Sarı Lacivert Kurtuluş
₺420,00 Orijinal fiyat: ₺420,00.₺346,50Şu andaki fiyat: ₺346,50.
Futbolu yasaklayan Osmanlı Padişahı kimdir? İttihat ve Terakki’nin futbol merakının ve Fenerbahçe “sevdasının” arkasında ne vardır? Osmanlı dönemindeki Fenerbahçe-Galatasaray derbilerinin bilinmeyenleri nelerdir? Atatürk’ün Fenerbahçe’yi ziyaretinin “gizli amacı” nedir? Fenerbahçe’nin Kuruluş Tüzüğü’ndeki 2. Madde’nin sırrı nedir? Fenerbahçe Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’ya nasıl gizlice silah kaçırmıştır? Anadolu’ya geçerek Kurtuluş Savaşı’na katılmak isteyen Fenerbahçeli şehzade kimdir? İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington, Fenerbahçe’yi neden kapatmıştır? Atatürk’ün Büyük Taarruz öncesindeki “futbol planı” nedir? Fenerbahçe, Harrington Kupası’nı nasıl kazanmıştır? Atatürk futbolla ne kadar ilgilenmiştir? Hiç futbol maçı izlemiş midir? Atatürk Altay, Karşıyaka, Galatasaray ve Beşiktaş’la neden ve nasıl ilgilenmiştir? Atatürk’ün Fenerbahçeli olduğunun bilinmeyen 12 kanıtı nedir?
| Yayınevi |
İnkılap Kitabevi |
|---|---|
| Yazar |
Sinan Meydan |
| Sayfa Sayısı |
248 |
| Kağıt Cinsi |
1. Hamur |
| Baskı Yılı |
2023 |
| Boyut |
"14 ,00 X 21 ,00" |
| Cilt Tipi |
Karton Kapak |
3 adet stokta
İnkılap Kitabevi – Sarı Lacivert Kurtuluş
/n
Futbolu yasaklayan Osmanlı Padişahı kimdir? İttihat ve Terakki’nin futbol merakının ve Fenerbahçe “sevdasının” arkasında ne vardır? Osmanlı dönemindeki Fenerbahçe-Galatasaray derbilerinin bilinmeyenleri nelerdir? Atatürk’ün Fenerbahçe’yi ziyaretinin “gizli amacı” nedir? Fenerbahçe’nin Kuruluş Tüzüğü’ndeki 2. Madde’nin sırrı nedir? Fenerbahçe Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’ya nasıl gizlice silah kaçırmıştır? Anadolu’ya geçerek Kurtuluş Savaşı’na katılmak isteyen Fenerbahçeli şehzade kimdir? İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington, Fenerbahçe’yi neden kapatmıştır? Atatürk’ün Büyük Taarruz öncesindeki “futbol planı” nedir? Fenerbahçe, Harrington Kupası’nı nasıl kazanmıştır? Atatürk futbolla ne kadar ilgilenmiştir? Hiç futbol maçı izlemiş midir? Atatürk Altay, Karşıyaka, Galatasaray ve Beşiktaş’la neden ve nasıl ilgilenmiştir? Atatürk’ün Fenerbahçeli olduğunun bilinmeyen 12 kanıtı nedir?
İlgili ürünler
Abdülhamid
Kgb Kremlinin Gözleri
İnsan, var oldu.
Efendi oldu, ama çoğunlukla da köle oldu.
Sınıf, bir bakıma kader de oldu. Halklar ilk günden itibaren baskı, sömürü ve adaletsizlik ile kavgalı oldu. 1789’da ayaklandı, “özgürlük, eşitlik, kardeşlik!” dedi, kan döktü, can verdi, tiranları devirdi. Fransız Devrimi ile ümitlenir gibi olmuştu ki Sanayi Devrimi, eski düzeni yeniden kurdu; efendi yerine patron, köle yerine işçi geldi. Karl Marx diye biri çıktı. Kapitalizm bela, tarih dediğimiz sınıf mücadelesi dedi. Komünizm diye bir hayal kurdu. Sınıf değil kardeşlik, sömürü değil yoldaşlık olacaktı. Adeta bir dünya cenneti. Böyle bir dünya mümkün, “zincirlerinizden kurtulun!” dedi. Ve ekledi: “Kurtulun ve son bir devrim daha yapın!”
Rusya’da Lenin diye biri çıktı, “evet, mümkün!” dedi. Önce Çar’ı devirdi, sonra her şeyi. Rusya’yı yaptı Sovyetler Birliği. Olacaktı komünist bir dünya cenneti. Ancak bu, hayal edilenden çok farklı bir komünizmdi. Dikiş tutmadı, tutsun diye yaratıldı bir terör makinesi.
Adı KGB idi…
Daha iyi bir dünya adına yaktı, yıktı, ezdi geçti. Ezdikçe büyüdü, büyüdükçe daha çok ezdi. Devrimlerle darbelerle dünyanın yarısını ele geçirdi; herkesi izledi, herkesi dinledi; cennet idealinden yarattı bir korku devleti. Özgürlük adına özgürlükleri, insanlık adına insanları yok etti.
Bizzat kendisini besleyip büyütenleri bile…
Ve bir gün geldi, kendi elleriyle kurduğu cennet hayalini, cehenneme dönüşmüş bir kâbus olarak yine kendi elleriyle toprağa verdi.
Belki de bu, daha en başından itibaren yanlış yerde, yanlış zamanda yapılmış bir devrimin hikâyesiydi...
Kuşçubaşı Eşref (Benjamin Fortna)
Trablusgarp fedaisi, Batı Trakya savaşçısı, efsanevi Teşkilat-ı Mahsusa subayı, 150’lik…
Osmanlı’nın son dönemine damgasını vuran Kuşçubaşı Eşref, bugün hâlâ tartışılan bir karakter; kimilerinin görmezden geldiği, kimilerininse mitik hale getirdiği, tarihsel gerçeklik ile popüler hayal gücünün sınırları arasında flulaşan efsanevi bir figür. Dünyaca ünlü tarihçi Profesör Benjamin C. Fortna’nın, Kuşçubaşı’nın kendi eliyle kaleme aldığı hatıralar ve sandukasından çıkan şahsi belgelerden üzerinden yaptığı bu birinci sınıf çalışma, Kuşçubaşı hakkında bugüne kadar yazılan en detaylı ve güvenilir biyografi olma özelliğini taşıyor. Fortna, çalışmasını bireye merkezleyerek, devlet ve toplum arasındaki katı sınırları sorgulamaya ve çok daha incelikli bir tarihsel gerçekliğe varmaya kapı aralıyor.
“Sadakat, hıyanet, milliyet ve vatanperverlik gibi heybetli ve telaffuzu hoş kavramlar tekil insanların hayatlarına giydirilerek izah edilmeye çalışıldığında kağşarlar, keskinliklerini kaybederler. Eşref Bey kolayca kullanılan soyut kavramları sigaya çekmemizi sağlayan somut bir hayat yaşamıştır. İlaveten, yaşadığı zamanın dünyasını dostlarla ve düşmanlarla paylaşmıştır. Her insan bir ilişkiler ağının parçası, o halde her biyografide yan rollerde başka ilginç karakterler de boy göstermelidir. Nitekim Kuşçubaşı Eşref Bey biyografisinde kendisinden başka Mustafa Kemal, Enver, Cemal ve Hurşid paşaların, Süleyman Askerî ve Yakup Cemil’in, Çerkes Ethem’in, Ahmed’in, Reşid’in, Selim Sami’nin hikâyelerinin bazı cepheleri de saklıdır.”
Abdulhamit Kırmızı
“Ziyadesiyle mühim ve orijinal bir çalışma. Osmanlı İmparatorluğu’nun çetin ve travmatik geçen son on yılına emsalsiz bir iç bakış sunuyor.”
Erik-Jan Zürcher
Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik Ve Sosyal Tarihi – 1
Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, Osmanlı tarihini dünya tarihinin ayrılmaz bir parçası haline getiren Halil İnalcık’ın, orijinali Cambridge University Press tarafından yayınlanan eseridir.
Bu eser aynı zamanda, İkinci Dünya Savaşı’na dek siyasi ve askeri olaylardan ötesini sorgulamayan tarihçilik yaklaşımının, toplumsal ve ekonomik boyutların da katılarak zenginleşmesiyle değişen dünya tarihçiliğinin, Osmanlı tarihi bölümüne dair bir çalışma olarak düşünülüp kaleme alınmıştır. Bu çalışma, gelecek nesil tarihçiler için daha derinlemesine çalışmalar bekleyen yeni gündem maddelerini ve metodolojik örnekleri de içerir. Bu ilk ciltte Halil İnacık’ın 1300-1600 döneminin sosyal ve ekonomik tarihine dair, esere de damgasını vuran yaklaşımının ana hatları çiziliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi’nin ikinci cildi 2018 yılında okurlarla buluşacaktır.
Teşkilat’ın İki Silahşoru
Biri Meşrutiyet’in Silahşoru Dede Yakup Cemil
Diğeri Cumhuriyet’in Silahşoru Torun ‘’Yakup Cemil’’
“Soner Bey beni arıyormuşsunuz?”
Tanışmamız telefonda bu cümleyle başladı.
Tarih: 16 Haziran 1999.
“Tetiği çekene biz ‘Teğ-Men’ ya da ‘Çiftçi’ derdik. Bu şifreler
bize Teşkilatı Mahsusa’dan mirastı. Nasıl mı?
İki kompartıman çalıştık; 1-2-3 ve 4-5-6.
Ben 4’üm. Liege-Brüksel ve Rotterdam-Abnham hattı bizimdi.
Neler mi yaptık?
Operasyondan sonra ellerimizi kolonyalı mendillerle sildik...
Bunun eğitimini İzmir yakınlarında Amerikalılardan kalma bir
yerde aldım...”
İttihat ve Terakki’nin silahşoru Yakup Cemil’in kardeşi
Mehmed Hüsnü’nün torunuydu.
Sistemler, rejimler değişti; Teşkilat hep aynı kaldı.
Teşkilat’ın İki Silahşoru’nun 1903 yılında Pangaltı’da
başlayan 80 yıllık yazılmamış hikâyesi...
Türk Hava Gücü
Türk askeri havacılık tarihi, Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa’nın Kurmay Yarbay Süreyya Bey’i (İlmen) görevlendirmesinin ardından kurulan dört kişilik komisyondan 33 yılda müstakil orduya geçişin tarihidir. Türk ordusunun ilk uçaklarını aldığı, ilk pilotlarını yetiştirdiği, hava okulunu kurduğu ve hava teşkilatını oluşturduğu süreçten hemen sonra girdiği Balkan Savaşları’nda Türk askeri havacılığı büyük bir sınav vermiş, Kıtalararası Hava Seferi’nin gerçekleştirilmesinin ardından Birinci Dünya Savaşı’nda pek çok cephede önemli roller oynamıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde havacılık alanında yapılan çalışmalar ve edinilen tecrübeler Milli Mücadele yıllarında Türk havacılığının Anadolu’da yeniden kurulmasını sağlamıştır. Hava gücünün savaşlardaki etkisine şahit olan Cumhuriyet’in kurucuları, milli imkân ve kabiliyetleri de değerlendirerek askeri havacılığın sağlam temeller üzerinde yükselmesine özen göstermişlerdir. 1950 yılına gelindiğinde Türk Hava Kuvvetleri, Hava Harp Akademisi dışında bütün hava unsurlarını bünyesine alarak müstakil ve modern bir kuvvet olmuştur. Türk Hava Gücü, Türk askeri havacılığının Milli Mücadele yıllarında yeniden doğuşu, Cumhuriyet’e giden süreçteki köşe taşları ile müstakil kuvvet olma yolunda atılan adımlar için bir başvuru kaynağı.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.