Halid Ziya Uşaklıgil’in Kaleme Aldığı Ve Tercüme Ettiği Öykülerden Bir Seçki: Nakil
Türk edebiyatının usta kalemlerinden Halid Ziya Uşaklıgil, henüz çocukken Gedikpaşa Tiyatrosu’nda seyrettiği oyunlar vesilesiyle Fransız kültürü ve edebiyatıyla tanışır; bu tanışıklık İzmir Rüşdiyesi’nın sıralarında öğrenciyken Fransızca dersine duyduğu sevgiyle daha da ileri bir boyuta taşınır. Yine bu esnada yazar, özel hocası Auguste de Jaba’nın etkisiyle ilk tercümesini yapar; önceleri Jaba’nın seçtiği kitapları tercüme ederken bir süre sonra bağımsız devam eder ve tercümeye duyduğu tutkuyu şu sözlerle dile getirir: “Artık delice bir hevesle, birini bırakıp ötekine koşarak, bir oyuncak dolu masanın önünde kendisini şaşırmış bir çocuk hâliyle tercümeler yapmaya başladım.”
Halid Ziya Uşaklıgil’in Alphonse Daudet, Guy de Maupassant, Émile Zola gibi Fransız edebiyatının önde gelen kalemlerinden tercüme ettiği öykülerle kendi öykülerini bir araya getirdiği ve çiçeği burnunda bir yazarın hikâye anlatmanın her yönüne duyduğu derin tutkuyu gözler önüne seren eşsiz eseri Nâkil, eksiksiz olarak ilk kez gün yüzüne çıkıyor...
Hamlet – İngilizce Klasik Roman
I will tell you why; so shall my anticipation prevent your discovery, and your secrecy to the King and Queen moult no feather. I have of late, but wherefore I know not, lost all my mirth, forgone all custom of exercises; and indeed, it goes so heavily with my disposition that this goodly frame the earth, seems to me a sterile promontory; this most excellent canopy the air, look you, this brave o’erhanging firmament, this majestical roof fretted with golden fire, why, it appears no other thing to me than a foul and pestilent congregation of vapours. What a piece of work is man! How noble in reason? How infinite in faculties, in form and moving, how express and admirable? In action how like an angel? In apprehension, how like a god? The beauty of the world, the paragon of animals. And yet, to me, what is this quintessence of dust? Man delights not me; no, nor woman neither, though by your smiling you seem to say so..
Handan
Yalnız Bir Kadın Mutlu Olabilirmi Mi?
“aşklarını kendileri yaratır, sonra da elleriyle yok mu ederdi bütün kadınlar, yoksa ben mi böyle tuhaftım?
Yalnız bir kadın güçlü olabilir miydi? Mutlu olabilir miydi?”
Başına buyruk haliyle; hataları, sevapları, acıları, sakarlıkları, sonsuz içtenlikteki aşkları ve zaaflarıyla hepimizden bir şeyler taşıyan, ama aynı ölçüde özgün, benzersiz bir karakter, Handan…
70’lerin çocuğu Handan, hayatının son derece hassas bir noktasında (yaralı bereli orta yaşında), Halide Edib Adıvar’ın ölümsüz eseri Handan’ın eşliğinde bir keşif, bir hesaplaşma yolculuğuna çıkmaya zorlanır. Bu yolculuk ki aşklar, aldatmalar, aldanmalar, ölümler ve entrikalardan geçecek, dahası, İstanbul’un tarihinin en hareketli, en renkli ve en “gazlı” günlerini, hem de tam ortadan kat edecektir…
Ayşe Kulin her güçlüğe, her şarta göğüs geren ve “asla pes etmeyen” bir kadının, Handan’ın sıra dışı, şakrak ve capcanlı hayat mücadelesine davet ediyor okurları.
Hanne
Hannibal
Harry Potter 2 ( Sırlar Odası )
Harry Potter 3 ( Azkaban Tutsağı )
“Mahsur kalmış cadıların ve büyücülerin acil durum taşıtı Hızır Otobüs’e hoş geldiniz. Asanızı tuttuğunuz elinizi uzatın, otobüse atlayın, sizi istediğiniz yere götürelim.”
Sirius Black adında azılı bir katil, tüyler ürpertici Azkaban kalesinde tam on iki yıl boyunca tutsak kalmıştır. Tek lanetle on üç kişiyi birden öldüren Black’in, Karanlık Lord Voldemort’un hizmetkârı olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır. Bir yolunu bulup Azkaban’dan kaçan Black’in peşinde olduğu bir tek kişi vardır: Harry Potter. Harry, büyücülük okulunun sihirli duvarları arasındayken, arkadaşları ve öğretmenleriyle birlikteyken bile güvende değildir. Çünkü aralarında bir hain olabilir.
Harry Potter 4 ( Ateş Kadehi )
Büyücülük okulunda dördüncü sınıfa geçen Harry, yaz tatilinde Dursley'lerden izin koparıp arkadaşlarıyla birlikte Quidditch Dünya Kupası finalini izlemeye gider. Bu yıl Hogqarts'taki en büyük yenilik ise, Üçbüyücü Turnuvası'dır. Üç rakip büyücülük okulunun katılımıyla gerçekleşen bu etkinlik yüz yıldan beri ilk kez düzenlenmektedir. Harry, istemediği halde, yaşı bile tutmadığı halde, kendini bu Turnuva'nın içinde bulur. Oysa onun tek istediği, büyücülük standartları içinde olabildiğince "normal" bir yaşam sürmek, yeni büyüler öğrenerek kendini geliştirmek, Cho'yla ilgili hayaller kurmak, Ron ve Hermione'yle hoşça vakit geçirmektir. Ancak, alnındaki yara izinin ikide bir acıması, korkunç olayların yaklaşmakta olduğunun habercisidir... Harry Potter ve Ateş Kadehi'nde J.K. Rowling, dizinin önceki kitaplarında tanık olduğumuzdan hem çok daha eğlenceli, hem de çok daha ürkütücü bir büyücülük dünyasının kitaplarını açıyor bizlere. "Sıkıcı tek bir sayfa yok... Olay örgüsü olağanüstü bir yap-boz gibi bütünleniyor." -Sunday Express- "J.K. Rowling bekleneni veriyor... Bu, şimdiye kadar yazdığı en iyi kitap." -Sunday Telegraph-
Harry Potter 8 Ve Lanetli Çocuk
Sekizinci Hikaye
On Dokuz Yıl Sonra
Harry Potter olmak her zaman zordu. Sihir Bakanlığı’nın yorgun bir çalışanı, bir koca ve okul çağındaki üç çocuğun babası olan Harry için şimdi de kolay değil.
Harry ait olduğu yerde durmayı reddeden bir geçmişle boğuşurken, en küçük oğlu Albus da istemediği bir aile mirasının yükünü omuzlarında taşımakta zorlanır.
Geçmişle gelecek uğursuzca iç içe geçerken hem baba hem oğul tedirgin edici bir gerçeği, bazen karanlığın beklenmedik yerlerden geldiğini öğrenir.
J.K. Rowling, John Tiffany ve Jack Thorne’a ait özgün hikâyeden yola çıkılarak yazılan Harry Potter ve Lanetli Çocuk, 2016’da Londra West End’de gerçekleşen dünya prömiyeriyle beraber “sahne metni özel baskısı” olarak yayımlandı. Oyunun metni yayımlanmasının ardından dünya çapında çok satan bir kitap oldu ve pek çok tiyatrosever ve eleştirmenden coşkulu yorumlar aldı. Bu eksiksiz nihai metin, bazı eklerle beraber, sahnelenen oyunun son diyaloglarını içermektedir.
Harry Potter Ve Felsefe Taşı 20. Yıl Hufflepuff Özel Baskısı
BİNA RENKLERİNİZİ GURURLA TAŞIYIN
Bu Gryffindor baskısı Harry Potter ve Felsefe Taşı’nın ilk kez yayımlanmasının üzerinden 20 yıl geçmesinin onuruna yayımlanmaktadır.
Hogwarts’taki en cesur ve gözü pek binaya hoş geldiniz.
Başkaları dünyayı bir kitabın ardından ya da oturdukları yerden, kendilerini hayatın akışına bırakarak takip ededursun, Gryffindor’lar dünyada izlerini bırakmadan rahat durmazlar. Gryffindor binası tarihin önde gelen pek çok cadısına ve büyücüsüne yuva olmuştur. Cesaretleri, yüreklilikleri ve kararlılıklarıyla tanınan Harry Potter, Hermione Granger, Ron Weasley, Profesör Dumbledore ve Profesör McGonagall ünlü Gryffindor’lar arasında sayılabilir.
Harry Potter ve Felsefe Taşı Gryffindor özel baskısı binanın köklü tarihine, özelliklerine, öğrencilerine dair ilginç bilgiler, şaşırtıcı detaylar ve Hogwarts Testi’ni içeriyor.
Resimleyen: Levi Pinfold
Harry Potter Ve Felsefe Taşı 20. Yıl Ravenclaw Özel Baskısı
BİNA RENKLERİNİZİ GURURLA TAŞIYIN
Bu Gryffindor baskısı Harry Potter ve Felsefe Taşı’nın ilk kez yayımlanmasının üzerinden 20 yıl geçmesinin onuruna yayımlanmaktadır.
Hogwarts’taki en cesur ve gözü pek binaya hoş geldiniz.
Başkaları dünyayı bir kitabın ardından ya da oturdukları yerden, kendilerini hayatın akışına bırakarak takip ededursun, Gryffindor’lar dünyada izlerini bırakmadan rahat durmazlar. Gryffindor binası tarihin önde gelen pek çok cadısına ve büyücüsüne yuva olmuştur. Cesaretleri, yüreklilikleri ve kararlılıklarıyla tanınan Harry Potter, Hermione Granger, Ron Weasley, Profesör Dumbledore ve Profesör McGonagall ünlü Gryffindor’lar arasında sayılabilir.
Harry Potter ve Felsefe Taşı Gryffindor özel baskısı binanın köklü tarihine, özelliklerine, öğrencilerine dair ilginç bilgiler, şaşırtıcı detaylar ve Hogwarts Testi’ni içeriyor.
Harvard Meydanı
Hasat
Tess Gerritsen adını tüm dünyaya duyuran roman...
Dizlerini karnına çekip, kollarını kendine dolayarak oturdu. Tuhaf bir titreme sarmıştı vücudunu, uğraşsa da engel olamıyordu. Soğuktan değil, ruhunun ta derinliklerinden gelen sarsılmalarla dişleri takırdıyordu. Gözlerini kapattığında o gece gördükleri canlandı zihninde. Nadiya bir ışık bulutunun üstünde adeta yüzerek güverteyi geçti. Helikopter, kapısı açık onu bekledi. Nadiya eğildi, uzanarak pilota bir şey verdi.
Bir kutu.
Yakov iyice büzüştü ama titremeleri durmadı. İnleyerek başparmağını ağzına götürdü ve emmeye başladı.
Abby DiMatteo geleceği parlak, başarılı bir hekimdir. Boston Bayside Hastanesi’nin organ nakli ekibine kabul edilince dünyalar onun olur. Ülkenin en seçkin cerrahlarıyla birlikte çalışacaktır artık. Ancak bu mutluluğu, kalp nakli bekleyen on yedi yaşındaki hastası için uygun bir kalp bulunduğu halde, organın başka bir hastaya, hem de nakil listesinde adı daha alt sıralarda olan varlıklı bir kadına tahsis edilmesiyle bozulur. Ortada ciddi bir adaletsizlik vardır ve Abby bu adaletsizliğin üzerine gitmeye kararlıdır. Ancak şahit olduğu bu olay, buzdağının sadece görünen kısmıdır. Genç kadın daha da derinlere daldıkça akıl almaz gerçeklerle karşılaşacak, en yakınındaki insanlar bile onun için büyük bir tehlike kaynağı haline gelecektir.
"Hasat soluğunuzu kesecek."
- USA Today
"Gerilimin ve korkunun en uç noktalarında dolaşacaksınız."
- Chicago Tribune
Hasbelkader
Haşlanmış Harikalar Diyarı Ve Dünyanın Sonu
"Çektiğin acıyı ben de anlıyorum. Fakat bu herkesin başından geçiyor. O yüzden senin de katlanman gerek. Sonrasında kurtuluş geliyor. O zaman artık sen, hiçbir şeyi dert etmeyecek, üzülmeyeceksin. Hepsi kaybolup gider. Geçici heveslerin hiçbir değeri yok. Burası dünyanın sonu. Dünya burada sona erer, ötesi yoktur. O yüzden sen de artık hiçbir yere gidemezsin."
Gölgesini kaybeden, kafataslarından eski rüyaları okuyan bir adam ve dünyanın sonu gelmeden önce yaşayacak sadece birkaç saati kalmış bir kahraman. Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu XXI. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kült yazar Haruki Murakami’den bilimkurguyu masalsı bir dünyanın içinde var eden, Kafkaesk bir psikolojik gerilime göz kırpan bir roman.
Hasret Koordinatları
“Görkemli ve unutulmaz bir roman, gerçekliğe karşı kurmacanın zaferi.
Hasret Koordinatları okura gerçek bir kaçış fırsatı sunuyor!”
Booklist
Hasret Koordinatları güzelliğimizi ve çirkinliğimizi, birbirimize zarar verme ve birbirimizi sevme sınırlarımızı, doğayla olan gizemli ve kutsal ilişkimizi önümüze seriyor.
Önce bir adaya gideceğiz, ardından bir vadiye, unutulmuş bir şehre...
Kar çölünü ziyaret edeceğiz, ağaçlarıaraştıran bilim insanıyla ve kâhinle tanışacağız.
Bir buzul uğruna kopan beyhude savaşları sona erdirmeye çalışan jeolog yolda bize eşlik edecek.
Hayatının son demlerindeki aşıkları, devrimci oğlunu kurtarmak için kıyasıya mücadele eden anneyi, bir dost arayan canavarı, önce tekneye sonra kadına dönüşen kaplumbağayı yanımıza alacağız.
Kıtalar kadar huzursuz, kurumaya yüz tutmuş görkemli okyanusun hayaletiyle karşılaşacağız.
Bu roman hayatı iç içe geçmiş karakterlerin birliktelik arayışı.
Shubhangi Swarup tüm dillerde heyecan uyandıran bir edebi dehâ, Hindistan’ın dünya edebiyatına en güzel armağanlarından.
Dünya ile insanlığın birbirine duyduğu çok yönlü şiirsel aşkı ve özlemi anlattığı Hasret Koordinatları 17 dile çevrildi, dünyanın ve insanların sınırlarını hikayelerle aşma çabası edebi çevrelerde heyecan yarattı.
“Hasret Koordinatları, yeryüzünün nefes aldığını ve en yalnız olduğumuz anda bile değişen dünyanın bir parçası olduğumuzu hatırlatıyor bize.
Bu kitapta ana karanın yürüdüğünü, deniz fenerlerinin fora ettiğini ve bastığınız yerin hareket ettiğini hissediyorsunuz.”
Guernica
“Şaşırtıcı ve benzeri görülmemiş... Shubhangi Swarup insanları, ormanları, okyanusları ve kar çöllerini edebiyatla tanıyıp sevmemizi sağlıyor.”
Nilanjana S. Roy
“Şiirsel, eşi benzeri görülmemiş, okuru kalbinin tam ortasından vuran bir roman.”
JCB Edebiyat Ödülü Jürisi
Hata Yapabiliriz. Hatamızı Kabul Edebiliriz İlk Okuma Kitabım
Lara, Mete, Peri ve Emir, anaokulunun Kutup Ayısı sınıfındalar. Dört arkadaş günden güne sevinç, heyecan, üzüntü gibi farklı duygular yaşıyor. Fikir ayrılıklarıyla karşılaştıklarında bunları nasıl çözüme kavuşturacaklarını birlikte öğreniyorlar.
Gündelik hayattan örnekleri barındıran öykümüz, çocukların sosyal-duygusal beceri gelişimlerini desteklerken hata yapma, hatayı kabul etme, hatadan ders çıkarma, saygı duyma ve uzlaşma gibi kavramları çocuğun kolayca anlayacağı biçimde yansıtıyor.
Hatırla
Havva
Hayal Meyal
Tarık Tufan kayboluşlarımızda, kendimizi aradığımız dehlizlerde yol gösteriyor, ışık oluyor. Geçmişin ağırlığı, bir kadının sessizliği ve komşuların delici bakışları hâlâ üzerindeyse neden dönmek istersin o mahalleye?
“İnsan bir kere âşık olmaya görsün. Her şeyi sevdiğine yormaya başlıyor. Azaldıkça, sonbahar uzuyor. Sonbaharı sana yormak, belki de bu yüzden dünyanın en yorucu işi gibi geliyor.”
Hayal Rüzgarları
Hayal Sözleşmesi
Hayatın farklı yönlerini görebiliyor musun? Yaşadığın her ânı anlamlı kılabiliyor musun? Hayallerini gerçekleştirebilmek için çaba sarf ediyor musun? Peki, hayallerine sahip çıkabilmen adına senden bir Hayal Sözleşmesi’ne imza atmanı istesek?..
8-A sınıfı öğrencileri için her şey, öğretmenlerinin “Gerçekleşmesini istediğiniz yakın ve uzak gelecekteki hayallerinizi anlatan birer mektup yazın.” ödevini vermesiyle başlar. Meslek hayatının belki de en önemli projesini kendileriyle paylaştığı için heyecanlanan gençler, kısa vadeli hedeflerine ulaşma arzusuyla kolları sıvar. Yakın gelecekte gerçeğe dönüşmesini ümit ettikleri hayalleri için sınıf içerisinde bir çekiliş düzenleyen öğrenciler, talihlilerin belirlenmesinin ardından, beş arkadaşlarının hayallerini el birliğiyle gerçekleştirmeye koyulurlar...
“Beni Baştan Yarat”, “Ah Beşiktaş”, “Teşekkür Ne Demek”, “Teknoloji Devi”, “O Buraya Gelecek”… Her insan ayrı bir hayali, her hayal ayrı bir insanı var eder. Kimileri kalbine kelebekler konsun, kimileri karnesi 100’lerle dolsun ister. Hayal kurmak güzel, hoş da peki ya hayallerin gerçeğe dönüşme ihtimali? İşte bu noktada ‘Hayal et, gerçekleştir!’ operasyonu ile 8-A sınıfı dümen başına geçiyor!
Kendini bildi bileli “KOB” (kitap okuma bağımlılığı) virüsünü çok sevgili öğrencilerine bulaştırmak için azami gayret gösteren çiçeği burnunda yazar Dilek Yardımcı, Hayal Sözleşmesi romanıyla, okurlarını hayallerine sahip çıkmaya çağırıyor.
Mizahı elden bırakmayan akıcı metni, sevimli karakterleri ve eğlenceli kurgusuyla keyifli bir okuma vadeden hayalperest yazar, birbirlerinden tamamen farklı hayallerle donatılmış bir avuç gencin düşleri peşinden oradan oraya sürüklenişine tanıklık ettirirken kâh güldürüyor kâh hüzünlendiriyor.
Unutmayın; hedefler, hayallerle gerçekleşir. Bizden önceki insanlar bugünkü uygar topluma erişmenin temellerini hayallerle attılar; önce hayal kurdular, sonra bunları gerçeğe dönüştürdüler. Şimdi hayal kurma sırası sizde!
Hayaletin Çırağı 1
Hayaletler, cadılar, hortlaklar ve karanlık… Bir solukta okuyacağınız, Hampshire Book Award ödülünü alan Wardstone Günlükleri serisinin ilk kitabı Hayaletin Çırağı, sinemalarda izleyicilerin tüylerini diken diken etmeye hazırlanıyor… Bu kitabı okurken sayfaları ne kadar hızlı çevirdiğinize siz de şaşıracaksınız.
“Tüyler ürpertici varlıklarla yakınlaşmayı seven okurların arayışları sona erdi.” -Kirkus Reviews 'Hem çocuklar hem yetişkinler için sürükleyici… çok güzel yazılmış.'
- The Good Book Guide
Hayalini Asan Kadın
Dünyanın evim olmadığına inanıyorum bu aralar. Pek yaşamak gelmiyor içimden. Yaşamak dediysem, öyle işte… Ne zaman balkona çıksam ay ışığı, “Ölmek için güzel bir gece,” diye fısıldıyor sanki kulağıma. Hayvan gibi sigara içiyorum. Parmaklarım sarardı, gözlerim sarardı; tırnaklarım, ruhum sarardı. Hayatımı renklendirmek için intihar süslü hayaller kuruyorum gecelerde.
Uyuyamıyorum. Gerçi çok takılmıyorum artık uyku sorunuma, bir şekilde uyanmak zorundayım çünkü. Uyandığımda yanıma uğramadan geçip giden hayallerimi, çocukken elimde oyuncak tabancayla babamın gidişini seyrettiğim gibi izliyorum.
Nereye gidersem gideyim, mutlu olacağıma inancım kalmadı hiç. Bakın bu, iki kez ölmek demek... Bilmiyorum. Kendi içimde boğuluyor gibi hissediyorum bu aralar ve inan bazı şeyleri içime atmaktan derin bir nefes bile alamıyorum artık. Ölüm değil de yaşamak öldürüyor sanki beni… Kurtarılmayı beklemiyorum, annemin gözlerimin önünde bitişini seyrettiğimden beri. Bize ne oldu böyle diye sorarsam, az biraz saçlarınla oynayıp derin bir nefes alacaksın, biliyorum. Başını yere eğip gözlerini kıstığında verdiğin derin nefesinde görüyorum ben tükenmişliğini. Kırılan kalplerin hesabını… Ya da neyse ya…
Hayat Hanım
“İstediği her şeyi büyük bir tutkuyla istiyordu: Bir lambayı, oynak bir şarkıyla dans etmeyi, beni, bir şeftaliyi, sevişmeyi, lezzetli bir yemeği... Ama tutkuyla istediği her şeyden o tutku kadar güçlü bir aldırmazlıkla vazgeçebileceğini de hissediyordum. Her şeyi isteme hakkına, her şeyden vazgeçme gücüne sahipmiş gibi davranıyordu. Sanırım isteklerindeki doğal sınırsızlık, vazgeçebileceğine olan büyük inancından kaynaklanıyordu. Vazgeçebileceğine olan inancını kaybettiğinde istemekten de vazgeçecekti.”
Ahmet Altan’ın “O benim sevdiğim kadın” dediği Hayat Hanım hapishanede doğdu ve şimdiden edebiyat tarihinin unutulmaz karakterleri arasına girmeye aday.
Avrupalı eleştirmenlerin büyük övgüsünü toplayan, 2021 Femina Yabancı Roman Ödülü ile 2021 Transfuge En İyi Avrupa Romanı Ödülü’nü kazanan Hayat Hanım, sizi bu olağanüstü kadınla tanıştırmakla kalmayacak, her şeyin çürüdüğü bir toplumda hayata tutunmaya çalışan insanların mücadelesine de ortak edecek.
Herkesin lunaparklardaki atış poligonlarında duran kukla hedefler gibi bir vuruşla devrilip kaybolma ihtimaliyle yaşadığı günlerde, aşkın dönüştürücü gücüne yeniden inanacaksınız.
Hayat İmkansız
Bazen bize sihir gibi görünen şey, yaşamın henüz anlayamadığımız bir parçasıdır…
Grace Winters hayata küsmüş emekli bir matematik öğretmeni. Günlerini televizyon izleyip kitap okuyarak, beyninin körelmemesi için bulmaca çözerek geçiriyor. Bir zamanlar üstüne titrediği bahçesine bile ilgisini kaybetmiş. Yalnız, yapayalnız hissediyor.
Yıllardır görmediği ve haber almayı beklemediği bir arkadaşının ona bir Akdeniz adasındaki köhne evini miras bıraktığını öğrenince, Grace bir planı ya da cebinde bir ada rehberi olmadan, aklında sorular ve tek yön uçak biletiyle, kendini İbiza’da buluyor.
"Neden ben? Neden bu ev?" Arkadaşının hayatına −ve ölümüne− dair cevaplar İbiza’nın engebeli tepeleri ile altın kumsalları arasında gizli. Parça parça bulabildikleri ise en uçuk hayal gücünün sınırlarını zorlayacak kadar tuhaf. Ve imkânsız gibi duran bütünü görebilmek için Grace, önce kendi geçmişiyle yüzleşmek zorunda.
Dünya çapında bir yayıncılık hadisesine dönüşen Gece Yarısı Kütüphanesi’nin yazarından umudun ve yeni başlangıçların dönüştürücü gücüne dair enfes bir roman.
"İnsan olmanın en güzel yanlarına nüktedan ve şefkatli bir aşk mektubu." –Benedict Cumberbatch
"Haig’in fantastik bir dünyanın kapılarını araladığı akıl dolu ve dokunaklı romanı, hem bir gizem hem bir aşk hikâyesi. Hayatı tüm zenginliğiyle takdir etmenin mümkün olduğunu gösteriyor." –Guardian
Hayata Dön
Herkesin kaderi güzel olmuyor.
Marifet, kader yolları kapatsa bile o kapıya yeni bir anahtar uydurabilmekte.
Kimsenin hayatı dıştan göründüğü gibi değil. İmrendiğimiz, özendiğimiz hayatlar hiç de sandığımız gibi acısız değilken çok mütevazı bir hayatın içinde mutluluğun en parlağı olabiliyor. Kitabın başkahramanı Ala’nın hayatını okurken bu zavallı çirkin kızın yaşadıklarına inanamayacak, bazen de o sayfaların bir yerlerinde kendinizle karşılaşacaksınız. Bu karşılaşma hüzünlendirse de, kendinize biraz daha yaklaşmak ruhunuza iyi gelecek.
Seanslar boyunca bu suskun kızı konuşturabilmek için ona tarihten alınma pek çok hikâye anlatıldı:
Genç firavun Tutankamon’un esrarı; aynı dönemde yaşayan birbirine çok zıt iki kişi, Hitler ve Freud’un ilginç hayat görüşleri; 18. yüzyılda adına “fısıltı sanatı” dedikleri, evli kadınların şövalyelerle yaşadığı aşklar; Çariçe Katerina’nın çamaşırcılık ve hayat kadınlığından çariçeliğe yükselen yazgısı; Eva Peron ve Prenses Süreyya’nın hüzünlü hayatları… ve daha niceleri…
Psikianalizin sihirli değneğinin dokunduğu yerde yükselen bir başarı öyküsü…
Hayatı Emen Karanlık
SERÇELER YİNE UÇUYOR
Thad Beaumont yıllarca George Stark takma adını kullanarak romanlar yazdı; bu adla ün ve para kazandı, kitapları “çoksatanlar” arasında yer aldı. Fakat bir gün bu takma adın ifşa edilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalınca, yıllardır yapmak istediği şeyi yapıp gerçeği kamuoyuna açıklama kararı aldı ve popüler bir dergiye verdiği röportajla birlikte Stark’ın cenaze törenini düzenledi. Artık George Stark yoktu. Thad bir daha bu isimle kitap yazmayacaktı. Ne var ki, Stark’ın “öldürülmesinde” katkısı olan kişiler birer birer cinayete kurban gitmeye başlayınca bunun o kadar da kolay olmayacağı ortaya çıktı. Thad Beaumont’un hayatında bir şeyler fena halde ters gitmeye başlamış, kâbuslar geri dönmüştü. Ve serçeler yine uçmaya başlamıştı…
Parmak izlerini ve ses-izlerini unutuyorsun. Thad ve Liz’in soğukkanlılıkla onun gerçek olduğunu, gerçek KALMAK için cinayet işleyeceğini iddia ettiklerini unutuyorsun. Onlara sadece intikam peşindeki bir hayalete değil, hiç var olmamış bir adamın hayaletine inanmanın ne kadar kaçıkça olduğunu söyledin. Ama yazarlar hayaletleri DAVET ederler. Onlar hiç var olmamış dünyalar yaratırlar, oraları hiç var olmamış insanlarla doldururlar, sonra da bu hayal dünyalarına katılmamız için bizi davet ederler.
Hayatın Mucizeleri – Modern Klasikler 144
Zweig’ın 23 yaşındayken yayımladığı Hayatın Mucizeleri, daha o zamandan tarihe duyduğu ilgiyi gözler önüne serer. 16. Yüzyılda Anvers’de geçen ve yolları tesadüfen kesişen Yahudi bir genç kızla yaşlı bir Hıristiyan ressam arasındaki dostluğu anlatan öykünün arka planında Hollanda’nın İspanyol yönetimine karşı isyanı vardır. Çocukken Hıristiyanların şiddet eylemlerine hedef olan ve iyi yürekli bir asker tarafından kurtarılan Esther adlı Yahudi kız, bir Katolik kilisesine asılacak dini bir tabloya modellik eder. Hayatın ve dinin anlamı, sanat ve sanatçının yaratma edimi gibi temalara eşlik eden “beklenmedik karşılaşma” motifi ve Anvers’in tarihsel detaylarla betimlenen atmosferi, Zweig’ın sonraki yapıtlarının habercisidir.
Hayatta Kalanlar
Hayatta Kalanlar, büyürken birbirine yabancılaşan üç kardeşin –Nils, Benjamin ve Pierre’in annelerinin ölümü üzerine bir araya gelmelerini anlatıyor. Kardeşler, annelerinin vasiyeti üzerine çocukluk yıllarının odağındaki eski yazlık evlerine dönüyorlar. Hikâye katman katman açıldıkça ve kardeşlerin çocukluklarına daldıkça gerçekler anlaşılıyor: Bu evde yaşananlar hepsinin karakterini, hayatını ve birbirleriyle ilişkilerini geri dönülemez şekilde etkilemiş, aileyi dağıtmış, herkeste ayrı bir yara açmış...
Alex Schulman, travma ve trajedinin ardından çözülen bir zihnin anılar sarayında gezerken en derin bağlarımızın, bizi en büyük darbelere karşı nasıl savunmasız bıraktığını ustalıkla ortaya koyuyor.
“Hayatta Kalanlar sizi üç kardeş için ağlayacağınız duygusal bir labirentin derinliklerine götürüyor. Dönüştükleri adamlar için, oldukları çocuklar için, kaybettikleri masumiyet için... Işıl ışıl, akıldan çıkmayacak, unutulmaz bir roman.” –Fredrik Backman
“Çok iyi bir kurgu ve kusursuz bir anlatım. […] İsveç’in bu 1 numaralı çok satarının otuzu aşkın ülkedeki yayınevleri tarafından yayınlanması harika. Schulman, ebeveynlerine ve bu dünyaya karşı savunmasız kalan çocukların başına gelenleri incelikle ve keskin bir üslupla tasvir ediyor. Ve sevginin yokluğu, her şeyi yutana kadar büyüyen bir kara delik yaratıyor.” –Der Spiegel
“Alex Schulman, hikâyenin kırılma noktası olan zirvesine yenilikçi ve dolambaçlı yollarla ilerliyor. Bölümler, kardeşlerin göl evine dönüşlerinin şimdiki anlatımı ile orada geçirdikleri son yaza ilişkin fragmanlar arasında gidip geliyor. Geçmiş zaman bölümleri kronolojik olarak sunulurken, şimdiki zaman bölümleri tersine açılıyor. […] Hayatta Kalanlar, bize üç kardeşin ‘yoksulluk sınırının altında gerçekleşen üst sınıf yetiştirme’lerinin kederli hikâyesini, incelikle işlenmiş sahnelerle sunuyor. Bu yürek burkan anlatı, başlığındaki ironik acıyı ortaya koyuyor.” –The Wall Street Journal
“Yakıcı bir hikâye… Schulman o kadar sade bir dille yazıyor ve anıların inceliklerini öyle sezgisel aktarıyor ki.” –Publishers Weekly
Hayvan Çiftliği – Can Yayınları
İngiliz yazar George Orwell, ülkemizde daha çok Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş bir diğer çok ünlü eseridir. 1940'lardaki "reel sosyalizm"in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında yergi türünün başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.
Hayvan Çiftliği'nin başkişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirir. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olan domuzlar, kısa sürede önder bir takım oluşturur; ama devrimi de yine onlar yolundan saptırır. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin'i simgelediği açıktır. Diğer kahramanlar gerçek kişileri çağrıştırmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir.
Altbaşlığı bir peri masalı olan Hayvan Çiftliği, bir masal anlatımıyla yazılmıştır; ama küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değil, çarpıcı bir politik taşlamadır.