Lohusa Şerbeti
Avukat Ergün Kazanır’ın, kocasından boşanmak isteyen danışanıyla imtihanı… Üstelik uğraşması gereken tek sorun bu da değil.
Hamile eşine destek olabilmeyi kendine görev edinen Ergün Kazanır, mesleğini de ihmal etmez. Yeni çocuk yeni masraflar demektir ne de olsa. Çok çalışmalıdır Ergün Kazanır, çok.
Kaderini değiştirecek davayı beklerken karşısına Kader’in boşanma davası çıkar. Ergün Kazanır, aklıselim davranıp kocasını onu aldatmakla suçlayan yeni anne Kader’i boşanma kararından vazgeçirmeyi başarır.
Ama bu hamlesi pişmanlık duyacağı olaylar zincirinin ilk halkası olacaktır. Lohusa şerbeti ile ekilen şüphe tohumları akşamları eve geç gelmelerle yeşerecek ve Avukat Ergün’ün evliliğini de içine alarak büyüyecek… Ergün’ün eski eşi Nurcan’ı da unutmamak gerek. Acaba yolları nasıl kesişecek?
Ergün Kazanır, polisiye öğelerle bezenmiş Lohusa Şerbeti’nde okuru hem güldürüyor hem de heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor.
Dünyanın En Yalnız Beyni
Elma Yayınevi - ORTAPIA’dan çıkan yeni kitabımız Dünyanın En Yalnız Beyni, Dr. Serkan Karaismailoğlu’nun eşsiz anlatımıyla buluşuyor okurla. Yazar gençlere, ebeveynlere, eğitimcilere; aslında popüler kültürün kıskancında yaşayan tüm ergenlere ve onların etrafındaki yetişkinlere önce bilim insanı sonra da yazar kimliğiyle ve hep alışık olduğumuz kendine has hikâye kurgusuyla sesleniyor.
UYARI
Bu kitap, başta ergenler olmak üzere gençliği yoldan çıkarmak amacıyla yazılmıştır.
Sigara ve alkol kullanma yaşının iyice düştüğü, lise öğrencilerinin okullarda istediği uyuşturucuya ulaşabildiği, mevcut eğitim sisteminin organik beyinli gençlerimizi yapay zekâya dönüştürdüğü ve sınava girecek öğrencilerin netlerini artırmak için reçeteli ilaç kullandığı bir gençliğin gittiği yolla ilgili bir endişeniz yoksa bu kitaba asla dokunmayın.
Yıllardır çocuklarımızı yürüttüğümüz bu yol onları mutsuz ve acımasız bir yetişkine dönüştürmekten başka bir işe yaramıyor. Bu durumda artık kendimize şu soruyu sormanın vakti geldi. Tek yönlü bu yolun sonu bir uçurumsa eğer o gençliği yoldan çıkarmak dışında bir seçeneğimiz olabilir mi?
Sevgili genç arkadaşım, henüz tanışmadık ama nasıl bir yalnızlığın içine tutsak edildiğini çok iyi biliyorum. Etrafındaki karanlık her geçen gün daha da koyulaşıyor. Ama korkma. Bu karanlığı yok edecek güç beyninin derinlerinde gizli.
Sadece bunun farkında değilsin. Şu an ellerinin arasında tuttuğun kitabın sana vaat ettiği tek gerçek bu. İçindeki güce ulaşmanı sağlamak adına elimden gelen her şeyi yapacağım ve nihai sona ulaştığımızda neden sana bu kadar çok güvendiğimi anlayacaksın.
Hazırsan derin bir nefes al ve başlayalım.
Yüce Tanrı Pan
Ateşböceğinin Şarkısı
Bir Haftada Sabahattin Ali
Gerçekçi üslubu ve samimi diliyle yaşadığı dönemin toplumsal sorunlarına dikkat çeken Sabahattin Ali’nin eserleri bugün hala güncelliğini sürdürüyor ve her yaştan okuru yakalamayı başarıyor.
Edebiyatımızın en önemli yazarlarından Sabahattin Ali’yi tanıma kitabı olarak hazırladığımız
Bir Haftada Sabahattin Ali, yedi ayrı bölümden oluşuyor. Her bölümü bir gün olarak düşündüğünüzde; bu kitapla her yeni güne bir fotoğrafıyla başlayacaksınız. Ardından yazılarından bir alıntıya rastlayacaksınız. Sonrasında en sevilen öykülerinden birini okuyup şiirlerinden birini mırıldanarak günü sonlandırmış olacaksınız.
Üstelik bu bir haftayı başlatmak için pazartesiyi beklemenize gerek yok... Şimdiden iyi haftalar...
Zavallı Çocuk
Atâ amcasının yanına sığınmış tıp tahsili yapan bir gençtir. Amcası Halil Bey’in kızı Şefika’yı sevmektedir. Şefika da Ata’ya karşı muhabbet beslemektedir. Ata’yı seven Şefika istemediği paşayla evlenmek zorunda kalınca vereme yakalanır. Şefika’yı hasta yatağında bulan Atâ bu duruma dayanamaz ve zehir içerek intihar eder. Namık Kemal Zavallı Çocuk’ta ailesinin bütün yükünü omuzlarında hisseden bir genç kızın dramını etkili bir şekilde ortaya koyuyor.
Kötü Çocuk 2
"Siyahın içindeki beyaz noktasının silik hikayesi..."
Kayla ve Meriç'in beklenmedik şekilde başlayan ilişkileri, aile sırlarının ortaya çıkmasıyla daha da derinleşir. Meriç herkesten gizlemeye çalıştığı geçmişinin kapısını Kayla’ya açmıştır ve onun hep yanında olmasını ister.
Meriç kendi aile sorunlarıyla boğuşurken, Kayla'nın onu değiştirdiğine inanıp, iyi ve kötü arasında denge kurmaya çalışır. Kayla ise Meriç'in daha derin bir karanlığa düşmemesi için, ondan ayrılmaya karar verir.
Meriç’ten uzaklaştıkça hatalar yapan Kayla’nın hayatında iyi olan tek şey, anne ve babasıyla birlikte yaşayamadıklarını geç de olsa gerçekleştirmesidir.
Kaçmaya çalıştıkça daha şiddetli birbirlerine çekilen Siyah ve Beyaz.
“Sen tuhaf bir çocuksun, Meriç Tuna… Ve ben seni seviyorum.”
Aşk Kanatları
Küçük Dünya
Eylül – Bilge Kültür Sanat
Eylül sayesinde... Mehmet Rauf’un kaleme aldığı ilk psikolojik roman türüyle buluşacaksınız. Yazarın yasak aşk konusuna Halit Ziya’dan daha hoşgörülü baktığını göreceksiniz. Suad ve Necib’in musiki sayesinde başlayan aşklarının gerçek olup olmadığını merak edeceksiniz. Boğaziçi’nde bir yalıda piyano tuşlarından dökülen klasik Batı müziği parçalarının sesini duyacaksınız.
Çevre tasvirlerinden çok, kişiler üzerinde bıraktığı izlenimleri okuyacaksınız. Orta yaşta bir kişinin eylül ayında hissettiklerini okuyunca etkileneceksiniz. Eylül ayı gelince artık çevreye bir başka gözle bakmaya başlayacaksınız. İstanbul’un eski yaşantısına, Boğaziçi’nin güzelliklerine şahit olacaksınız. Yangın sırasında içerde kalan Suad’ı, kimin kurtarmaya çalışacağını öğreneceksiniz.
Hacı Bayram
Fikir eserleri akla, şiir gönle hitap eder. Roman hem akla, hem gönle... Romanın asıl üstünlüğü de bu olsa gerek. Tasavvufda sır düşünmekle anlaşılamaz. İlla yaşanması gerekir. Tasavvuf dervişlikle yaşanır. Derviş düşünürken hisseder, hissederken düşünür. Hem gözüyle, hem gönül gözüyle görür. Yunus, Hacı Bektaş, Hacı Bayram, Niyazi Mısrî tasavvuf zirvelerini de hem anlamak, hem de hissetmek gerekir; aynı anda. Çağımızda hepimiz derviş olamayacağımıza göre bunu başarmanın en uygun yolu, onları Emine Işınsu gibi bir kalemden okumaktır. Anlarken hissetmek hissederken anlamak için.
Sancı
1968-1980 arasında sancı çeken Türkiye. Sovyet ideoloji saldırısı karşısında şaşkın iktidar. Üniversitede, sokakta silahlı terör. İşkence ile şehit edilen Dursun Önkuzu... Ve ülkücü direnişin yükselişi. Ülkücüler olmasaydı Sancı romanı olmazdı. Fakat bu kitabın etkisi o kadar kuvvetli ve yaygındır ki, belki Sancı olmasaydı sonraki nesiller de o kadar ülkücü olmayacaktı.
Sıcak Kafa
Dünyayı pençesine almış bir delilik salgını...
Konuşma yoluyla, zihinden zihne bulaşarak yayılan bir hastalık...
Yıkılmanın eşiğine gelmiş uygarlık...
Vaktiyle bu amansız hastalık üzerine çalışmış eski dilbilimci Murat Siyavuş, umutsuzluk içinde annesinin evine sığınmıştır. Acımasız bir devlet kurumunun peşine düştüğünü öğrenince, evden çıkıp hayata karışmak ve salgının dönüştürdüğü dünyayla yüzleşmek zorunda kalır.
Afşin Kum'un ilk romanı; akıl, dil, uygarlık, hayatın doğası ve boşlukta anlam arayışımız üzerine çarpıcı bir düşünce deneyi.
"Meraklandıran, sürükleyen, çokça güldüren ve nihayet elinizden tutup uçuran bir hikaye. Türkiye'nin dünya bilimkurgu literatürüne armağanı."
- Alper Canıgüz
Şahane Hatalar Pusula
Bu hayatta sorumlulukların var. Kardeşinle ilgilenmeli, anne babana boşanma döneminde destek olmalısın. Tabii ki hayat seni beklemiyor, tüm hızıyla akıp gidiyor. Bir yanda okulun popüler tayfası, diğer yanda çalışkanlar. Neşe ve eğlence mi, disiplin ve sıkı çalışma mı? Pusulan hangi yönü gösteriyor?
Yeni bir hayat senin seçimlerinle şekillenecek. Vereceğin kararlar kaderini çizecek. Asıl sınav şimdi başlıyor. Kader diye bir şey vardır ve sizin seçimlerinizle değişir.
Bu kitabı okumaya normal bir kitap gibi birinci sayfadan başlayın. İlk bölümün sonunda, önünüze bir yol ayrımı çıkacak. Kararınızı verin ve ilgili bölüme gidin. Her bölümün sonunda seçimlerinizle kaderinizi kontrol etmeye devam edeceksiniz.
Kitabı okurken bazen hiç beklemediğiniz bir yere ulaşacak, bazen de kendinizi daha önce olduğunuz yerde bulacaksınız. Hayatın size neler hazırladığını asla bilemezsiniz. Ama şunu biliyorsunuz, iyilikler her zaman ödüllendirilmiyor ve bazen hatalı kararlar, şahane olayların başlangıcı olabiliyor. Her yolculuğun sonunda başa dönüp tekrar başlayın, unutmayın, herkes ikinci bir şansı hak eder. Yüzlerce farklı hayat sizi bekliyor. İyi şanslar.
"Raydan çıkmaya hazır mısınız?"
- NY Times
"Başroldesiniz, hakkını verin."
- Newsweek
Daeth Note – Bir Başka Defter : Los Angel Manga
Los Angeles bir dizi seri cinayete sahne oluyor. Ünlü dedektif L, BB Cinayetleri olarak anılan ve belli bir düzen doğrultusunda işlenen bu karmaşık cinayet vakalarını çözmek için iş başında ve Naomi isminde bir eski FBI ajanı da bu tüyler ürpertici cinayetlerin çözülmesi için L’ye yardım ediyor.
Ve Death Note’dan alışkın olduğunuz üzere, ne hiçbir şey göründüğü gibi ne de işler giderek kolaylaşıyor.
Death Note Bir Başka Defter, heyecan dolu bir polisiye.
Ada Sırlar Çözülüyor
Nil Adası’nda kurallar belliydi. Kaçmak için 365 gününüz vardı… yoksa ölürdünüz.
Çoksatan genç yetişkin edebiyatı serimiz Ada’da macera tüm hızlıyla devam ediyor…
Rives artık Nil Adası’nın tartışmasız lideriydi, ancak Köy’ü bir arada tutmak her zamankinden daha güçtü.
Yağmacılar artık daha cesur, hayvanlar daha saldırgandı. Yeni gelenler Köy’deki dengeleri sarsmış, Arama sistemini tehlikeye atmış ve Rives’ın Nil hakkında bildiği her şeyi sorgulamasına neden olmuşlardı.
Geçmişi sırlarla dolu Skye da adaya yeni gelenler arasındaydı ve tıpkı Rives gibi, Nil’i çözmeye çalışıyordu. İkili kısa süre içerisinde Nil Adası’ndaki
“Nil Adası’na geri dönmek için sabırsızlanan okurlar için sürükleyici, gerilim dolu bir hediye.”
- Kirkus Review
“Serinin hayranlarının kaçırmaması gereken bir devam kitabı.”
-School Library Journal
“Güçlü anlatımıyla harika bir macera.”
-Voya (Starred Review bunu başında yıldızla koyabiliriz.)
“Matson’ın detaylar için gösterdiği özen ve güçlü karakterleri sayesinde, elinizden bırakamadığınız bu hikaye korku, macera, doğal güzellikler ve aşkla harmanlanmış.”
-Publishers Weekly
Cadı Avcısı
Lola Ve Komşu Çocuk
New York Times Çoksatan:
- 2012 YALSA En İyi Genç Edebiyatı
- 2013 ALA Rainbow Seçkisi
- 2012 The Inky Awards Silver Inky Ödülü Adayı
- 2011 Goodreads Choice Award En İyi Genç Yetişkin Romanı Adayı
Lola ve Komşu Çocuk, hem tatlı bir aşk hem gerçekçi bir dostluk hem de John Green ve Rainbow Rowell sevenlerin zevkle kucak açacağı bir kendini bulma hikayesi.
Geçmişinde kalan çocuk, gelecekteki aşkı olabilir mi? Henüz kendini geliştirme aşamasındaki tasarımcı Lola Nolan modaya inanmıyordu... O, kostümlere inanıyordu. Kıyafet ne kadar parıltılı, eğlenceli ve farklı, yani etkileyiciyse o kadar iyiydi. Ve Lola'nın hayatı, özellikle de seksi rockçı erkek arkadaşı varken mükemmele gayet yakındı. Ta ki Bell ikizleri olarak da bilinen Calliope ve Cricket mahalleye tekrar taşınıp Lola'nın derinlere gömdüğünü düşündüğü acı verici geçmişini günyüzüne çıkarana kadar.
"Stephanie Perkins bizim neslimizin Jane Austen'ı. Hikayeleri kısa sürede unutamayacağınız kadar büyüleyici.
-Tahereh Mafi, Bana Dokunma romanının çoksatan yazarı-
"Büyülü… Aşık olmanın nasıl bir şey olduğunu gerçek anlamda hatırlatıyor."
- Cassandra Clare, New York Times çoksatan yazarı
"Zekice diyaloglar, taptaze karakterler ve bir sürü yakıcı temas... Sarah Dessen hayranları, aşk ve gerçekliği incelikle birleştiren Stephanie Perkins'i zevkle okuyacaklar."
- Kirkus Reviews
"Perkins, insanların farklılıklarını kabullenmenin ancak aşk ile mümkün olduğunu son derece iyi bir şekilde gösteriyor."
- Booklist
"Zekice kurgulanmış diyaloglar ve seksi bir romantizm... Lola'nın fazlasıyla mütevazı espri anlayışı ve Perkins'in, onun gelgitli duygularını yazmaktaki becerisi birleşince ortaya elinizden bırakamayacağınız bir kitap çıkıyor."
- Publishers Weekly
"Çok modern, çok eğlenceli ve tartışılacak sorularla dolu."
- Romantic Times Book Reviews
İçindeki Uyuyan Güzeli Uyandır
İnsan bir ‘güzel’ olarak doğar. Büyüdükçe kendini büyük zannedenlerin oturduğu tahtı sallamaya başlar. Minik güzelle baş edemeyen büyükler, öcü, cin ve dev gibi hayali canavarlarla onu uyutmak isterler. Minik güzel büyüdükçe gelenek, ayıp, disiplin, not korkusu gibi gözle görülmeyen silahlarla sindirilmeye çalışılır. Maalesef güzel doğanların büyük bir çoğunluğu daha gençlik çağına gelmeden uyur. Çünkü bizim eğitim adına verdiğimiz bilgilerin çoğu aslında onu uyutmak ve uykusunu derinleştirmekten başka bir işe yaramaz. Bu kitapta dünyaya muhteşem olarak geldikten sonra iyi niyetlerle uyutulan, içindeki güzelin uyuduğunu fark eden ve onu uyandırmak için çırpınan bir sevgi yolcusunun serüveni var. Eğer sen de içindeki güzeli uyandırmak istersen hadi gel arkadaş olalım. Bu kitabı okuyup arkadaşlığımızın tadına bakman amacıyla gözlerini dört dakika ödünç verirmisin? İçindeki güzel uyandırmayı beklerken sen hala neyi beklediğini hiç düşündün mü?
Mağara – Kırmızı Kedi Yayınevi
Kentlerde giderek yayılan dev alışveriş merkezlerinin ve yaşam sitelerinin hayatımızda yarattığı değişiklikler üzerine, Saramago’nun her zamanki incelikli üslubuyla kotardığı bir roman, Mağara.
Günümüz dünyasının yükselen trendleri olan tüketim ve steril yaşam mekânlarının sembolü olan bir ‘Merkez’le, basit, geleneksel ama hakiki duygularla dolu üretken yaşamın sembolü yaşlı bir çömlekçiyi karşı karşıya getiren büyük usta Saramago, basit bir durumu hayranlık uyandıran felsefi bir alegoriye dönüştürüyor: Sıcak masalsı anlatısı ve sempatik karakterleri, devasa reklam kampanyalarıyla birer harikalar diyarı olarak sunulan yaşam projelerinin insan ruhunun Platonik mağarasından öteye geçemeyeceğini gösteriyor.
“Proust’ta olduğu gibi, Saramago’nun cümlelerinden birinin içine çekilmek de, bir dolambaçtan biçim alan bir dünyaya çekilmektir.”
- The New York Times Book Review
“Hayatta kalma mücadelesi veren sıradan insanlara heyecanlı, muhteşem yazılmış, son derece büyüleyici, eski moda denebilecek kadar romantik, yer yer de çarpıcı bir bakış.”
- Book Magazine
''Pek Çok Okurun da İnandığı Üzere, Belki de Yaşayan en Büyük Romancı OLan Olağanüstü Bir Yazardan Bir Başka Başyapıt.''
- The Boston Globe
Kızıla Boyalı Saçlar
Türkiye’de 38 baskıda 110.000 adede ulaşan unutulmaz roman gözden geçirilmiş yeni baskısıyla
“Taksitle kitap sattığı bir kız vardı. Ona ha bire kitap götürüyordu ama o hiç ödeme yapmıyordu. Bir sabah Aleka’nın, yirmi bin drahmiden fazla tutan kitap alışverişi yaptığının farkına vardığında durumun ciddiyetini anladı. ‘Aleka neler oluyor? Babana birkaç kuruş vermesini söylesene,’ dedi. ‘Benimle evlen, ödeşelim. İster misin?’ dedi Aleka da. Bu dünyada her şeyi doğal karşılayan Luis kabul etti. ‘İsterim,’ dedi.”
14 yıl önce Türkçede ilk yayımlandığında kısa sürede en çok okunan kitapların başına yerleşen, yine kısa sürede 100.000’den fazla okura ulaşan Kızıla Boyalı Saçlar’ın sıradışı kahramanı Luis, kendini özgürlüğe adamış, bir insana, bir işe, bir yere kesinlikle bağlı kalmak istemeyen, kafasına eseni yapan, hayallerinin peşinden koşan sevimli bir serseri.
Zorbalar, serseriler, fahişeler, genelevler, kenar mahalleler, gecekondular, erkek delisi kadınlar, kadın delisi erkekler, üçkağıtçılar, küçük burjuvalar, eski solcular, dolandırıcılar bu kitabın dokusunu oluşturuyor. Bir dönemin ve insanlarının resmini çizen Kızıla Boyalı Saçlar; okuru kışkırtıyor, gözlerini gerçek hayata, hayatın gerçeklerine çevirmesini sağlıyor. Yalın ve mizah dolu bir anlatım; egemen sisteme ve sistemin savunucularına, benimseyenlerine karşı gözü pek, alaycı, sert bir eleştiri.
Yazarının tanımıyla “Kızıla Boyalı Saçlar insan özgürlüğüne yazılmış bir övgü.” Her birimiz içimizden Luis gibi olmayı biraz arzular, ama onun gibilere imrenmekle, öykünmekle kalmaz mıyız?
Kopyalanmış Adam
Tertuliano Máximo Afonso boşanmış, karamsarlık içinde tekdüze bir yaşam süren bir tarih öğretmenidir.
Keyfi biraz yerine gelsin diye arkadaşlarının önerdiği bir filmi videoda izlemek üzere alır. Aynı gece evdeki gürültülere uyanınca filmin videoda kendi kendine oynadığını görür. Filmdeki figüranlardan biri kendisinin beş yıl önceki haline tıpatıp, ikiz gibi benzemektedir. Tertuliano bu adamın izini sürmeye çalışır; saplantıya dönüşen arayışının tedirgin edici, hatta dehşet verici sonuçlara ulaşacağını anladığında ve adamın kim olduğunu öğrendiğinde garip bir hikâye gibi başlayan olay, kimlik ve benlik üzerine karmaşık bir düşünceler silsilesine dönüşecektir. José Saramago’nun lirik bir anlatımla sunduğu bilinç akışı yöntemiyle okur, metropol yaşamının birey üzerindeki etkisini de bu olağanüstü hikâyenin katmanlarında buluyor.
Kopyalanmış Adam sinemaya da Düşman adıyla uyarlanmıştır.
Şıpsevdi – Bilge Kültür Sanat
İlk defa 1901 yılında “Alafranga” adıyla İkdam gazetesinde tefrika edilerek yayımlanan Şıpsevdi romanı Batılılaşma konusunu ele alan en önemli eserlerden biridir. Roman kahramanı Meftun babası vefat edince tahsil için Paris’e gider. Ancak orada eğlenceli hayata daldığı için iyi bir eğitim alamaz. Bütün amacı zengin olup Batılılar gibi yaşamak olan Meftun, bunun için dünya görüşüne tamamen zıt bir kadınla evliliği dahi göze alır. Muhafazakar bir aile ile alafranga bir aile karşı karşıya getirilerek toplumdaki hızlı değişimin gözler önüne serildiği Şıpsevdi romanında Türk toplumunu ilgilendiren sosyal, siyasi ve ekonomik meseleler de anlatılır.
Hüseyin Rahmi’nin Şıpsevdi hakkındaki şu değerlendirmesi de ilgi çekicidir: “Bazılarınca bu romanı, alafrangalığı küçümseyerek alaya almak maksadıyla yazdığım zannolunuyormuş. Bu büyük bir yanlış zan ve katıksız hatadır.”
Muhadarat
Muhadarat, ilk Türk kadın romancı ve yazar Fatma Aliye Hanım’ın en önemli romanlarından biridir ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen “100 Temel Eser” arasındadır.
Romanda evlilik konusunda gençlerin söz sahibi olması, üvey annenin çocuklar üzerindeki olumsuz etkisi, çocuk terbiyesi, yakın akrabaların konak hayatında yol açtığı sıkıntılar, eğitimli bir kadının olaylar üzerindeki etkisi üzerinde durulmaktadır. Eserde özellikle cariyelerin hayatı ve emeklilikleri hakkında özgün bilgiler vardır. Zengin ve yaşlı Sai Bey on yedi yaşındaki Calibe Hanım’la evlenir. Üvey anne, Sai Efendi’nin kızına ve oğluna iyi davranmaz. Hatta kızının nişanlısından ayrılması için çeşitli entrikalara dahi başvurur. Bunun üzerine Fazıla bütün yaşadıklarından bıkar ve intihar etmeyi düşünür. Romanda yaşananlar İstanbul’da başlar, Beyrut’ta devam eder. Beyrut’ta yaşanan aşırı tesadüfler oldukça merak uyandırıcıdır.
“100 Temel Eser” arasında yer alan Muhadarat bir kadın gözüyle ilk defa Osmanlı aile hayatına yer vermesi açısından önemli bir eserdir.
Havva
Atlıkarınca
Algernon’a Çiçekler
Algernon’a Çiçekler, bugüne dek 27 dilde 30 ülkede yayınlandı, 5 milyon adetten fazla sattı. Prestijli Hugo ve Nebula ödüllerini kazandı.
Çok düşük bir IQ ile doğan Charlie, bilim adamlarının, zeka seviyesini artıracak deneysel ameliyatı gerçekleştirmeleri için kusursuz bir adaydır. Bu deney Algernon adındaki laboratuvar faresinde test edilmiş ve büyük bir başarı elde edilmiştir. Ameliyattan sonra, Charlie’nin durumu günlüğüne yazdığı raporlarla takip edilmeye başlanır. İlk yazdığı raporlara çocuksu bir dil ve imla hataları hakimdir. Ve sonra ameliyat etkisini göstermeye başlar. Charlie artık, insanların kendisiyle dalga geçemeyeceğini ve bir sürü arkadaş edineceğini, aşık olduğu kadına açılabileceğini düşünür. Fakat zekası normalin çok üstüne fırladığından, çevresinde yadırganır, kıskanılır ve istemiş olduğu arkadaşları edinmekte yine başarısız olur ve yine yalnızdır...
Bu deney, son derece önemli bir buluş olarak görülüyordu, ta ki Algernon’da ani bir gerileme baş gösterene kadar... Acaba Charlie’de de aynı gerileme olacak mıydı?
“İnandırıcı, sürükleyici ve oldukça dokunaklı bir hikaye.”
-New York Times
“Heyecan verici bir günlük… Bu kitaptaki bazı sahneleri hayatım boyunca aklımdan çıkarabileceğimi sanmıyorum.”
-The News and Observer
“İnsanı içine çeken bir roman, özgün… Önemini uzun süre kaybetmeyecek bir hikaye.”
-Library Journal
Peter Pan Ölmeli
John Verdon’un şimdiye dek yazdığı bu en şaşırtıcı romanında, her olayı bulmaca çözer gibi ele alan Dave Gurney, polisin belirttiği şekilde işlenmesi imkansız olan bir cinayeti sıra dışı dehasıyla çözebilecek mi…
Varlıklı bir işadamı, annesinin cenazesinde suikasta kurban gitmiştir. Suçlu bulunan karısı tutuklanır ve ömür boyu hapse mahkum edilir. Onun masum olduğuna inanan sürgündeki dedektif Hardwick, bu esrarı çözebilecek tek kişinin, Dahi Dedektif Dave Gurney’in kapısını çalar.
Suikastçının, bulunduğu noktadan hedefi vurabilmesinin imkansızlığı sadece Gurney’in dikkat edebileceği küçük bir ayrıntıydı.
Gurney, soruşturma için delilleri toplamaya başladıkça birbiri ardına tuhaflıklar olduğunu fark eder ve çok geçmeden tehlikeli bir adamın, sonucunda sadece ölüm olan şeytani hamleleriyle karşı karşıya kalır. Bu adamla alay eden herkes, bir gün ansızın ortadan kaybolmuş, kendilerinden bir daha hiç haber alınamamıştır. Öldürürken hep aynı şarkıyı mırıldanan, dünyanın en azılı tetikçisi, çocuk görünümlü olduğu için “Peter Pan” denilen sihirbaz bir cani.
"Dehşet verici bir olay ve çatallı yol ayrımında bir dedektif. Kesinlikle başarılı bir kombinasyon.”
- New York Daily News
"Sherlock Holmes gibi Gurney de gerçeğe o derece susamış, hassas ve mantıklı."
- New York Times
"John Verdon gizemli bir olayın akıl almaz örgüsünü işlerken hikayenin en beklenmedik anında ortaya çıkıveren, şeytani bir kurnazlığa sahip.”
- Washington Post
Yarından Sonra
Hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebilirsin?
Carnegie, Whitebread ve Smarties gibi ödülleriyle Avrupa çocuk ve gençlik edebiyatının önde gelen yazarlarından Gillian Cross, ilk kez Türkçe’de. Paranın değerini yitirdiği, yaşamın tek amacının yiyeceğe ulaşmak olduğu bir ülkeden kaçıp başka bir ülkeye sığınanların mücadelesini anlatan romanda, Matt ve Taco isimli iki kardeş, üvey babalarıyla birlikte Fransa’ya umut yolculuğuna çıkar. Sığındıkları kampta onları bekleyen zorlu gerçekliğin üstesinden gelebilmek için arkadaşlık, dayanışma ve sevgi yeterli olacak mıdır? Geleceğin parlak gözükmediği acımasız bir dünyada yeşeren umutları ve yol kesen umutsuzlukları bir gencin gözünden anlatan roman, her yaştan okuru etkileyecek bir “insanlık durumu” anlatısı. İngiliz yazar, bu romanıyla savaşlarla karanlığa boğulan günümüz dünyasında sığınmacı olmanın anlamı, modern yaşamda paranın konumlandırıldığı yer gibi oldukça güncel konuları tartışma olanağı sunuyor ve gençleri umut üretmeye davet ediyor.
Bir zamanların en güçlü ülkelerinden İngiltere’de ekonominin tamamen çöktüğü, karanlık yıllar... Yakınlarının yaşamı için yiyecek stoklayanlarla, onlardan yiyeceklerini çalanlar karşı karşıya. Haklıyla haksızın iç içe geçtiği böyle bir dünyada Matt ve Taco isimli iki kardeş, üvey babalarıyla birlikte Fransa’ya umut yolculuğuna çıkar. Gittikleri yerde onları bekleyen zorlu gerçekliğin üstesinden gelip ülkelerine ve sevdiklerine dönme şansı bulabilecekler midir?..
Yazar Hakkında:Gillian Cross, 1945’te Londra’da doğdu. Sussex Üniversitesi’ndeki eğitiminin ardından, ilkokul öğretmenliği, çocuk bakıcılığı yaptı; hükümet görevlilerine kütüphanecilik danışmanlığı verdi. The Demon Headmaster (Şeytan Müdür) serisi televizyon dizisine uyarlandı. 1990’da Wolf (Kurt) kitabıyla Kütüphaneler Birliği Carnegie Ödülü’ne, 1992’de The Great Elephant Chase (Muhteşem Fil Kovalamacası) ile Whitebread Çocuk Romanı Ödülü ve Smarties Ödülü’ne değer görüldü. 1999’da yazdığı Tightrope (Cambaz İpi) ile Carnegie Ödülü’ne tekrar aday oldu. Cross, 2000’ler boyunca The Lost Trilogy (Kayıp Üçlemesi) gibi gerilim, macera türündeki gençlik kitaplarıyla verimini sürdürdü. Sık sık seyahat eden ve Belçika, Brezilya, Meksika gibi ülkelerde çocuk ve gençlerle bir araya gelen yazar, son romanı Yarından Sonra’yı İngiliz Cord yardım kuruluşuyla Sudan’da yaptıkları çalışmalara dayandırdı. 2014’ün ilk aylarından beri bu kuruluşta aktif görev yapan Cross, İngiltere’de yaşıyor; dört çocuğu var.
Köprü Kitaplar 15-Yolun Başındakiler
Edebiyat ustası Cemil Kavukçu ilk gençlik romanıyla Köprü Kitaplar'da!
Öykücülüğümüzün ödüllerle taçlanan büyük adı Cemil Kavukçu, ilk gençlik romanı Yolun Başındakiler'de eğitim sistemimizin ezeli sorunlarını bir ortaokul öğrencisinin gözünden anlatıyor. Derslerin karatahta önünde anlatıldığı bir dönemde, yasakçı ve ezberci eğitim sisteminde var olma mücadelesi veren gençlerin romanı, ülkemizde süregelen birçok soruna incelikle değiniyor. Yarattığı etkileyici karakterlerle, erkek ve kız çocukların eğitimde fırsat eşitliğine sahip olamamasının, eğitimcilerin disiplin sağlamak için kullanılan sert yöntemlerin gençler üzerinde bıraktığı olumsuz etkileri işleyen Kavukçu, çok katmanlı bir kurgu sunuyor. Roman, ergenliğin utangaç ilk aşkları, çalışan çocuklar gerçeği ve haksızlıklara karşı dayanışma gibi evrensel temalarıyla derinleşiyor. Özgün Köprü Kitaplar koleksiyonunun 15. kitabı, her yaştan okur için vazgeçilmez bir başyapıt.
İlkokulu bitirmenin heyecanı hepsini sarmıştı. Artık siyah önlük yoktu, haylazlık yüzünden zil çalana kadar kapı arkasında tek ayak üstünde beklemek yoktu. İsmet, ortaokula başlayacağı için gururlu ama kaygılıydı. Yeni okulunda, öğretmenler tek bir bakışla herkesi tir tir titretirken, bu yıldırmalara pabuç bırakmayan bir grup öğrenciyle tanıştı: İbretlikler. Bir yandan da, Hatice'ye beslediği duygularla ne yapacağını bilemeyen İsmet, İbretlikler'e özenir gibiydi...
"İlkgençlik çağı, gençlik yıllarının başıboş yaşamı ve bu yaşamların içinden çıkan genç kişilikler az yazılmıştır. Böyle kişileri, pek bilmediğimiz dünyaların içinden çıkarıp önümüze öylesine canlı biçimde getiren Kavukçu'nun bu kitabı, son zamanlarda okuduğum en önemli gençlik romanlarından biri. Kuşağımızın büyük ustasını yakından tanımak için iyi bir başlangıç."
Semih Gümüş