Tozkoparan İskender – Simurg Ateşi
TRT’nin sevilen gençlik dizisinin kahramanı Tozkoparan İskender ve arkadaşlarının gizemli zaman yolculuğu maceraları devam ediyor.
Zamanbozanlar, tarihin akışını değiştirmek için zamanda yolculuk yapmaya devam etmektedir. Sinsi planlarını gerçekleştirmeden önce durdurulmaları şarttır.
Zamanın Çocuğu Tozkoparan İskender ve arkadaşları, canları pahasına onları bulmaya kararlıdırlar.
Zamanbozanlar’ın izine yüzlerce yıl öncesinde rastlayan Mavi Ay’ın, Horasan’ın çorak topraklarından Hindistan’ın yeşil ovalarına nefes kesen macerası seni bekliyor.
Hayalet Ada
Senin Evin Benim Evim
365 Penguen
Haydi Okula
Gökdeniz Türkiye Turunda 4. Sınıf Seti – (10 Kitap)
Gizemli Çarkın Peşinde 3. Sınıf Seti – (10 Kitap)
Ben Aslında Kimim?
Dijital Dedektifler 2 Oyunun Sonu
Dijital dünyanın tehlikelerine yönelik sosyal medya paylaşımlarıyla milyonlarca kişi tarafından takip edilen Dijital Baba Orhan Toker, çocuklar için kaleme aldı.
Eğlenceli görünen dijital dünyanın derinliklerinde sırlar saklıdır ve sırların mutlaka ortaya çıkmak gibi kötü huyları vardır. Dijital Dedektifler Asya ve Emre, dijital dünyanın karanlık köşelerinde karşılarına çıkan sırları çözmek için kolları sıvamışlardır. Piramitten Kaçış isimli bir bilgisayar oyunu salgına dönüşmüş genç yaşlı oynayan herkesi bağımlı hâle getirmiştir. Oyuncunlarını âdeta zombilere çeviren oyunun sırrını çözmek sandıkları kadar kolay olmayacaktır. Dijital dünyanın cazibesine kapılmadan nasıl güvenli bir şekilde gezinebileceğini öğreneceğin heyecan dolu macera için Dijital Dedektifler seni bekliyor.
Evlere Sığmayan Macera
Tersyüz Ve Salyangoz
Saliha Demir
Resimleyen: Merve Ergenoğlu
Saliha Demir’in yeni kitabıyla kar kürelerinin bekleme salonuna bir güzel yerleşeceğiz. Merve Ergenoğlu’nun kalplere dokunan çizimleri sayesinde bunu yapmamız epey kolay olacak. O yuvarlak, minicik dünyaların eşliğinde ışıltılara bulanacağız. Yeni kabuklarına, yeni hayatlara kavuşanların öyküsüne tanık olurken dostluk, çaba ve umut da bizim kar küremize dolacak. Ona özenle bakmayı unutmayalım, tıpkı Salyangoz’un yaptığı gibi. Hep parlasın, dost elleriyle sarmalansın…
***
Şimdi yeni kabuklar bulma vakti…
Tersyüz, bir kar küresinin içinde yaşıyor. Kar küreleriyle dolu bir depoda. Nasıl ışıltılı, nasıl eğlenceli bir yer olduğunu siz düşünün! Hepsi görevlinin gelip onları seçmesini bekliyor, böylece mağazada sergilenebilecekler.
Tersyüz’ün arkadaşı Salyangoz, güzel dostluğu ve tüm desteğiyle hep yanında. Camı ışıl ışıl olsun da seçilsin diye, Tersyüz’ün küresini her gün özenle parlatıyor. Sonunda o gün geldiğinde ise…
Tema: Kim olduğumuz
Kavramlar ve Anahtar Sözcükler: Farklılıklar, arkadaşlık, DUYGULAR, umut, olumlu düşünme, ERDEMLER, sorun çözme
Tutum ve Değerler: Güven, dostluk, empati, yaratıcılık, sevgi, yardımseverlik
Profil Öğeleri: Duyarlı, riski göze alan
Yılbaşı öncesi bir kar küresinin içinde olmak harikaydı. Toplandıkları depoda hiç ama hiç sıkılmadılar. Anlatacak öykü çoktu. Gülecek şey de… Ama mağazanın açıldığı saatlere doğru bir yarış başlar, sohbetler kesilirdi.
Küçük gemi Tersyüz, kar küresinin camındaki gıcırtıya aldırmamaya çalışarak bekledi. Hızlı eller arkadaşlarını parıl parıl parlayan gövdelerinden tutuyor, sepete dolduruyordu.
Toplanan kar küreleri kapının ardındaki mağazada sergileniyordu. Seçim zamanı geldiğinde Tersyüz heyecanla cama yapışır, görevliler tarafından alınmayı beklerdi. Gıcırtı uzmanı arkadaşı Salyangoz, Tersyüz parlasın diye saatlerce camını temizlerdi.
“Gıcırt, göcürt, gucurt, gücürt…”
Deponun kapısı kapandığında kürelerden homurtular yükselir, azalan ışıkta yaydıkları ışıltı göz kamaştırırdı. Cam gövdeleri parlak ve tombuldu. Orada balıklar gibi yüzen pullar, ışık oyunları yapardı. Deponun yıldızı dansçı Prenses, fırfırlı eteğini savurur ve etrafında uçuşan pulları neşelendirirdi. O, harika bir kar küresiydi.
Başka bir kar küresinde neşeli Kardan Adam, diğerinde Oyuncak Ayı’yla yavruları ve tüm o eğlenceli kar küreleri…
***
Market görevlisi, küreyi bir kutuya koyup heyecandan yerinde duramayan yeni sahibine verdi. Kocaman gözlüklü çocuk, Tersyüz’e çok sevimli gelmişti. Şapkasında büyük harflerle MİÇO yazıyordu. Ona artık Miço diyecekti. Tersyüz, “İkimiz de dünyaya bir camın arkasından bakıyoruz. Bu çok güzel” diye mırıldandı.
Eve geldiklerinde Miço sabırsızlıkla kutuyu açtı ve Tersyüz’ü uzun uzun seyretti. Tersyüz de Miçosunu. Babası, “Uyku zamanı küçük denizci!” diye seslenince Miço küreyi kitaplarının yanına yerleştirdi ve odadan ayrıldı. Salyangoz için iyi bir fırsat doğmuştu.
“Bekle beni dostum” dedi. “Kendime bir kabuk bulacağım.”
Yavaş ve yapış yapış hareketlerle kapının altından çıktı ve gitti. Onun gidişini seyreden Tersyüz huzurlu bir uykuya daldı.
Güzel Atlar Ülkesi
Okumayı Söken Çocuk
Bayan Çokören, şişler, tığlar ve iplerle örülebilecek her şeyi örüyormuş. Torunu ilkokula başladığında da kimse onu durduramamış. Örmüş de örmüş... Çanta ve kalemlik örerek başlamış. Yetmemiş, kaleme, silgiye kılıflar örmüş. Dahası da var: Tek tek harfleri örmüş. Bitti mi sandın? Kelimeler, sonra da cümleler ortaya çıkana kadar örmeye devam etmiş.
Anneannesi bir makine gibi örerken torunuysa şu sorunun yanıtının peşindeymiş:
“Okumayı nasıl sökeceğim?”
Gizli bir plan yapmış. Planını adım adım uygulamış veee sonunda…
Rengârenk yumaklar, şişler, tığlar… İşte Bayan Çokören’in pek yakın arkadaşları… Hangi yumakla hangi desenler ortaya çıkacak, ilmekleri neye dönüşecek bilinmez. Bir bakmışsınız trafik lambalarına şapka örmüş, bir bakmışsınız güllerin dikenine kılıf örmüş. Bu sıralar ilmeklerini torunu için bir araya getiriyor. Ördüğü harfler kelimelere, kelimeler cümlelere dönüşüyor. Çünkü torunu okula başladı ve okumayı sökecek. Acaba yalnızca okumayı mı ?
Bayan Çokören örgüleriyle sevdiklerini, yazarımız Saniye Bencik Kangal’sa yeni öyküsüyle kalplerimizi sıcacık sarıyor.
Okumayı öğrenen çocuklar için yazılmış bu eser, onlar bu dik yokuşu tırmanırken arkadan uzanan bir destek eli gibi...
Anneannemin gerçek adını ben bile unuttum. Çünkü herkes ona “Bayan Çokören” diyor. Nasıl demesinler? Bir beni örgüyle kaplamadığı kaldı.
Anneannemin elinden gelse Satürn’e halka örer, gökyüzüne yıldız örer, güneş ışınlarından etkilenmesin diye Ay’a güneşlik örer hatta Samanyolu’nu beğenmez yeni bir gök ada örer.
Anneannem bir yandan harfleri mandalla ipe asıp bir yandan da “Okumayı böylelikle daha rahat sökeceksin” diyordu.
Kararımı verdim, okumayı hızlıca sökecek ve sınıfın birincisi olacaktım.
Okumayı sökme konusunda, önümdeki tek engel anneannemdi. Rengârenk yumaklarla dolu köşesinden hiç kalkmıyordu. Sürekli yeni kelimeler örüyor ve bunları ipe asmaya devam ediyordu. Herkese sürpriz yapmak için anneannemin oturduğu yerden kalkmasını gizlice bekledim.
Eskiden anneannem “Şişin başına çıkayım” deyince aklıma türlü türlü senaryolar gelirdi. Şişi bir dağ gibi düşünür, o dağa bir dağcı edasıyla tırmanan anneannemi hayal ederdim. Anneannem şişten dağa ulaşınca el örgüsü bayrağını zirveye saplardı.
Su Damlası Dünya’yı Keşfediyor
Kayıp
Sözcü Koyunların Sözcük Oyunları
Arkadaşım Çelik
Açılın kurtlu elmalar geliyor!
Serhan Ok, adım adım yaklaştığımız gelecekten bir hikâye anlattığı yeni çocuk romanıyla Günışığı Kitaplığı’nda. Ev robotlarının yaygınlaştığı, teknolojik hayvanların kullanıldığı zamanlarda bile yitirilmemesi gereken değerler üzerine düşündürüyor. Doğa için iyi şeyler yapmaya evimizden başlamayı işaret ederken, eşine az rastlanır bir arkadaşlık resmediyor.
Babası büyük şehri terk edip kırsala yerleşme kararı aldığında, Sena alışık olmadığı bir hayatın içine düşer. Ne babasının yaptığı tahta bebek, ne bahçedeki ağaç ev eski arkadaşlarına özlemini dindirebilir. Aile, kuşların da, kurtların da pay aldığı organik elmalarına alıcı bulma derdindeyken, kurnaz bir simsar kapıya dadanır. Sena’nın ormanda rastlayıp gizlice eve getirdiği ilginç at ve kopan şiddetli fırtına ailenin planlarını altüst edecektir…
Banın Olağanüstü Kitabevi
İyi bir kitabın içine düşmek gibisi var mı?
Çocuk romanlarıyla sevilen genç yazar Melis Sena Yılmaz, bu sefer renkli bir kitabevinin kapılarını aralıyor, okuru soluksuz bir maceraya davet ediyor. Eski bir köşkte kurulan kitabevinde, kitapların içinde sevgiyle büyüyen bir çocuğun sürpriz keşiflerle ve cesaretle dolu hikâyesini anlatıyor. Yazarın mizahi üslubuyla renklenen gizemli macera, okurunu hikâyelerin, okumanın, iyiliğin ve aile olmanın büyüsüyle sarıp sarmalıyor.
Ece, Ba dediği “baba yarısı” Barış’la yaşamaktadır. Aileden kalma köşkü kitabevine dönüştüren ve kendini, Ece’yi güvenle büyütmeye adayan Ba’nın katı kuralları vardır. Ece, okuduğu kitaplar ve Mualla Nine’nin leziz kekleriyle mutlu bir çocuktur. Ancak hiç bilmediği hala yarısı Zehra ve oğlu Robin Can’ın gelişi, ardından da Ba’nın gizemli bir yolculuğa çıkması hayatını altüst eder. Banka soygunu haberlerine, kitabevinde beliren haydut kılıklı adamlar da eklenince, “aile” harekete geçer…
Bennane’nin Uçan Koltuğu
Düşlere Kaçış İstasyonu
Anne Terliği
İYİLİK EDEN İYİLİK BULUR.
Sirkenaz, Somurtkan Hala, Leyla, Helva, Süheyla, Uyanık, Bitirim ve en uzağa hatta uzaya fırlatılan Anne Terliği Ödülü…
Çok eski bir anne sözüne göz kırpacak şekilde, “Her yer her yerde!” tarzında bir hikâye. Geçmişe takılarak sökükler içinde kalan anıları gelecek ile dokuma zamanı!
Anıl Basılı’nın karalamaları ve Eda Ertekin Toksöz’ün renkleriyle hayat bulan Anne Terliği, uzakta aradıklarımızın bazen en yakınımızda olduğunu bizlere hatırlatıyor.
Umudun gürleştirdiği, desteğin güçlendirdiği kalpten çiçeklere…