Neredesin Büyük Ayı?
Neşeli Günler
Güneş hep gülelim diye doğuyor...
Edebiyatımızın saygın ödüllerinin sahibi Ahmet Büke'den, minik okurları için sevgi ve umut dolu, eğlenceli bir hikaye! Sevilen öykücü, Eyvah Babam Şiir Yazıyor! ve Annemle Uzayda ile başlayan Zeyno Kitapları'na bambaşka bir macera ekliyor. Ekonomik koşullar, işsizlik, taşınma, şehir ve okul değiştirme gibi çocuklarla paylaşılması zor konular, yazarın güçlü öykülemesiyle ve sıcacık ayrıntılarla harmanlanıyor. 2018 Hans Christian Andersen O¨du¨lu¨ adayı bas¸arılı illu¨strato¨r Sedat Girgin'in desenleriyle renklenen bu yeni ve neşeli aile o¨yku¨su¨, yas¸amın ve arkadaşlıkların dayanıs¸mayla gu¨c¸lendigˆini de duyumsatıyor.
Zeyno'nun hem annesi hem de babası işsiz kalınca, büyük kentte yaşamak zorlaşır. Eski arkadaş Selçuk Amca, onları sahil kasabasındaki bahçeli evine davet eder. Baba onunla birlikte balıkçılık yapmaya, anne ise internet üzerinden çalışmaya başlar. Zeyno kasaba yaşamına hızla alışır. Yeni okulunda tanıştığı Neşe'yle arkadaşlığı ve kasabadaki keşifleri onu yeni duygularla tanıştıracaktır...
Neşeli Günler İlkokulu
Kendinizi tutmayın, kahkalarınızı hazırlayın!
Neşeli Günler İlkokulu öğrencilerine sıradan bir günü tarif et deseniz, kulaklarınıza inanamayacağınız şeyler duyabilirsiniz.
Okulun havuzunda bir köpekbalığı olabilir mi dersiniz? EVET!
Oyuncak paraşütle oynamak görünmez olmanıza sebep olabilir mi? TABİİ Kİ!
Okulun bahçesinde gömülü dinozor kemikleri var deseler inanır mısınız peki? EVET!
2-F sınıfı öğrencilerinin birbirinden eğlenceli maceralarını okumaya doyamayacaksınız.
Nevdünden Yuvarlanan Masal
Nohut Adam
Nokta
“Bir nokta yap. Bakalım seni nereye götürecek.”
Vashti’nin öğretmeni onu incitmeden, resim çizerek duygularını anlatabileceğini söyledi. Ama Vashti resim yapamıyordu, o bir ressam değildi. Bunu kanıtlamak için Vashti boş bir kâğıda öfkeyle bir nokta yaptı.
“İşte!”
Bu minicik nokta Vashti’nin yeteneğini keşfetme yolculuğunun ilk adımı oldu.
Peter H. Reynolds bu minicik nokta masalıyla hepimizin içinde varolan yaratıcı gücümüzü dışa vurmamızı sağladı.
Minicik nokta bir başlangıçtır...
Noonan – Her İsmin Bir Hikayesi Var
Noonan, bebekken bir düğme gibi sevimliydi. Onu görenler yanaklarını sıkmaktan, tatlı tatlı iç geçirmekten kendilerini alamazdı.
Sonra bir şeyler oldu… Noonan, bir hastalığı olduğunu, büyüdükçe görünüşünün değişeceğini, diğer çocuklardan farklı görüneceğini öğrendi.
Peki, bu önemli bir şey miydi?
Çocuklar dış görünüşe çok da takılmazlardı, değil mi? Oyuncaklar, ayakkabılar, bazen tişörtlerindeki resimler onlar için daha önemlidir. Noonan ve arkadaşları için de durum böyle mi? Noonan’ın farklı olması arkadaşlıklarını etkiler mi?
Zorluklarla karşılaştığında, pes etmek yerine çabalayan Noonan’ı hatırla. O; farklılıkları bir yana, hayatını doya doya yaşayan küçük bir çocuk. Onun eğlence ve macera dolu öyküsünde kendinden parçalar bulacaksın.
Çünkü hiçbirimiz sandığımız kadar farklı değiliz.
Oceanarium Ciltli
İşte hazan mevsimi geldi çattı.
Tatiller yapıldı, güneşin tadına varıldı ve tüm miskinlikler tamamlandı.
Biz ise tüm yaz sizler için daha iyisini nasıl yaparız diye durmaksızın çalıştık ve ufuk açan kitaplar hazırladık.
İşte karşınızda yaşamın ilk filizlendiği, keşfi devam eden hikmetli suların rehberi ‘’Oceanarium’’.
Herkese açık bir Okyanus Müzesi...
‘’Okyanus Hayatı’na Hoş Geldiniz. Bu akvaryum günün her saati açık. Mikroskobik planktondan yaşamış en büyük hayvana kadar 200’den fazla hayranlık uyandırıcı canlıya ev sahipliği yapıyor. Derin denizleri mesken tutmuş bazı hayvanlar kendi ışıklarını nasıl üretiyorlar? Okyanuslar ne zaman oluştu ve nasıl sırlar barındırıyor?’’
Haydi içeri girin ve tüm ihtişamıyla okyanus gezegenimizi keşfedin.
Odysseia Destanı
İnanç, cesaret ve macera:
İşte Homeros’un büyüleyici dünyası!
Çağlar boyunca sayısız esere esin kaynağı olan Odysseia, İlyada ile birlikte, ozan Homeros’un günümüze ulaşan iki büyük yapıtından biri. İlyada’da Troya Savaşı’nı anlatan Homeros, Odysseia’da bu savaşın tanrısal kahramanlarından biri olan İthake Kralı Odysseus’un başından geçen inanılmaz serüvenleri konu alır. Günümüz okuru için de heyecanla okunan bir metin olma özelliğini koruyor bu metin.
Bilgin Adalı’nın güzel Türkçesinden, Kral Odysseus’un serüvenlerle dolu on yıllık yolculuğu... “Bilgin Amca”nın şiir diliyle yeniden yazdığı Odysseia Destanı’nı Musfata Delioğlu resimledi.
Off. Dilim !
Burçin okumayı öğrendiğini sanıyor ama bir AVM’de gördüğü yazıları okumaya kalkınca ablası Burçak’ın alay konusu oluyor. Arkadaşından gelen mektubu da bir türlü okuyamıyor. Neden? Okumayı öğrenmemiş mi? Yoksa o yazılar Türkçe değil mi? Anlamlı olmasını isterken kimler ne saçma laflar ediyorlar! Hangi ünlüler neler demiş? Ya şarkı sözleri? Reklamlar ne diyor, nasıl diyor?
Burçin sizi birlikte düşünmeye çağırıyor: İnsanların kendi dillerine yabancılaşması olağan bir durum mu?
Türkçenin içine düşürüldüğü, acıklı olduğu kadar gülünç duruma hem üzülecek hem de kahkahalarla güleceksiniz.
Öğretmenimin Gizli Hayatı
Ökkeş 1 Lunaparkta
Dikkavak Köyü'nün batı yamacında küçücük bir ev vardır. Bu evin, kendi gibi küçücük iki penceresi, çengelle açılıp çengelle kapanan uydurma bir kapısı vardır.
İşte bu evde Ökkeş ile Bayram Emmi oturuyorlar. Bayram Emmi, Ökkeş'in babasıdır. Annesi yoktur Ökkeş'in. Ökkeş doğduktan bir yıl sonra, köye gelen salgın bir hastalık sonucunda Ökkeş'in annesi ölmüştür. Onun için Bayram Emmi oğluna, hem ana olmuştur, hem de baba. Onu elinden geldiği kadar yetiştirmeye çalışmıştır. Zamanı gelince okula da göndermiştir. Ama nedense Ökkeş, okulu çok sevmiş olmasına rağmen on iki yaşına geldiği halde, birinci sınıftan ikinci sınıfa geçememiştir. Kendisiyle beraber birinci sınıfa yazılanlar, ilkokulu bitirdikleri halde, o hâlâ birinci sınıfta sıraların en arkasında oturmaktaydı.
"Türk'üm, doğruyum, çalışkanım!"
Ökkeş 10 Denizde
Ökkeş de, arkadaşı Hasan da çalıştıkları minibüs sürücülerinden izin istemişlerdi. Zaten Hasan'ın çalıştığı minibüs onarımdaydı. Bisikletleri Şaban Usta'dan bir günlüğüne kiralamışlar, cumartesi akşamından almışlardı.
Şaban Usta:
"Bakın, ikinizi de tanıyorum, ama en çok Ökkeş'i tanıyorum," demişti. "Her ikiniz de bisikletlerimi pırıl pırıl geri getireceksiniz."
Ökkeş:
"Abov Şaban Usta," dedi, "bil ki bisiklet sanki kendi malımız, onlara öyle bakarız."
Şaban Usta sezmişti. Sordu:
"Yoksa çocuklar bisikletle yarın bir yere mi gideceksiniz?"
Ökkeş:
"Hıı," dedi. "Denize gideceğiz, Şaban Usta."
Şaban Usta, karayolunun çok tehlikeli olduğunu söyleyince, Ökkeş:
"Hani Şaban Usta, karayollarının kıyısında tozlu bir yol vardır ya, biz oradan gideceğiz," dedi.
Ökkeş 2 Kurt Avında
Tanıyorsunuz değil mi Ökkeş'i? O, saf bir köylü çocuğudur, siz yaşlardadır. Çok ufakken annesini yitirmiş, babası ve babaannesiyle bir arada yaşamaktadır. Ökkeş söz dinler, ama yaptığı her işi de eline yüzüne bulaştırır. Aynı zamanda çok iyi kalplidir, herkese iyilik etmeyi sever. Ama tek kusuru vardır Ökkeş'in, birazcık saftır...
Ökkeş'i bir gün babası yanına çağırdı:
"Oğul, görüyorsun ben hastayım!.." dedi.
"Görüyom buba görüyom. Davıl gibi öksürüyon, zurna gibi ötüyon, tef gibi hapşırıyon."
"Dur, sözümü kesme oğul!"
"Çakımı yitirdim be buba!"
"Hey Allahım!"
"Kesme dedin de, aklıma geliverdi. Şimdi yaz geldi miydi, bir de karpuzlar çıktı mıydı, ben ne ederim çakısız? Hadi şimdilik karpuz bitti... Sonra buba, sonra ne olacak?"
Ökkeş 3 Balık Avında
Ökkeş'in babası şöyle bir havaya baktı, sonra kendini yokladı, iyiydi. Öksürüğü geçmiş, başının ağrısı da dinmişti. Kendi kendine:
"Yarın şöyle bir balığa çıksak acaba nasıl olur?" diye söylendi.
Avluda, bir aşağı bir yukarı giderek karar vermeye çalıştı.
"İyi olur," dedi kendi kendine. "Şöyle on beş, yirmi kilo balık yakalarsak, hem biz yeriz, hem de köylüye satarım."
Kararını verdikten sonra, Ökkeş'e seslendi:
"Ökkeş! Oğlum Ökkeş."
Ökkeş ve arkadaşları bir çitin dibinde oturmuşlar, şarkı söylüyorlardı. İçlerinden en çok bağıran da Ökkeş'ti... Ağzını kovan gibi açıyor, gücünün yettiği kadar bağırıyordu. Koroda, hiçbir çocuğun sesi, onun kadar gür değildi. Bir bağırışı vardı ki...
Ökkeş 4 Kapıcı
Ökkeş'in İstanbul'da kapıcılık yapan dayısı köye gelmişti. Beş yıl önce İstanbul'a gitmiş, orada bir kapıcılık işi bulmuş, bir daha da köye dönmemişti. Belki yine de gelmeyecekti, ama ona babasının çok hasta olduğunu yazdıkları için gelmişti. Köyde babasından başka kimsesi yoktu. Karısını da getirmediği için, hep Ökkeşlerde kalmıştı. Geldiğinin ikinci günü babası ölmüştü. Daha fazla köyde durmak istemediği için, bir akşam Ökkeş'in babasına:
"Ben artık yarın gideyim enişte," dedi.
Ökkeş'in babası da:
"Sen bilirsin," dedi.
Buna en çok Ökkeş'in canı sıkıldı. Çünkü dayısı ona ne güzel şeyler anlatıyordu. Kocaman kenti, dükkânları, kendi kendine yürüyen merdivenleri, asansörleri, otobüsleri anlatıyor, bitiremiyordu. Dayısı sustukça:
"Hı, dayı sonra?" diyordu.
Ökkeş 5 İşportacı
Ökkeş can sıkıntısından ne yapacağını bilemiyordu. Çünkü ekini kaldırmışlardı. Oysa ekin günleri ne mutlu günlerdi. Ökkeş, sabahları erkenden ninesiyle birlikte kalkıyor, tan zamanı yiyecekleri, azıklarını ninesi bir sahanın içine koyuyor, sonra sahanı küçücük bir bohça yaparak Ökkeş'in eline veriyor:
"Haydi bakalım Ökkeş, yiyeceğiniz hazır," diyordu.
Ökkeş, kaynamış yumurtayı çok sevdiği için ninesine:
"İçinde yımırta da var mı nene?" diye soruyordu.
Ninesi, hiç bıkmadan, her gün aynı şeyi söylüyor!
"Koydum oğlum Ökkeşim," diyordu.
Bu kez Ökkeş, kaç tane olduğunu soruyordu.
"Nene, bir mi, iki mi, üç mü?"
Ninesi "Üç," derse, Ökkeş sevinçten havaya zıplıyor, ninesinin iki yanağından şapur şupur öpüyordu.
Ökkeş 6 Bahçıvan
Ökkeş'le babası o gün sabah erkenden evden çıkarak kök kazmaya gittiler. Hayıt kökleri, çalı kökleri kışın çok güzel yanardı. Ocağı önce çalı çırpıyla tutuşturdun muydu sonra bu insan kafası büyüklüğündeki köklerden iki tane yan yana koydun muydu, artık ocağa ikide bir odun atmak gerekmezdi.
Bu kökler uzun zaman yanar, odayı ısıtırdı. Kor haline geçtikten sonra da uzun zaman öyle kalırdı. Bu korların yanına bir testi de su koyarsan, her zaman için elinin altında sıcak su bulunurdu. Artık bu suyla ister çay yap, ister kahve yap...
Ökkeş 7 Otoparkta
Ökkeş'in babası Bayram, her yıl kış gelince hazırlığını yapar, kente giderdi. Bu kentte işçilik yapardı. Bazen toprağı kazardı temel için, bazen yukarı katlara tuğla çıkarırdı. Köylerinde kışın hiç iş olmazdı. Erkenden kar bastırır, ondan sonra yollar kapanır, köyün ilçeyle, ille ilişkisi kesilirdi. Zaten köyün çoğu, çalışmak için kentlere giderlerdi. Toprak verimsizdi. Evlerin yanındaki küçük bahçeler, bu bahçelerdeki sebzeler ancak kendilerine yeterdi. Dut ağaçlarından elde ettikleri pekmez olsun, reçel olsun, şerbet olsun, bununla da şeker yiyeceklerini sağlarlardı. Diğer gereksinmelerini almak için para gerekliydi. Bir ev neler istemez ki, un ister, tuz ister, gaz isterdi.
Ökkeş 8 Maçta
Ökkeş'le babası İstanbul'a geleli dört ay olmuştu. Ökkeş'in ninesi köyde kalmıştı. Köyden gelen mektupta ninenin çok hasta olduğu, gelip almazlarsa öleceği bildiriliyordu. Bu habere Ökkeş'le babası çok üzüldüler. Ökkeş'in babası ninesini getirmek için hemen yola çıktı.
Ökkeş İstanbul'a gelince Hasan adında bir arkadaş buldu. Hasan, Ökkeş'i çok sevdi. Ona taksi durağında bir iş buldu. İki arkadaş orada otomobil yıkıyorlardı.
Babasının köye gittiği gece Hasan, Ökkeş'in yanında yattı. O akşam Ökkeş çok az uyudu. Rüyasında hep ninesini görüyordu.
O sabah ilk uyanan Hasan oldu.
Hasan:
"Sabah oluyor," dedi. "Hadi kalkıp durağa gidelim. Orada ısınırız."
Giyinmişlerdi zaten. Ökkeş kapılarını kilitlerken, Hasan da gitti, kendi oda kapılarını çaldı. İçeriden anasının sesi geldi:
"Kim o?"
Ökkeş 9 Dolmuşçu
Ökkeş büyük kente iyice alışmıştı. Artık o koca kentin yollarını, sokaklarını öğrenmişti. Hatta birisi kendisine bir yeri sorsa, hemen işaret parmağını öne doğru uzatıyor:
"Bay emmi, şuradan gidersin, önüne sokak çıkar, çıktın değil mi sokağa, böyle yürü sağ kolunun üzerine, yürü yürü, sonra bir bakacaksın ki karşına kocaman bir alan çıkmış, işte orası! diyordu.
Ardından da ekliyordu:
"Ah emmi işim olmasa seni ben götürürdüm ya, işim var."
Ökkeş'in işi mi?
Ökkeş şimdi dolmuşta çalışıyor. Sürücü Hilmi taksisini satmış, bir dolmuş almıştı. Aldığı dolmuşla taksi durağına gelmiş, dolmuşu Ökkeş'e göstermişti. Ökkeş, dolmuşun içine girmiş, bir öndeki koltuğa, bir arkadaki koltuğa oturmuş, sonra da sürücü yerine oturmuştu. Arabanın simitini iki yana kıvırmış, sonra:
"Vııın, vıııın!" diye sesler çıkarmıştı.
Ökkeş’in Maceraları (10 Kitap) Ciltli
Muzaffer İzgü, Ökkeş’in Maceraları’nda; hiç sıkılmadan okunan, hiciv ve mizahı eşsiz bir ustalıkla birleştiren, eğlendiren, eğlendirirken düşündüren, düşündürürken eğiten, her nesilde aynı tadı bırakan, Muzaffer İzgü’nün de dediği gibi okurlarına düşler kurduran, dönüp dönüp okuyacağınız şahane bir edebiyat başarısı ortaya koyuyor.
Ökkeş, sadece çocukların değil, yetişkinlerin de büyük bir keyifle okuyabileceği maceralarına başlayalı 40 yıl oldu. Ve biz Özyürek Yayınevi olarak Ökkeş’in Maceraları’nın 40. yılı için;
Ökkeş Bahçıvan, Ökkeş Balık Avında, Ökkeş Denizde,
Ökkeş Dolmuşçu, Ökkeş İşportacı, Ökkeş Kapıcı,
Ökkeş Kurt Avında, Ökkeş Lunaparkta, Ökkeş Maçta
ve Ökkeş Otoparkta
isimli hikâyelerini bir araya getirdiğimiz bu özel baskıyı eski okurları ve bundan sonra da onu keşfedecek yeni okurlarının beğenisine sunuyoruz.
Oklu Kirpi İle Konaklı Kaplumbağa
Süleyman Bulut, çocukların gülerek, eğlenerek, şaşırarak ve düşünerek okuyacağı yepyeni, değişik öyküler sunuyor bu kitabında! Kimler yok ki bu kitabın sayfaları arasında: Ormanların Babafili, Çöl Gemisi adıyla tanınan çift hörgüçlü Deve, lokantacılık yapmaya başlayan Esnaf Tilki ve onun müşterilerinden biri: Horoz Bey! Sonra... oklarını hep sırtında taşıyan Kirpi ile evini hiç yanından ayırmayan Konaklı Kaplumbağa, papağan gibi konuşmayı çoookk çok sonra öğrenen o sevimli Papağan ve Üç Kargalar Çetesi! .. Kar Tanesi, Sarıtay, Gemici Sindbad adlı kitaplarından tanıdığınız çocuk edebiyatı yazarı Süleyman Bulut'un bu öykülerini de çocuklarımız zevkle okuyacak!
Okul Vakti Babişko
Okyanusa Okul Gezisi
Ay’a Okul Gezisi kitabından hatırlayacağınız meraklı öğrenciler heyecan verici bir başka okul gezisine hazır!
Herkes dalış kıyafetlerini giymiş ve denizaltı okul servisi okyanusun derinliklerine doğru yola koyulmuş bile. Çocuklar denizaltında pek çok ilginç deniz canlısıyla karşılaşacak ve bir gemi enkazını keşfedecekler. Sürprizlerle dolu bu harika hikâyenin bir parçası olmaya ne dersiniz? John Hare’in müthiş hayal gücüyle resimlediği Okyanusa Okul Gezisi sadece resimlerle anlatılan oldukça merak uyandırıcı yepyeni bir sessiz kitap.