Sisler Bulvarı – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 31
Düşlenen, tümüyle düşsel olan sevgililer, topu topu üç geceye sığdırılan, doyasıya yaşanamayan aşklar, gözlerinden yıldız rüzgârları geçen sevgililer, Paris sokakları, limanlar, yolculuklar, deniz insanları... ve Anadolu. Uzun havalar, halk türküleri...
Sisler Bulvarı’yla başka dünyalara doğru yolculuğa çıkacağız biz de, Emperyal Oteli’nde üç gece kalacağız, biraz mehtabı içeceğiz, içimizde isyanlar çıkacak ve Sisler Bulvarı’nda öleceğiz...
Başka Yerde Olmak /Şâhâne Serseri /Başka Adam /Bir, Üç ve Beş /Eski Deniz Halkı /Liman /Tatyos’un Kahrı /Cinayet Saati /Başka Yerde Olmak *Kaptan /La Donna e Mobili /Mırç /Kaptan /Emperyal Oteli /Pia /Sisler Bulvarı *Yeraltı Ordusu /Bence Malûmdur /Silezya Dağları’ndan Uzakta *Bursa’dan Yaylımateş /Tarz-ı Kadim /Kirli Yüzlü Melekler /Ümitten Ümit Kesilmez /Hu /Ölüler İhtiyarladı /Eskimiş Bir Saban Korkuyor /İstanbul Şehri Ağlıyor /Bursa’dan Yaylımateş *Barakmuslu Mezarlığı /Dilekçe /Cazgır /Öküz /Batı /Tütünkeş /Rinna-Rinnan-Nay /İskeletler Dansı /Buğda /Uzun Hava /Derecikviran /Mustafa Kemal /Hayır /Dokuz Eylül
Siyasal Gövde
Sırça Köşk – Türk Edebiyatı Klasikleri 35
Sabahattin Ali’nin 1944-1947 yılları arasında yazdığı hikâyelerden derlediği Sırça Köşk, hayatını altüst eden, kendisini ölüme kadar götüren o keskin devrede yaşadığı ve hayatını şiddetle etkilemiş olayları da yansıtmaktadır. Ayrıca Sinop Cezaevi’nde karşısına çıkan mahkûmun başından geçenler gibi Rıfat Ilgaz’ın emniyetteki bir sorgusu da bu hikâyelere girmiştir. Sırça Köşk’te biyografik ve otobiyografik parçalarla yazarın kendine döndüğünü söylemek yanlış olmaz.
Tembellik Hakkı – Can Yayınları
Paul Lafargue’ın Tembellik Hakkı adlı eseri 1883’te yayımlanmasının ardından Komünist Manifesto’dan sonra en çok dile çevrilen, en çok baskısı yapılan, en çok okunan, atıfta bulunulan, tartışılan başyapıtlardan biri oldu. Lenin Rusya’da 1905 Devrimi sürecinde çok sayıda baskı yapan Tembellik Hakkı’nı Ekim Devrimi üzerinde önemli etkiye sahip yapıtlardan biri olarak tanımlamıştı.
19. yüzyılın sonlarında on yedi saate varan çalışma saatleri üzerine kapitalizmin insanı köleleştiren, mutsuzlaştıran ve yoksullaştıran düzenini keskin bir ironiyle eleştiren Lafargue Tembellik Hakkı’nda bir yandan da aşırı üretimin büyük savaşlara, sömürgeciliğe yol açacağını vurguluyor. Vahşi kapitalizmin yanı sıra çalışmaya övgüler yağdıran Marksist ideolojiyi de eleştiren Lafargue aylaklığı, tembelliği övmekten çok insanların yaşamaya vakit ayırması gerektiğini savunuyor.
Toplum Sözleşmesi
Troyalı Kadınlar – Hasan Ali Yücel Klasikler
Euripides (MÖ y. 484-406): Atina’nın yetiştirdiği üç büyük tragedya şairi arasında en fazla eseri günümüze ulaşan sanatçı olarak özel bir yeri vardır. Bu özelliği şenliklerde Aiskhylos ve Sophokles kadar birincilik ödülü kazanmamış olsa da halk arasında daha çok beğenilen bir şair olmasına bağlanır. Euripides’in kahramanları insana özgü zayıflık ve kusurları taşır, yaşadıkları tragedyalar da bu kusurları ile vazgeçemedikleri tutkularından kaynaklanır. Euripides çağdaş tiyatroya en yakın eserler veren klasik ozan veya modern ozanların ilki sayılabilir. Troyalı Kadınlar Atinalıların Melos Adası’na çıktıkları seferden hemen sonra yazılmıştır. Euripides Atina’nın Melos’taki acımasız tutumunu eleştirmek için yazdığı bu tragedyada kimseye hesap vermek zorunda olmadıklarını düşünen istilacıların ahlâk ve hukuk dışı davranışlarının kurbanlarına ve kendilerine etkilerini inceler. Bu yönüyle savaş karşıtı bir eser olan Troyalı Kadınlar Seneca ve Jean Paul Sartre’a da aynı konuda yazmak için esin vermiştir.
Tuhaf Bir Erkek – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 27
Üç Başlı Ejderha – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 34
“Leylâ Erbil acıyı, sevgiyi, inancı, ölümü ‘estetize’ etmekten kaçınır. Kişilerini trajik kahramanlara dönüştürmemeye özen gösterir. Onlar ‘Bizhalk’ın üyesidirler: Hatalı, yalancı, duyarsız, çıkarcı, zayıftırlar. Zaaflarını hoş görmez kişilerinin. Tam tersine onlara vurgu yapar. Erbil’de düzenin yandaşları gibi düzenin karşıtları da aynı acımasız ‘eleştirel bilinç’ önündedirler. Olumlu kişileri bile kurtulamaz eleştirilmekten.
(...)‘Siyasal’ bir okumaya son derece açık ve uygun olan Üç Başlı Ejderha, yazarın araya girerek Burmalı Sütun çevresinde yeni bir anlatısal katman oluşturmasıyla, beklenmedik bir kesintiye, bir belirsizleştirilmeye uğratılır. Sorular yanıtsız bırakılmıştır. Geride kalan sadece kötülük ve tarihten devralınmış siyasal cinayetlerdir...”
Ahmet Oktay
*Üç Başlı Ejderha *Bir Kötülük Denemesi
Üç Hikaye
YKY, ilk kez 1945 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Rus klasikleri arasında yayımlanan üç ünlü Gogol hikâyesini yeniden okurlarla buluşturuyor.
“25 Mart’ta Petersburg’da son derece tuhaf bir hadise oldu” cümlesiyle açılan “Burun”, kaybolan burnunun peşinden Petersburg sokaklarını arşınlayan bir adamın hikâyesi, absürd bir başyapıt. “Fayton”, bir süvari alayının gelişinin değiştirdiği bir kasabada yaşananları konu edinen bir hiciv. Bugün okurlar tarafından “Palto” adıyla bilinen ve pek çok yazarı etkilemiş olan “Kaput”ta ise, küçük memur Akakiy Akakiyeviç’in hem komik hem hüzünlü hikâyesine tanık oluyoruz.
Üç Hikâye’deki çevirilerde, Tercüme Bürosu’nun emektar Rusça çevirmeni Erol Güney’in yanı sıra Orhan Veli’nin de imzası var. Aradan geçen onca yıla rağmen akıcı ve canlı kalmış bu çeviriler sayesinde Gogol’ün kahramanları sular seller gibi Türkçe konuşuyor!
Vesiletü’n – Necat Mevlid
Süleyman Çelebi (1351-1422): Bursa’da kültürlü bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur, taşıdığı “çelebi” unvanı da eğitim görmüş bir kişi olduğuna işaret eder. Yaşamı hakkındaki bilgiler yetersiz ve çelişiktir. Doğum tarihi en meşhur eseri Vesîletü’n-Necât’ı yazdığı 1409 yılında altmış yaşında olduğunu belirten bir beytinden hareketle hesaplanmıştır. Ölüm tarihi genellikle 1422 olarak kabul edilir. Süleyman Çelebi’nin sevecen ve naif üslubuyla vücut bularak halk kitlelerine yayılıp nüfuz eden Vesîletü’n-Necât’ı pek çok Türk şairini mevlid yazmaya yöneltmiş ve birçok farklı mevlid metninin ortaya çıkmasına vesile olmuştur.
Vesîletü’n-Necât’ın çok tutulması nedeniyle kimi müstensihlerin farklı şairlerin mevlidlerinden beğendikleri parçaları Süleyman Çelebi’nin eserine katmaları da farklı uzunluklardaki mevlid nüshalarının sayısını artırmıştır. Bu çalışmada dil içi çeviriye Süleymaniye Kütüphanesi Fatih 5430 numarayla kayıtlı nüsha esas alınmıştır, bu nüshadaki eksik başlıklar Topkapı Sarayı Kütüphanesi 1477 numarayla kayıtlı nüshadan yararlanarak tamamlanmış, eserin transliterasyonu ve dil içi çevirisi paralel olarak verilmiştir.
Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar
Katı ahlak kurallarının, tabuların egemen olduğu Victoria döneminde kıvrak zekâsı, ince alaycılığı ve sıra dışı hayatıyla çağının çok ilerisinde düşünen ve yaşayan yaratıcı bir dâhi olan Wilde, aynı zamanda bir eleştirmen ve estetik kuramcısı. Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar, yazarın sanata, hayata, aşka dair düşüncelerinin yanı sıra gözlemlerine dayalı toplumsal yorumlarının yer aldığı aforizmalardan oluşan eğlenceli bir derleme. Zirveden zindana her daim ışıldayan Wilde, belki de tüm zamanların en nüktedan kalemi.
Yasak Sevişmek
"Bir gül takıp da sevdalı her gece saçlarına/ çıktı mı deprem sanırdın ‘kara kız’ kantosuna/ titreşir kadehler camlar kırılır alkışlardan/ muammer bey’in gözdesi karantina’lı despina"... Hemen dilimizin ucunda durur aslında Attilâ İlhan; mırıldanan bir şarkı olur, dökülüverir sokaklara. Ya da belleğimizin bir yerlerinde uslu uslu öylece oturmaktadır; "beni de kırdılar içimden kırdılar/ karanlık camlardan sular akıyordu/şimşekli bir boşlukta saat vurdu/ beni de kırdılar belki yalnızdılar/ belki onların da çocukluğu yoktu/ bütün şarkılara kapalıydılar/ bir genç kız değmemişti saçlarına". Her yeni aşk, her yeni hüzün, her yeni bahar, her yeni heyecanda canlanır içimizdeki atilla İlhan; o bizim şair tarafımızdır...
Yüksek Ökçeler
Hikâye ve roman yazarı, şair, fikir ve siyaset adamı, asker, öğretmen… yönüyle Tanzimat’tan sonraki Türk edebiyat ve düşünce dünyasının önemli şahsiyetleri arasında gelir Ömer Seyfettin. 36 yıl gibi kısacık bir ömre birçok eser sığdırabilmiş bu üretken yazar her şeyden önce Türk hikâyeciliğinin kilometre taşlarından ve kurucu isimlerindendir. Çoğunlukla “milli edebiyat” çerçevesi içinde değerlendirilmiş ve yine bunun devamında öykülerindeki sadece tarihi arka plan üzerinde durulmuş olsa da aslında bundan çok daha fazlasını hak eden bir yazardır.
Toplam 27 hikâyenin yer aldığı ve ünlü öyküsünden hareketle Yüksek Ökçeler adını verdiğimiz bu küçük seçkide, yazarın hatıra özelliği taşıyan ve Türk tarihinin farklı zamanlarında geçen olayların anlatıldığı hikâyeler yanında mizahi özellikler taşıyan eserlerine de yer verdik. En ünlülerinden en az bilinenlere, onun hikâye evreninin farklı yönlerini gösteren ve yazarlık yeteneğini ortaya koyan metinleri tercih etmeye gayret gösterdik.
Zaman Makinesi
Victoria döneminde yaşayan bir bilimci icat ettiği zaman makinesine biner ve kendini bir anda 802.701 yılında bulur. Başlangıçta dünyanın bütün dertlerinin sona erdiğini, cefanın yerini güzelliğe, refaha ve barışa bıraktığını zannetse de yanıldığını anlaması çok uzun sürmez. Zaman yolcusu önce Eloi adı verilen insan türüyle tanışır. Ancak soyları kadim zamanların yüce kültürüne dayanan bu güzellik abidelerinin, aslında ne kadar güçsüz olduğunu ve karanlığa karşı nasıl da çocukça bir korku duyduğunu çok geçmeden keşfeder. Eloiler korkmakta haklıdırlar, çünkü yerin altında bambaşka bir insan türü; tekinsiz Morloklar pusuya yatmış beklemektedirler. Bu sırada makinesini kaybeden zaman yolcusunun da yapması gereken tek şey, Morlokların o uğursuz yeraltı tünellerine inerek makineyi onlardan geri almaktır.
Zaman Makinesi zamanda yolculuğun ilk ve en etkili tasvirlerinden biridir. İlk kez 1895’te yayımlanan bu şaheser, Wells’in ustalıklı hikâye anlatma yeteneği ve çarpıcı kavrayışı sayesinde okuyucuları nesiller boyu etkilemeye devam ediyor.
Zaman Makinesi / Bir Buluş – Modern Klasikler 107
Victoria dönemi Londra’sında yaşayan bir bilim insanı zamanda yolculuk yapmak üzere icat ettiği makineyle geleceğin İngiltere’sini ziyaret eder. Sekiz Yüz İki Bin Yedi Yüz Bir yılında yaşadığı macerayı bir dost meclisinde anlatır. Geleceğin dünyası ayrıcalıklı insanların; güzel, narin ve tembel Eloi’ların rahat ve kaygısız bir yaşam sürdükleri bir yerdir.
Ancak Zaman Gezgini bu macera sırasında çok geçmeden yeraltı dünyasına ait hortlaksı Morlock’ları da keşfetmiştir. Wells, Victoria dönemi İngiltere’sinde varsıllarla yoksullar arasında giderek büyüyen uçuruma yönelik keskin eleştirisinde, tarihin ve gelişmenin anlamını sorgular. Toplumsal adaletsizliğin sürüp gitmesi halinde yol açabileceği felaketlere dair uyarıda bulunur.
1895’te yayımlanan Zaman Makinesi, bilimkurgu edebiyatının köşe taşlarından biri olarak, kuşaklar boyu yazarları etkiledi. 21. yüzyılda yaklaşan çevre felaketlerine ve gezegenimizin yazgısına ilişkin kaygılara dair bir öngörü barındıran eskatolojik boyutuyla güncelliğini bugün de koruyor.