Oyuncaklı Alfabe
Özgür
Özgüvenim Tam Hata Yapmaktan Korkmam
Ozon Tabakasını Kim Dikecek?
Palyaçolar Giremez
Paolonun Düş Problemleri
Para Ağacı
Her yaştan yüz binlerce okurun kalbini kazanan Dedemin Bakkalı kitabının yazarından yine çok sevilecek bir eser: Para Ağacı.
Şermin Yaşar, yeni kitabında son yılların en çok konuşulan gündemlerinden “kolay yoldan para kazanmayı” masaya yatırırken emeğin, üretmenin, çabanın ve dostluğun altını çiziyor.
Arka Kapak Yazısı
Düşünsenize bütün gün yatıyorsunuz. Kitap okumuyor, müzik dinlemiyor, hatta tablete bile bakmıyorsunuz…
Boş boş, sadece yatıyorsunuz. İşte tembel oğlanla tanıştığımda tam olarak bunu yapıyordu. Oyun oynamaya, yemek yemeye, konuşmaya bile üşeniyordu. Annesiyle babası devamlı ondan şikâyet ediyordu. Sonra bir mucize oldu. Tembel oğlan hareket etmeye karar verdi. Ve daha ilk adımında dünyanın en zengin çocuğu oldu.
Sonra da geri yattı.
İşte bu hikâye, yattığı yerden gezegenin en çok para kazanan insanı olan tembel oğlanın macerası. Hiçbir şey yapmadan duyup duyabileceğiniz en acayip macerayı yaşadı bu çocuk.
Nasıl mı?
Hepsini anlatacağım....
Parkta Oynuyorum Temiz Tutuyorum
Parmak Balık Gıdıgıdı
Sen hiç parmakları olan bir balık gördün mü?
Cevabın hayır ise, üzülme. Okyanusun derinliklerindeki balıklar da hiç görmemişti. Ta ki Parmak Balık Gıdıgıdı`yı görene kadar! Derinlerde yaşayan, arkadaşlarını gıdıklamaya bayılan bu muzip balık ile balon balığı Püfpüf tüm çocukların kalbini kazanmaya yüzüyor...
Parmakkız
Dünyaca ünlü Danimarkalı eşsiz masal ustası Andersen’den unutulmaz bir masal: Parmakkız... “İşte sana bir arpa tanesi! Bu arpa tanesi köylünün tarlalarında biten ve tavuklara yem olan öteki arpalara benzemez. Bunu bir çiçek saksısına ekiver, sonrasını görürsün.”
Bunlar, çocuk sahibi olmak isteyen bir kadına büyücünün ettiği sözlerdir. Kadın, büyücünün dediğini yapar ve böylece çocuk sahibi olur. Ama bu çocuk başka çocuklara benzememektedir: Miniminnacık bir kızdır. Bu sevimli kız bir gece, ceviz kabuğundan yatağında uyurken pencereden içeri giren bir kurbağa tarafından kaçırılır. Sonra Parmakkız’ın başından birçok macera geçer.
Tahsin Yücel’in çevirisi, Buket Topakoğlu’nun resimleriyle...
“Parmakkız birçok yerlerden geçti. Çalılıklardaki kuşlar onu gördüler mi ‘Aman ne güzel bir küçük hanım!’ diye ötüyorlardı. Yaprak onu gittikçe daha uzaklara götürdü. Gerçek bir yolculuk yaptırttı ona. Bu arada çevresinde çok güzel bir ak kelebek uçmaya başladı, en sonunda yaprağın üzerine konuverdi. Parmakkız’a bakmaya doyamıyordu. Parmakkız çirkin kurbağadan kurtulduğu için çok mutluydu, doğanın güzelliği, güneşin altın gibi parlattığı derenin görünümü sevincini bir kat daha artırıyordu. Kuşağını çıkardı, bir ucunu kelebeğe, bir ucunu da yaprağa bağladı. Böylece daha da çabuk ilerledi.”
Parolamız Çikolata
Pasaklılar Tehlikeli Maymun
Çocuk ve gençlik edebiyatının güçlü kalemi, bol ödüllü yazar Mavisel Yener’in kaleminden okuyacağınız heyecanlı bir kitap.
Pasaklılar Kenti, pasaklıların yaşadığı bir kent. Bir gün kente, maymunuyla birlikte ilginç bir adam gelir. Meraklı çocuklar gizemli adamın peşine düşerler. O sırada kentte eşzamanlı tuhaf şeyler olmaya başlar. Pasaklılar Kenti’nde işler sarpa sarmıştır…
Pasta Kamyonu
Pasta Kamyonu, birbirinden bağımsız görünen ancak yanındakine sımsıkı sarılmış öykülerden oluşuyor. Her öyküyü başka bir dostumuzdan dinliyoruz. Poyraz, Bambi, Sürprizler Defteri, İlker, Aylin… Bu haliyle de kitabımız içi rengârenk pastalarla dolu, kocaman bir pasta kamyonunu andırıyor. Tıpkı bir gökkuşağı gibi, her öykü ayrı bir renk katıyor, farklılıkların getirdiği hoşluk tabaklarımızda neşeli birer dilim oluyor.
Kitabı elinize aldığınıza göre şimdi yolculuk vakti! Kamyonumuz hareket ediyor. İşte araladığımız kapısından görünenlerin bir kısmı: dünyayı kirletenlerin karşısında duracak kankalar, prenses olmak istemeyen kızlar, açık hava marketi sokaklar, parklarda kitap okumaya doyamayanlar, sütkardeşlerini hep hatırlayacak kediler, müziksever kuşlar ve elbette ki nefis pasta kokuları…
Pat Pat Papatya
Patilerini Balımdan Çek!
Patlak Zeka Cemcan – Okul Fena Karıştı (Fleksi Cilt)
"Bir meslek sahibi olmak için o kadar yıl okumaya ne gerek var, değil mi ama? Hoop... İşte bir sanal gazetem var artık benim. Şimdi tek yapmam gereken okulda olanları biraz şişirip yazmak! Hem kimse arkadaşlarımın haber alma özgürlüğünü engelleyemez! O da ne? İşler biraz karıştı. Araştırmadan gazetecilik olmuyormuş. Gazeteciliğin de yol yordamı varmış. Tamam canım, başka meslekler bulunur o hâlde. Şöyle kolayından... Aha! Dert dinleyicis olmak gibisi var mı? Oturduğun yerden para kazan! Ama biz şimdilik bedava yapacağız. Maksat ayağı alışsın milletin.... Olamaaz! İşler yine karıştı..."
"Bir meslek sahibi olmak için o kadar yıl okumaya ne gerek var, değil mi ama? Hoop... İşte bir sanal gazetem var artık benim. Şimdi tek yapmam gereken okulda olanları biraz şişirip yazmak! Hem kimse arkadaşlarımın haber alma özgürlüğünü engelleyemez! O da ne? İşler biraz karıştı. Araştırmadan gazetecilik olmuyormuş. Gazeteciliğin de yol yordamı varmış. Tamam canım, başka meslekler bulunur o hâlde. Şöyle kolayından... Aha! Dert dinleyicis olmak gibisi var mı? Oturduğun yerden para kazan! Ama biz şimdilik bedava yapacağız. Maksat ayağı alışsın milletin.... Olamaaz! İşler yine karıştı..."
Paylaşmak İstemeyen Ayı
Pembe Kuşa Ne Oldu
Kısa öyküler yazar Sevim Ak. Okuyup hemen tüketiverirsiniz. Ama öyküden başınızı kaldırdığınızda yüreğinizde bıraktığı tat uzun süre saklı kalır. Pembe Kuş Ne Oldu öyküsünde, çocuk, gökkuşağını ve gökyüzünden gelen sesi paylaşabileceği birini arar; ancak, ona kimse inanmaz.
Göğsünde taşıdığı pembe kuşunu gökyüzüne salar. Kuş, ona gökyüzünden haber getirecektir. Günlerce beklenen kuş geri dönmez. Ama başka şeyler olur. Aynı sesi duyan bir arkadaş bulur. İşte ondan sonra ne kuştan ne de gökkuşağından hiç söz edilmez artık.
Aranan, duyguları paylaşabilecek bir dosttur. (...) Eski Bir Çin Kuklası adlı öyküde, çocuk, dükkanda gördüğü bir Çin kuklasına sahip olmak ister, ancak antikacı onu satmaz, ama dilediği zaman gelip görebileceğini söyler. Çocuk her gün antikacının önünden geçer, kuklayı görmek için.
Ama bir gün gene antikacıya uğradığında kuklayı göremez. Antikacı kuklayı satmamıştır. Kukla kaybolmuştur. Üstelik hırsız girdiğine dair bir belirti de yoktur. Çocuk yıllarca kuklanın özlemini yüreğinde taşır, ta ki bir gün kitapçıda kitaplara bakarken duyduğu bir sese kadar. Br kitap ona seslenmektedir. Kitabı eline aldığında, onun kayıp kuklanın öyküsü olduğunu görür.