Ahali
Assassins Creed 6-Cehennem
1862; Londra Sanayi Devrimi’nin dönemecinde ve dünyanın ilk yeraltı demiryolu hattının yapımı devam ediyor. Kazıda bir ceset bulunduğunda, bu Assasinler ve Tapınakçılar arasındaki asırlar süren savaşın en ölümcül bölümünün başlamasına sebep oluyor.
Karanlık sırları olan, iyi gizlenmiş bir Assasin ve Tapınakçıları ülkenin başkentinden silip atacak bir görev... Yakında Yoldaşlık bu Assasini, Jacob ve Evie Frye’ın akıl hocası Henry Green olarak tanıyacak. Ama şimdilik o Hayalet.
Oliver Bowden (d. 1948), ünlü bir romancı ve Rönesans tarihçisidir. Halen Paris’te yaşamakta olan yazar, Assassin’s Creed bilgisayar oyunlarını romanlaştırmasının yanı sıra pek çok kurgu ve kurgu dışı eser kaleme almıştır.
Çürük Vişne 1 Veca
Wattpad fenomeni Emine Tavuz’dan
Esila, kirpik uçlarından dudaklarındaki tebessüme kadar acıdan yoğrulmuş bir kızdı. Bedenine atılan darbeler ruhunda çok büyük yaralar açmıştı. Sömürülecek tek bir yeri bile kalmadığı halde bu eziyeti çekmek zorundaydı. Ta ki Asrın’a kadar.
Asrın, genç kızın sıkışıp kaldığı bu kapanda çaresizce attığı sessiz çığlıklarını işitmişti. Fakat bir sorun vardı. Genç adam yaralı bir aslan gibiydi; sert, hırçın ve etrafı duvarlarla kaplı.
Esila, onunla tanıştığında ruhuna daha fazla acı bulaştıracaktı belki de ama tek bir an bile pişman olmayacaktı. Çünkü geçmişin, sırtlarında açtığı yaraları koparıp atmak o kadar kolay olmasa da ikisi de yalnızca birbirleri sayesinde iyileşebileceklerini fark ettiklerinde, bolca acı vaat eden hastalıklı bir ilişkinin temelleri çoktan atılmıştı.
Bitti sandıkları yerden başlayan, başladığında çoğalan, çoğaldıkça şiddetlenen bu yangın onların hem kurtuluşları hem de bitişleri olacaktı.
“Kurtarılmaya ihtiyacımız var. Asrın, bizi kurtar!
Beni ve çocukluğumu kurtar!”
Siyah Kuğu 2 Ruh Kadehi
Ölümü kendi ellerinden olan gecenin koğuşlarına hapsolmuş katillerin son sözleri henüz söylenmedi.
Mezar taşlarının başında karanlığa bir mum yakan insanlar, bir şarkı mırıldanıyor; sözleri dile gelmedi.
"Kırılmış kanatlar, incinmiş kalpler, kaybolmuş ruhlar.Söylesene Siyah Kuğu, sen buradasın diye mi yağmur yağıyor, yoksa bulutlar da mı bize ağlıyor?"
Siyah Kuğu
Ölüme Fısıldayan Adam
Aşk Varsa Kusur Yoktur
Dünyanın En Pis Sokağı
Kızıl Elma Oğulla Buluşma
Eserleri 176 dilde tercüme edilen Cengiz Aytmatov, hiç şüphe yok ki dünya edebiyatında en fazla tanınan Türk yazarıdır. Yazdığı her eseri büyük bir zevkle okunan Aytmatov, bir arada sunduğumuz bu iki hikâyesinde güçlü bir sembolizm kullanmıştır. Kızıl Elma, Aytmatov’un ilk dönem eserlerindedir ve o, bir şehir hikâyesi olmanın yanı sıra, aynı zamanda bir aşk hikayesidir. Kızıl Elma’da aşkın o tertemiz heyecanı; Oğulla Buluşma’da ise bir babanın evladına duyduğu ıstıraplı hasreti anlatılıyor... Her iki hikayenin ortak özelliği ise, Aytmatov’un bu hikayelerdeki duyguları en net, en saf halde okuyucuyla buluşturmuş olmasıdır. Bu yönüyle de onun hikayeleri, bir solukta okunacak kadar sürükleyicidir.
Sirayet
Dolunaya Esrarengiz Yolculuk
Sahildeki Gizemli Ev
Her Yerde Seni Aradım
Beni Yalnız Sen Anlarsın
Kader Oyunu
Tutkular Keder Oldu
Böcekleri Seven Kadın
Hilkat Garibeleri
Halid Ziya Uşaklıgil’in Kaleme Aldığı Ve Tercüme Ettiği Öykülerden Bir Seçki: Nakil
Türk edebiyatının usta kalemlerinden Halid Ziya Uşaklıgil, henüz çocukken Gedikpaşa Tiyatrosu’nda seyrettiği oyunlar vesilesiyle Fransız kültürü ve edebiyatıyla tanışır; bu tanışıklık İzmir Rüşdiyesi’nın sıralarında öğrenciyken Fransızca dersine duyduğu sevgiyle daha da ileri bir boyuta taşınır. Yine bu esnada yazar, özel hocası Auguste de Jaba’nın etkisiyle ilk tercümesini yapar; önceleri Jaba’nın seçtiği kitapları tercüme ederken bir süre sonra bağımsız devam eder ve tercümeye duyduğu tutkuyu şu sözlerle dile getirir: “Artık delice bir hevesle, birini bırakıp ötekine koşarak, bir oyuncak dolu masanın önünde kendisini şaşırmış bir çocuk hâliyle tercümeler yapmaya başladım.”
Halid Ziya Uşaklıgil’in Alphonse Daudet, Guy de Maupassant, Émile Zola gibi Fransız edebiyatının önde gelen kalemlerinden tercüme ettiği öykülerle kendi öykülerini bir araya getirdiği ve çiçeği burnunda bir yazarın hikâye anlatmanın her yönüne duyduğu derin tutkuyu gözler önüne seren eşsiz eseri Nâkil, eksiksiz olarak ilk kez gün yüzüne çıkıyor...