Vücudunuz Hayır Diyorsa ; Duygusal Stresin Bedelleri
₺595,00 Orijinal fiyat: ₺595,00.₺505,00Şu andaki fiyat: ₺505,00.
Hastalık, rahatsız edici bir durumdur. İnsanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. Özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar. Eskilerin bilgeliğine dayanan sezgiler ve öğretiler, fiziksel rahatsızlıkları kişinin kişilik yapısıyla, psikolojik durumuyla, özellikle de stresle ilişkilendirir. Oysa modern tıp, söz konusu zihin ve beden olduğunda, kişinin hastalık başlamadan önceki duygusal şartlarını veya bunların hastalığın seyrini ve nihai durumunu nasıl etkilediğini gözden kaçırabilmektedir. Bu kitap stresin, özellikle de çocukluk yıllarımızdan gelen ve özbenliğimizin bir parçası zannedilebilecek kadar derin ve ustaca yerleştirilmiş şartlanmalar sonucunda bilinçsizce yarattığımız gizli streslerin sağlığımız üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Peki stres hastalığa nasıl dönüşür? Duygusal stresin bedelleri nelerdir? Duygularımızı bastırmak bize neler kaybettirir? İçimizdeki bastırma dinamikleri nasıl çalışır? İnsanların yaşamlarını şartlandırma biçimleri hastalıklarına nasıl katkı sağlar? Dr. Gabor Maté zihin ile bedenin aslında nasıl bir bütün oluşturduğunu, hastalarının yaşamöyküleri aracılığıyla ve herkesin anlayabileceği bilimsel veriler ışığında açıklıyor. Zihin ile bedenin etkileşimine, yaşam boyu hastalıkta ve sağlıkta duygularla fizyolojinin ayrılmaz bütünlüğüne dikkat çekerken, multipl skleroz, romatizma, kanser, Alzheimer vaka analizlerinden çarpıcı örnekler sunuyor. Sağlığını geri kazanmak ve korumak isteyen herkes için vazgeçilmez bir okuma.
| Yayınevi | İletişim Yayınevi |
|---|---|
| Yazar | Gabor Mate |
| Sayfa Sayısı | 382 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2021 |
| Boyut | “13, 00 X 19, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
5 adet stokta
İletişim Yayınevi – Vücudunuz Hayır Diyorsa ; Duygusal Stresin Bedelleri
/n
Hastalık, rahatsız edici bir durumdur. İnsanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. Özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar. Eskilerin bilgeliğine dayanan sezgiler ve öğretiler, fiziksel rahatsızlıkları kişinin kişilik yapısıyla, psikolojik durumuyla, özellikle de stresle ilişkilendirir. Oysa modern tıp, söz konusu zihin ve beden olduğunda, kişinin hastalık başlamadan önceki duygusal şartlarını veya bunların hastalığın seyrini ve nihai durumunu nasıl etkilediğini gözden kaçırabilmektedir. Bu kitap stresin, özellikle de çocukluk yıllarımızdan gelen ve özbenliğimizin bir parçası zannedilebilecek kadar derin ve ustaca yerleştirilmiş şartlanmalar sonucunda bilinçsizce yarattığımız gizli streslerin sağlığımız üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Peki stres hastalığa nasıl dönüşür? Duygusal stresin bedelleri nelerdir? Duygularımızı bastırmak bize neler kaybettirir? İçimizdeki bastırma dinamikleri nasıl çalışır? İnsanların yaşamlarını şartlandırma biçimleri hastalıklarına nasıl katkı sağlar? Dr. Gabor Maté zihin ile bedenin aslında nasıl bir bütün oluşturduğunu, hastalarının yaşamöyküleri aracılığıyla ve herkesin anlayabileceği bilimsel veriler ışığında açıklıyor. Zihin ile bedenin etkileşimine, yaşam boyu hastalıkta ve sağlıkta duygularla fizyolojinin ayrılmaz bütünlüğüne dikkat çekerken, multipl skleroz, romatizma, kanser, Alzheimer vaka analizlerinden çarpıcı örnekler sunuyor. Sağlığını geri kazanmak ve korumak isteyen herkes için vazgeçilmez bir okuma.
İlgili ürünler
Anksiyete Terapisi
Bağımlılık
Bu Takıntılı Düşüncelerle Ne Yapacağım?
Değer yargılarınıza ters, uygunsuz, tuhaf düşünceler mi musallat
oluyor zihninize?
• Kimliğinize aykırı, örneğin saldırganca dürtüler hissettiğinizde
bunlara ilişkin görüntü ve imajlar mı beliriyor zihninizde?
• Zihninizde âdeta kendiliğinden beliren bu tür rahatsız edici,
istenmeyen düşünce, imge ve dürtüleriniz daha çok dini, cinsel ya
da felsefi konularla mı ilgili?
• Kendinizi, en kutsal saydığınızı tahrip ederken ya da kendinize
ve en yakınınızdakilere zarar verirken mi hayal ediyorsunuz?
Bunları yapabileceğinizden korkup önlemler mi alıyorsunuz? Ya
da bunlar aklınızdan geçtiği anda, o düşüncelerden kaçabilmek için çeşitli ritüeller mi geliştiriyorsunuz?
• Bu düşünce, imge ve dürtüler kimseye açamayacağınız kadar aykırı mı sizce? Ya da durumunuzu yakınlarınızla paylaşmak hiçbir şeyi değiştirmedi mi?
• Rahatsız edici bu düşünce, imge ve dürtülerinizi tehlikeli mi buluyorsunuz? Bu durumun eninde sonunda bir felaketle mi
sonuçlanacağına inanıyorsunuz?
• Sizce bu düşünce, dürtü ve imgelerinizden sorumlu musunuz?
• Bu düşünce, imge ve dürtüler sizi delirtebilir mi?
• Ne kadar kaçsanız, reddetseniz de zihninize tekrar tekrar gelen bu
düşünce ve imgelerden nasıl kurtulacağınızı bilemiyor musunuz?
Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar’ın editörlüğünde hazırlanan Hayatı
Anlamak Serisi ’nin bu beşinci kitabında Prof. Dr. Kadir Özdel, insan
zihnine âdeta kendiliğinden gelen rahatsız edici düşüncelerin nasıl
obsesif kompulsif bozukluğa dönüştüğünü anlatıyor. Bilişsel Davranışçı Psikoterapi`yi esas alarak hazırladığı değerlendirme anketleri
ve çözüm uygulamaları ile bu konuda kendi kendinize nasıl yardım
edebileceğinizi adım adım gösterirken, insanın en karanlık gizlerinden birini aydınlatıyor:
Zihniniz, zehirsiz de olsa yılanların dolandığı bir bahçeyse, o bahçede
nasıl sağlıklı yaşarsınız?
Duyguların Psikolojisi Ve Duygusal Zeka
Aslında birer bilimsel kategori olan duyguların hayatımızdaki merkezi rolü, duygusal zekanın keşfine karar ihmal edildi. Batı, duyguları yok sayıp aklı tek mutlak değer olarak kutsarken, Doğu da sahip olduğu zenginliğin farkına varmıyor, duyguların eğitimine gereken önemi vermiyordu. Oysa duyguları çözümleyebilmek kişinin kendini tanımasının ilk adımı idi. Nevzat Tarhan, Duyguların Psikolojisi‘nde insanın sahip olduğu olumlu ve olumsuz tüm duyguları tek tek çözümleyerek duygusal zeka kavramına farklı bir bakış getiriyor. Duygusal zekayı Doğunun ve Batının değeriyle yeniden yorumlayan yazar, duyguların eğitiminde yeni bir pencere açıyor.
İnsan İnsana
Bir İnsanın İlişkilerinin Niteliği, O İnsanın Yaşamının Kalitesini Belirler.
İnsan, ilişkileri içinde sürekli olarak “yeniden tanımlanan” bir varlıktır. İnsan ilişkilerinin temelini ise iletişim süreçleri oluşturur.
İki insan birbirinin farkına vardığı anda iletişim başlar. Aynı sosyal ortam içinde yer alan kişilerin söyledikleri sözler ve hareketleri kadar, hareketsizlikleri, susmaları, beden duruşları ve yüz ifadeleri, hepsi anlamlı birer mesaj oluşturur. İyi bir dinleyici, iletişim kurduğu kişinin yalnız söylediklerini değil, yüzü, eli, kolu ve bedeniyle yaptıklarını da “duyar.”
Bir aracın sürücüsü, yolda kendinden başka araç yokmuş gibi davranırsa, trafik kazası olur. Bir kişi konuşurken, karşısındakini nasıl etkilediğini düşünmeden, kendi bildiği yönde istediğini söylerse “iletişim kazası” ortaya çıkar. İlişkilerimizde, verdiğimiz mesajların sorumluluğunun bilincinde olmamız, iletişim kazalarını önler.
Bu varsayım toplumsal düzeyde de geçerlidir. Kişi farkında olsun ya da olmasın, toplumla da sürekli ilişki içindedir. Bir toplumda “Herkes benim gibi düşünmelidir, benim düşünce tarzım en doğrusudur,” tutumu ağır basarsa, akılcı tartışmalar yerine duygusal çatışmalar ortaya çıkar.
İnsan hayatını mercek altına alıp, insana dair her hikâyeden bir anlam çıkarabilen bilgeliğiyle değerli Doğan Cüceloğlu, kimliklerin ötesinde, canların temas içinde olduğu “insan insana” bir ilişkinin mümkün olduğunu bize hatırlatıyor. Kalıpları tekrarlamaktan kurtulabilmeniz, insan ilişkilerine anlamsal zenginliği ve derinliği getirebilmeniz için iletişim süreçlerini uygun ve etkili bir biçimde uygulamanıza yönelik bilgi ve becerileri sunuyor.
İletişim sorunlarını çözmeden doyumlu bir yaşam sürdürmenin olanaksız olduğunun ve insanın isterse kendini değiştirip geliştirebileceğinin altını çiziyor.
Müzik Terapi
Müzik Terapi, insanlık tarihi boyunca pek çok hastalığın tedavisinde farklı formatlarda kullanılagelmiştir. Günümüzde Avrupa ülkelerinde ve ABD’de modern tıptan aldığı destekle özellikle ruhsal hastalıkların tedavisinde kapsayıcı tıbbın şemsiyesi altına giren etkin bir yöntemdir. Geçmişte Türk ve İslam dünyasında hatırı sayılır bir yere sahip olan Müzik Terapinin ülkemizdeki yeri, tarihte edindiği rol ile örtüşen ve daha da ötesine giden çeşitli çalışmalarla günden güne mesafe kat etmektedir.
"Müzik Terapi, ülkemizde ve dünyada trendi gitgide yükselen çok etkili bir terapi yöntemidir... Müzik Terapiyi basite indirgemeyip ciddi ve güçlü bir yaklaşım olduğunu bilerek hareket etmek gerekir. O yüzden Müzik Terapi uygulamalarının evrensel, bilimsel ve etik sınırlar içinde yapılması son derece önemlidir. Böyle olduğu takdirde müziğin o gizemli gücünden daha çok istifade etmek ve insanlık için biopsikososyospiritüel açıdan sınırsız seçenekler sunabilmek mümkün olabilecektir,” diyen Doç. Dr. Adnan Çoban Müzik Terapi’yi çağdaş tıbbın referanslarıyla destekleyerek bu konuda ülkemizde yer alan çalışmalara ışık tutmuştur.
Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak
Dale Carnegie'nin dünyanın her yerinde milyonlarca insan tarafından okunan kitabı Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak üzüntü alışkanlığının üstesinden gelmenize yardımcı olmayı amaçlamaktadır.
Carnegie'nin formülleri 2000'lerin hızla değişen dünyasında da gerçekten çok işe yarayacaktır. Bu formülleri uygulayarak;

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.