dünyada geçerli olduğunu kanıtlıyor. Milyonlarca kişinin hayatına katkı yapan bu kitabı, okunması gerekenler listenizde en üste almalısınız.
Benliğini Arayan Çocuk
Benliğini Arayan Çocuk yazıldığı tarihten bu yana güncelliğini ve etkisini yitirmeyen, benzerleri arasından orijinalliği ve içtenliğiyle sıyrılan önemli bir mesleki ve edebi çalışma. Zeka geriliği olduğu düşünülen, içine kapanık ve iletişim kuramayan Dibs’in, oyun terapisiyle yeteneklerini adım adım nasıl keşfettiğini, benliğini ararken ortaya çıkan samimi duygularıyla nasıl baş ettiğini, sürece bizzat dahil olduğunuzu hissederek okuyacaksınız.
Bir anne baba gerçekten istemedikleri halde dünyaya bir çocuk getirirler mi? Peki, o çocuk ana rahmine düştüğü anda bunu hissedebilir mi? Böyle bir aile ortamında bir çocuğun sığınabileceği, kendi iç dünyasından daha güvenli bir yer var mıdır? Gerçek terapi kayıtlarından derlenerek yazılmış olan bu kitap, çocukları tanımak, anlamak ve onlara nasıl yaklaşmak gerektiği konusunda hayatınızda yeni ve çok insani bir pencere açacak.
Anne babalar, öğretmenler, öğrenciler ve çocukların eşsiz iç dünyalarını merak eden herkes için bir başucu kitabı olacağını düşündüğümüz Benliğini Arayan Çocuk, bir çocuk psikolojisi uzmanı eliyle yenilenen Türkçe çevirisiyle sizlerle…
“Bence tüm çocukların tırmanmak için kendi tepeleri olmalı. Ve bence tüm çocukların gökyüzünde sadece kendilerine ait bir yıldızları olmalı. Ve bence tüm çocukların kendilerine ait bir ağaçları da olmalı. Bence böyle olmalı…”
Ergen Beyni
Dr. Frances E. Jensen ergen beynini yepyeni bir yaklaşımla inceliyor. Ergen beyniyle ilgili efsanelere son veren ünlü nörolog, hem ebeveynlere hem eğitimcilere hem de gençlere çok önemli tavsiyelerde bulunuyor.
Deneyimlerinden yolan çıkan doktor kendi çocuklarından öğrendikleri sayesinde ergenlerin aslında yabancı bir tür olmadıklarını,yalnızca yanlış anlaşılmış bir tür olduklarını keşfediyor. Evet, ergenler farklı, ama bu farklılıklarının altında yatan önemli fizyolojik ve nörolojik nedenler var. Alanındaki son gelişmeleri aktaran bu popüler bilim kitabı çok satanlar listesinin başına oturmaya aday.
Hayatın Hakkını Vermek
Hangi yaşta olursak olalım, hepimiz hayatımızı ve kendimizi tamamlamaya çalışıyoruz. Çünkü anlam arayışındaki bir yaşam, her zaman yapım aşamasındadır.
Hayat akıp gidiyor.
Uzun yaşayalım ancak yaşlanmayalım istiyoruz.
Ne kadar uzun yaşarsak o kadar mutlu olacağımızı düşünüyoruz.
Hiç üzülmeyelim istiyoruz.
Hayatı keyif almak için yaşıyor ve haz alırsak mutlu olacağımızı sanıyoruz.
Hedefler belirliyor, adımlar atıyoruz.
Uzmanların görüşlerine kulak veriyor, bize söylenenleri uyguluyoruz ama kafamız karışıyor.
Yaşamaya değer bir hayat istiyor ancak nasıl olacağını tam bilemiyoruz.
Peki, yaptıklarımız uzun dönemli bilimsel araştırmaların bulgularıyla ne kadar örtüşüyor?
Bu kitap, okura eşlik ederek hayatını değerlendirme fırsatını ona vermeyi amaçlıyor. Acar Baltaş, bilimsel araştırmalardan yararlanarak genelgeçer kabulleri sorgularken uzun yaşam hakkındaki doğruları ve bireyi mutluluğa götüren ilkeleri geniş bir perspektifle ele alıyor.
Yetişin Çocuklar
Çocuklarımız için her şeyi “doğru” yapmanın reçetesini ararken çoğunlukla kendimizi strese boğuyoruz. Bu gerçeklikten yola çıkan Prof. Dr. Selçuk Şirin, 20 yıl süren akademik çalışmaların bir ürünü olan Yetişin Çocuklar’da ebeveyn ve eğitimcilere sesleniyor. Şirin, bu kitapla özellikle “mükemmel ebeveynlik” baskısını hissedenlere bilimsel ve yalın bir yaklaşımla iç ferahlatıcı bir başucu kitabı sunuyor. Bu kitap çocuk yetiştirirken somut, uygulanabilir çözümler arayan herkese çok iyi gelecek!
Bebeklerle ilk diyaloğu nasıl kurmalıyız?
Erken yaşta zihinsel gelişimi desteklemek için ne yapmalıyız?
Disiplin ama nereye kadar?
Çocuklara ikinci dil öğretmenin ideal yaşı nedir?
Tatilde öğrenme kaybı nasıl önlenir?
Çocukları ekran bağımlılığından nasıl koruyabiliriz?
Ergenlerle sağlıklı diyaloğun formülü nedir?
Okul tercihinde nelere dikkat etmeli?
Gençleri hangi adımlar zirveye taşır?
Okulöncesinden ergenliğe, Türkiye ve dünyada pek çok bilimsel çalışmaya imza atan, ABD Bilimler Akademisi’nin çocuk yetiştirme komisyonunda görev alan Selçuk Şirin, bu kitabın hikâyesini şöyle anlatıyor: “20 yıl önce yazmayı tasarladığım bu kitabı ve notlarımı kendi çocuklarımı yetiştirmeye başlayınca rafa kaldırdım. Çünkü ebeveyn olmak, çocuk gelişimi üzerine bildiğim her şeyi temize çekmemi sağladı. Şimdi pratikle terbiye edilmiş kuramsal bilgileri paylaşma zamanı. Bu kitapta, içime sinmeyen hiçbir şeyi okura önermiyorum.“
Beni Ödülle Cezalandırma
Çocuk Eğitiminde Doğru Bildiğimiz Yanlışlar!
Acaba ödülle ilgili tüm bildiklerimiz yanlış mı?
• Ödül, neden motivasyonu düşürür?
• Ödülle değerler neden öğretilemez?
• Ödül, yaratıcılığı neden olumsuz etkiler?
• Ödül, yapay sevginin bir göstergesi midir?
• Ödülle büyüyen çocukları ne tür tehlikeler bekler?
• Mutlu ve başarılı bir çocuk gerçekte nasıl yetiştirilir?
Bunun gibi merak edilen birçok sorunun yanıtını eğitim bilimci Dr. Özgür Bolat, son 70 yılda yapılan bilimsel araştırma ve gerçek vakalarla net bir şekilde ortaya koyuyor.
Dr. Özgür Bolat, sadece ödülün görünmeyen gizli zararlarını anlatmıyor; bizlere bir model, pratik çözümler ve uygulamalar öneriyor.
Kılavuz niteliğindeki bu kitabı okuduğunuzda mutlu, özgüvenli, sorumluluk sahibi ve başarılı bir çocuk yetiştirmek için önemli bir adım atmış olacak, çocuğunuzla ilişkinizde anlamlı değişiklikler yaşayacaksınız.
Kardeş Rekabeti
Mutlu bir aile hayatı için çocukların bir arada yaşamasını kolaylaştıran yöntemler…
Birden fazla çocuğun olduğu evlerde kardeş çatışması kaçınılmazdır. Anne babalar kardeşler arasında sevgi dolu bir ilişki için çırpınıp dururlar, ne olursa olsun çocuklarının yakın arkadaş olmasını isterler.
Kardeşliğin doğasında vardır rekabet. Önemli olan çocukların, rekabetin değil işbirliğinin normal kabul edildiği, öfkelerini sağlıklı bir şekilde ifade ettikleri, bir birey olarak değer gördükleri, kimsenin bir role hapsedilmediği bir aile ortamında büyümeleridir. Çünkü her şey ailede başlar.
“Çocuklarımıza farklılıklarına rağmen bir arada yaşamayı öğretebiliriz” diyen Adele Faber ve Elaine Mazlish bu kitapta anne babalara çocuklarının çatışmalarıyla başa çıkabilmek için basit ama etkili yöntemler sunuyorlar.
Kötülük Psikolojisi Ve Toksik İlişkiler
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Kötülük Psikolojisi ve Toksik İlişkiler adını verdiği yeni çalışmasında kötülüğün, kötücül dilin ve toksik ilişkilerin giderek yaygınlaşmasına, değer ve anlam odaklı yaşamanın yerine hayatlarımıza hakim olan anomiye dikkat çekiyor. Kötülüğün normalleşmemesi için önce onun fark edilmesi gerektiğini ifade eden Tarhan, okuru kendi iç dünyasından gündelik hayata, toplumsal ilişkilerden çalışma hayatına ve siyasete uzanan geniş bir çerçevede kötülük tuzaklarına karşı uyaran ve iyiliği çoğaltan bir bakış açısıyla yaşamaya davet ediyor.
Kitap insanı tanımaktan, nefsi ve egoyu anlamaktan başlayarak içimizdeki iyicil ve kötücül eğilimleri masaya yatırıyor. Olumlu ve olumsuz eğilimlerimizin nörobiyolojisi ile zihinsel kanıtlardan söz ediyor. Bir yandan kötülüğe yatkın kişilik tiplerine, toksik kişilere ve kötülüğün tuzaklarına değinirken öte yandan değerler hiyerarşisinin bozulmasıyla ortaya çıkan durumlara iyi ve değer odaklı çözüm önerileri getiriyor.