Zaman Çöktü
Zaman Hırsızları
Zaman Sandığı
Zamangezer Yatak
Zamanı Durdurmanın Yolları
Kaç Ömür Gerek, Yaşamayı Öğrenmek İçin?
Tom Hazard’ın tehlikeli bir sırrı var. 41 yaşında sıradan bir tarih öğretmeni gibi göru¨nse de nadir rastlanan bir hastalık yu¨zu¨nden aslında yu¨zyıllardır hayatta. Shakespeare’le aynı sahnede yer almış, Kaptan Cook’la açık denizleri fethetmiş, Fitzgerald’larla içki içmiş. Ama şimdi, tek istediği normal bir hayat su¨rmek. Kimliğini değiştirmeye devam ettiği su¨rece geçmişini geride bırakabilir ve hayatta kalabilir.
Yapmaması gereken tek bir şey var, aşık olmak.
İngiltere’nin en önemli yazarlarından Matt Haig’in bu¨yu¨k övgu¨ toplayan, 37 dile çevrilen ve yakında Benedict Cumberbatch tarafından sinemaya aktarılacak kitabı Zamanı Durdurmanın Yolları, insanın kendini kaybedip tekrar bulmasına dair gu¨zel bir roman.
“Matt Haig insan doğasının aydınlık ve karanlık tarafına aynı ölçu¨de hâkim. ve bu yetisini harika öyku¨ler yaratmak için kullanıyor.”
- Neil Gaiman
“Matt Haig yu¨reğimizi dokuyor. Bu kitabın gu¨cu¨ne karşı koymak zor.”
- Guardıan
“Olağanüstü bir kitap.”
- Stephen Fry
“Bu yılın ve nice yılların en iyi kitabı. Baş döndüren bir okuma. Zaman durdu...”
- Danny Wallace
“Tarihe ve insan doğasına saplantı derecesinde tutkun bir yazardan yaratıcı ve iddialı bir roman.”
- Sunday Express
Zamansız – Can Yayınları
Anlat bana sevgilim, imgeler ülkesine doğru giden bir arabadayız, direksiyon çok hafif, her an savrulabiliriz göğün içine, anlat, yan koltukta zamanı aşmış çılgın bir dinleyicin var, bırak direksiyonu, uçsun arabamız.
Çağdaş edebiyatın büyük yazarlarından Latife Tekin karantina sürecinde yazmaya başladığı bu sürpriz kitabında zamansız, zeminsiz, tanımsız ve insan varoluşunun ötesinde her türden dönüşüme, başkalaşıma açık kadim bir aşk duygusunun izinden gidiyor.
Beden, ten ve zihinde kayıtlı hafıza şiirle titreşip yeryüzünün hafızasıyla birleşirken gölün kalbinden yepyeni bir anlatı doğar: Gelincik ve Yılanbalığı suretinde açan sadece yeni bir hikâye değil kalp çarpıntısının kaydıdır. Göle ve oradan da okuruna akseden prizmatik savruluş.
Zamansız – İndigo Kitap
Bir yazar olan Rosanna Camborne zihnindeki karakterleri kelimelere dökmeyi planladığı esnada olaylar bambaşka gelişir. İlkel bir zamana ve hayal gücündeki canlıların bile ötesinde bir dünyaya geçtiğinde yazmayı planladığı kötü karakter artık tam karşısındadır:
Blake Nightingale.
Rosanna yabancısı olduğu bu zamanda, Efendi Nightingale tarafından tutsak edilirken bir yandan kimliğini gizleyerek hayatta kalmaya bir yandan da büyüleri ve tehlikeli yaratıkları aşmaya çalışır. Efendi’nin gazabından korkup onun baş savaşçısı Gölge’nin karanlığına da bir o kadar sığındığı bu dünyada Rosanna Camborne, kurgusunun başkarakteri çoktan olmuştur.
"Soğuk beni sarıp varlığımı sonsuza kadar işkence etmek için dondururken aklımda tek bir şey vardı... Şeytanın cehennem ateşinde yaktığı koca bir yalandı.”
"Annemin kitaplarını incelerken bazı büyülere rastlarım," dedi kulağı okşayan bir sesle. "Onları sadece kendisi için yazmış, başka kimse anlamasın diye karmaşıklaştırmış. Onları anlamaya çalışmak beni heyecanlandırırdı."
Kaşlarımı hafifçe çattığımda dudaklarındaki kıvrım daha da büyüdü.
"Sen de o çözülmesi zor büyüler gibisin."
Zamansız – İndigo Kitap
Bir yazar olan Rosanna Camborne zihnindeki karakterleri kelimelere dökmeyi planladığı esnada olaylar bambaşka gelişir. İlkel bir zamana ve hayal gücündeki canlıların bile ötesinde bir dünyaya geçtiğinde yazmayı planladığı kötü karakter artık tam karşısındadır:
Blake Nightingale.
Rosanna yabancısı olduğu bu zamanda, Efendi Nightingale tarafından tutsak edilirken bir yandan kimliğini gizleyerek hayatta kalmaya bir yandan da büyüleri ve tehlikeli yaratıkları aşmaya çalışır. Efendi’nin gazabından korkup onun baş savaşçısı Gölge’nin karanlığına da bir o kadar sığındığı bu dünyada Rosanna Camborne, kurgusunun başkarakteri çoktan olmuştur.
"Soğuk beni sarıp varlığımı sonsuza kadar işkence etmek için dondururken aklımda tek bir şey vardı... Şeytanın cehennem ateşinde yaktığı koca bir yalandı.”
"Annemin kitaplarını incelerken bazı büyülere rastlarım," dedi kulağı okşayan bir sesle. "Onları sadece kendisi için yazmış, başka kimse anlamasın diye karmaşıklaştırmış. Onları anlamaya çalışmak beni heyecanlandırırdı."
Kaşlarımı hafifçe çattığımda dudaklarındaki kıvrım daha da büyüdü.
"Sen de o çözülmesi zor büyüler gibisin."
Zamir
Yeni bir binyılın arifesinde, Birinci Dünya Barışı Vakfı’nda çalışan Zamir’in görevi ne pahasına olursa olsun savaşları durdurmaktır. Baş döndüren barış senaryoları, komplolar ve mücadeleler içinde Zamir şu soruya yanıt arar: İnsan nasıl barışır?
“Demek ki bu evrende her şey bir şarapnel. Ve genişlemekte olan, aslında bir şarapnel bulutu. Demek ki Samanyolu ve içindeki güneş ve etrafındaki dünya ve üzerindeki insan ve aklındaki her şey bir şarapnel. Düşüncesi, inancı, duygusu, icadı, hepsi. Demek ki insan insana saplanmak için var… Zaten öyle olmasaydı bu kitap olmazdı.”
Zar Adam
Zarif Bir Cinayet Gecesi
Stonygates’teki genç suçluların islah edildiği bir vakfın sahibi olan arkadaşı Carrie Louise’i ziyaret eden Miss Marple tehlikenin yak- laşmakta olduğunu hisseder.
Bir gece suçlu gençlerden biri, vakfın yöneticisini silahla öldürmeye çalışınca korkuları gerçekleşir. Yönetici, yara almadan kurtulur ama malikânenin diğer tarafındaki beklenmeyen ziyaretçi, onun kadar şanslı değildir.
Bu bir rastlantı mıdır? Miss Marple’a göre değildir. Miss Marple kurbanın, esrarengiz ziyaretinin altında yatan sırrı ve cinayeti çözmek için tüm becerisini kullanır...
“Çok zekice yazılmış.”—Guardian
Zarlar
1900’lerin başlarında, yıkılmakta olan imparatorluğun başkenti İstanbul’da en çok saygı gösterilen kabadayılardan biri olan Arif ’in gölgesinde güvenle yaşayan iki kardeşin intikam hikâyesi Zarlar. Ziya, koyu karanlığı içinde taşıyarak doğan bir ruh; Hakkı’ysa korkak olmadığını kanıtlamaya çalışan küçük ağabeyi... Arif ’in katledilmesiyle başlayan olaylar hükümete el koyma planlarına varacak, iki kardeşi Mahmut Şevket Paşa suikastında rol almaya kadar götürecektir. Gerilim ve merak öğeleri sayesinde dinamikliğini son sayfasına kadar koruyan Zarlar, tarih sahnesinde sergilenen bir Ahmet Altan romanı.
Bir gün önce hayal bile edemeyeceği parlak bir gelecek ihtimali açılmıştı önünde, bir gecede her şey değişmişti, ölmeyi ve öldürmeyi kabul etmesi karşılığında talih ona özlediği hayatın kapısını açıyordu, kendisini reddeden herkesten daha önemli biri olacak, kendisini reddeden herkesi reddedecek bir güce erişecekti.
“Bazı bölümler Stendhal’i ya da Nietzsche’yi kıskandıracak bir ahlaki nüfuza sahip.”
–Transfuge Magazine
“Coşku dolu, var olmanın en uğursuz kıyılarından hiç uzaklaşmayan Zarlar, mutlak bir edebi zevkle okuru büyülüyor.”
–Les Echos
Zavallı Çocuk
Atâ amcasının yanına sığınmış tıp tahsili yapan bir gençtir. Amcası Halil Bey’in kızı Şefika’yı sevmektedir. Şefika da Ata’ya karşı muhabbet beslemektedir. Ata’yı seven Şefika istemediği paşayla evlenmek zorunda kalınca vereme yakalanır. Şefika’yı hasta yatağında bulan Atâ bu duruma dayanamaz ve zehir içerek intihar eder. Namık Kemal Zavallı Çocuk’ta ailesinin bütün yükünü omuzlarında hisseden bir genç kızın dramını etkili bir şekilde ortaya koyuyor.
Zavallı Necdet – İskele Yayıncılık
Zehiri Kim Verdi
Luke Fitzwilliam yıllardan sonra İngiltere'ye dönüyordu artık. Vapurdan inip gümrüğe girdiği sırada, acaba buraya yeniden alışabilecek miyim, diye düşündü. Diğer yolcularla birlikte, vapuru beklemiş olan Londra trenine binerken hala bu soru vardı aklında. İşim yok artık... Küçük bir gerilim var. Bol vaktim olacak. Ne yapacağım? Neyle oyalanacağım?
Zesto Psomi
“…mübadillerden biri anlatmıştı. Yerleşmek için kapısını açıp içeri girdikleri evde sofrayı kurulu bulmuşlar. Tabaklarda çorbalar bile öylece duruyormuş. O sofranın başına oturup ağlamışlar hep birlikte.”
Bu romanda anlatılanlar, kaderi bir gecede değişen yüz binlerce insanın hikâyesidir. Bu romanda anlatılanlar, adı ister Yorgo olsun ister Yusuf, ister Eleni olsun ister Emine, kuşaklar boyu vatan diye bildikleri topraklarından yüzlerini hiç görmedikleri birileri tarafından koparılan insanların hikâyesidir. Kimisi kurulu sofrasında bir lokma yiyemeden yola koyuldu, kimisi “yeni” vatanına gidiş yolunda canını verdi, kimisi sağ salim vardığı yeni topraklarda “memleket” özlemiyle yaşadı. Aradan yüz yıl geçti, Yunanistan’dan Türkiye’ye gelenler, Türkiye’den Yunanistan’a gidenler acılarını ve hikâyelerini daima akıllarında tuttular… Bu roman akıllardan hiç silinmeyen mübadeleyi anlatıyor.
Feyza Hepçilingirler, Zesto Psomi (Sıcak Ekmek) adlı romanında bütün yakıcılığıyla mübadeleyi yazıyor. Yer yer hüzünlü yer yer neşeli bir dille, Girit’ten Ayvalık’a gelen bir aile üzerinden, bir imzayla hayatları değişen yüz binlerce insanın kaderini anlatıyor. Hepçilingirler’den tarihin yüz yıldır sızlayan yarasına dair bir ustalık eseri.
Zeynonun Oğlu
Ne okuduğu kitaplar ne ev işi onun kalbinde çocuğun insanî ve sıcak yerini dolduruyordu. Günde iki defa Kürt Zeyno’yu arıyor, onunla dertleşiyordu. Fakat Kürt Zeyno, Bayram Ağa ismini alarak bir gün evvel gelen meçhul adamın kim olabileceğini düşünüyor, sıkılıyor, bunun Ramazan olması ihtimali onu bir kâbus gibi korkutuyordu. Zeyno’nun Oğlu, Türk edebiyatının öncü kadın yazarlarından Halide Edib Adıvar’ın en özgün romanlarından biri. Kalp Ağrısı’nın devamı niteliğindeki bu roman, Doğu Anadolu’ya görevli giden Türk subayları ve eşlerinin gözlemlerini aktarıyor. Bölgede içten içe gelişen bir Kürt isyanının öncesinde geçen olayların ana kahramanı, Haso Çocuk. Zeyno’nun Oğlu, bir yanıyla Doğu Anadolu’daki feodal düzenin kökenlerine de işaret eden önemli bir roman.
Zeytindağı – Günümüz Türkçesiyle
Zeytindağı, insanın kanını donduran tarihi bir süreci, "bir imparatorluğun çöküşünü" zamanına göre duru bir Türkçe ile karşımıza getiriyor. Kitapta Mehmetçik'in Yemen'de, Aden'de, Kanal'da, Gazze'de, Arap çöllerinde nasıl kırıldığını, yenilgiden sonra bir vagon dolusu "mecidiye"yi bile nasıl bıraktığımızı hayretler içerisinde okuyacaksınız.
Cemal Paşa'nın emir subayı olarak, o günlerde en yakınında bulunan Falih Rıfkı, Zeytindağı kitabında anlattıklarıyla tarihimize bir ibret belgesi bırakırken, yine kitaptaki her biri bir destan olabilecek askerlerin günlükleri ile adeta kumar masasında kaybedilen Ahmetlerin, Mehmetlerin hikayeleri tüylerinizi ürpertecek.
Zeytindağı, Osmanlı İmparatorluğu'nun ruhen ve fiilen can çekiştiği dönemlerde henüz ömrünü tamamlamamışken ülke içerisinde yaşanılan atmosferi, Türk askerlerinin ruhen ve bedenen ne kadar yıprandığını, umutsuzluğa boğulmakta iken yapılan fedakarlıkların ne denli büyük olduğunu ve saygı ile önlerinde eğilebileceğimiz bir mücadele gösterdiklerini bize anlatan ve yaşatan eşsiz bir eser niteliğindedir. Bu bağlamda her Türk insanının mutlaka okuması gereken Zeytindağı'nı, günümüz toplumuna onların diliyle sunmak ve her bir satırının zihinlere kazınmasını sağlamak adına, kitabın özgün metin olarak yapılan baskısının dışında, günümüz Türkçesine aktarılmış baskısının yapılması da kaçınılmaz bir görev olmuştur.
• • •
"Osmanlı'nın son dönemlerini anlatan Zeytindağı kitabını gençlerimiz mutlaka okusunlar."
Recep Tayyip Erdoğan (Cumhurbaşkanı)
"Falih Rıfkı Atay'ın sürükleyici, zengin muhtevalı, zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır.
Onu her zaman yaşatacak ve sevdirecek olan kitaplarının en birincisi "Zeytindağı"dır. Bu kitapta bir imparatorluğu, bir güneşin trajik batışını, keskin gözlemleri, realist ama hüzünlü bakışıyla anlatır."
Prof. Dr. İlber Ortaylı
"... Falih Rıfkı'nın son eseri Zeytindağı, cumhuriyet devri edebiyatının en büyük olaylarından birini meydana getirdi. Falih Rıfkı'nın bize hatırlattığı devir, Türk milletinin geçirdiği ve geçirebileceği felaket devirlerinin en facialısı, en dehşetlisi ve ruha en çok bezginlik verenidir. Eğer, yazarın keskin ve yüksek zekası bu devir üstüne berrak bir aydınlık gibi yansımamış olsaydı, biz ona doğru başımızı çevirip tekrar bakmak arzu ve cesaretini kendimizde bulamayacaktık."
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
"... Zeytindağı'nı seve seve okudum. Zaten başladıktan sonra bırakmak mümkün değil. Bence bu yeni kitabında Falih Rıfkı'nın üslubu, öbür kitaplarından daha göz kamaştırıcıdır ve zannedersem en güzel haline ulaşmıştır. Zeytindağı, bugünkü Türkçe ile ne kadar kuvvetli image'lar yapılabileceğine sağlam bir delildir."
Nurullah Ataç