Çocuklu Hayat
₺260,00 Orijinal fiyat: ₺260,00.₺218,00Şu andaki fiyat: ₺218,00.
Hayatında çocuk olan herkes için yazılar
Bu kitapta çocuklu hayatın her an yenisini ürettiği sorulara, bilimsel verilere ve deneyime dayanarak cevap arayan ve sorular soran yazılar bulacaksınız.
Çocuklar sınırlarını zorlayarak öğrenir. Peki ya anne babalar? Anne babalar hangi sınırları kahramanca savunmalıdır?
On binlerce yılın içinden bugüne kalmış ilişki “refleks”leri ve anne-babalık “içgüdü”leri ile günümüz biliminin bulgularını nasıl birleştirebiliriz?
Geçtiğimiz on yıllar içinde çocukların psikolojik gelişimine, okul ve anne-babanın rolüne bakış açımızdaki değişikliklerin sosyal ve ekonomik temelleri neler?
Çelişkilerin barışçı biçimde aşıldığı ev ortamları oluşturulabilir mi? Cinsiyetçiliğin gelişim özgürlüğünü kısıtlamasının nasıl önüne geçebiliriz?
Başkalarıyla beraber ve kendisi gibi yaşamanın sırrını arayarak geçen bir hayat neler getirir?
Çocuklarımız nasıl başkalarının hayatına değer veren bir insan olarak gelişir?
Okula başlangıç yaşının dikkat ve öğrenme sorunları ile ilişkisi nedir? Sınav çağındaki ergenlerin beyin gelişimi henüz hızlanmadıysa sonuçları ne olur?
Otizm tanısı almış çocukların birçok özellikleri neden birbirine benzemiyor?
Elinizdeki kitabın ilk yayımlanmasından bu yana savaş, salgın, ekonomik ve siyasi kriz, deprem, göç ve iklim değişikliği soluk aldırtmıyor. Çocuklarla ilgili sorulan hemen her soru daha keskinleşerek varlığını sürdürüyor. Çocukların yüzlerini geleceğe döndürmek, hayallerini canlı tutmak için sorulan bu soruların yanıtları ise hiç değişmiyor.
Yankı Yazgan, bu kitapta bir çocuğu büyütmenin hepimize getirdiği gelişim fırsatlarına işaret ediyor.
| Yayınevi | İnkılap Kitabevi |
|---|---|
| Yazar | Yankı Yazgan |
| Sayfa Sayısı | 160 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “13, 50 X 19, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
3 adet stokta
İnkılap Kitabevi – Çocuklu Hayat
Hayatında çocuk olan herkes için yazılar
Bu kitapta çocuklu hayatın her an yenisini ürettiği sorulara, bilimsel verilere ve deneyime dayanarak cevap arayan ve sorular soran yazılar bulacaksınız.
Çocuklar sınırlarını zorlayarak öğrenir. Peki ya anne babalar? Anne babalar hangi sınırları kahramanca savunmalıdır?
On binlerce yılın içinden bugüne kalmış ilişki “refleks”leri ve anne-babalık “içgüdü”leri ile günümüz biliminin bulgularını nasıl birleştirebiliriz?
Geçtiğimiz on yıllar içinde çocukların psikolojik gelişimine, okul ve anne-babanın rolüne bakış açımızdaki değişikliklerin sosyal ve ekonomik temelleri neler?
Çelişkilerin barışçı biçimde aşıldığı ev ortamları oluşturulabilir mi? Cinsiyetçiliğin gelişim özgürlüğünü kısıtlamasının nasıl önüne geçebiliriz?
Başkalarıyla beraber ve kendisi gibi yaşamanın sırrını arayarak geçen bir hayat neler getirir?
Çocuklarımız nasıl başkalarının hayatına değer veren bir insan olarak gelişir?
Okula başlangıç yaşının dikkat ve öğrenme sorunları ile ilişkisi nedir? Sınav çağındaki ergenlerin beyin gelişimi henüz hızlanmadıysa sonuçları ne olur?
Otizm tanısı almış çocukların birçok özellikleri neden birbirine benzemiyor?
Elinizdeki kitabın ilk yayımlanmasından bu yana savaş, salgın, ekonomik ve siyasi kriz, deprem, göç ve iklim değişikliği soluk aldırtmıyor. Çocuklarla ilgili sorulan hemen her soru daha keskinleşerek varlığını sürdürüyor. Çocukların yüzlerini geleceğe döndürmek, hayallerini canlı tutmak için sorulan bu soruların yanıtları ise hiç değişmiyor.
Yankı Yazgan, bu kitapta bir çocuğu büyütmenin hepimize getirdiği gelişim fırsatlarına işaret ediyor.
İlgili ürünler
Anksiyete Terapisi
Duyguların Psikolojisi Ve Duygusal Zeka
Aslında birer bilimsel kategori olan duyguların hayatımızdaki merkezi rolü, duygusal zekanın keşfine karar ihmal edildi. Batı, duyguları yok sayıp aklı tek mutlak değer olarak kutsarken, Doğu da sahip olduğu zenginliğin farkına varmıyor, duyguların eğitimine gereken önemi vermiyordu. Oysa duyguları çözümleyebilmek kişinin kendini tanımasının ilk adımı idi. Nevzat Tarhan, Duyguların Psikolojisi‘nde insanın sahip olduğu olumlu ve olumsuz tüm duyguları tek tek çözümleyerek duygusal zeka kavramına farklı bir bakış getiriyor. Duygusal zekayı Doğunun ve Batının değeriyle yeniden yorumlayan yazar, duyguların eğitiminde yeni bir pencere açıyor.
Müzik Terapi
Müzik Terapi, insanlık tarihi boyunca pek çok hastalığın tedavisinde farklı formatlarda kullanılagelmiştir. Günümüzde Avrupa ülkelerinde ve ABD’de modern tıptan aldığı destekle özellikle ruhsal hastalıkların tedavisinde kapsayıcı tıbbın şemsiyesi altına giren etkin bir yöntemdir. Geçmişte Türk ve İslam dünyasında hatırı sayılır bir yere sahip olan Müzik Terapinin ülkemizdeki yeri, tarihte edindiği rol ile örtüşen ve daha da ötesine giden çeşitli çalışmalarla günden güne mesafe kat etmektedir.
"Müzik Terapi, ülkemizde ve dünyada trendi gitgide yükselen çok etkili bir terapi yöntemidir... Müzik Terapiyi basite indirgemeyip ciddi ve güçlü bir yaklaşım olduğunu bilerek hareket etmek gerekir. O yüzden Müzik Terapi uygulamalarının evrensel, bilimsel ve etik sınırlar içinde yapılması son derece önemlidir. Böyle olduğu takdirde müziğin o gizemli gücünden daha çok istifade etmek ve insanlık için biopsikososyospiritüel açıdan sınırsız seçenekler sunabilmek mümkün olabilecektir,” diyen Doç. Dr. Adnan Çoban Müzik Terapi’yi çağdaş tıbbın referanslarıyla destekleyerek bu konuda ülkemizde yer alan çalışmalara ışık tutmuştur.
Olağan Psikopatlar
Psikopat. Bu kelimeyi duyar duymaz katiller, sapıklar, intihar bombacıları üşüşüyor zihnimize. Ama filmlerdeki emsallerinin aksine, gerçek hayatta her psikopat şiddet yanlısı veya suça meyilli değil. Yeni araştırmalar her on CEO’dan birinin psikopat olduğunu söylüyor. Gülerek "Bilmem mi!" diyorsanız ekleyelim; cerrahlar, avukatlar, gazeteciler ve politikacılar arasında da psikopatlık hayli olağan. Psikopatların dünyasına yapacağınız bu afallatıcı yolculukta, Oxford Üniversitesi’nden Prof. Kevin Dutton, psikopatik eğilimlerin insanın doğasında olduğunu ortaya koyarken, toplumun da daha önce hiç olmadığı kadar psikopatlaştığını savunuyor. Zira korkusuzluk, kendine güven, cazibe, acımasızlık ve odaklılık gibi psikopatlarda öne çıkan özellikler 21. yüzyılda başarı kelimesinin üzerine terzinin diktiği ceket gibi oturuyor. Kevin Dutton, yüksek güvenlikli hastanelerin psikopati koğuşları, Budist tapınakları kapaktaki "ermiş" kelimesi maalesef nedensiz kullanılmadı ve komando eğitim kampları gibi yalnız özel izinle girilebilen sıra dışı yerlerde sayesinde bizzat yaptığı gözlemleri, beyin taraması gibi gelişmiş yöntemler ve benzeri bilimsel araştırmalarla harmanlayarak, başarılı bir cerrahla seri katil arasındaki çizginin aslında nasıl da ipince olduğunu gözlerimizin önüne seriyor. Her sayfası kışkırtıcı önermelerle dolu Olağan Psikopatlar, bizi o hep hor gördüğümüz, ama yeri geldiğinde faydalanmaktan da çekinmediğimiz karanlık yanımız ile tanıştırıyor.
Şeytan Etkisi
1971'de bir grup üniversite öğrencisi görünürde mahkumiyet psikolojisinin araştırıldığı bir deneye gönüllü olarak katıldı. Rasgele seçilmiş öğrencilerden bir kısmına gardiyan, bir kısmına da tutuklu rolü verildi. Stanford Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nün bodrum katında oluşturulan yapay bir hapishanede rollerini oynamak üzere deneye dahil olan öğrenciler, deney başladıktan kısa süre sonra bambaşka bir gerçeklik algısıyla rollerini içselleştirdiler. Bundan sonra yaşananlar ise psikoloji tarihinde bir mihenk taşına dönüştü. Stanford Hapishane Deneyi olarak bilinen bu çalışmanın mimarı Prof. Philip Zimbardo, durumsal güçlere ve sosyal dinamiklere bağlı olarak insanların ansızın nasıl canavarlara dönüşebildiğini kanıtlamıştı.
Daha da önemlisi, Stanford Hapishane Deneyi'nin ortaya koyduğu bulgular insanlık suçlarının bazı dinamiklerini açıklamaya yardımcı oldu. Aynı şekilde bu deney, Ruanda'daki katliamlardan Irak savaşında ABD askerlerinin özellikle Ebu Gureyb Hapishanesi'ndeki insanlık dışı zulümlerine kadar tarihimizde kayıtlı ve ne yazık ki önlenemez bir şekilde devamı gelen insanlık suçlarını sosyal psikolojik yönden, yetkenin ve güç algısının insan tutum ve davranışlarına zararları açısından ele alınabilir bir analiz seviyesine taşıdı.
"İyi" insanlara kötülük yaptıran şey nedir? Philip Zimbardo Şeytan Etkisi ile okuru bir yolculuğa çıkartıyor ve bu sorunun cevabını okurla birlikte bulmaya çalışıyor.
Filmleri çekilen, belgesellere konu olan, esinlenilerek romanlar yazılan Stanford Hapishane Deneyi'ni ve genel anlamda "kötülüğün psikolojisini" ele alan Şeytan Etkisi'ni okurken insanların nasıl başkalaşım geçirdiklerine tanıklık edecek, sizin de aslında o insanlardan farklı olmadığınızı düşündükçe tedirgin olacaksınız.
Toplum Psikolojisi Ve Empati
Dünya geçmiş asırlara göre daha müreffeh, fakat hayat standartlarının yükseldiği, zenginliklerin arttığı toplumlarda şiddet azalmıyor, hatta tam aksine artıyor. Her gün önünden geçtiğimiz bir toplumsal histeriyle karşı karşıyayız.
O halde toplum neden böyle oldu? Dünya topluluğu nereye gidiyor? Üstelik suçluların çoğu da akıl hastası değil. O halde sebep nedir? Tahammülsüzlük mü? “Öteki”nin duygusuna kayıtsızlık mı? Yoksa empati eksikliği ve bencillik yükselen bir trend haline mi geldi?
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Toplum Psikolojisi ve Empati’de dikkat çekici tespitlerde bulunuyor. Yazar, bireysel ve toplumsal şiddet ilişkisini irdelerken, hem geçmişteki toplumları inceliyor hem de günümüz toplumunu, bireyler üzerinden biyolojik ve psikolojik verilerle tahlil ediyor. Son yıllarda şiddet eğiliminin artışıyla birlikte ayyuka çıkan sosyal şizofreniyi ele alıyor, şizofreninin aslında bireyden topluma doğru yayıldığını ileri sürüyor ve buna çözüm önerileri getiriyor.
Toplum Psikolojisi ve Empati günümüzün toplumsal dertlerini anlamak ve bunları çözmek adına atılmış güçlü bir adım.
Totem Ve Tabu
Freud’a göre ilkel insan bizim çağdaşımız sayılır. Tarihöncesi çağlardaki insanların geçirdiği evreler, gündelik yaşamlar, sanatları, oluşturdukları söylenceler ve mitlerde gelişim sürecimizin önceki basamakları hakkında ciddi izlere rastlar, onlarda kendimize benzerlikler buluruz. Bugün bazı topluluklarda izlerine rastlansa da Freud’un deyimiyle dinsel-sosyal bir kurum olan totemizmin etkilerinin azalmasına karşılık, tabu konusu farklı biçimlere bürünerek de olsa azımsanmayacak derecede yakınımızda durur. Freud’un eserini kaleme alırken belirttiği gibi Totem ve Tabu, bu alanda ele alınan ilk ciddi çalışma olmasının yanıı sıra, psikanalizin bakışı açısı ve bulgulamalarıyla toplum psikolojisinin kemikleşmiş sorunlarına yönelik bir çözümleme denemesi; etnologlar, filologlar, folklorcular ve psikanalistler için kendi ilgi alanlarıyla bağlantıı kurabilecekleri bir köprü inşaasıdır.
Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak
Dale Carnegie'nin dünyanın her yerinde milyonlarca insan tarafından okunan kitabı Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak üzüntü alışkanlığının üstesinden gelmenize yardımcı olmayı amaçlamaktadır.
Carnegie'nin formülleri 2000'lerin hızla değişen dünyasında da gerçekten çok işe yarayacaktır. Bu formülleri uygulayarak;

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.