Milli İstihbarat Teşkilatı (1826-2023)
₺475,00 Orijinal fiyat: ₺475,00.₺385,00Şu andaki fiyat: ₺385,00.
Modern Türk istihbaratının bilinmeyenlerini keşfedeceğiniz bir yolculuğa hazır olun. İstihbarat tarihçisi Polat Safi, sizleri Türk istihbarat dünyasının derinliklerine götürüyor. 1826’dan 2023’e uzanan yaklaşık iki yüz yıllık bir sürecin merkezine Milli İstihbarat Teşkilatı’nı (MİT) yerleştiriyor.
Milli İstihbarat Teşkilatı (1826-2023) önce Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine devreden istihbarat mirasını gün yüzüne çıkarıyor: Osmanlı gizli polis teşkilatından II. Abdülhamit’in hafiye sistemine, Teşkilat-ı Mahsusa’dan II. Şube’ye ve oradan Milli Mücadele yıllarındaki Karakol, Mim Mim ve Felah Gruplarına uzanan geniş bir incelemeyi sizlerle buluşturuyor. Ardından Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti’nin (MAH) kuruluşundan Milli İstihbarat Teşkilatı’na geçişe ve oradan günümüze kadar uzanan yaklaşık yüz yıllık bir dönemin istihbarat dünyasını aydınlatıyor.
Yakın tarih anlatılarına istihbarat boyutunu ekleyen Polat Safi, bu kapsamda bir dedektif gibi iz sürerek 6-7 Eylül Olayları, CIA’in 12 Eylül darbesine etkisi, el-Kaide’nin Türkiye’deki ilk eylemleri, PKK-Ermenistan ilişkisi gibi birçok önemli olay, operasyon ve kurum üzerindeki gizem perdesini kaldırıyor. Ayrıca Şükrü Ali Ögel, Fuat Balkan, Behçet Türkmen, Fuat Doğu, Hamza Gürgüç gibi isimlerle ilgili daha önce gün yüzüne çıkmamış bilgiler veriyor.
Ve 2010 sonrası… MOSSAD ile HUMINT protokolünün sonlandırılması; Hakan Fidan’ın kimliği; MİT’teki idari, teknik, hukuki ve operatif dönüşüm; Suriye, Irak, Libya, Karabağ ve Somali’deki faaliyetleriyle istihbarat diplomasisi çalışmaları; FETÖ, PKK ve DEAŞ’a karşı yürütülen mücadele; Rusya Federasyonu, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve İran’a karşı icra edilen istihbarata karşı koyma operasyonları; paramiliter faaliyetler ve lider kadrolara yönelik hedef odaklı operasyonlar gibi birçok önemli konuya dair hem merakınızı giderecek hem de ilgi uyandıracak ayrıntıları bu kitapta bulabileceksiniz.
Yerli ve yabancı arşivler yanında daha önce yayımlanmamış MİT Arşiv vesikaları kullanılarak hazırlanan Milli İstihbarat Teşkilatı (1826-2023) ile Türk istihbarat tarihi adeta yeni baştan yazılıyor. Türk istihbaratını dünya istihbarat tarihinin bir parçası yapmaya aday Kronik Kitap Gizli Teşkilatlar Serisi’nin bu yeni çalışması istihbarat tarihi meraklıları, gizemin ve bilinmeyenin peşinden gidenler için bir başucu eseri.
| Yayınevi | Kronik Kitap |
|---|---|
| Yazar | Polat Safi |
| Sayfa Sayısı | 528 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2023 |
| Boyut | “13, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
5 adet stokta
Kronik Kitap – Milli İstihbarat Teşkilatı (1826-2023)
/n
Modern Türk istihbaratının bilinmeyenlerini keşfedeceğiniz bir yolculuğa hazır olun. İstihbarat tarihçisi Polat Safi, sizleri Türk istihbarat dünyasının derinliklerine götürüyor. 1826’dan 2023’e uzanan yaklaşık iki yüz yıllık bir sürecin merkezine Milli İstihbarat Teşkilatı’nı (MİT) yerleştiriyor.
Milli İstihbarat Teşkilatı (1826-2023) önce Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine devreden istihbarat mirasını gün yüzüne çıkarıyor: Osmanlı gizli polis teşkilatından II. Abdülhamit’in hafiye sistemine, Teşkilat-ı Mahsusa’dan II. Şube’ye ve oradan Milli Mücadele yıllarındaki Karakol, Mim Mim ve Felah Gruplarına uzanan geniş bir incelemeyi sizlerle buluşturuyor. Ardından Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti’nin (MAH) kuruluşundan Milli İstihbarat Teşkilatı’na geçişe ve oradan günümüze kadar uzanan yaklaşık yüz yıllık bir dönemin istihbarat dünyasını aydınlatıyor.
Yakın tarih anlatılarına istihbarat boyutunu ekleyen Polat Safi, bu kapsamda bir dedektif gibi iz sürerek 6-7 Eylül Olayları, CIA’in 12 Eylül darbesine etkisi, el-Kaide’nin Türkiye’deki ilk eylemleri, PKK-Ermenistan ilişkisi gibi birçok önemli olay, operasyon ve kurum üzerindeki gizem perdesini kaldırıyor. Ayrıca Şükrü Ali Ögel, Fuat Balkan, Behçet Türkmen, Fuat Doğu, Hamza Gürgüç gibi isimlerle ilgili daha önce gün yüzüne çıkmamış bilgiler veriyor.
Ve 2010 sonrası… MOSSAD ile HUMINT protokolünün sonlandırılması; Hakan Fidan’ın kimliği; MİT’teki idari, teknik, hukuki ve operatif dönüşüm; Suriye, Irak, Libya, Karabağ ve Somali’deki faaliyetleriyle istihbarat diplomasisi çalışmaları; FETÖ, PKK ve DEAŞ’a karşı yürütülen mücadele; Rusya Federasyonu, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve İran’a karşı icra edilen istihbarata karşı koyma operasyonları; paramiliter faaliyetler ve lider kadrolara yönelik hedef odaklı operasyonlar gibi birçok önemli konuya dair hem merakınızı giderecek hem de ilgi uyandıracak ayrıntıları bu kitapta bulabileceksiniz.
Yerli ve yabancı arşivler yanında daha önce yayımlanmamış MİT Arşiv vesikaları kullanılarak hazırlanan Milli İstihbarat Teşkilatı (1826-2023) ile Türk istihbarat tarihi adeta yeni baştan yazılıyor. Türk istihbaratını dünya istihbarat tarihinin bir parçası yapmaya aday Kronik Kitap Gizli Teşkilatlar Serisi’nin bu yeni çalışması istihbarat tarihi meraklıları, gizemin ve bilinmeyenin peşinden gidenler için bir başucu eseri.
İlgili ürünler
Anadolu Türk Beylikleri
Anadolu Beylikleri Dönemi, 1071 Malazgirt Zaferi sonrasında başlayıp Osmanlı Devleti’nin Anadolu’da birliği sağladığı yıllara kadar devam eden uzun bir tarihî süreçtir.
Bu süreçte Anadolu’daki şehirler siyasî, ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden gelişmiştir. Anadolu’da kurulan Türkmen Beylikleri sayesinde Türkçeye önem verilmiş ve Türkçenin gelişmesine katkı sağlanmıştır. Denizlerde ve deniz ticaretinde büyük gelişmeler yaşanmış ve böylece ilk denizcilik faaliyetleri de bu dönemde başlamıştır. Ahî teşkilatı yaygınlaşmış zanaatın ve sosyal hayatın gelişmesine katkı sağlamıştır. Bu dönemde Selçuklular zamanında fethedilemeyen Anadolu şehir ve kasabalarının fethi sağlanmış ayrıca imar faaliyetleri hız kazanmış ve çok sayıda medrese, cami, mescid, çeşme, köprü, külliye vs. sosyal yapılar inşa edilmiştir.
Şu an üniversitelerimizin ilgili bölümlerinde okutulan Anadolu Türk Beylikleri Tarihi dersi için uygun bir kitap bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu dönemin tarihi ile ilgili olarak tarih meraklılarına, tarih öğretmenlerine, üniversite öğrencilerine yetebilecek nitelikte bir eser mevcut değildir. Özellikle son yıllarda bu konuda bize ulaşan talepleri de dikkate alarak böyle bir eseri hazırlamaya karar verdik. Sonucunda da elinizdeki bu kitap ortaya çıkmış oldu. Burada görsel malzemelerle sunulmuş toplam 30 Anadolu Türk Beyliği’nin tarihini bulacaksınız. Kitap, ayrıca dönemin kaynaklarını tanıtıp bunlar üzerinde yapılan çalışmalardan bahsederken bu zamana kadar Anadolu Beylikleri Tarihi ile ilgili çalışmalar hakkında bilgi vermektedir. Bunun dışında kitapta, kültürel ve sosyal hayat, ekonomik hayat, askerî teşkilat ve siyasî teşkilat hakkında da bilgiler bulacaksınız.
Anadolu Türk Tarihi 1 / Büyük Selçuklu Devleti
Bozkırın Asenaları: Türk Tarihinin Kadın Liderleri
Uçsuz bucaksız bozkırda var olma mücadelesinde Türkleri başarıya götüren en önemli özellik kadın ve erkeğin birbirlerini tamamladıklarına olan inançları olmuştur. Türk toplumunda yazılı olmayan ancak her bireyin uymak zorunda olduğu kuralları ifade eden töre; sosyal, siyasi, askerî ve iktisadi hayatta kadın ve erkeğin hak ve yetkilerini liyakat ve adalet esasına göre belirlemiştir.
Aileden devlete giden yapıda ve var olma mücadelesinde, hayatın getirdikleri ile birlikte mücadele etme anlayışından hareket edilerek, kadın daima erkeğinin yanında yer almış; hem aileyi hem de yeri geldiğinde devleti yönetmiştir. İşte bu anlayışın bir yansıması ve sonucu olarak da Türk tarihinde onlarca kadın tahta geçip devleti yönetmiştir.
Prof. Dr. Muallâ Uydu Yücel’in Bozkırın Asenaları/Türk Tarihinde Kadın Liderler adlı bu çalışmasında, MÖ. 6. yüzyılda yaşayan Türk tarihinin ilk hükümdarı Tomris Hatun’dan, Kırgızların 19. yüzyıldaki bağımsızlık mücadelesinin yılmaz neferi Kurbancan Datha’ya; Sabar Kağanlığı’nın muktedir gücü Boğarık Hatun’dan, Abbâsî Devleti’ni yöneten Valide Sultan Şağab Hatun’a; Büyük Selçuklu Devleti’nin son terken hatunu Gevher Hatun’dan, Türkiye Selçukluları Sultanı I. Kılıçarslan’ın ömrünü oğluna adayan eşi Ayşe Hatun’a; Hindistan’ın kahraman kadın hükümdarı Raziye Begüm Sultan’dan, Kayı boyunun dirayetli hatunu Hayme Ana’ya kadar “Altun Özük Uz Hatun: Altın Gibi Temiz, Akıllı ve Bilgili Hatun” ünvanını hak eden bütün kadın hükümdarlarımız anlatılmaya çalışılmıştır. Yücel’in bu kitabı yazmaktaki amacı, tarihimizin güçlü kadınlarının çok az bilinen hayat hikâyelerini bir araya getirerek günümüz nesline yeniden hatırlatmaktır.
İkinci Yüzyılda Yeniden Atatürk
Bazı şeyler vardır ki bir kanunla, bir emirle, bir düdük çalarak düzeltilebilir. Ama bazı şeyler vardır ki, kanunla, emirle milletçe omuz omuza boğuştuğunuz halde düzelmezler.
Fesi atar şapkayı giyer; ama alnında fesin izi vardır.
Siz sarıkla gezmeyi yasaklarsınız, kimse sarıkla dolaşmaz. Ama bazı insanların başındaki görünmeyen sarıkları yok edemezsiniz. Çünkü onlar o zihniyetin içindedir. Zihniyet, binlerce yılın birikimidir. O birikimi bir anda yok edemezsiniz, boğuşursunuz onunla sadece. Yeni bir zihniyet, yeni bir ahlak yerleştirinceye kadar boğuşursunuz ve sonunda muvaffak olursunuz…
Boğuşuyoruz ve boğuşa boğuşa yeneceğiz. Önemli olan burasıdır. Yani, boğuşmaktan yorulmamak, umutsuzluğa düşmemektir. Milletler boğuşa boğuşa ilerlerler, yorulan, umutsuzluğa düşen yenilir. Biz inanıyoruz, inandığımız şey doğrudur, yenidir, ileridir. Öyleyse eskiyi, geriyi, işe yaramazı mutlaka yeneceğiz demektir. Çünkü bunun başka çaresi yoktur. Yaşamak kanunu budur.
Mustafa Kemal Atatürk
Kgb Kremlinin Gözleri
İnsan, var oldu.
Efendi oldu, ama çoğunlukla da köle oldu.
Sınıf, bir bakıma kader de oldu. Halklar ilk günden itibaren baskı, sömürü ve adaletsizlik ile kavgalı oldu. 1789’da ayaklandı, “özgürlük, eşitlik, kardeşlik!” dedi, kan döktü, can verdi, tiranları devirdi. Fransız Devrimi ile ümitlenir gibi olmuştu ki Sanayi Devrimi, eski düzeni yeniden kurdu; efendi yerine patron, köle yerine işçi geldi. Karl Marx diye biri çıktı. Kapitalizm bela, tarih dediğimiz sınıf mücadelesi dedi. Komünizm diye bir hayal kurdu. Sınıf değil kardeşlik, sömürü değil yoldaşlık olacaktı. Adeta bir dünya cenneti. Böyle bir dünya mümkün, “zincirlerinizden kurtulun!” dedi. Ve ekledi: “Kurtulun ve son bir devrim daha yapın!”
Rusya’da Lenin diye biri çıktı, “evet, mümkün!” dedi. Önce Çar’ı devirdi, sonra her şeyi. Rusya’yı yaptı Sovyetler Birliği. Olacaktı komünist bir dünya cenneti. Ancak bu, hayal edilenden çok farklı bir komünizmdi. Dikiş tutmadı, tutsun diye yaratıldı bir terör makinesi.
Adı KGB idi…
Daha iyi bir dünya adına yaktı, yıktı, ezdi geçti. Ezdikçe büyüdü, büyüdükçe daha çok ezdi. Devrimlerle darbelerle dünyanın yarısını ele geçirdi; herkesi izledi, herkesi dinledi; cennet idealinden yarattı bir korku devleti. Özgürlük adına özgürlükleri, insanlık adına insanları yok etti.
Bizzat kendisini besleyip büyütenleri bile…
Ve bir gün geldi, kendi elleriyle kurduğu cennet hayalini, cehenneme dönüşmüş bir kâbus olarak yine kendi elleriyle toprağa verdi.
Belki de bu, daha en başından itibaren yanlış yerde, yanlış zamanda yapılmış bir devrimin hikâyesiydi...
Milli Mücadele Tarihi 1908 – 1923
Tarih alanında dünyanın tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Halil İnalcık’ın kaleminden Millî Mücadele Tarihi.
İnkılâp tarihini bir bütün olarak kavrayabilmek için 1908 yılındaki II. Meşrutiyet’in ilanından başlanması gerektiğini söyleyen İnalcık, ilk olarak 1908-1918 arasındaki belli başlı gelişmeleri kuşbakışı bir perspektifle ele alıyor. Bu çerçevede imparatorluğu kurtarmak için Osmanlılık ve Türkçülük akımlarının gelişimini, İttihat ve Terakki’nin iktidar sürecini, I. Dünya Savaşı’ndaki gelişmeleri ve savaş bitiminde memleketin işgaline giden aşamaları irdeliyor.
İzmir’in işgali ve sonrasında Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçişi ile başlayan süreç Türk Kurtuluş Savaşı’nın odağını oluşturmaktadır. Bu çerçevede İnalcık, millî iradenin hâkim olması için Erzurum ve Sivas kongreleri ile başlayan mücadelenin 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı ile ivme kazandığını ve sonrasında Doğu, Güneydoğu ve Batı Anadolu’da Mustafa Kemal liderliğindeki Türk ordusunun elde ettiği başarılar ile saltanatın kaldırılması ile neticelendiğini ortaya koyuyor. İnönü Muharebeleri, Sakarya Muharebesi ve Büyük Taarruz’dan başarılı bir netice elde eden Ankara Hükümeti’nin 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile siyasi olarak mevcudiyetini dünya kamuoyuna tescil ettirdiğini gösteriyor.
Millî Mücadele Tarihi, Halil İnalcık’ın kaleminden 1908-1923 yılları arasında millî iradenin hâkim kılınmasının aşamalarını ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bu aşamalardaki etkin liderliğinin detaylı anlatımı.
Selahaddin’den Baybars’a Eyyubiler – Memluklar (1193-1260)
Eyyübîler Devleti'nin Selahaddin devri hakkında çok sayıda monografi yazılmıştır. Buna karşılık Selahaddin' den sonraki döneme (1193-1260) dair çalışma çok azdır. Henüz devrin tarihi ayrıntılı olarak ortaya konmamıştır.
Bu hususu göz önüne alarak, bu kitapta devrin siyası, kültür ve ilim tarihini ana kaynaklara dayanarak ayrıntılı bir şekilde yazmaya çalıştık. Eyyübîlerin son on yılının tarihi, onların memlukları tarafından kurulan Memluklar Devleti'nin kuruluş devri (1250-1260 arası) tarihiyle irtibatlı olduğu için Memlukların ilk on yıllık tarihini de anlattık. Okuyucunun ibretle göreceği gibi, siyası çalkantılara rağmen Eyyübîler ile Memluklar, Haçlılara ve Moğollara karşı Ortadoğu'daki Türk-İslam medeniyetini, Selahaddin'in kurduğu siyasi birliği başarıyla korumuşlardır.
Bu devir, hatta Memluklar devri siyası çalkantılara rağmen kültür ve ilim tarihi bakımından son derece verimli geçmiştir. Çok sayıda ilim adamı değerli eserler vermişlerdir. Sanat değeri yüksek mimarı eserler meydana getirilmiştir. Bugün bu eserlerin önemli kısmı hala ayaktadır. Eyyübîler devri aynı zamanda Türk hakimiyetinin, kültürünün Ortadoğu Arap ülkelerinde yayılma, yerleşme devri olduğu gibi Osmanlı hakimiyetine de zemin hazırlamıştır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.