Büyümek İsteyen Goril
Buzdolabındaki Köpek
Cem ve ailesi Antalya yakınlarında, yalnızca denizden ulaşılabilen bir köyde yaşıyordu. Köyün gerisindeki Kayıplar Ormanına girenin bir daha geri gelmeyeceğine inanılırdı. Cemin dedesine köylü Sırdede derdi, ama hangi sırrı sakladığını kimse bilmezdi. Gezgin ruhlu hala Sevgi Hanım, bir yolculuk dönüşünde, Ceme bir köpek yavrusu getirdi. Haski cinsi Sibirya kurdu olan sevimli yavru büyüdükçe, Akdenizin sıcağından etkilendi. Önce serin kuytulara saklanır oldu, günün birinde de ortadan kayboldu...
Cadılar
"Gerçek Cadılar sıradan giysiler giyerler ve tıpkı sıradan kadınlara benzerler. Sıradan evlerde otururlar ve sıradan işlerde çalışırlar. Onları yakalamak işte bu yüzden çok zordur. Gerçek bir cadı çocukları günahı kadar sevmez, çocuklardan nefret eder, çocuk görünce kan başına sıçrar."
Cadıların Cadısı, İngiltere'deki tüm çocuklardan kurtulmak için korkunç bir plan yapar. Önce, cadılar şeker dükkânlarını ele geçireceklerdir. Sonra, dükkânların vitrinine bir ilan yapıştırıp büyük açılış günü bütün çocuklara bedava şeker ve çikolata dağıtılacağını duyuracaklardır. İçlerinde, Cadıların Cadısı'nın hazırladığı Formül 86 Zaman Ayarlı Fareyapan İksiri olan bu şeker ve çikolatalar çocukları fareye çevirecektir! Sonra da gelsin fare kapanları!
Hikayemizin anlatıcısı olan küçük oğlan bu acımasız plana kulak misafiri olur. Neyse ki büyükannesi cadılar hakkında her şeyi bilmektedir. Ne yazık ki, büyükannesine akıl danışamadan kendisini fareye dönüşmüş bulur. Cadılar zafer kazanacak mıdır? İngiltere'deki çocukların sonu mu gelecektir? Ve büyükannenin eksik olan parmağının arkasındaki sır nedir? Bu kitapta tüm bu soruların yanıtlarını bulacaksınız...
Cadılar Uğurböceği Sevecen İle Salyangoz Tomurcuk 5
Cam Tavşan – Bir Hıdırellez Günü
Hikaye anlatıcısı, genç kuşağın çalışkan, tatlı temsilcisi Berfin Sıla Kepez, fark edilmeyi bekleyen güzel kalpler için modern bir masal kaleme aldı. Masalımız ışıl ışıl bir Hıdrellez gününü diline doladı, doğayı yakından izledi, geleneklerle tatlandı. Zamanı gelince de camdan bir tavşana dönüştü, neşeyle aramıza katıldı. Hazırsanız gökten üç elma düşecek. Masal sevenler, temiz kalpler ve bahara benzeyen umut için...
***
"Tavşan kendini sevdirdi
Yollara düşmek istedi
Kocaman bir ağaçtan
Görünmeyi diledi"
İçi dışı bir Cam Tavşan, kimseler onu göremediği için çok üzgünmüş. Derken Hıdrellez, renkli kollarını açmış ve onu tılsımlı bir ağaçla tanıştırmış. Artık görünmek için bir şansı varmış. Umutla yola çıkmış.
Emek emek süslenmiş ağaçlar, tablo gibi yumurtalar, küplere binmiş cadılar, kiraz seven devler… Hepsi ormanda onu bekliyormuş meğer. Çiçek ayında çiçeklenip neşelenmiş, kiraz ayında yaz sevincini tatmış. En güzel kalplerden gelen şarkıyı duymuş. Şimdi sıra sizde.
***
Tema: Kendimizi ifade etme biçimimiz
Kavramlar ve Anahtar Sözcükler: Hıdrellez, gelenekler, kabul görmek, duygular, doğa ve döngüler, bakış açısı, kararlılık, masallar
Tutum ve Değerler: Yardımseverlik, dürüstlük, hoşgörü, sevgi
Profil Öğeleri: İlkeli, düşünen, riski göze alan
Camiyi Seviyorum
Canavar Diye Bir Şey Yoktur!
Canavar Peşinde 66 – Krallığın Kaderi – Acımasız Boğa Tauron
Canı Sıkılan Çocuk Ege’de
Çantamın Tuhaf Hikayesi
Çaylak İle Filozof 1- Ben Bir Neyim ?
"Özel biri olmak istiyorsan, kendin olmalısın Çaylak. Bu yıldızların altında senden bir tane daha yok!"
İlkgençlik yıllarının başında, hayatı hiç beklemediği bir trajedi ile değişen Çaylak için Filozof, sakin bir limana sığınmak gibiydi. Ama bunu fark etmesi kolay olmadı...
Onun en büyük sorunu, bu yıldızların altında kendisine ait yeri henüz bulamamış olmasıydı. Dahası böyle bir yer olup olmadığından bile emin değildi henüz... Oysa hepimiz gibi hayatın anlamını keşfedip, içini yaşamaya değer bir şeylerle doldurabilmesi buna bağlıydı.
Çaylak ile Filozof, zaman zaman eğlenceli, itiraf etmek gerekirse zaman zaman da sinir bozucu bir fikir yolculuğudur. Oldukça cesur konuların ortalıkta fink attığı, aklınızın ve kalbinizin derinliklerinde gizlenmiş duyguların, adına harfler dediğimiz şu eğri büğrü işaretlerle sayfalara cömertçe döküldüğü maceralı bir yolculuk bu...
Bu kitap sizi işte böyle yolculuğa davet ediyor. Gelin ve Çaylak ile Filozof ’a katılın. Birlikte uzun bir seyahate çıkın! Tarihin, felsefenin, hikmetin, bilginin, aklın ve kalbin vadilerinden, vahyin aydınlattığı yollardan geçen bir seyahate...
Çaylak İle Filozof 2 İnsan Diye Bir Kelime
Filozof beni değiştiriyor muydu? Hayır, Filozof beni değiştirmiyordu. Eğer böyle bir amacı olsaydı bunu hissedecek ve belki de ona, dağ keçilerine toynak ısırtacak bir inatla direnecektim. Filozof bana, beni keşfetmem için yollar gösteriyor, hayatıma bir ayna tutuyordu.
Filozof’un önüme koyduğu bu endam aynasında, artık gözüme hiç de mantıklı görünmeyen ve hoşuma gitmeyen şeyleri gördükçe, onları ben kendim değiştiriyordum. Bunun ne kadar kurnazca bir taktik olduğunu anlamam da epey uzun sürdü. Çünkü o bunu, büyük bir sabırla ve ustalıkla yapıyordu.
Cep telefonumu elime alıp, Filozof ’un kıymetli okuma koltuğuna gömüldüğüm ve saatlerce oradan kalkmadığım zamanlarda bana gıcık olduğundan adım gibi emindim. Ama bunu hiç belli etmiyordu. Onu ne kadar zorlarsam zorlayayım, ilgimi çekecek bir şeyler, mesela eğlenceli bir hikâye, bir tabak bademli kurabiye ya da ne bileyim ben, kayıtsız kalamayacağım bir teklif bulmadıkça, “O telefonu bırak ve o koltuktan kalk artık!” demiyordu.
•••
Beklenmedik bir olayla hayatları birbirine değen Çaylak ile Filozof, Çaylak’ın kendi benliğine doğru bir yolculuğa çıkmışlardı. Ama bu uzun bir yolculuktu. İlk kitapta, eşsiz ve benzersiz bir benlik taşıdığının farkına varmaya başlayan Çaylak, dizinin bu ikinci kitabında ise, insan olmanın ne demek olduğunu keşfetmeye çalışıyor. Ve soruyor: “Neden bir kutup ayısı, bir solucan değilim ben? Neden insanım?”
Çaylak İle Filozof 4 Güzellik İyiliktir
Kalbim kırılmış falan değildi. Aynaya baktığımda ne gördüğümün gayet farkındaydım ben. Gözlüklerimi çıkardığımda hafif şaşı oluyordum. Kulaklarım biraz kepçeydi. Kollarım ve bacaklarım güçsüzdü. Solucan kadar zayıftım ve boyum da bir türlü uzamıyordu... Sesim ise belki bir süre sonra değişecekti ama bir saksağanınki kadar çirkindi. Sivilcelerim vardı. Ve her geçen gün sayıları artmaktaydı. Saçım da iki tepeliydi. Onları ne tarafa taramam gerektiğine bir türlü karar verebilmiş değildim. Bütün bunlar yetmezmiş gibi terlediğimde fare ölüsü gibi kokuyordum.
Şükürler olsun, gülerken ya da konuşurken içerisi görünen bir ağzım yok. Dişlerim bir kunduzun dişlerine benziyordu çünkü. Hem sarı, hem de kazma gibi. Onlara tel takacaklardı. Filozof, Dr. Ortodontist'ten randevu bile ayarlamıştı. Yani bütün bunlar yetmezmiş gibi, yıllarca ağzımda tellerle dolaşacaktım. Sırf kendimi iyi hissedeyim diye bana, “Sen çok yakışıklısın. Robert Redford seni görse depresyona girer, oyunculuğu bırakır ve hayatını bir çiftlikte atlara fısıldayarak geçirirdi!” deseydi, Filozof'a inanacak mıydım sanki? Elbette inanmayacaktım!
Cebimdeki Mandalina Ağaçları
Ada’nın canı sıkılıyordu. Hem de çok! Oysa evdekilerin ne çok işi vardı. Oraya buraya koşturup duruyorlardı. Ada onlara yardım etmeyi çok istedi ama kimse onu dinlemedi. Bir gün yediği mandalinaların çekirdeklerini unutunca cebinde Ada hayallerini ekti bahçeye… Çocuk edebiyatının gülümseten kalemi Şermin Yaşar doğanın cömertliğini bir çocuğun hayalleriyle harmanlıyor.
Çekirdek İle Yumurta
Çekirgenin Yolculuğu
Çekirge hep bir yolculuğa çıkmak, yeni yerler görüp yeni şeyler yapmak istiyordu. Bir sabah çok güzel bir yol buldu ve yolculuğuna başladı. Bu yolda, "Sabahları Sevenler Kulübü" böceklerinden bir elmanın içinde yaşayan kurtçuğa, titiz mi titiz Sinek'ten dediğim dedik sandalcı Sivrisinek'e, çok düzenli mantarlardan kibirli yusufçuklara, pek çok yolcuyla tanıştı.
Bu yolcular Çekirge'nin onlara katılmasını, onlar gibi davranmasını veya onların düşündüğü gibi olmasını istediler hep. Ama Çekirge, onların istediklerini yapmadı. Neden mi yapmadı?.. Öyküleri okuyunca, siz de göreceksiniz!
"Çekirge kendini bulmak için uzun ve tozlu bir yolu göze alıp yolculuğa çıkar.
Bu yol boyunca onu yolundan çevirmek isteyenler olacaktır ama o kendi yolundan gitmek konusunda kararlıdır. Hatta yolcuğunda karşılaştığı birçok grubun üyeleri, Çekirge'nin de kendi kurallara uymasını isterler. Fakat Çekirge, her canlının yaşamdan aldığı keyfin ve hayatı algılama şeklinin farklı olduğunu görür ve kendi yolundan asla vazgeçmez. Siz de Çekirge gibi olumlu düşünüp, çevrenizdeki güzelliklere bakıp, hiç durmadan ilerlemeye hazır mısınız?"
Cesaret Hep Yanımda
Mahremiyet, akran zorbalığı gibi çocuk gelişimindeki hassas ve önemli konuları başarılı şekilde kitaplarında işleyen Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal, bu kez bizi iç dünyamızın derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculukta bize, küçük yaşlardan itibaren iç dünyamızda şekillenen CESARET ve KORKU duyguları eşlik edecek.
Acaba CESARET nerede?
Onu arıyoruz her yerde.
Aa, bulduk işte, buradaymış!
Meğer KORKU’yla yan yanaymış.
CESARET gitme, hep yanımızda kal.
Ama KORKU’yu da yanına al,
İkinize de ihtiyacımız var.
CESARET ve KORKU bu kitapla
İç dünyamıza ışık tutacak.
Bakalım bu ikili
Bize başka neler anlatacak…
Soru: Korku ve cesaret dengeli olmalı mıdır? Neden?
Tema: Kim olduğumuz
Kavramlar ve Anahtar Sözcükler: DUYGULAR, duygu yönetimi, korku, cesaret, KİŞİSEL GELİŞİM, kendini tanıma, olumlu düşünme
Tutum ve Değerler: Güven, bağımsız davranma, öz denetim
Profil Öğeleri: Dengeli, dönüşümlü düşünen