Dağ Uykusu
Toplandılar
Yapı Kredi Yayınları, toplu şiirler ve öyküler ciltlerinde öne çıkan kitapların ayrı basımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda, Turgut Uyar’ın şiir kitabı “Toplandılar” yeniden, bağımsız biçimde okuruna ulaşıyor.
“Toplandılar” kitabı, Turgut Uyar’ın Divan denemesiyle ara verdiği “toplumsal mücadelesi içindeki birey”in şiirine dönüşün ya da “Her Pazartesi”yle başlayan sürecin devamı niteliğindedir. Uyar, her zamanki tavrıyla bir yandan yalnızlığı ve açmazıyla öne çıkardığı bireyin sorunlarından hiçbir koşulda vazgeçmeme tutumunu sürdürürken, öte yandan toplumsal hareketlerin vaat ettiği “güzel günler”in şiirini yazarak gündemdeki mücadeleyi destanlaştırır ve filizlenen umutları besler. “Toplandılar” kitabı şairin İkinci Yeni’ye ve kendisine yapılan politik eleştirilere verdiği bir yanıt olması yanında “direniş edebiyatı”nın güzel bir örneği niteliğindedir.
Turgut Uyar’ın bütün şiirlerini kapsayan “Büyük Saat” kitabı içinde yer alan “Toplandılar” herhangi bir değişiklik olmadan ama ilk baskıyla karşılaştıran birkaç dipnot eklenerek yayına hazırlandı.
Bahar Buselik
Şarkın Sultanları
“Yadigarın ne bir tutam saç var,
Ne soluk bir fidan, ne bir yaprak!..
Acı bir zehr akınca kalbimize
Seni mehtaba sorduk ağlayarak.”
Şark’ın Sultanları, Faruk Nafiz Çamlıbel’in ilk eseri. Han Duvarları adıyla yayımladığımız “toplu şiirler”e bu kitapçıktan küçük birtakım değişikliklerle iki şiir alınmış: Şark’ın Sultanları ve Yolcu. Biz burada yayımlanışının 100. yılında, ilk hallerini koruyarak verdik.
Doğu’ya has bir sesi, Doğu’dan aldığı ilhamlarla yakalamaya, dile getirmeye şalışan şair, kendi ipeğini süzeceği kozayı bu şiirlerle örmeye başlamış: Gizemli sultanlar, gönül çelen güzeller, sâkîler, Sadâbâd, Nedîm ve Lale Devri, mevsiminde güzellikler, mevsimsiz hüzünler. Ses o ses, koza o koza, ipek o ipek.
Umutsuzlar Parkı
Edip Cansever’den karşı şiirler Umutsuzlar Parkı
Edip Cansever şiirinde toplum eleştirisinin belirginleştiği, dönemin muhalif duyarlığının yargılayıcı bir dile kavuştuğu kitabı Umutsuzlar Parkı’nın yeni baskısı Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Türk şiirinin büyük ustalarının belli başlı kitaplarının ilk baskılarına göre hazırlanmış yeni basımları sürüyor. Edip Cansever’in, ilk baskısı 1958 yılında Yeditepe Yayınları tarafından yapılan ve Sonrası Kalır I: Bütün Şiirleri içinde yer alan Umutsuzlar Parkı da yeni, ayrı bir basımla şiir okurlarının beğenisine sunuluyor.
Sonra en büyük denizler olur
İşte o en büyük denizler sonra
Denizin bittiği yerde başlar
Bu yol insana çıkar.
Ölüm Ve Oğlum – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 15
Üşüyor mu deniz üstüne boşandıkça yağmur?
Ondan mı dersin tüyleri böyle ürperiyor?
Ben de gidersem bi gün bu biçim bi sağnakta
Alı al moru mor bir sandal gibi acaba
Yıllar sonra yılmayıp yine
Çarpar mı yüreğim yurdumun sahillerine?
* Baharla Ölüm Konuşmaları *Al Bir Uzun Hava *Bayramlık *Aslandan Al Haberi! *Menapoz *Cankurtaranla *Anayasası İnsanın *Epigram *Taksim Mitinginden İzlenim *Değişim *Cansuyu *Ukte *Ay! Ay! Ay! *Bi Damlacık *Küçük Kızım Su’ya *Akis *Dostum Samaripa’ya Mektup *Muhabbet *Bir Ölüm İlanı *Arkamdan Konuşmasınlar Diye *Güler Yüzümle *Ve Komiser Kolombo *Şiir-Şair-Dünya *Sonsöz *Ölüm ve Oğlum
Göğe Bakma Durağı
Eski Sokak Seçme Şiirler
Garip
“Bu kitap sizi alışılmış şeylerden şüpheye davet edecektir” kapak şeridiyle çıkan Garip, şiirimizde bir büyük çığır açmıştı. Garipçiler’i yüzüncü yaşlarında sırayla selamladığımız bugünlerde, Orhan Veli’nin öncülüğünde çıkan Garip, bu özel ve tek baskıda yeniden okuruyla buluşuyor. Garip, bugün artık hiçbirimize garip gelmiyor.
Fotoğraf
Dört kişi parkta çektirmişiz;
Ben, Oktay, Orhan bir de Şinasi.
Anlaşılan sonbahar;
Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli;
Yapraksız arkamızdaki ağaçlar.
Henüz babası ölmemiş Oktay’ın,
Ben bıyıksızım,
Orhan Süleyman Efendi’yi tanımamış.
Lakin ben hiç böyle mahzun olmadım.
Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?
Halbuki hayattayız hepimiz...
Melih Cevdet
Dörtlükler – Hasan Ali Yücel Klasikleri 21
Ömer Hayyam: Doğum ve ölüm tarihleri çeşitli kaynaklara göre farklılık gösterse de, 11. yüzyılın ortalarında doğduğu, 12. yüzyılın ilk çeyreği civarında öldüğü kabul edilen İranlı şair, felsefeci ve bilim adamı. Günümüzde ise, daha çok "rubai" türünün yaratıcısı olarak kabul gören Hayyam’ın dörtlükleri, Türkçe’ye Yahya Kemal ve Abdülbaki Gölpınarlı başta olmak üzere pek çok kez çevrildi. Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirisi de, bunlar arasında en sevilenlerinden biri.
Çok Bi Çocuk – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 20
Sözü Yormadan
Bütün Şiirleri Orhan Veli
"Orhan Veli çok daha ileriye bir adım attı: Şiirin kendi öz bir dili, bir vezni olmadığı gibi kendine öz konuları da olmayacağını gösterdi, ahengin, musikinin de şiirden kaldırılabileceğini anlattı."
- Nurullah Ataç
"Orhan Veli'nin kavgası, edebiyatımızın en büyük kavgasıdır, buna inanıyorum. Irmağın yatağın' daha doğal bir vadiye indirdi. Şiire kasket giydirdi, sivilleştirdi onu. Bugünkü şiir verimleri onun da verimleridir biraz."
- Cemal Süreya
Bütün Şiirleri, Orhan Veli'nin yüzüncü doğum yıl-dönümünde (2014) gözden geçirildi. Şairin defterleriyle mektupları ndaki el yazmaları, dergi yayınları ve kitabın 1951'den bugüne farklı yayınevlerindeki baskıları karşılaştırılıp incelenerek süregelen yazım hataları düzeltildi ve bazı şiirlerdeki karışıklıklar dipnotlarla giderildi.
Orhan Veli: Türk şiirinin "zincirkıran"ı, "kasket-giydiren"i, "sivilleştiren"i, "açıkhavaozanı"...
Yerçekimli Karanfil
Yapı Kredi Yayınları toplu şiirlerini yayımladığı şairlerin kitaplarının tekil baskılarını yapmaya devam ediyor.
Ben Ruhi Bey Nasılım’ın ardından Edip Cansever’in 1958 Yeditepe Şiir Armağanı’na layık görülen kitabı Yerçekimli Karanfil 1957 yılında yapılan ilk baskısındaki Orhan Peker’e ait özgün kapak tasarımıyla okurla yeniden buluşuyor.
Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu? bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele..
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
İşaret Çocukları
Cahit Zarifoğlu’nun şiiri bunca anlaşılmaz, kapalı ya da zor anlaşılır bulunmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir aklı başında şiir okuyucusu (eleştirmen ya da okuyucu olarak) bu şiirleri reddetmek, yok saymak cesaretini gösterememiştir.
-Rasim Özdenören
Cahit Zarifoğlu’na ait hangi metin olursa olsun, O'nun dünyasına, bir iklime geçer gibi girerseniz. Yeni bir iklime girmenin ne gibi etkileri oluyorsa, nasıl değiştiriyorsa insanı öylece değişirsiniz.
-Alim Kahraman
Kendinden sonra yazmaya başlayan genç Müslüman şairlere, hangi özellikleriyle yol göstermiş olursa olsun, O'ndan sonrakiler, O'nda ders alınacak bir taraf bulacaklardır. Hem şiirin kendine mahsus kaliteleri bakımından, hem Müslüman bir şairin dünya hayatındaki temayülleri bakımından.
-İsmet Özel
Cahit Zarifoğlu o hale gelmişti ki, kendi dünyası içinde bir şiir dili kurmuştu ve bunu çok iyi kullanırdı. Yani şiire, o anlatılmaz olana ait bir durum çıktığı zaman, bir algılama olduğu zaman, onu hemen anında şiire döküverirdi.
-Erdem Bayazıt
Kanaatimce Cahit’in şiiri belli bir kalıp içerisinde hemen formüle edilebilecek, anlatılabilecek bir hüviyet taşımıyor. Cahit, eski tabirle şair-i maderzat, anadan doğma şair idi.
-Akif İnan
Türkçe’de hem ahenge ulaşmak hem de duygu iletişimini sağlamanın belki de en çetin bir şairlik görevi olduğu günümüzde, bir de buna ‘avucunda kor tutmayı’ eklemişti. ‘Hal’ini iyiye doğru sürekli yüceltirken, ‘şiir’ni de yeni ‘hal’ine uydurma savaşımında idi.
-Prof. Dr. Hüseyin Hatemi
Ece Ayhan’a sordum, ona göre “Cahit Zarifoğlu” şiirde yapı sorunun en iyi kavramış bu konuda örnek gösterilebilecek sanatçılardan biri. Kolsuz Bir Hattat’ta da ayrıca belirtmiş bunu.
-Cemal Süreya
Cahit Zarifoğlu’nun şiirini ve düzyazısını o uzaklık, ayrılık gayrılık içinde ancak kendi uzlet köşemden izleyebiliyordum. Kamplaşma havasında kendine yer bulamayacak bu ince şiir, kapalı ama mutlaka sanatkarca düzyazı, kendine özgü değerleri daima korurdu.
-Selim İleri
Cahit Zarifoğlu’nun şiiri, bütün diğer yapıp ettiklerini de, hatta müstear adla yazdığı ‘okuyucuya cevaplar’a varıncaya kadar bir çok şeyi aydınlatan veriler olarak alınabilir sanıyorum. Bu şiir, insanı çok yalın halinde kavrayan bir şiir.
-Nabi Avcı
Şiir-İ Kadim
Osmanlı medeniyetinin edebiyatı, hiç şüphesiz o kültürün birinci elden kaynağını teşkil eder. Bugün her ne kadar o edebiyat dünyası ile aramızda uzak mesafeler olduğu var sayılıyor ise de, aslen bizim olan ve hatta biz olan bu edebiyatın genç nesillerce anlaşılmasında sayılamayacak kadar faydalar vardır. Elinizdeki kitap bu maksatla hazırlanmıştır ve altı asırlık bir birikimin geniş kültür yelpazesine ışık tutar. Eskiler, ‘el-Ma’nâ fî batnı’ş-şair’ buyurmuşlardır. Yani ‘Mana, Şairin içindedir.’ Bu sebeple biz, şairin kastettiğini sandığımız manayı anlatırken objektif olmaya özen gösterdik. Yine de yorumlar bize aittir ve görüşlerimize katılmayanlara saygı duyarız. Çünkü bize göre bütün şiirler, bilgi edinmek için değil hissedilmek içindir. Bu kitapçık da zaten bir hissedişin ürünüdür.
Yalnızlıklar
Çeviri Şiirler
Henüz Vakit Varken Gülüm
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
Henüz vakit varken, gülüm,
Yüreğim dalındayken henüz,
Ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
Volter Rıhtımı’nda dayayıp seni duvara
Öpmeliyim ağzından
Sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a
Çiçeğini seyretmeliyiz onun,
Birden bana sarılmalısın, gülüm,
Korkudan, hayretten, sevinçten
Ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
Yıldızlar da çiselemeli
İncecikten bir yağmurla karışarak.
Divan
Turgut Uyar’dan geleneği dönüştüren şiirler Divan
Muş-Tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne ki
orada her zaman otlar otlar ergenlikler kanar
el ele gittiğimiz bir yolda sen gitgide büyürsen
benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar
Yapı Kredi Yayınları modern şiirimizi yaratan ustaların kitaplarının ayrı basımlarını sürdürüyor. Turgut Uyar’ın altıncı kitabı Divan çağdaş bir içeriği divan şiiri geleneğinin kalıplarıyla yeniden söylemek bağlamında Türk şiirinin kendine özgü kitaplarından biridir. Gelenekten yararlanmaktan çok geleneği dönüştürmenin peşindeki Turgut Uyar bunu ustalaşmış bir şiir sezgisi ve becerisiyle yapar.
Divan, 1970 yılındaki ilk baskısından 49 yıl sonra yeni bir ayrı basımla okuruyla buluşuyor.
Nuyageva
Tragedyalar
Cansever’i Türk şiirindeki yerine olanca ağırlığıyla oturtan ve İkinci Yeni’den ayrı yönlerini gösteren Tragedyalar’da şair, dizenin işlevini yitirdiği düşüncesiyle tiyatrodan, diyalogdan, iç monologdan yararlanır; düzyazının olanaklarını şiire taşır. Her yönüyle modern şiire yeni özellikler, taze bir hava ve özgün biçimler getiren unutulmaz bir kitap Tragedyalar.
“Unutulmuş gibiyim ben. Ve insan
Bir bakıma unutulmuş gibidir
Bilemem ki, nasıl anlatmalı, yalnız bile değilim
Belki de yalnızlıktan
Daha fazla bir şey bu
Unuttum ben kendimi de Stepan.”
Babama
Tüm çocuklarına dünyanın
Babalı çocuklar dilerim,
Doyasıya yaşayabilsinler diye
Çocukluklarını.
Doyasıya efelensinler diye
Komşu çocuklarına.
Değil mi ki
Benim babam senin baban döver
Eve gelince,
Varsın sapanla kırılsın camlar
Tırmansınlar elma dallarına
Gönüllerince.
Ayşe Kulin’den babasına 80. yaş günü armağanı…
Belki Başka Zaman
Sevgi Duvarı – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 3
Sıcak Nal
Ağzı ağzına dolu telefonlardan
Gözleri bozuk paralardan
Saplantılı duvar saatlerinden
İçkilerin giderek küçülmesinden
Belli, iyi şeyler olmayacak.
Bu kitaptaki şiirler Cemal Süreya’nın güz mevsimine ait. Erken kaybettiği dostları Edip Cansever ve Turgut Uyar’dan söz eden, türbeleri dolaşan ve “Yaşadım, Tanrım,” diye hayatının muhasebesini yapan şairin Sıcak Nal’daki tüm dizelerinde aynı melankolik hava esiyor.
Göçebe
Güz Bitiği
Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde kazanması zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.
Sıcak Nal’dan bir gün sonra yayımlanan Güz Bitigi, o kitabın melankolik güz havasını kışa tamamlar. Düzyazıdan şiire, beyite ve şarkıya birçok ifadeyi birleştiren Güz Bitigi aslında tek bir şiirdir, Cemal Süreya’nın son ve evrensel şarkısıdır.
Kırık Taşlar
Diyalektik düşüncenin kökenleri açısından Hegel gibi Marx'a da esin veren Herakleitos'un Doğa Üzerine adlı yapıtından günümüze kalan "Parçalar"ı, şair Alova'nın şiir diliyle yaptığı çeviriyle sunuyoruz. Alova'yı, "Parçalar"ı Kırık Taşlar adı altında bir araya getirerek çevirmeye yönelten etkenlerin başında, Antik Yunan filozofun ateşe, suya, toprağa, güneşe "çıplak akıl"la bakarak evrensel yasaları çözmeye çalışması, diyalektik düşünceyi gözlem yoluyla keşfetmesi, her şeyin sürekli bir akış halinde olduğunu sistemli bir biçimde açıklaması ve tüm bunları açıklarken birkaç sözcükte indiği o büyük derinlik gelmektedir.
Okur, Kırık Taşlar'ı "çıplak akıl"la okusun, diyor Alova, tıpkı Herakleitos'un ateşi, suyu okuduğu gibi.
Kayayı Delen İncir
Turgut Uyar’ın Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü alan kitabı “Kayayı Delen İncir”
Yapı Kredi Yayınları, toplu şiirler ve öyküler ciltlerinde öne çıkan kitapların ayrı basımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda, Turgut Uyar’ın şiir kitabı “Kayayı Delen İncir” yeniden bağımsız biçimde okuruna ulaşıyor. Kitap, 1982 yılında çıkmış şiir kitapları arasından seçilerek Necatigil Şiir Ödülü’ne değer görülmüştü.
“Kayayı Delen İncir”, 12 Eylül öncesi ve sonrası öne çıkan sorunlar ve duyarlıklar gereği, şairin önceki hiçbir kitabında rastlanmayacak ölçüde “yüklü” bir toplumsal içeriğe sahiptir. Ancak dönemin şairlerinden farklı olarak Turgut Uyar bunu şiir dilinden, estetik yaklaşımından ödün vermeden, yani şiirini slogan söyleyişe alet etmeden gerçekleştirmiştir. Birey olarak yine yalnızdır, çıkışsızdır ama bireysel kurtuluşu toplumsal kurtuluşta gören bir bilince her zaman sahiptir.
Uyar’ın bütün şiirlerini kapsayan Büyük Saat kitabı içinde yer alan “Kayayı Delen İncir” herhangi bir değişiklik olmadan yayına hazırlandı. Ayrıca, şairin kitap dosyasını hazırlarken yaptığı karton kapak bu baskının kapak görseli oldu.
“şimdi nedir ilk bakışta yitirilen
ey gözleri maden
ey ilk güneş saatinin çubuğu
de ki aşk pusudadır ve bir dükkânda
ölümsüzlüğün mührünü kazır”
Gülücük
Bütün Şiirleri Ahmet Haşim
“Zannetme ki güldür, ne de lâle,
Âteş doludur, tutma yanarsın
Karşında şu gülgûn piyâle...”
Ahmet Hâşim, modern Türk şiirinin kurucu şairlerinin başında gelir. Hayattayken yayımlanmış iki şiir kitabı olsa da Hâşim’in Türk şiirinde yarattığı etkinin bir benzerine rastlanamaz. Başta Ahmet Hamdi Tanpınar, Abdülhak Şinasi Hisar, Nurullah Ataç gibi isimler olmak üzere, onun getirdiği yenilikleri anlayan ve şiirlerini ayrı bir yere koyanların sayısı azımsanacak gibi değildir. Bugün değerinin daha iyi anlaşıldığı ve onun ilk “modernist” şairimiz olduğu konusunda görüş birliğine varıldığı da bir gerçek.
Elinizdeki kitapta, Ahmet Hâşim’in kitaplarında yer alan ve dergilerde kalan bütün şiirlerini bulacaksınız. Osmanlıca-Türkçe karşılıklı sayfalarda ve “eleştirel basım” olarak sunduğumuz bu baskıyla, nüsha farklarını görecek, modern Türk şiirinin bu büyük ismini eksiksiz okuyacaksınız.