Hoşça Kal Küçük
Gökte Biri Var
Peki ama kimdi bu teldeki adam? "Teldeki adam bakış açımı değiştirmişti. Konuşulanlardan çok konuşulmayanlar, görünenden çok görünmeyenler çekmeye başlamıştı ilgimi. Teldeki adam gözlüklüydü. Gözlüklerinin benimkinden ve babamın arkadaşlarınınkilerden farklı olduğunu anlamıştım. Kimsenin göremediği ayrıntıları büyüteç gibi büyütüyordu onunki. Yıkılma tehlikesine karşı boşaltılmış ahşap evin tahta oymalı kapı kolunu, çatı aralarındaki kuş yuvalarını, çocuk parkının köşesindeki, çevresini otlar büyümüş başı kopuk heykeli, fare deliklerini, eski binaların birindeki kirden pastan kararmış armayı o göstermese hangimiz görebilecektik?"
Minik Ayı Vadu Arkadaş Arıyor
Gezgin – Can Çocuk
Korkusuz gezgin Ege’yle birlikte Everest’in doruğundan Amazon ormanlarına! Televizyonda izlediği belgesellerden sonra dünyayı gezip görme tutkusu sarmıştı Ege’yi. Bunu yapabilmek için çok para gerektiğini biliyordu elbette. Hem daha 10 yaşındaydı; yani dünyayı gezip dolaşmak için henüz çok küçüktü. Ancak, yolculuğa çıkmanın ille de otobüse, vapura, uçağa binip bir yerden bir yere gitmek olmadığını anlaması uzun sürmedi. Bunu nasıl mı başardı? Bu sorunun yanıtını Ege’yle birlikte yapacağınız yolculuklarda bulacaksınız.
Puldan Taştan Lahanadan
Annesi için "çöp" Köstebek için "yarım kalmış yaşamlar" Serüven düşkünü köstebek bile kavanozuna giren objelerin nasıl bir düş yolcuğuna çıkacağını bilmiyordu. Hele yolu eski aile evinden geçen simetri düşkünü Simri Adam’ın başına gelenler... Nefesinizi tutup bu iki sıra dışı kahramanın peşlerinden koşmaya hazır mısınız?
Bir Öykü Yazalım Mı?
Kocaman Ayaklı Çocuk
Tıpkı sana benzeyen Muhteşem kızların hikayeleri. Menta sekiz yaşında ve kocaman,koskocaman ayakları var. Tıpkı kayaklar kadar uzun ayaklar bunlar. Bu ayaklar dans etmeye hiç uygun değiller mesela; ama bir o kadar da becerikliler başka birçok şeyi yapmakla. Tuhaf ayaklı bu kız onların ne işe yaradığını kaçarken öğrendi. Kimden kaçıyor diye mi sordun? Ailesinden tabii kii... Kaçıyor çünkü ailesi kızlarının koca ayaklarla mutlu olamayacağını sandı ve onlara tersini anlatmak epeyce zaman aldı. Ama çıktığı yolculuğun sonunda Menta bunu başardı.
Bumba Dağın Arkasını Merak Ediyor
Bumba küçük, zarif, sevimli bir zürafaydı. Ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte Afrika’da yaşıyordu. Yaşadıkları yerin bir yanına orman, diğer yanındaysa yüksek dağlar vardı. Ama dağlar vardı. Ama dağlar çoook uzaktaydı. Bir gün saklambaç oynarken arkasına saklandığı çalıların üstünden ilerideki dağları gördü Bumba. İşte bizim küçük zürafanın maceraları da kendi kendine sorduğu şu soruyla başladı: “Acaba şu dağların arkasında ne var?”
Toparlacık Nokta Ve Arkadaşları
Harfler dünyasının trafik polisi "nokta" Bir varmış, bir yokmuş. Bir nokta varmış. Cümlenin sonunda durmaktan çok sıkılan nokta, cümlenin başka yerlerini merak etmiş. Yazar’ın da yardımıyla cümlenin içinde küçük bir gezintiye çıkmaya karar vermiş. Elbette Toparlacık Nokta’nın arkadaşları onu bu gezisinde yalnız bırakmamış.
Toto’nun Sınıfı
Toto ve şemsiyesi’nden tanıdığımız. Akıl sır ermez toto’nun maceraları sürüyor. Bay togo’nun toto, mimi, selo, lolo, teo’lu sınıfında eğlenmek için çok neden bulacaksınız! Yeni arkadaşları lumbo’nun suskunluğu, bir türlü yerine ulaşmayan çiçek buketi, toto’nun bilimsel hayali, sırlar evinde göz göze gelemeyen çocukların düştüğü oyun. Kıkır kıkır güldürürken meraklandıracak da.
Uzaylılar Geliyor
"Selam Dünyalı! Biz dostuz."
Evren tarihindeki gezegenler arası ilk işbirliğine tanık olmaya var mısınız? Barışçı ve eşitlikçi bir uygarlık olan Şin-a gezegeni, nükleer sızıntılardan açığa çıkan radyasyon tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Tek umutları ise Dünya'dan sağlanabilecek askeri yardımdır. Peki, uzaylılar ile dünyalılar arasındaki
iletişim nasıl kurulacaktır? Merak etmeyin; Bilgin Amcanız ve küçük dostlarınız Doğay ile Akita size yol gösterecek. Haydi gecikmeyin; evrenin kapılarının dünyaya nasıl açıldığını birlikte öğrenelim.
Nar Evi
Mutlu Prens adı altındaki masalların bu ikinci cildinde, Oscar Wilde’ın insan yaşamına ve dünya düzenine yönelik duygu ve düşüncelerini, büyülü masal dünyasındaki karakterleri aracılığıyla keşfe çıkıyoruz.
Nar Evi’ndeki incelikle işlenmiş öykülerin arasına çocukların doğru ve yanlışı ayırt etme, kendini tanıma, farklılıkların önemini anlama gibi temel erdemleri kavramasını sağlayacak ayrıntılar ustalıkla gizlenmiş.
Pıtırcık Mızmızlanıyor
Pıtırcık, yeni öykülerini anlatmaya doymuyor! Bu kitaptaki yeni Pıtırcık öykülerini daha önce duymuş muydunuz? Gümüş'ün dolmakalemiyle maç yapılabileceğini, evin bahçesinde korsancılık da oynanabileceğini, Bay Sivrikulak'ın artık bir yönetmen olduğunu, petank oyununun nasıl oynandığını ve Pıtırcık'ın anneannesine giden sürpriz konuğu biliyor muydunuz? Elbette hayır çünkü bu öyküleri ilk kez okuyacaksınız. 15 Pıtırcık öyküsünün olduğu bu kitap yeni olsa da bazı şeyler neyse ki hiç değişmiyor: Yaşasın Pıtırcık!
Çilekli Dondurma
Gülüş, şeker mi şeker bir kızdır. Evin tek kızı olmasına karşın, yalnız kalmaya hiç niyeti yoktur. Müzede çalışan halasıyla, annelerini kaybetmiş, yüreği yaralı yavru köpeklerle, odasında aniden canlanan heykelcikle, sıkıcı emeklilik günlerini renklendirmek isteyen Bay Fonti'yle ve tonton dedesiyle kurduğu dostluk, onu birbirinden keyifli serüvenlere sürükler...
"Çilekli Dondurma"daki güzel öykülerin tadı, damağınızda kalacak...
Dörtgöz
Yeşil, mavi, pembe noktalı kelebekler, duvarları süsleyen suluboya resimler, taşlı süsüyle ışıldayan deniz mavisi mayo, bembeyaz bayramlık elbise, uzaktan kumandalı araba, birbirinden şirin civcivler, mavi kapaklı şiir kitabı, daha neler neler. Yaşadığımız dünyaya dair binbir ayrıntı yine Sevim Ak’ın hünerli kaleminden dökülmüş sözcüklerde, birbirinden güzel öykülerde; okumaya doyamayacaksınız...
Karadeniz’deki Yunus
Zürafa. Peli Ve Ben
Bir pencere temizleme şirketinin neye ihtiyacı vardır? Bir kovaya, bir merdivene ve bir temizlikçiye mi? Peki bir pelikana, bir zürafaya ve bir maymuna ne dersiniz? Pek alışılmış bir durum değil belki ama bu pencere temizleme şirketi biraz farklı. Üç inanılmaz hayvan ile arkadaş olarak onlarla heyecanlı maceralar yaşamaya başlayan Billy'e siz de katılın...
Cadılar
"Gerçek Cadılar sıradan giysiler giyerler ve tıpkı sıradan kadınlara benzerler. Sıradan evlerde otururlar ve sıradan işlerde çalışırlar. Onları yakalamak işte bu yüzden çok zordur. Gerçek bir cadı çocukları günahı kadar sevmez, çocuklardan nefret eder, çocuk görünce kan başına sıçrar."
Cadıların Cadısı, İngiltere'deki tüm çocuklardan kurtulmak için korkunç bir plan yapar. Önce, cadılar şeker dükkânlarını ele geçireceklerdir. Sonra, dükkânların vitrinine bir ilan yapıştırıp büyük açılış günü bütün çocuklara bedava şeker ve çikolata dağıtılacağını duyuracaklardır. İçlerinde, Cadıların Cadısı'nın hazırladığı Formül 86 Zaman Ayarlı Fareyapan İksiri olan bu şeker ve çikolatalar çocukları fareye çevirecektir! Sonra da gelsin fare kapanları!
Hikayemizin anlatıcısı olan küçük oğlan bu acımasız plana kulak misafiri olur. Neyse ki büyükannesi cadılar hakkında her şeyi bilmektedir. Ne yazık ki, büyükannesine akıl danışamadan kendisini fareye dönüşmüş bulur. Cadılar zafer kazanacak mıdır? İngiltere'deki çocukların sonu mu gelecektir? Ve büyükannenin eksik olan parmağının arkasındaki sır nedir? Bu kitapta tüm bu soruların yanıtlarını bulacaksınız...
Pıtırcık’ın Bilinmeyen Öyküleri 2
Pıtırcık’ın Bilinmeyen Öyküleri’yle, kaldığımız yerden, Pıtırcık’ın yeni serüvenlerine başlıyoruz. Ünlü mizah yazarı, Asteriks’in de, Red Kid’in de yaratıcısı olan Goscinny’nin yazdığı, yakın arkadaşı Sempé’nin resimlediği Pıtırcık öyküleri, o zamanlar dergilerde basılmış, sonra kitaplaştırılmıştı. Yıllar sonra Goscinny’nin kızı, babasının kitap olarak yayınlanmamış yüze yakın öyküsünü yeniden gün ışığına çıkardı. Böylece dostları, her zaman işin kolayına kaçan, sıkışınca ağlayan, iyi kalpli bu afacan çocuğa yeniden kavuşmuş oluyorlar. Bu kitapta, Pıtırcık’la birlikte, onun sınıf arkadaşlarına da kavuşmuş olacaksınız: Dalgacı, Dırdır, Toraman, Çarpım, Sırım, Tıngır, Gümüş, Sırma,hepsi bu yeni serüvenlerde yeniden karşınızdalar, hem de daha önce bıraktığınız yaştalar. Bu yeni öyküler, sizi de yıllar öncesinden tanıyıp sevdiğiniz Pıtırcık ’ın yaşına götürecek.
Komutan Anti
“Anti çılgın gibi dağılan kalabalığın içine daldı. Gözleri Entu’nun kırmızı bedenine kilitlenmişti. Ona ulaştığın-da, birkaç siyah karınca onu yere uzatmaya çalışıyordu. Entu onu gördü. Yüzüne geniş bir gülümseme yayıldı. ‘Başardık… Kaçıyorlar,’ dedi ve vücudunu yere saldı. Anti antenlerini onun bedenindeki yırtığın üzerinde dolaştırdı. Akan sıvının kokusu başını döndürdü. ‘Entu!’ diye bağırdı...”
İlk basımı 2003 yılında yapılan Komutan Anti’de Erdoğan Kâhyaoğlu çocukları bu kez karıncaların gizemli dünyasına çağırıyor. Kırmızı karıncaların korkunç yağmura karşı güvenli yeni bir yuva arayışı, gezgin istilacılar ve yeniden özgür olmak için mücadele eden siyah karıncalar. Heyecan dolu ve sürükleyici bir serüven unutulmayacak isimlerle ve olanca gerçekliğiyle karşımıza çıkıyor. Komutan Anti, Entu, Lado, Sidra... Öykü, kendi sınırlarını zorluyor ve her yaştan okurun ilgisini hak ediyor.
Pıtırcık Bilinmeyen Öyküleri 1
Yaşasın yeni öyküler! Bir müjdemiz var: Goscinny’nin kızı, babasının yayımlamadığı öyküleri buldu, gün ışığına çıkardı. Böylece her zaman işin kolayına kaçan, sıkışınca ağlayan, sevimli ufaklık yeniden karşınızda! Bu kitapta, Pıtırcık’la birlikte, onun sınıf arkadaşlarıyla da yeniden buluşacaksınız. Dalgacı, Dırdır, Toroman, Çarpım, Sırım, Tıngır, Gümüş, Sırma, hepsi bu yeni serüvenlerle işte karşınızdalar. Keyifli okumalar.
Hayatın O Güzel Şarkısı
'Bir zamanlar, ülkenin birinde kocaman bir çiftlik varmış. Güneşin parladığı yemyeşil kırlarda yarış atları yetiştirilirmiş. Ormanda minik kuşlar özgürce şakımayı öğrenmeye çalışırmış. Gölün sularında süs balıkları üretilirmiş. Çiftlikte her şey çok güzelmiş. Ama insanlar?..'
Şeker Portakalı'nı, Güneşi Uyandıralım'ı, birbirinin devamı olan bu iki güzel kitap o kadar çok sevildi, o kadar çok okundu ki. Hala da okunmakta. Brezilyalı yazar Jose Mauro de Vasconcelos'un bir başka kitabını sunuyoruz şimdi sizlere. Hayatın O Güzel Şarkısı, doğanın vazgeçilmez parçası olan, doğanın süsü olan hayvanların gözüyle anlatılan bir öykü bu. İnsanların onlara karşı ne kadar acımasız olduğunu anlatan bir öykü.
Sakız Kızın Günleri
Sakız, sekiz yaşında bir kız çocuğu. Annesi, babası, kardeşi Nazlı ve Yusuf adını koyduğu semenderiyle bir ara sokaktaki apartman dairesinde yaşıyor. Üçüncü sınıfa gidiyor; evlerine en yakın okula. Babasının küçük bir şekerci dükkanı var. Sakız'ın bu dükkana gitmesi artık yasak. Çünkü çok şeker yemekten iki dişi sağlam kaldı; ötekilerin hepsi çürük. Utangaç bir kız Sakız. Konuşurken yüzü çelik gibi kızarır. Miniciktir. Ama boyunun kısalığından hiç yakınmaz. Sakız Kızın Günleri -okuyunca siz de göreceksiniz- çok neşeli geçer. Halası, bir gezi dönüşü, ona, aydan kopup dünyamıza düşmüş bir taş parçası getirir. Bu aytaşı ile Sakız Kız'ın neler yaptığını okuyunca gülmekten yerlere yatacaksınız. Hele Rüzgar Adam'la karşılaşması, ona ne renkli günler geçirtecek. Ya televizyonda izlediği ' Unutulmayan Anılar ' programına yazıp gönderdiği o uyduruk öykü, başına ne işler açacak. Sevim Ak'ın yazdığı en keyifli kitaplardan biri. Behiç Ak da birçok resimle süsledi bu güzel kitabı.
Toto Ve Şemsiyesi
Toto, on iki yaşında, ele avuca sığmaz sevimli bir çocuk. Hiç yerinde duramayan, aklına koyduğu her şeyi hemen gerçekleştirmeye çalışan sevimli bir afacan. Kitaptaki bütün öyküler, bu küçük yaramazın başından geçen birer ayrı serüven. Toto ve Şemsiyesi, öykülerden oluşan bir roman sanki. Sevim Ak, o her zamanki ustalığıyla çocukların dünyasına sokuluveriyor. Bir bakıyorsunuz Toto, o vazgeçemediği şemsiyesiyle kaleci olarak futbol maçına çıkıyor, bir bakıyorsunuz evinin damında numaralar yapıyor, bir bakıyorsunuz Venezuella’da, ya da Belediye Başkanı’nın karşısında, o da olmazsa elinde gitarıyla sokaklarda...
Pembe Kuşa Ne Oldu
Kısa öyküler yazar Sevim Ak. Okuyup hemen tüketiverirsiniz. Ama öyküden başınızı kaldırdığınızda yüreğinizde bıraktığı tat uzun süre saklı kalır. Pembe Kuş Ne Oldu öyküsünde, çocuk, gökkuşağını ve gökyüzünden gelen sesi paylaşabileceği birini arar; ancak, ona kimse inanmaz.
Göğsünde taşıdığı pembe kuşunu gökyüzüne salar. Kuş, ona gökyüzünden haber getirecektir. Günlerce beklenen kuş geri dönmez. Ama başka şeyler olur. Aynı sesi duyan bir arkadaş bulur. İşte ondan sonra ne kuştan ne de gökkuşağından hiç söz edilmez artık.
Aranan, duyguları paylaşabilecek bir dosttur. (...) Eski Bir Çin Kuklası adlı öyküde, çocuk, dükkanda gördüğü bir Çin kuklasına sahip olmak ister, ancak antikacı onu satmaz, ama dilediği zaman gelip görebileceğini söyler. Çocuk her gün antikacının önünden geçer, kuklayı görmek için.
Ama bir gün gene antikacıya uğradığında kuklayı göremez. Antikacı kuklayı satmamıştır. Kukla kaybolmuştur. Üstelik hırsız girdiğine dair bir belirti de yoktur. Çocuk yıllarca kuklanın özlemini yüreğinde taşır, ta ki bir gün kitapçıda kitaplara bakarken duyduğu bir sese kadar. Br kitap ona seslenmektedir. Kitabı eline aldığında, onun kayıp kuklanın öyküsü olduğunu görür.
Dalgalar Dedikoduyu Sever
Dalgaların boşboğaz olduğunu ve bu yüzden de denizle kavgalarının bitmediğini; dokumacı kuşu Fiyok'un çöplükte bulduğu pet şişeler, magazin dergileri, kilim parçaları, düğmeler ve portakal çekirdeklerinden birbirinden güzel şapkalar ve süs eşyaları yaptığını biliyor muydunuz? Peki, dünyayı başkalarının değil kendi gözüyle görmek isteyen yiğit albatrosun hikayesini; martı gibi yaşamaya başlayan leyleğin başından geçenleri merak ediyor musunuz?
Karşı Pencere
Uçurtmam Bulut Şimdi adlı kitabında Sevim Ak, sizleri Meltem adlı o şirin kızla tanıştırmıştı. Karşı Pencere'de Meltem'in serüvenleri devam ediyor. Birbirinden güzel öykülerde Meltem' in evde, okulda, mahallede başından geçen birbirinden ilginç olaylar dile getiriliyor. Sevim Ak, öğretmenlik taslayan bir yazar değil. Çocuklara kuru bilgiler aktarmaya kalkışmıyor. Çocuklara sevgiyle yaklaşıyor; onların dilinden anlıyor, onların hayal dünyasına ustaca sokulmayı biliyor. Bu öyküler, çocuklarla Sevim Ak arasındaki sıcak bir iletişimin ürünleri. Kendi hayal gücüyle oluşturduğu güzellikleri çocuk okurlarıyla paylaşıyor.
Yedi İklim Dört Bucak
Evliya Çelebi, on yedinci yüzyılda yaşamış dünya gezgini bir ulu yazar. Tam elli yıl durmadan, dinlenmeden gezmiş, gezmiş. O dönemde üç büyük ankaraya yayılan büyük Osmanlı İmparatorluğu içinde gezmedik köşe, görmedik bucak bırakmamış. Bu sonu gelmez gezisi sırasında durmadan da günlük notlar tutmuş. Gittiği, gördüğü yerleri, görüp tanıdığı kişileri, tanık olduğu şaşırtıcı olayları, dinlediği ilginç öyküleri hiç üşenmeden yazmış da yazmış. Değerli şairimiz Refik Durbaş, bu ünlü gezginimizin yazılarını taradı, çocuklar için ilginç bulduğu bölümleri, anlatımını yalınlaştırarak, Yedi İklim Dört Bucak adı altında bu kitapta topladı. Genç yaşta aramızdan ayrılan ülkemizin en iyi çizerlerinden biri olan Yalçın Çetin de bu kitabı resimlemişti. Gezi notlarını günlük konuşma diliyle yazan büyük gezgin Evliya Çelebi'nin alabildiğine abartarak anlattığı olayları gülerek, keyifle okuyacaksınız.
Tabiat Ana Anlatıyor
Kurbağanın Yaz Yolculuğu
Kurbağa, yaşayabileceği yeni bir yer arıyor. Ördeklerin yanı çok gürültülü, söğüt ağacının altı çok karanlık ve kiraz ağacının yanı çok tehlikeli!
Kurbağa kendine uygun bir yaşam yeri bulabilecek mi?
Arkadaşlık, aile ve değişen mevsimler hakkındaki bu keyifli kitap çocuğunuzun doğal hayatı kavrayışını geliştirmesi için etkinlikler, yaz aktiviteleri, el becerileri ve tartışma konuları içerir.
Temalar: Mevsimler, Doğa, Hayvanlar, Aile, Kendimizi İfade Etme Yollarımız, Dünya’nın İşleyişi, Değişim, Doğa Sevgisi, Gözlem ve Deney Yapma
Tavşanın İlkbahar Hediyesi
Tavşan annesine bir teşekkür hediyesi vermek ister. Ancak erkek kardeşi her seferinde daha bir güzel bir hediye fikriyle gelir.
Tavşan en sonunda mükemmel ilkbahar hediyesini bulabilecek mi?
Arkadaşlık, aile ve değişen mevsimler hakkındaki bu keyifli kitap çocuğunuzun doğal hayatı kavrayışını geliştirmesi için etkinlikler, ilkbahar aktiviteleri, el becerileri ve tartışma konuları içerir.
Temalar: Mevsimler, Doğa, Hayvanlar, Aile, Kendimizi İfade Etme Yollarımız, Dünya’nın İşleyişi, Değişim, Doğa Sevgisi, Gözlem ve Deney Yapma
Bizim Evin Tuhaf Halleri – Çocuktan Al Bilgiyi
Merhaba arkadaşlar, ben Ada.
12 yaşındayım, okulda derslerim iyi ama kimse farkında mı bilmiyorum. Bilemem çünkü sormuyorum. Sorarsam birileri bana, “Ama şunda da o kadar iyi değilsin.” der diye çekiniyorum. Ailem okumayı yazmayı seviyorum diye beni belediyenin sanat kurslarından birine katılmam için yönlendirince tiyatroyu seçtim. Bunu niye yaptım bilmiyorum, çünkü ben topluluk içinde konuşmaktan, kendimi göstermekten hoşlanmam. Yani belki hoşlanırım ama yapamam, kaygılarım izin vermez. Kaygılı olmak ne demek, nasıl aşabiliriz merak ediyorsanız hikâyemi okuyun.
Merhaba arkadaşlar, ben Çınar.
Tiyatro kursunda “Peter Pan” oyununu oynamaya karar verdiğimiz gün hayatım değişti. Üstelik başroldeyim ve bu beni biraz kaygılandırıyor. Genelde bu durumlarda büyükler bana; “aman niye endişeleniyorsun”, “endişelenmene gerek" yok ya da "endişelenme, sen yaparsın” gibi şeyler derler. Sanki endişelenmek benim elimdeymiş, bir tek ben endişelenmemeyi beceremiyormuşum gibi hissediyorum. Kim ‘ya başaramazsam’ diye kaygılanmaz ki! Sizin de böyle kaygılarınız varsa hikâyemi anlatayım.
Ufak Tefek Kaygılar’da çocukların gözünden kaygı ne demek, neler yaşatıyor, nasıl aşmaya çalışılıyor ve gerçek çözüm nerede sorularının cevabını bulacaksınız. Çocukların çocuklara kaygının nasıl yönetildiğini anlattığı bir ilk gençlik kitabı.
Talihsiz Cosima – Yıldız Hırsızı
"Hikâyesiyle içimi saran bir kitap. Bayıldım."
HANNAH GOLD
Son Ayı, Kayıp Balina ve Ayı Dönüyor'un yazarı
COSIMA KENDİNİ BİLDİ BİLELİ TALİHSİZ KIZLAR EVİ'NDE YAŞIYORDU
Engelli ya da farklı görülen çocukların gönderildiği, kendilerinin ya da ailelerinin bu konuda söz sahibi olmadığı bir evde.
Ama Cosima'nın diğer kızlardan farklı olarak bir ailesi yoktu. İmparatorluk Sergisi'nde gösterilen ürünleri uzak diyarlardan bulup getiren Lord'un onu ve diğer çocukları evlat edinmek istediğini öğrenince işkillenen Cosima ve arkadaşları, bunun nedenini öğrenmek için maceraya atıldıklarında beklediklerinden fazlasını keşfederler. Yirmi engelli kızı evlat edinmek Lord'un ne işine yarayacaktı? Lord, neden Cosima ile özel olarak ilgileniyordu? Bu sırada öğrendikleri Cosima'nın ailesine kavuşmasına yardımcı olabilir miydi?