Adım Adım Hayata 4
Ickabog
J.K. Rowling’den Yeni Hikâye: Ickabog
Etrafına dehşet saçan bir canavar ve her şeye rağmen umudunu asla kaybetmemek üzerine müthiş bir macera.
İki at kadar büyük.
Gözleri ateş topu gibi parlıyor.
Uzun, jilet gibi keskin pençeleri var.
Ickabog geliyor…
Bir zamanlar Kornukopya Krallığı dünyanın en mutlu yeriydi. Bir sürü altını, hayal edebileceğiniz en zarif bıyıklara sahip bir kralı ve yediğinde insanı mutluluktan dans ettirecek kadar nefis yiyecekler sunan kasapları, pastacıları ve peynircileri vardı.
Her şey mükemmeldi – tabii efsaneye göre korkunç canavar Ickabog’a ev sahipliği yapan Kuzey’deki çamurlu ve sisli Bataklık Diyarı dışında. Ickabog’un çocukları terbiye etmek için onları korkutmak amacıyla anlatılan bir efsaneden başka bir şey olmadığını aklı başındaki herkes bilirdi. Fakat efsanelerin tuhaf bir yanı vardır, bazen kendi kendilerine can bulurlar.
Bir efsane çok sevilen bir kralı tahtından edebilir mi? Bir zamanlar refah içindeki bir ülkeye diz çöktürebilir mi? Peki bir efsane iki cesur çocuğu hiç istemedikleri, hatta akıllarının ucundan dahi geçmeyen bir maceraya sürükleyebilir mi?
Cesur olduğunuzu düşünüyorsanız eğer, bu kitabın sayfalarını çevirin; gerçeğin, umudun ve arkadaşlığın gücünün her şeyin üstesinden gelebileceğine dair, yaşayan en iyi hikâyecilerden birinin kaleminden yepyeni, nefes kesen bir masal keşfedeceksiniz.
Harry Potter 7 ( Ölüm Yadigarları )
“Bana Harry Potter’ı verin,” dedi Voldemort’un sesi, “kimseye zarar gelmesin. Bana Harry Potter’ı verin, okula dokunmayayım. Bana Harry Potter’ı verin, ödüllendirilin.”
Sihir dünyası savaşta! Karanlık Lord iyice güç kazanırken iyiler de boş durmuyor. Yedinci yılında Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na dönmeyen Harry Potter, Dumbledore’un ona bıraktığı görevi tamamlamaya çalışıyor. Yanında –her zamanki gibi– Ron ve Hermione’yle, bir yandan Voldemort’tan ve onun Ölüm Yiyen’lerinden kaçarken bir yandan da Hortkuluklar’ı yok etmek, Ölüm Yadigârları’nın sırrını keşfetmek zorunda olan Harry kendi geçmişiyle ilgili de pek çok şey öğreniyor.
Hayri Potur (Hayri Potur Harry Potter’ A Karşı)
Kayıp Kitaplıktaki İskelet 3 Fare Sarayı
Çocuk edebiyatımızda iki yazarlı roman geleneğinin gelişmesinde büyük katkıları bulunan Mavisel Yener ve Aytül Akal’ın, ilk iki kitabı yüz binlerce okurun hafızalarında yer edinen “Kayıp Kitaplıktaki İskelet” efsanesi, serinin üçüncü halkası Fare Sarayı ile devam ediyor.
Babasının suçsuzluğunun kanıtlanmasının ardından yaşadığı zor günleri geride bırakmaya çalışan Ceylan, arkadaşı Ali’yle birlikte Efes’in güzelliklerini paylaşmak üzere bir blog hazırlamaya koyulur. İskeletin gizemi henüz tam olarak çözülememişken, civarda kazı yapan bir arkeoloğun kayboluşu ve ardında bıraktığı madalyon, Çelimsiz, Kapkap, Efes ile Hayvanlar Dedektiflik Bürosu’na yeni katılan Miro ve Baykuş Serapis’i iz sürmeye iter. Acaba hazine avcılarını Efes’e sürükleyen gizli hazinenin ardında yatan sır nedir? Burnuna ve aklına güvenen sevimli ve bilge hayvan dostlarımız esrarengiz olayları günışığına çıkarmaya uğraşırken Efes antik kentinde gezinen iki tuhaf kişi büyük merak uyandırır. Sosyal medyanın ne gibi tehlikelere sebep olabileceğini tahmin edemeyen Ceylan ve Ali, bloglarına ulaşan tehdit mesajlarıyla bir anda sarsılır. Efes’in her daim güneşle yıkanan antik taşlarının gölgelerine saklanan esrarengiz olayların ucu bu kez isli puslu bir Fare Sarayı’na dayanacaktır…
Eserleriyle pek çok ödüle değer görülen, kitapları onlarca farklı dile çevrilen Mavisel Yener ve Aytül Akal’ın dünya antolojilerine giren “Kayıp Kitaplıktaki İskelet” serüveninin üçüncüsünde heyecan doruk noktasına ulaşıyor. Geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan Efes’in güzelliklerini gizemli bir öyküde buluşturan ikili, özgün kurgusuyla okurlarına kültürel miras bilinci, araştırma-sorgulama arzusu ile tarih sevgisi kazandırıyor.
Çözülmeyi bekleyen nice bilmeceyle Efes kitapseverlerin, kitapseverler de kendilerine sunacağı nice yeni bilmeceyle hayatın yolunu gözlüyor.
Baykuş Serapis’in de dediği gibi, “Yeryüzü harman yeridir. Ekilir, savrulur, toplanır. Yine ekilir, yine savrulur, yine toplanır…”
Sonsuzluk Kütüphanesi
''Karşılaştığın her şey sonsuzluğa açılan bir penceredir...''
Eserleriyle yüz binlerce okuru kucaklayan Mavisel Yener, bireysel ve toplumsal yazgılarımızda kitapların gücünü hissettirdiği yeni romanı Sonsuzluk Kütüphanesi'nde, insanlığın en kadim ve değerli bilgisinin kütüphanelerde saklı olduğunu anımsatıyor.
Edebiyat tarihine yön veren nice klasik yapıta atıfta bulunarak; Pinokyo, Alice, Pippi Uzunçorap gibi pek çok ölümsüz kitap kahramanını ve onlara hayat veren ''hayal gücü yöneticisi''ni fantastik unsurlarla örülü bir kurguda buluşturan yazar, zamanı ve mekânı esneten, metinlerarası bir okuma deneyimi yaşatıyor.
Gelecek yüzyıla damgasını vuracak yapay zekâ çalışmalarına da değinerek, bilim kurgunun büyüleyici dünyasına göz kırpan roman; kitapların değiştirici ve dönüştürücü etkisini merak uyandırıcı bir biçimde ele alıyor.
Maskanunka Adası'nda ''Hayal Gücü Sendromu'' yaygınlaşıp herkes hayal kurmaya başlayınca, kitap okumak yasaklanır ve kütüphane de kapatılır. Bu kararın sonucunda, Maskanunka halkının dünyayı algılayışı ve öncelikleri, zamanla değişir. İnsanların kitapların varlığını tümden unutmaya başladığı bir dönemde, Pinokyo'nun yolu kazara adaya düşer. Duygularına göre ten renkleri değişen ada sakinleri ile ''tahta bacak'' Pinokyo'nun ortak bir amacı vardır: adalet ve eşitlik. İşte tam da bu amaç uğruna, yirmi yıldır sessizliğini koruyan Ezop, ada yönetimini babasından devralır ve Jules Verne ile Sonsuzluk Kütüphanesi'nin koruyuculuğunu üstlenen Profesör Şapka'nın da yardımıyla dâhiyane bir plan geliştirir. Nihayet, kitapların sesine kulak verme vakti gelmiştir...
Şaşırtıcı sonuyla, insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen kültürel değerlerin korunması ve yaşatılması üzerine düşündüren romana Merve Atılgan'ın resimleri eşlik ediyor.
''İnsanın bu gezegen üzerindeki yaşam hikâyesinden sayfalar barındıran'' hayalî bir evrenin kapılarını aralayan Sonsuzluk Kütüphanesi, yüzyılları sağlam köprülerle birbirine bağlayan kitapları gelecek nesillere taşıma görevini genç okurlara teslim ediyor...
Harry Potter 6 ( Melez Prens )
“İşte orada, okulun tepesinde, gökte asılı duruyordu: o yılan dilli, parıl parıl parlayan yeşil kafatası; Ölüm Yiyen’lerin bir binaya girdiklerinde... birilerini öldürdüklerinde arkalarında bıraktıkları işaret...”
Büyücüler dünyasında devam eden karmaşa artık Muggle’ların dünyasını da etkilemeye başlamıştır. Harry Potter, Hogwarts’taki altıncı yılını Feci Yorucu Büyücülük Sınavlarına hazırlanarak geçireceğini düşünmektedir. Artık Quidditch takımının da kaptanıdır. Ancak Diagon Yolu’ndaki okul alışverişi sırasında Draco Malfoy’un bir şeyler çevirdiğini fark eder. Lord Voldemort’un geçmişiyle ilgili pek çok bilinmeyen ortaya çıkarken bir yandan da Malfoy’un neyin peşinde olduğunu öğrenmeye çalışan Harry’yi yine zor günler beklemektedir.
Ejderhanı Nasıl Ateşlersin
Kane Günceleri 2 Ateş Tahtı
Antik Mısır tanrıları yeryüzüne indiğinden beri Carter Kane ve kızkardeşi Sadie’nin başı beladan kurtulmadı. İki kardeş, soyları gereği büyük güçlere sahip; ancak henüz hazır değillerken bazı hain tanrılar Brooklyn Evi’ne saldırıya geçiyor. Şimdiyse en büyük düşmanları, Kaos’un yılanı Apep yükselişte. Apep’in serbest kalması birkaç gün içerisinde önlenemezse dünyanın sonu gelecek. Başka bir deyişle bu, Kane ailesi için son derece sıradan bir gün. Carter ve Sadie, Kaos güçleriyle savaşabilmek için Güneş Tanrısı Ra’yı uyandırmalı. Fakat bunu tabii ki bugüne dek hiçbir büyücü başaramadı. Önce bütün dünyada Ra’nın Kitabı’nı aramaları, sonra da -bulurlarsa- kitaptaki büyüleri çözmeleri gerekecek. Ah, Ra’nın nerede olduğunu kimse bilmiyor bu arada, söylemiş miydik? Antik Mısır tanrılarıyla verilen savaş kıran kırana devam ediyor! Bütün yük, iki kardeşin omzunda. Çok satan Percy Jackson ve Olimposlular serisinin yazarı Rick Riordan, Mısır Mitolojisi üzerine kurguladığı Kane Günceleri serisinin ikinci kitabı Ateş Tahtı ‘nda yine unutulmaz karakterler yaratıyor ve soluk soluğa bir macera sunuyor.
Sekizinci Renk
Ela, sıradan öğüt ve eleştirilere uyarak yaşama yumuşak iniş yapmak istemiyordu. Hayatı deneyerek, kalıplaşmış kuralları aşan özgür ve sıradışı bir kimlik edinmeyi amaçlıyordu.
O, çok renkli düşler kuruyordu. Örneğin; gökkuşağının sadece yedi renk olduğuna inanmıyordu. İnsanoğlunun gözlerini bürüyen bağnazlık perdesi yırtıldığında, yepyeni renklerin ortaya çıkacağına yürekten inanıyordu.
Ortaokul ve lise yıllarında, bu amaç ve inançlar doğrultusunda yanlış ya da doğru, acıklı veya gülünç pek çok serüvene atıldı. Ailesi ve arkadaşlarıyla sürtüşmelere girdi. Acı, korku, kaygı ve düşkırıklığıyla birlikte sevincin, coşkunun, aşkın ve mutluluğun doruklarında yaşadı.
Gizemli Çarkın Peşinde 3. Sınıf Seti – (10 Kitap)
Kalpsizler
Olumsuz duyguları hissetmemek için tüm insanlığın kalplerini aldırdığı bir dünyada kalbi olan tek kişi siz olsaydınız ne yapardınız? Diğer insanlara uyum sağlamak için kalbinizi aldırmaya boyun eğer miydiniz yoksa kalbinizi her ne pahasına olursa olsun korur muydunuz?
Kısa bir süre önce Bilgin, kalbinizi aldırdığınızda tüm üzüntü, endişe ve öfkenin yok olduğunu keşfetti. Bu işlem iyi duyguları da bastırmasına rağmen çok geçmeden hastanenin kapısında kuyruklar oluşmaya başladı.
June ise ailesi ve arkadaşları arasında, hatta okulda kalbini aldırmamış tek kişi. Üzerindeki baskı günde güne June, bir gün sokakta terk edilmiş bir kavanozun içinde bir kalp bulur ve bu kalple ablasını normale döndürmeyi umar. Kalbini aldırmasına rağmen yeniden hissetmeye başlayan Max ile tanıştığında, June sandığından daha büyük bir sorun olduğunu anlar ve tüm insanlığı kurtarmak için maceraya atılır.
Roverandom-Özel Ciltli Baskı
J.R.R. Tolkien’in yazdığı ilk çocuk hikâyesi.
1925 yılında, dört yaşındaki Michael Tolkien kumsalda gözdesi olan oyuncak köğeğini kaybetti. Oğlunu teselli etmek için J.R.R. Tolkien, büyüyle oyuncağa dönüştürülen Rover isminde bir köpeği ve onu eski haline döndürebilecek büyücüyü arayışına dair bir hikâye uydurdu.
Rover ya da daha sonra tanındığı gibi “Roverandom”, maceraları sırasında bir kum büyücüsü, korkunç bir ejderha, denizdeki kral ve Aydaki Adam’la karşılaşır. Zekice örülmüş¸ ve kelime oyunlarıyla bezeli Roverandom’un, başta Hobbit’le aynı sene, 1937’nin Ocak ayında basılması planlansa da yayıncılar bir devam kitabı istediğinden eser yayımlanamamıştır. Tolkien bunun yerine Yüzüklerin Efendisi’ni yazmaya başlamıştır. Roverandom ise nihayet 1998 yılında yayımlanmıştır.
“Yüzüklerin Efendisi hayranları İskandinav mitolojisinden esintilerden ve Tolkien’in harikulade mekân anlayışından büyük keyif alacaklardır.”?
–The Times
Editörlüğü Christina Scull ve Wayne G. Hammond tarafından yapılan bu edisyonda, hikâyenin Tolkien’in diğer eserleri olan Hobbit’le, Silmarillion’la ve Noel Baba’dan Mektuplar’la olan ilişkisini detaylandıran bir önsöz bulunuyor. Bunların yanı sıra Tolkien’in elinden çıkma illüstrasyonlar da metinlere eşlik ediyor.
Anneannemin Kuyruklu Yıldızı
Babamla bazı pazar günleri bitpazarına gideriz. Çok değil, yılda birkaç kez. Babam, orada satılan şeylerin önünde durur, uzun uzun bakar, sonra bana:
-Kimbilir bunu kimler kullanmıştı Metin, der. Acaba yeniyken nasıldı? Sonra niçin buraya düştü?
Babam bitpazarından bazen kitaplar, bazen de onarım aletleri satın alır. Penseler, tornavidalar, kerpetenler, çekiçler. Onları evde birtakım şeyleri onarırken kullanır. Bir kezinde benim odam için küçücük bir dolap aldı.
Anneannemin Kar Kızı
Anneannemin Konuk Kedisi
Apartmanımıza kim taşınırsa, anneannem, kamyonu ve taşıyıcıları görür görmez hemen hazırlığa başlar. Karşı apartmana taşınanlar için de aynı şeyi yapar. Büyük tencerede suyu haşlar, içine makanayı salar. Başka bir tencerede de tarhana çorbası hazırlar. Yeni taşınanlar kaç kişiyse, artık ona göre, tabaklara çorbaları, makarnaları doldurur, tam taşınma biter bitmez, yeni taşınanların kapısını çalar...
Anneannem Dans Kraliçesi
Anneannemin Bebeği
Bizim evde gazeteyi en sonra anneannem okur. Gazeteyi her gün bakkaldan ben alırım. Eve gelince şöyle bir bakarım. Bazen ablam elimden almak ister, biraz tartışırız. Ablam da şöyle bir bakar. Okuldan gelince gazeteyi bir kez daha elime alırım. Bazı yerlerini okurum, fotoğraflarına bakarım. Ablamın okuması yarım saati geçer...
Yaşasın Anneannespor
Anneannem Cankurtaran
Cankurtaranlık yapan bir anneanneyle geçirilecek yaz tatili kimbilir ne kadar eğlenceli olurdu.
Anneannemin Akıl Almaz Maceraları dizisinin bu romanında Hikmet Teyze, cankurtaranlığa merak sarıyor ve torunu Metin’le arkadaşlarını hem şaşırtıyor, hem mutlu ediyor.
Renkli çizimlerle yenilenen Anneannemin Akıl Almaz Maceraları serisi, kitaplığınızda yer almaya hazır.
Anneannem Gelin Oldu
Muzaffer İzgü'nün çocuklar tarafından çok sevilen “Anneannemin Akıl Almaz Maceraları” serisinin sürükleyici öykülerle dolu bu kitabında da anneannemiz Hikmet Hanım gelin oluyor, lunaparkta uçuyor, sürprizler yapıyor. Yani yine güldürüyor, şaşırtıyor, sevindiriyor. Bu kez, evin kedisi Tekir de yaşanan serüvenlerden payını alıyor.
Renkli çizimlerle yenilenen Anneannemin Akıl Almaz Maceraları serisi, kitaplığınızda yer almaya hazır.
Anneannemin Erikli Bahçesi
Yaşadığınız evin bahçesinde erik, kiraz, dut ağacı olsun istemez miydiniz ya da domatesi, biberi, maydanozu bahçeden toplayıp yemek?..
Metin’in anneannesi bir düşü gerçekleştirip oturdukları apartmanın bahçesini sebze-meyve bostanına dönüştürüyor. Hem de çocukların yardımıyla ve iki gün içinde.
Nasıl mı?..
Renkli çizimlerle yenilenen Anneannemin Akıl Almaz Maceraları serisi, kitaplığınızda yer almaya hazır.
Anneannemin Apartman Kuzusu
Anneannem Yaşasın Kanal Anneanne
Anneannemin Gramofonu
Anneannemizin maceraları, bu kitaptaki altı öyküyle sürüyor.
Hikmet Teyze neler yapıyor neler!..
Neşelenmek ve bu sevimli insanın çevresine saçtığı enerjiden payınızı almak için tek yapmanız gereken okumak.
Renkli çizimlerle yenilenen Anneannemin Akıl Almaz Maceraları serisi, kitaplığınızda yer almaya hazır.
Anneannemin Anı Defteri
Anneannemin Güllü Yorganı
Anneannem Sihirbaz
Sevimli anneannemiz
Hikmet Teyze, torunlarını eğlendirebilmek için yeni bir yol bulur: Sihirbazlık.
Ve bu yeni numarasını, her zaman olduğu gibi evin sevimli kedisi
Tekir üzerinde denemek ister.
Bakalım anneannemizin hokus pokusu Tekir'i yok edebilecek mi?
Renkli çizimlerle yenilenen Anneannemin Akıl Almaz Maceraları serisi, kitaplığınızda yer almaya hazır.
Anneannem Hayvanlar Arasında
Burada Türkçe Konuşuyoruz Set Set 5 Kitap Kutulu
Bilmediğimiz doğrular, doğru bildiğimiz yanlışlar…
Konuşurken, yazarken yaptığımız hatalar ve bu hataların sebep olduğu iletişim kazaları…
Bu seri Türkçeyi doğru şekilde kullanabilmek için yol göstermek amacıyla hazırlandı.
Seride dilimiz konusunda oldukça hassas davranan, Türkçe âşığı Profesör Âlim Bilgin ve torunu Etem’in başından geçen komik olayları okuyacaksınız. Alim Bey’in öfkesini üzerinize çekmemek için Türkçeyi doğru kullanmanız yeterli!
Setin içindeki kitaplar:
Hatalıysam Söyle
Siz Var Ne Demek?
Cool Olma Kendin Ol
Sizin Orada Ne Diyorlar?
Hani Derler Ya...
Ah Bir Kedi Olsam
"Hep bir kedim olsun istedim. Evimizde yaşayan, yatağımda bana sarılıp uyuyan, kucağımda pırlayan, biz yokken evimizi ejderha ve kötü adamlardan koruyan, geri geldiğimizde bizi kapıda özlemle karşılayan, uçan bir kahraman gibi evin en yüksek raflarına tırmanabilen, uzun bir örümcek ağına asılarak benimle çölleri, dağları ve ormanları aşan, bizim koridorda koşup oynayan bir kedi!"
Küçük Can'ın hayattaki en büyük hayali sadece bir kedisi olması değildi. Can, sabah karanlığında servis aracıyla okula gitmek yerine kediler gibi mışıl mışıl uyuyabilmeyi de çok istiyordu.Acaba bir çocuk olmak yerine, hiç ödev yapmayan, gece erkenden yatıp, sabah karanlıkta kalkmayan, sevmediği yemekleri yemek zorunda olmayan, saatlerce oyun oynayan özgür bir kedi yavrusu olsaydı, hayatı nasıl olurdu? Aslında hangimiz kedilere bakıp da onlara bir kez bile özenmedik ki?
Hey çocuklar, haydi kedi yavrusu olmak isteyen bir çocuğun macerasına!