Aşkın Ev Hali
Erkek: İnsanın dünyadaki cennetidir yuvası. Ben seninle cennetimi kurmak istiyorum. Cenneti dünyama taşımak istiyorum.
Kadın: Var Eden, bizi birbirimiz için yarattı. Ben bende olmayanda seni buldum. Bende olmayanlara teslim oldum.
Bir tarafta ailesini koruyan ve idare eden, mantığın sesi erkekler; diğer tarafta ise şefkatiyle yuvasına sevgi aşılayan, kalbin sesi kadınlar...
Ahmet Bulut'un Gülseren Gümüş'le birlikte kaleme aldığı Aşkın Ev Hali, hem kadın hem de erkek bakış açısına yer verirken, eşleri birbirine yakınlaştırarak cennet gibi bir yuva sunuyor. Çift renkli baskısı, özel renkli kâğıdı, illüstrasyonları ve zenginleştirilmiş içeriği ile Aşkın Ev Hali sonsuza dek aşk için bir başucu kitabı.
Bahtına Düştüm Ya Rab
Alıp gidecekler şu dünyadan. Ne diyeceksin?
İşim vardı… Dünyam yoğundu… Etrafımdakilerin gönlünü yapmakla meşguldüm…
Ya benim hatırım nerede derse. Ne cevap vereceksin?
Allah’ın imtihan için yarattığı şeylere -haşa- Allah’a değer verir gibi değer veriyorsun. Sonra da onları kaybetmekten tir tir titriyorsun.
Bu bazen sağlığın bazen makamın bazen de paran oluyor. Ölmek ne kadar büyük bir dert olabilir ki? Zaten gideceksin…
Esas mesele ölümden sonra nasıl hesap vereceksin? Bu meseleyi halletmedikten sonra diğerlerinin ne önemi var ki?
Mehmet Yıldız
Kitapları ve videolarıyla milyonlara ulaşan Mehmet Yıldız, Bahtına Düştüm Yâ Rab’da da akıcı üslubuyla Allah'ı ve İslâm’ı anlatmaya devam ediyor. Ahiret gününe nasıl hazırlanmamız gerektiğinin ve Allah’a nasıl sığınabileceğimizin ipuçlarını vermeye çalışıyor.
Bakara Suresi Sohbetleri 2
Cennete Koşanlar Engelliler
Çocuklarımıza Peygamberimizi Nasıl Anlatalım
O'nun hakkında onlarca kitap okumuşuzdur şimdiye kadar. Adını onlarca kez ibadetlerimizde ve dualarımızda zikretmişizdir gün içerisinde. Yaptıklarını ve söylediklerini uygulayabilmek için sarf ettiğimiz çaba ise hiç gözümüze görünmez. Her şey ama her şey insanların en güzeline, en iyisine biraz daha yaklaşabilmek, gül kokusunu biraz daha hissedebilmek için…
Peki ama biz bu kadar Peygamber sevgisi ile doluyken ve O'nun yolunda ilerlemek için gayret ederken çocuklarımızı nasıl dahil edeceğiz bu kutsal havaya?
O'nun huzur veren gül kokusunu nasıl sindireceğiz evimizin odalarına?
"Biliyor musun yavrum, Peygamberimiz seni çok seviyor" deyince çocuğumuzun tarif edilemez bir mutluluk yaşamasını, bunun ne demek olduğunu anlamasını nasıl sağlayacağız?
Eğitimciler ve ebeveynler bütün bu soruların cevabını ve daha fazlasını siyer ödüllü yazar Salih Suruç'un sımsıcak anlatımı ve Kudret Eren Yavuz'un pedagojik danışmanlığı ile kaleme alınan "Çocuklarımıza Peygamberimizi Nasıl Anlatalım" da bulabilirler.
Var mısınız, Peygamberimizi geleceğe taşıyan zincirin kuvvetli bir halkası olup gül kokulu çocuklar yetiştirmeye?
Dersimiz Fatiha
Dervişin Teselli Koleksiyonu 2
Klasik Metinlerle İyileşme
Her insanda “destekleyici bir iç ses” vardır. Bu sesi bulmak, kısılmışsa sesini açmak, durmuşsa harekete geçirmek gerekir.
Destekleyici iç sesi açığa çıkarabilmek büyük bir kazanımdır. O ses susmuşsa ya da kısıklığı sebebiyle artık işitilmiyorsa insan, yaşadığı hadiselerin en olumsuz yanlarına odaklanmaya başlar. Bu da sonu gelmez bir mutsuzluğun başlangıcı olur.
“Destekleyici iç ses” işitilmeye başlanınca insan ne yalnızdır ne de çaresiz. Ondan insana daima teselliler de akar.
Kendini onarma yeteneğini kaybeden, ruhundan iyileştirici sinyallerin artık doğmadığını fark eden birinin birtakım tedbirler alması gerekir.
Kendi kendine, harici bir etkiye muhtaç olmadan da mutlu olabilen… Hadiselerin olumlu taraflarını görüp onları hayra yorabilen… Başka bir meşguliyete veya insana mecbur kalmaksızın zihnini huzurlu ve dingin hâle getirebilen… Kendi mutluluğunu her an, gereken her yerde yeniden üretebilen biri olabilmek, esasında her insan için mümkündür. Ruhtan doğan iç teselliyi işitebilmek, kazanılabilir bir yetenektir.
Bu sesi elde etmenin kestirme yollarından biri de ruhundan onu başarıyla keşfedip çıkarabilmiş insanların oradan getirdiği mesajlara kulak kesilmektir.
Dervişin Teselli Koleksiyonu 2 – Klasik Metinlerle İyileşme kitabı Doğu’nun ve Batı’nın kadim öğretilerini kullanarak içimizdeki teselli sesini uyandırıp canlandırmayı hedefliyor
Herkes İçin Siyer 2 Medine Dönemi
Peygamber (s.a.v.) sevdalısı ve şairi olan Hassân b. Sâbit’e (r.a.), “Muhammed’i övecek bir şiir oku!” dediklerinde, “Ben sözlerimle Muhammed’i (s.a.v.) övemem, bilakis Muhammed (s.a.v.) ile sözlerimi güzelleştirmiş olurum,” demiştir.
İşte Herkes İçin Siyer’in amacı, Efendimiz’in (s.a.v.) o bereketli ömrüne yapacağımız yolculukla güzelleşmek, onun hayatından kendi hayatımıza güzel hasletler aktarabilmektir…
Bu kitapla umuyoruz ki Allah Resûlü (s.a.v.) hayatımızın her alanına dokunacak ve hiçbir yer kalmayacak ki onun eli değmemiş, onun sesi, onun sedası işitilmemiş olsun. Çünkü biliyoruz ki yitik dünyamız ancak onunla anlam kazanabilir. Daralan ufuklarımız ancak onunla genişleyebilir. Sahâbeye hasret kalan yüreklerimiz ancak onun zamanlar ve zeminler üstü mesajlarıyla bir karşılık bulabilir.
Bundan dolayı siyer her ne kadar bir insanın, bir beşerin hayatı olsa da, aslında bütün bir beşeriyetin hayatıdır. Çünkü kim olursa olsun, herkese söylenmiş bir söz vardır…
Hilye-İ Saadet
İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri
Bir halkın yükseliş ve düşüşünün sebepleri her zaman karmaşık ve çok yönlüdür. Bu sebeplerden sadece bir kısmı ölçülebilir niteliktedir ve bu şekilde analiz ve keşfe açıktır. Diğer nedenlerse insanların kalplerinde ve iradelerinde gizli olduğu için erişilemez ve izah edilemezler. Hayatını, İslamiyet’i bir hayat nizamı olarak kalplere nakşetmeye adamış büyük devlet adamı Aliya İzetbegoviç, İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri’nde İslami uyanışımızdaki yanlışlara dikkat çekiyor. İslamiyet’in salt teolojik bir yaklaşımdan ibaret olmadığını, dini mesajlar vererek kutsallaştırıp sonrasında da putlaştırılamayacağını tarihi gerçeklerle ortaya koyuyor. İslam’ın dış dünyayı düzenleme ve değiştirme rolünün unutulup, geleneksel ve folklorik bir zaviyeden ele alınışıyla Müslüman toplumların barbarlarca nasıl kolay bir av haline geldiğini gösteriyor.
İşte Önderimiz Hz. Muhammed
Kalbin Halleri
Bir grup İbrahim b. Ethem'e, "Dua edin icabet edeyim." ayeti varken dualarının niçin icabet edilmediğini sordu. O da: "Çünkü kalpleriniz ölüdür." dedi. Onlar kalpleri öldüren şeyin ne olduğunu sordular. İbrahim b. Ethem de bunun sekiz sebebi olduğunu söyleyerek saymaya başladı: Allah'ı bildiniz fakat hakkını yerine getirmediniz. Kuran okudunuz fakat sınırlarına uymadınız. Allah ve resulünü sevdiğinizi iddia ettiniz fakat sünnetiyle amel etmediniz. Ölümden korktuğunuzu iddia ettiniz fakat ona hazırlık yapmadınız. Allah şeytanın sizin düşmanınız olduğunu söyledi fakat siz isyan fiillerinde ondan yardım aldınız, ateşten korktuğunuzu iddia ettiniz fakat bedenlerinizi onun içine attınız. Cenneti istediğinizi söylediniz fakat onun için amel etmediniz, yataklarınızdan kalktığınızda kendi ayıplarınızı arkanıza atıp insanların ayıplarını göz önüne serersiniz. Rabbinizi aldatmaya kalktınız, O da size niye cevap versin."
Nizamiye medreselerinin şöhretli, parlak baş müderrisi iken dünyanın aldatıcı bütün alayiş ve şatafatına sırt çeviren büyük âlim… Uzun yıllar çile, uzlet ve halvet hayatı yaşadıktan sonra bambaşka bir insan olarak ortaya çıkan bir mürşid-i kâmil… On asırdır sadece Müslüman dünyada değil Batı’da da karşılık bulan Muhteşem Gazzâlî’nin “tatlı su kaynağı” olan Kur’an, Sünnet ve selef-i sâlihînin örnek hayatlarından derleyerek istifadeye sunduğu ölümsüz eseri İhyâu Ulûmuddin’in Mühlikat bölümünden iktibas edilen ilk kitap Kalbin Halleri adeta kalbimize taht kurarak, melun şeytan ve nankör nefsin geçici saltanatlarına son veriyor! Toplumun her kesiminden her ferdin ihtiyacı olan bu müessir nasihatler ahirette lazım olacak azığı önümüze koyuyor… Abdullah Y. İslamoğlu’nun akıcı ve herkesin anlayabileceği çevirisiyle Sufi Kitap, Büyük Gazzâlî’yi daha geniş kitlelerin istifadesine sunmanın heyecanını yaşıyor.
Kur’an’da Karakter İnşası
Modern çağda ulvi yönelişini kaybeden insan, tarihte yaşanan cahiliye devirlerini aratacak derecede özünden kopmuş, Yüce Yaratıcı'nın bahşettiği erdemleri elinin tersiyle bir kenara itmiş, süfli hedefleri doğrultusunda inşa ettiği profan dünyada nefsi ve şeytanıyla baş başa kalmış ve böylece dünyayı kendisine zindan etmiştir.
Artık insan, içine düştüğü bu buhrandan kurtulmak için özeleştiri yapmak, kendisini yeniden tanımak ve tanımlamak, maddî ve manevî varlığını; olumlu ve olumsuz yönlerinin farkında olarak en sahici ve samimi bir biçimde yeniden inşa etmek zorundadır. Bunu yaparken de kendisini bir amaç doğrultusunda yaratan, onun zafiyet ve erdemlerini en iyi bilen Yüce Yaratıcı'nın hakikat çağrısı olan Kur’an’ın ışığında hareket etmek mecburiyetindedir. Çünkü vahye alternatif olarak ileri sürülen seküler ‘izm’ ve ideolojilerin, insanlığı günbegün nasıl bir uçurumun kıyısına sürüklediği artık herkesçe malumdur.
İnsan, nasıl ki, sağlıklı bir hayat için havaya, suya ve gıdaya muhtaç ise mutlu ve faziletli bir yaşam için de vahye muhtaçtır. O, kendi varlığını, var edicisinden; fazilete giden yoldaki tekâmülünü de vahiyden ve Hz. Peygamber'in rehberliğinden bağımsız düşünemez, düşünmemelidir.
Tefsir ilminin yanı sıra Din Psikolojisi ve Din Eğitimi gibi alanlardan da istifade edilerek kaleme alınmış inter disipliner bir çalışma olan Kur'an'da Karakter İnşası'nda Doç. Dr. Yasin Pişgin, vahyin karakter inşa metodunu "aklın inşası", "kalbin inşası" ve "davranışların inşası" olmak üzere üç ana başlık altında derinlemesine analiz ederken modern devrin insanına, ahlakî erdemlere ulaşma ile sonuçlanan tatbiki bir metot sunuyor.