Beyazlı Kadın
Wilkie Collins (1824-1889): Gizem ve dedektif romanlarının öncüsü kabul edilen İngiliz romancı. Collins, birlikte de çalıştığı dostu Charles Dickens’ın gölgesinde kalmadan önce hatırı sayılır bir şöhrete kavuşmuştur. Yazarın ilk büyük eseri Beyazlı Kadın, 1859-1860 yılları arasında Dickens’ın çıkardığı All the Year Round’da tefrika edilmiş ve büyük bir beğeniyle karşılanmıştır.
İki soylu hanımefendiye resim dersi vermek gibi son derece sıradan bir iş için evinden ayrılan Walter Hartright, yolda beyazlara bürünmüş bir kadınla karşılaşır ve kendini girift bir entrikalar dizisinin içinde bulur. Bu kadınla yolu, giderek karmaşıklaşan bir desenin çizgileri gibi tekrar tekrar kesişecektir. Kusursuz kurgusu ve unutulmaz karakterleriyle neredeyse yayımlandığı günden beri bir klasik sayılan bu sürükleyici öykü birçok defa tiyatro ve sinemaya da uyarlanmıştır.
Kutadgu Bilig – Kapı Yayınları
Türkler İslamiyetin kabulüyle beraber yeni bir kültür dünyasının içine girdiler.
Bir yandan Arap ve Fars kültürünün kaynaklarına nüfuz etmeye çalışırken diğer yandan kendilerine ait bir ifade dili aramaya koyuldular.
Yusuf Has Hâcib, “Mutluluk Bilgisi” diyerek
bugünkü dile aktarabileceğimiz bu eserinde çok yönlü bir dünya arayışına girişir.
Bilginin değeri, hükümdarlık, iyilik, adalet, hayatın anlamı, devlet yönetimi, gençlik, tarım yapma gibi akla gelebilecek hemen her konuda konuşur.
Sonuçta bir öğüt kitabıdır ama bilmenin ve bildirmenin yöntemlerinin peşine düşer.
Türkler bu kitapla düşünmeye başlamışlardır demek abartı sayılmaz.
Mansfield Park Yeni Beyaz Kapak
Fanny Price, Bertram ailesinin kır evlerinde onların yanında yetişmiş, pek ilgi gösterilmeyen, içine kapanık bir kızdır. Ancak roman geliştikçe gerçek bir kahramana dönüşecek, ahlaki yetkinliği sayesinde sonunda kendisini Bertram ailesine bütünüyle kabul ettirecektir. Ne var ki Fanny, hep mücadele etmek zorunda kalacak; bir yandan kendi duygularıyla yüzleşirken bir yandan da yakın çevresinden gelen baskılara karşı koyacaktır.
Mansfield Park, tıpkı Emma gibi Jane Austen’ın olgunluk dönemi eserlerindendir. Gerek anlatım biçimi, gerek din ve dinsel görev bilinci konularında bir tartışma başlatması bakımından Austen’ın en ciddi romanı olarak kabul edilir.
Sisler Bulvarı – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 31
Düşlenen, tümüyle düşsel olan sevgililer, topu topu üç geceye sığdırılan, doyasıya yaşanamayan aşklar, gözlerinden yıldız rüzgârları geçen sevgililer, Paris sokakları, limanlar, yolculuklar, deniz insanları... ve Anadolu. Uzun havalar, halk türküleri...
Sisler Bulvarı’yla başka dünyalara doğru yolculuğa çıkacağız biz de, Emperyal Oteli’nde üç gece kalacağız, biraz mehtabı içeceğiz, içimizde isyanlar çıkacak ve Sisler Bulvarı’nda öleceğiz...
Başka Yerde Olmak /Şâhâne Serseri /Başka Adam /Bir, Üç ve Beş /Eski Deniz Halkı /Liman /Tatyos’un Kahrı /Cinayet Saati /Başka Yerde Olmak *Kaptan /La Donna e Mobili /Mırç /Kaptan /Emperyal Oteli /Pia /Sisler Bulvarı *Yeraltı Ordusu /Bence Malûmdur /Silezya Dağları’ndan Uzakta *Bursa’dan Yaylımateş /Tarz-ı Kadim /Kirli Yüzlü Melekler /Ümitten Ümit Kesilmez /Hu /Ölüler İhtiyarladı /Eskimiş Bir Saban Korkuyor /İstanbul Şehri Ağlıyor /Bursa’dan Yaylımateş *Barakmuslu Mezarlığı /Dilekçe /Cazgır /Öküz /Batı /Tütünkeş /Rinna-Rinnan-Nay /İskeletler Dansı /Buğda /Uzun Hava /Derecikviran /Mustafa Kemal /Hayır /Dokuz Eylül
Emma – Hasan Ali Yücel Klasikleri 382
Jane Austen (1775-1817): İngiliz edebiyatının kült romancılarındandır. Eserlerinde güçlü kadın karakterleri başkahramanlar olarak yer aldı. Bütün romanları sinemaya uyarlanan Jane Austen, özellikle aile değerleri ve akrabalık ilişkileriyle kadın duyarlığı ve aşkı ele alır. 1815’te yayımlanan Jane Austen’ın dördüncü romanı Emma on dokuzuncu yüzyıl İngiltere’sinde evlilik ve sosyal statüyü hicvederek irdeler. İyi bir çöpçatan olduğunu düşünen Emma’nın işgüzarlıkları, yanlış anlamalarıyla eğlenceli olay örgüsü ön plandadır. Yazarın alametifarikası hafif ironi ve keskin gözlem gücüyle çizdiği başkarakterinin çekiciliği Emma’yı en sevilen romanlarından biri kılmıştır.
Oblomov – Koridor Yayıncılık
Oblomov, sınırsız bir hayal gücüne sahip ancak günlerini gerçekleşmeyecek planlar kurarak geçiren, yerinden kalkmamak için hep bir mazereti olan, miskin, ihmalkâr ve kaygısız bir asilzadedir. Toprak köleliğinin son bulmaya yüz tuttuğu bir dönemde Petersburg’daki yeni yaşama ayak uyduramayınca kabuğuna çekilir ve işlerini yattığı yerden yürütmeye çalışır. Ne var ki kendisinden daha tembel olan uşağı Zahar ile can dostu Ştoltz onu toplumsal yaşama çekmeye kararlıdır. Zoraki tanıştığı Olga sayesinde dünyası kısa süreliğine renklenip ruhunda bir uyanış gerçekleşse de bu saf aşk tek başına kabuğunu kırmasını sağlayabilecek, onu Oblomovluğundan çekip çıkarmaya yetecek midir?
Gonçarov’un 1849 yılında kaleme aldığı ve Rusya’nın soylu sınıfını hicveden bu eseri, çağların müzmin hastalığı Oblomovluğu anlatır ve adeta içimize bir ayna tutar. Derin kişilik analizleri ve eşsiz tasvir gücüyle Gonçarov’un ustalığını gösteren bu eseri Furkan Özkan’ın özenli çevirisiyle sunuyoruz.
Tuhaf Bir Erkek – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 27
Albay Jack – Hasan Ali Yücel Klasikler
Daniel Defoe (1660-1731): Londra’da varlıklı bir ailede dünyaya geldi. İyi bir akademik eğitimin ardından ticarete atıldı. Çetin ve macera dolu bir ticaret hayatından sonra siyasi yergilerle yazarlığa başladı. Gözüpek bir gazetecilik kariyeri ve pek beğenilen didaktik eserlerinin akabinde, 1719 yılında onu dünya edebiyatının başköşelerinden birine yerleştiren Robinson Crusoe romanını yazdı. Defoe’nun pikaresk sayılabilecek romanlarından biri olan Albay Jack, tema olarak epey benzerlik taşıdığı Moll Flanders eseriyle aynı yıl, 1722’de yayımlanır. Daniel Defoe, hayatına hırsızlık ve yankesicilikle başlayan yetim Albay Jack’in suç dünyasındaki sürükleyici maceralarını, Virginia’da kölelikten çiftlik sahipliğine ulaşmasını, pek çok Defoe karakteri gibi ticaretle zenginleşmesini, talihsiz evliliklerini, savaşlara katılmasını, tövbekâr oluşunu benzersiz üslubuyla capcanlı gözlerimizin önüne getirir. Tek bir insanın hayatına sığması, peş peşe gelmesi neredeyse imkânsız görünen onlarca tesadüf Daniel Defoe’nun ayrıntıcı kalemi sayesinde Albay Jack’te hayat bulur.
Ayrılık Sevdaya Dahil – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 4
"Epeyce kadın gizlice erkek" sözde kadınlar, mevsimlik sevdaların unutulmuş kızları, tasaları gizli cam güzeli kızlar, Sansaryan Han’da sorgulananlar, kullanılmış yüzlerini aynalara bırakan muhbirler, derinlemesine yalnız tutuklular, mağlup sarhoşlar, parmak uçlarından yıldızlar damlayan adamlar... Attila İlhan birbirinden sahici insanlarıyla kent resimleri çiziyor bize. Tanıyoruz o insanları; kimi ben, kimi sen, kimi o... Bizler...
Oblomov – Koridor Yayıncılık
Bela Çiçeği – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 29
Size, bize, “mevcutlu” götürülen, az sonra karısından ayrı düşecek olana, Beyoğlu’nun arka sokaklarında çamurlara bata çıka yürüyene, karanlık odalarda kendini arayana, “eksik” sevene, dövülmüş halini kimseler görmesin isteyene, cam yeşili etek giyene, sonbahar uğultusu duymamış olana bakıyor Attilâ İlhan, bakıyor ve onlardan, sizden, bizden şiir yapıyor.
İlk kez 1962’de basılan Belâ Çiçeği’nde onun, kendine, hayatından şöyle ya da böyle gelip geçen insanlara, dostlarına, sevgililerine, sokaklara, meydanlara, toplumsal olaylara bakarak yaptığı şiirler bulacaksınız; belki kendinizi de...
Belâ Çiçeği /Aysel Git Başımdan /Sen Benim Hiçbir Şeyimsin /Gecenin Kapıları /Nada Nada y Nada /Nun Nun /Şubat Yolcusu /Büyük Leylâ /Eksik /İbrahim Cura Limited /Büyük Leylâ’nın Sonu /Beni Bir Kere Dövdüler *Cinnet Çarşısı /Doktor Şandu’nun Esrarı /Gökyüzü Olmak /İkinci Cem’in Gizli Hayatı 1 / İkinci Cem’in Gizli Hayatı 2 / İkinci Cem’in Gizli Hayatı 3 / İkinci Cem’in Gizli Hayatı 4 /Claude Diye Bir Ülke *Cinnet Çarşısı /Cinnetsaray /Rock’n’roll Köpekleri /Bir de Manhattan Olursa /Sirkeci Garpalas 32 /Eller Yukarı *Mâhur Sevişmek /Emirgân’da Çay Saati /Yarının Başlangıcı 1 / Yarının Başlangıcı 2 / Yarının Başlangıcı 3 / Yarının Başlangıcı 4 /Hacı Murad’ın Ölümü /Orient-Express /Mâhur Sevişmek /Ferdâ
Çimen Yaprakları 3 – Hasan Ali Yücel Klasikler
Walt Whitman (1819-1892): Amerikan şiir geleneğinin önde gelen, kurucu şairlerinden Walt Whitman sokağın, kalabalıkların ve onları oluşturan bireylerin sözcüsüdür. Amerika’da demokrasi, ulus olma, beden ve cinsellik kavramlarını şiire taşıyan Whitman ilk modernist şairlerdendir. Çimen Yaprakları’nın ilk baskısı 1855 yılında yapıldı, bir önsöz ve 12 başlıksız şiirden ibaretti. Whitman yaşamı boyunca yazdığı şiirleri kitabına ekleyerek defalarca yeni baskılarını hazırladı. Son günlerini yine Çimen Yaprakları’nın son baskısını düzenleyerek geçirdi. Ölüm döşeği edisyonu olarak adlandırılan bu baskıda şairin “Yolculuğun Sonundan Geriye Doğru Bir Bakış” adlı yazısıyla birlikte kitap 438 sayfaydı ve 400 civarında şiirden oluşuyordu. Çimen Yaprakları’nı oluşturan bütün şiirler Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde yayımlanırken dört ciltte toplandı. Elinizdeki kitap bu ciltlerin üçüncüsüdür.
Pollyanna – İş Bankası Kültür Yayınları
Pollyanna, Amerikan edebiyatının umudu ve iyimserliği temsil eden, bu özelliğiyle de en çok sevilen karakterlerinden biridir. Anne ve babasını kaybettikten sonra tek akrabası Polly Teyzesi ile birlikte yaşamak üzere kurgusal Beldingsville kasabasına giden Pollyanna Whittier, etrafındaki bütün yetişkinlerin hayatını olumlu yönde değiştirip güzelleştirir. Küçük kız bunu yoksul ama bilge babasının öğrettiği “mutluluk oyunu” sayesinde başarır. En karanlık olayda, en umutsuz durumda bile bir mutluluk vesilesi bulabilen Pollyanna, içselleştirdiği bu hayat felsefesini bütün kasabaya öğretir.
Pollyanna, pozitif psikolojinin “şükran” duygusunun insanın mutluluk ve esenliği üzerindeki etkisini araştırmaya başlamasından yaklaşık yüz yıl önce yayımlandı. Eleanor H. Porter’ın büyük ilgi gören 1913 tarihli romanı, şükran duymanın insan sağlığı üzerindeki faydalarının bilimsel olarak kanıtlandığı günümüzde yepyeni bir anlam kazanmıştır.
Huzur Çıkmazı
Haldun Taner’in ilk dönem oyunlarından Huzur Çıkmazı üç perdelik oyun yazılışından altmış yıl sonra ilk kez okuruyla buluşuyor.
1962’de İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen oyun ilerleyen yıllarda Ankara ve İzmir Devlet Tiyatrolarında defalarca sahnelenmiş ve büyük ilgi görmüştü.
Oyun metnini yıllar sonra yazarın eşi Demet Taner buldu ve yayına hazırladı. Böylece tiyatromuzun büyük yazarının bir eseri daha oyun okuruyla buluşmuş oldu.
Ayşegül Yüksel, oyun hakkında Haldun Taner Tiyatrosu kitabında şöyle diyor: “Huzur Çıkmazı, üç perdeden oluşan bir buruk güldürüdür. Taner’in dar aile çevresi içinde yer alan özel ilişkileri irdeleyen tek oyunudur. Huzur Çıkmazı, geleneksel ‘aşk üçgeni’ örgesinden yola çıkan, olaylar dizisi baştan sona ‘karı-koca-sevgili’ ilişkisinin bilinen aşamaları (kocadan soğuma – yasak aşk ilişkisine giriş – ilişkiyi kocaya söylenen yalanlarla sürdürme – korku ve tedirginlik aşamasına ulaşma – gerçeğin koca tarafından öğrenilmesi) üstüne kurulmuş bir oyundur; olayların akışı bilinen merak öğelerinin uyandırılması yolunda gelişir.
Haldun Taner, Huzur Çıkmazı’nı ‘gerilimsizlikten gerilim çıkarmaya çalışan bir tiyatro araştırması’ olarak nitelendirir.”
Sefiller – Koridor Yayıncılık
En çok okunan klasikler, özenli çevirilerle ve alanında uzman akademisyenlerin editörlüğünde okuyucuyla buluşuyor.
Ailesini doyurabilmek için ekmek çalan ve bu yüzden kürek mahkûmu olan Jan Valjean, on dokuz yılın ardından serbest bırakıldığında bütün kapıların ona kapandığını görür. Bir piskoposun merhameti ile ikinci bir şans elde eden Valjean yeni kimliğiyle toplumda saygın bir yer edinir ama geçmişi peşini bırakmaz. Kendisine emanet edilen ve kızı gibi gördüğü Cosette’le birlikte Paris’in çalkantılı zamanlarında sakin bir hayat sürmeye çalışırken, attığı her adımı gölge gibi takip eden kanun adamı Javert’in onun için başka planları vardır.
Hayata umutla sarılmanın, mücadelenin ve yasaların çürümüşlüğünün gerçek olaylardan esinlenilerek yansıtıldığı Sefiller, adaletsizliğe karşı bir duruşun temsilcisi olmuştur.
Victor Hugo’nun sürgün yıllarında yazdığı ve insan ruhunun çarpıcı bir portresinin çizildiği bu eseri, Süleyman Doğru’nun özenli çevirisiyle sunuyoruz.
Büyülü Nisan – Modern Klasikler 175
Kocaları tarafından belirli kalıplara sokulan, sıklıkla ihmal edilen ve içselleştirdikleri toplum baskısıyla baş etmeye çalışan Bayan Wilkins ile Bayan Arbuthnot, gazetede gördükleri “kiralık şato” ilanının verdiği ilhamla cüretkâr bir plan yaparlar: Birlikte tatile çıkacaklardır. Kasvetli ve yağmurlu bir Londra’dan ayrılıp Akdeniz kıyılarındaki bu ortaçağ şatosuna vardıklarında karşılarında denizin ve türlü türlü çiçeklerin kokusuyla sarmalanacakları bir cennet bulurlar. Kirayı güzeller güzeli Leydi Caroline ve otoriter Bayan Fisher ile bölüşeceklerdir. Günlük hayatlarının yüklerinden kaçan bu dört kadın, kendilerini yeniden keşfetmenin ve hayattan beklentilerini dönüştürmenin eşiğindedir.
1922 yılında yayımlanan Büyülü Nisan, dönemin toplumsal ve ekonomik koşullarına ilişkin bir bakış açısı da sunar. Güçlü tasvirleri ve renkli karakterleriyle, ilk olarak 1935’te Harry Beaumont ve daha sonra 1992’de Mike Newell yönetmenliğinde beyazperdeye uyarlanan roman, nerede olursanız olun sizi San Salvatore’nin morsalkımlarına ve güneş ışığına davet ediyor.
Böyle Buyurdu Zerdüşt – Kırmızı Kedi Yayınevi
Hamlet Bez Ciltli
Edebiyat tarihinin en büyük yazarlarından William Shakespeare’in tüm zamanların en çok yoruma konu olan edebiyat eseri Hamlet, eser üzerine kapsamlı bir çalışması da bulunan Ferit Burak Aydar’ın çevirisiyle Koridor Klasikler dizisinin 100. kitabı olarak başköşedeki yerini alıyor.
Shakespeare’in ilk olarak 1600/1601 yılında sahnelenen Hamlet tragedyası ihanet ve sadakat, intikam ve sürünceme, vicdan ve acımasızlık, delilik ve akıl, iktidar ve zayıflık, başkaldırı ve itaat, mizah ve ciddiyet, sevgi ve nefret, ölüm ve yaşam gibi çatışmalı temaları muammalı bir biçimde işleyişiyle, kuşkucu ve kararsız modern bireyin arketipi olan başkarakteriyle 400 yıldan fazladır okurların, izleyicilerin, eleştirmenlerin, sanatçıların, filozofların zihnini ve hayalgücünü cezbetmeye devam ediyor.
Eserin en kapsamlı ve güncel edisyonlarını temel alan bu titiz ve mahirane çevirinin Türkçedeki Hamlet okumalarında ve uyarlamalarında önemli bir yer edineceğine inanıyoruz.
Dublinliler
Dublinliler James Joyce’un ilk büyük yapıtıdır. 1914’te yayımlanan bu derlemede yer alan 15 öykünün farklı karakterleri ve olay örgüleri olsa da, hepsi de 20. yüzyıl başında Dublin’de yaşayan orta sınıftan insanların hayatlarından kesitler sunar. Joyce bizi tüccarların, memurların, kâtiplerin, tezgâhtarların küçük burjuva dünyasında gezintiye çıkarır. Mutsuz karakterleri kiralık odalardan, pansiyonlardan, sokaklardan ve pub’lardan oluşan dünyalarında; hayal kırıklıklarıyla, yalnızlıkla ve kasvetle dolu bir hayatın içinde sıkışıp kalmış, adeta felç olmuşlardır. İrlanda’nın yeni bir ulusal kimlik arayışında olduğu o dönemde, Joyce yalnızca ulusal kimliğin değil, bireylerin kimliklerinin de felce uğradığını gözlemler. Bu öykülerin bir diğer ortak özelliği de, karakterlerin yaşadıkları “epifanya” anlarıdır. İsa’nın paganlara ve müneccimlere görünmesi anlamına gelen “epifanya” terimini, Joyce bir kişi ya da olayla ilgili asıl gerçeğin birdenbire ortaya çıkmasıyla karakterlerinin yaşadığı aydınlanma anlarını ifade etmek için kullanır. Dublinliler’de bu dönüştürücü deneyimin doruğa çıktığı öykü ise başlı başına bir mücevher, “İngiliz dilinde yazılmış en güzel öykü” olarak kabul edilen “Ölüler”dir.
*Kız Kardeşler *Bir Karşılama *Araby *Eveline *Yarıştan Sonra *İki Delifişek *Pansiyon *Küçük Bir Bulut *Suretler *Toprak *Elim Bir Hadise *Kurul Odasında Sarmaşık Günü *Bir Anne *Tanrı’nın İnayeti *Ölüler
Retorik – Hasan Ali Yücel Klasikleri 369
Aristoteles (MÖ 384-323): Antik Yunan’ın en önemli ve çok yönlü filozoflarından biridir. Platon’un öğrencisi, Büyük İskender’in öğretmeni, Lykeion Okulu’nun kurucusudur. Orta Çağ’da Musevi, Hristiyan ve Müslüman düşünürleri etkilemiş, etkisi Rönesans, Reform ve Aydınlanma dönemine kadar yayılmıştır. Biyoloji, fizik, kimya, psikoloji, etik, mantık, metafizik, retorik, şiir sanatı, bilim felsefesi ve siyaset kuramı hakkında günümüze ulaşan metinleri bu alanlarda kurucu metinlerden sayılmaktadır. Antik Yunan’da eğitim sosyal ve siyasal hayatta çok önemli olan güzel konuşmayı da kapsadığından, Aristoteles de Lykeion’da retorik üzerine dersler vermiş, notlar ve kitaplar yazmıştır. Bu konuda günümüze ulaşan en önemli eseri Retorik adıyla bilinen çalışmasıdır. Güzel konuşmanın bir sanat olduğunu belirten Aristoteles, bu eserinde retoriğin tanımını verir, türlerini ve öğelerini belirtir, uzun açıklamalar ve örneklerle başarılı bir söylevin nasıl hazırlanacağını anlatır.
Brezilya – Geleceğin Ülkesi – Modern Klasikler 166
Zweig, ırkçı cinnete kapılmış felakete sürüklenen Avrupa’dan kaçıp sığındığı Brezilya’da ütopik bir cennet bulmuştu. Uçsuz bucaksız verimli toprakları, sonsuz kaynakları, muhteşem doğası ve barındırdığı potansiyelle; kaygısız ve dost canlısı halkıyla Brezilya onu büyülemişti. Farklı ırkların barış içinde bir arada yaşadığı ve geleceğe umutla bakabildiği bu çok renkli düş ülkesi, o sırada kaosa teslim olmuş Avrupa ile tam bir tezat içindeydi. Zweig’ın Brezilya’ya ilanıaşkı, farklı tepkiler aldı. Yabancı bir yazarın coşkulu övgüsü Brezilya halkını sevindirirken, kitap bir yandan da ülkenin gerçekleriyle bağdaşmadığı ve siyasi iklimini yansıtmadığı gerekçesiyle eleştirilere hedef oldu. Petrópolis’teki evinde eşiyle birlikte inzivaya çekilen Zweig, dostlarından ayrı düşmüş, sürgündeki diğer Avrupalı entelektüellerle mektuplaşması savaş nedeniyle sekteye uğrayınca daha da yalnızlaşmıştı. Onu asıl kahreden, sadece anayurdundan değil yapıtlarını verdiği anadilinden de sürgün edilmiş olmasıydı. Brezilya, 22 Şubat 1942’de yaşamlarına son veren Zweig çiftinin son durağı oldu.
Eylül – Koridor Yayıncılık
Suat ile Süreyya evli ve mutlu bir çifttir. Yaz için Boğaziçi’nde bir yalı kiralayan bu çifti, hem akrabaları hem de yakın dostları olan Necip sık sık ziyaret eder. Necip, Suat’ı diğer kadınlardan farklı görerek ona hayranlık duymaya başlar ve zamanla bu hayranlık artık vazgeçemeyeceği bir aşka dönüşür. Bu aşk, her birinin yaşamında büyük felaketlere neden olacak çıkmazları da beraberinde getirir.
“İlk psikolojik roman” olarak nitelendirilen Eylül’de Necip ile Suat’ın iç dünyalarına, bunalımlarına, dünya görüşlerine, çelişkilerine, gelgitlerine, çaresizliklerine ve yaşadıkları yasak aşkla toplumun ahlaki değer yargıları arasında kalmalarına geniş bir şekilde yer veren Mehmet Rauf, karakterlerin ruh hâllerini de uzun çözümlemelerle tahlil eder.
Mehmet Rauf’un bu romanı, Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde araştırma görevlisi olan Ayşegül Pomakoğlu tarafından yayına hazırlanmıştır. Editörlüğünü ise yine aynı bölümden öğretim üyesi Tülay Gençtürk Demircioğlu gerçekleştirmiştir. Yaklaşık yüz yirmi yıl önce kaleme alınmış olan eserin bu baskısı, dönemin diline ve ruhuna olabildiğince uygun fakat günümüz okuru için de anlaşılabilir olması amaçlanarak yayına hazırlanmıştır.
Beyaz Diş – Koridor Yayıncılık
Deniz Feneri – Kırmızı Kedi Yayınevi
İrade Terbiyesi – İndigo Kitap
İnsanlığa faydalı olacak işler acele ve koşuşturma ile değil, temkinli ve sakin bir çalışmayla vücuda getirilmiştir.
Bir insan çok iyi eğitim almış, çeşitli bilgi ve becerilerle donatılmış olabilir. Peki, bütün bunlar verimli ve sistemli bir çalışma olmaksızın ne işe yarar? Şehvet, bencillik ve tembellik gibi güçlü duygu ve dürtülerin kontrolünde, kendini eğlencenin tatlı kollarına bırakan bir genç için gelecek nasıl bir hal alır? Fransız Profesör Jules Payot, dünyada pek çok dile çevrilmiş bu klasik eserinde, tembellik ve isteksizlikten kurtularak içgüdülerin ehlileştirilmesinin ve iradenin eğitilmesinin önemini anlatıyor. Bu sayede yapabileceklerimizin sınırlarını genişletmek için atılması gereken adımları gösteriyor.
Cemil Meriç'in de disiplinli çalışma hayatını borçlu olduğu bu eser 19. yüzyılda kaleme alındı. Kişisel gelişim türünün ilk örneklerinden biri olan İrade Terbiyesi, gücünü ve güncelliğini ilk günkü gibi koruyor…