Bazı Yollar Yalnız Yürünür

Orijinal fiyat: ₺260,00.Şu andaki fiyat: ₺208,00.

Kitapsız, çiçeksiz, hayvansız, vicdansız, doğrusuz insandan uzak dur.

Umudu öldürüp, nefreti toprağa dikmek isteyenlerden uzak dur.

Hayatı sadece ideoloji ve düşünce olarak görenden uzak dur.

Mutlu olmanı, sorgulamanı, düşünebilmeni kendilerine yapılmış bir tehdit olarak görenlerden uzak dur.

Kendilerine duydukları yabancılık yüzünden karşısındakini kötü bilenlerden uzak dur.

Nefreti evinin kapısına koyan, artık her dışarı çıktığında avucunda nefret taşıyanlardan uzak dur.

İnsan hayatına olan saygısızlığı bir övünç madalyası gibi, gurur mekanizması gibi görenlerden uzak dur.

Kelimeleri özenle seçmeyen, her cümlesi biat olan, her sözcüğü toz olandan uzak dur.

Sesinin tonu kalbinin tonundan çok olanlardan uzak dur.

Çünkü neye çok yaklaşırsan, neyi çok biriktirirsen, ona dönüşürsün.

İpek Sabahlık

Orijinal fiyat: ₺580,00.Şu andaki fiyat: ₺464,00.

Suat Derviş, hayata ağzında altın kaşıkla merhaba dedi.

Son nefesini yoksulluk içinde verirken, üzerinde saraylı annesinin hediyesi ipek sabahlık örtülüydü.

Ülkesi için en iyiyi isteyen aydınların gördüğü eziyetten nasibini fazlasıyla aldı.

Bu yolda, doğurmak üzere olduğu oğlunu kaybetti.

Onlarca kez sinemaya ve sahneye uyarlanan fosforlu cevriye isimli romanında, “hayatının aşkı”nı betimledi.

Bu eseriyle sadece kendi ülkesinde değil, pek çok ülkede de gönülleri fethetti.

Nâzım Hikmet’in “başını eğemedim, gölgesini çiğnedim” diye şiirler yazdığı yıl, Suat Derviş sadece on altı yaşındaydı.

Sonra biri güreşçi, biri romancı, öteki gazeteci olmak üzere üç koca eskitti.

Almanya’da Suzet Doli ismiyle Almanların, Fransa’da Suat Derwish adıyla Fransızların kalbini çaldı.

Yaşadığı dönemin kuşkusuz en iyi gazetecisi ve en çok okunan romancısı olan Suat Derviş’in soluk kesen dramını, ipek sabahlık’ta sevinerek, gıpta ederek, şaşırarak, acı çekerek okuyacaksınız.

Tıpkı Nâzım Hikmet’in annesinin hayatının kaleme alındığı ela gözlü pars celile’yi ve bir Sabahattin Ali romanı olan yeşil mürekkep’i okurken olduğu gibi.

 

Mavi Kız Kahve Çocuk

Orijinal fiyat: ₺420,00.Şu andaki fiyat: ₺335,00.
Destek Yayınları – Mavi Kız Kahve Çocuk

Mutsuz Çocuklar Ülkesi

Orijinal fiyat: ₺260,00.Şu andaki fiyat: ₺208,00.
Süper Baba’nın müziğini flütle çaldığımız günlerde çok enteresan çocuklardık, Tsubasa izlerken çarpan kalbimiz, banyo sonrası Bizimkiler dizisi... Hayatın seyrinde güzel bir yolculuktaydık, önce hüpleten sonra gümleten felsefemiz, can sıkıntısının artan yoğunluğunda misket oynayarak geçirdiğimiz zamanlar, amacımız basitti yani: Masumluk...   Amma velakin çok masumduk!

Yeni Hayat

Orijinal fiyat: ₺180,00.Şu andaki fiyat: ₺144,00.
Ötüken Neşriyat – Yeni Hayat

Kızıl Elma- Şiirler

Orijinal fiyat: ₺230,00.Şu andaki fiyat: ₺184,00.

Vatan ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan; Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan…

Ziya Gökalp, büyük bir çoğun­luğunu "Genç Kalemler", "Türk Yurdu", "Halka Doğru", "Türk Sözü" gibi dergilerde ya­yımladığı şiirlerini "Kızılelma" adı altında bir araya getirmiştir. Kitapta yer alan "Kızılelma" şiiri, kitabın adını ve kitapta yer alan şiirlerin muhtevasını da tayin etmiştir. "Turan", "Ötüken Ülkesi", "Altın Yurt", "Altın Destan", "Ergenekon", "Balkanlar Destanı" ve "Kızıl Destan" gibi şiir adlarına bakıldığında bunların Kızılelma mefkuresiyle örtüşen şiirler oldukları görülür.

Ziya Gökalp'ın bu kitabına "Kızılelma" adını koyması ve ki­tabında ilk olarak "Turan" şiirine yer vermesi tesadüf değildir. Bu iki şiir, Ziya Gökalp'ın hayatı boyunca savunduğu ve dile ge­tirdiği temel düşüncelerinin yansıması, hatta özetidir. "Turan" şiiri, Türklerin büyük bir ülkede birlikte yaşama ideallerini ve isteğini anlatırken, "Kızılelma" ise bu ülkede yaşayan insanların ülküsünü dile getirmekte, onlara aramaları ve ulaşmaları gereken yerleri ve fikirleri işaret etmektedir.

Kızılelma oldu bir güzel Cennet: Oradan Turan'a yağdı saadet.

Zavallı Şey

Orijinal fiyat: ₺300,00.Şu andaki fiyat: ₺248,00.
Kendi halinde sessiz sakin bir delikanlı olan Oskar, daha çocukken kendini Blumların çiftliğinde her işe koştururken bulur. Hayatı küçücük odası ve kan ter içinde çalıştığı araziden ibaret delikanlı, günün birinde ormanın derinliklerinden çıkıp gelmiş, paçavralara sarılı, kir pas içinde, bir deri bir kemik kalmış bir çocuk görür. Bu görüntü adeta zihnine kazınır; onu korkutur fakat bir yandan da merakını uyandırır. İptidai bir av düzeneği kuran delikanlı, bu çocuğu tuzağa düşürüp eve götürür. Derdini anlatmaktan aciz, vahşi bir hayvandan hallice bu zavallı şey, Oskar’ın ilgisi ve şefkatiyle günden güne gelişmeye başlar. Garson  ve  Biz Beş Kişiyiz ’in yazarı Matias Faldbakken’in dâhi kaleminden ihmal ve şefkate, dışlanmaya ve bağ kurmaya, travmaların kökenine dair tekinsiz bir masal:  Zavallı Şey … “Faldbakken cadı iksirinden bir roman çıkarmış ortaya... Metin hem klişelerle hem de mecazlarla oynuyor -ve güzeli ve acıyı güçlü bir karışım formunda, ironik ve dobra bir tavırla aynı anda sunuyor. ... Böyle bir dil ve yoğun bir dürtüyle yazar, bilhassa keyifli bir macera yaratmış.” –Dag og Tid “ Zavallı Şey  içimde Agota Kristof’un acıyı ve şefkati aynı dolaysız ve özgün sesle anlattığı  Büyük Defter’ inden bu yana hiçbir kitaptan almadığım duygular uyandırıyor.” –Göteborgs-Posten   “Okuduğum bir kitaptan gerçekten keyif aldığım nadirdir. Bu kitapta gerçek bir yaratıcılık coşkusu hâkim. Daha orijinal ve heyecan verici bir proje için uzun süre aramanız gerekecek -Faldbakken'in bir önceki romanı, aynı derecede keyifli, büyülü ve vahşi  Biz Beş Kişiyiz  dışında.” –Thula Kopreitan, Yılın En İyi Kitapları

İsimsiz Kafe

Orijinal fiyat: ₺375,00.Şu andaki fiyat: ₺310,00.
1966, Viyana. İkinci Dünya Savaşı’ndan yirmi yıl sonra şehir küllerinden doğarken sezonluk işçi Robert Simon da bu heyecana kapılır ve bir dükkân kiralayıp kendi kafesini açar. Ne var ki pek de sıradan bir işletme olmayacaktır burası; mekânı gündelik hayatlarının bir parçası haline getiren mahalleli ve beraberinde getirdikleri hikâyeleri, dönemin Viyana’sına ve değişen Avrupa’ya dair derin izler sunar. İnsanlar gelir ve yanlarında özlemlerini, kayıplarını, aşklarını, yoksulluklarını, beklenmedik mutluluklarını getirir. Bazen keder dolu gözyaşları, bazen de ümit dolu kahkahaların yankısında şehir yeniden hayat bulur. İsimsiz Kafe , yola çıkma dürtüsüne dair bir roman. Robert Seethaler, gündelik hayatın detaylarını izi belleğimizde uzun süre yer edecek karakterlerin gözünden işleyerek sonu şimdiden belli “yeni dünya”nın hikâyesini anlatıyor. Regaip Minareci’nin çevirisiyle...   “[Seethaler] karakterlerinin bir resmini çiziyor, ama çokça empatiyle. Bu, onun ustalaştığı bir sanat: küçük insanlar hakkında büyük hikâyeler anlatmak.” –dpa “Robert Seethaler, Almanca edebiyatın büyük zanaatkârı.” – The World “Robert Seethaler yeni romanında, hayat hikâyelerini saf varoluşa indirgeyerek anlatma konusundaki özel yeteneğini sergiliyor: Hayatta kalmaya dair bir roman bu; aşka, güce ve ölüme dair bir roman.” –NDR Kultur