Ravzanın Yıldızları
₺275,00 Orijinal fiyat: ₺275,00.₺234,00Şu andaki fiyat: ₺234,00.
Yıldızlar vardır, hem yolunuzdur hem rehberiniz. Onlar ki, Ravza semasının yıldızları, Asr-ı Saadet ışıklarıdır.
Sadakatin ve dost olabilmenin ne demek olduğunu Sıddıkiyet ve Yar-ı Gar olma güzelliğiyle Hz. Ebu Bekir ile tanıyacağız. Resulullah’ın incisi, dostluğun ne olduğunu unutanlara Ravza’dan bir ışık verecek.
Dağları titreten, çöl kumlarını terleten Hz. Hamza, imani cesaretin ve Allah’a bağlılığın slogan işi değil iman-ı aşkın kefareti olduğunu, şehadete bilek gücüyle değil yürek gücüyle yürüneceğini haykıracak. Uhud’dan tüm yeryüzünü yakacaktır.
Selman-ı Farisi’de dayanılmaz yollara dayanmakta zorlanacak, onun nazarında Resulullah Efendimize bakarmış gibi içiniz şerha şerha yarılacak. Görünmez bir el içinizdeki yanışın ferahlığına bir bardak zemzem uzatacak.
| Yayınevi | Kapı Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Sinan Yağmur |
| Sayfa Sayısı | 320 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2019 |
| Boyut | “13, 00 X 19, 00″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Kapı Yayınları – Ravzanın Yıldızları
/n
Yıldızlar vardır, hem yolunuzdur hem rehberiniz. Onlar ki, Ravza semasının yıldızları, Asr-ı Saadet ışıklarıdır.
Sadakatin ve dost olabilmenin ne demek olduğunu Sıddıkiyet ve Yar-ı Gar olma güzelliğiyle Hz. Ebu Bekir ile tanıyacağız. Resulullah’ın incisi, dostluğun ne olduğunu unutanlara Ravza’dan bir ışık verecek.
Dağları titreten, çöl kumlarını terleten Hz. Hamza, imani cesaretin ve Allah’a bağlılığın slogan işi değil iman-ı aşkın kefareti olduğunu, şehadete bilek gücüyle değil yürek gücüyle yürüneceğini haykıracak. Uhud’dan tüm yeryüzünü yakacaktır.
Selman-ı Farisi’de dayanılmaz yollara dayanmakta zorlanacak, onun nazarında Resulullah Efendimize bakarmış gibi içiniz şerha şerha yarılacak. Görünmez bir el içinizdeki yanışın ferahlığına bir bardak zemzem uzatacak.
İlgili ürünler
Çare
Hayat birbirinden ilginç ve ibretli olaylarla doludur. Yeni Bir Hayat, tecrübeli bir eğitimcinin karşılaştığı birbirinden güzel ve ders yüklü olayları anlatıyor. Şu karmakarışık dünyada, kendisine bir çıkış yolu bulmuş ve "yeni bir hayat"a başlamış insanların huzur dolu dünyalarını işleyen yazar, henüz ümitlerin bitmediğini, çarelerin tükenmediğini ve keşfedilecek nice cevherin bulunduğunu gösteriyor. Kitapta, başıboş bir genç iken doğru yolu bularak imrenilecek bir hayat yaşayan Düzceli Mehmet’in şehit oluşundan başlayarak Kıbrıs Savaşında pilotumuza yol gösteren Mahzenli Ali Efendi’ye kadar heyecan verici, yaşanmış hayat hikâyeleri bulunuyor. Bu gerçek hikâyeleri, defalarca okuyacak, bıkmayacaksınız
Hacı Bektaş
İlahi Söz
Dünyanın pek çok ülkesinde ilgiyle takip edilen Nouman Ali Khan’ın Kur’an-ı Kerim’in anlaşılması ve hayata aktarılması için gösterdiği çaba bu defa bambaşka bir kitapla okurla buluşuyor: İlahî Söz/Kur’an’ın Edebî Dilini Keşfetmek
Nouman Ali Khan ve öğrencisi Sharif Randhawa’nın Kur’an’ın dili ve edebî özellikleri üzerine yıllardır yaptıkları çalışmalar neticesinde birlikte kaleme aldıkları eser, Kur’an’ın emsalsiz diline, üslubuna, ritim ve kafiye düzeneğine etkileyici bir pencere açıyor. Ayetlerin simetrisine, kullanılan benzetmelere ve aktarılan mesellere bambaşka bir gözle bakmamızı sağlayan bu ayrıntılar her okuyuşumuzda Kur’an’ın başka bir mucizesini görmemizi sağlıyor.
İlahî Söz, Kur’an dilinin mucizevi yönüne, kelime yapısı hem de kelimelerin kullanımı ve dili açısından deliller getirerek okurlarını Kur’an’ın, Rabbimizin kelamı olduğuna hiçbir şüphe bırakmaksızın bir kez daha ikna ediyor ve Kur’an’ın ilahî mesajına çağırıyor.
“İlahî Söz, Kur’ân’ın edebî dili üzerinde yapılan çok önemli bir çalışma. Kur’ân’ın hem üslubunun hem de yapısının anlaşılması için çok kıymetli katkılar sağlıyor. Şiddetle tavsiye ederim.”
Carl W. Ernst, Kuzey Carolina Üniversitesi, Chappel Hill
“İlahî Söz, okuyucularını Kur’ân’ın hem edebî inceliklerinden hem de nükteli yapısından haberdar ediyor.”
Raymond Farrin, Kuveyt Amerikan Üniversitesi
İnşirah
GÖĞSÜNÜN DARALDIĞINI BİLİYORUZ
HİCR/97
Pablo Picasso’nun tablosuna hurdacılar çarşısında kaç para verirlerdi?
Uzaya roket gönderme teknolojisinin yazılımlarını, mahalledeki kasaba uzatsan acaba seni ne diyerek dükkândan kovardı? İnsan olarak senin de değerinin bilindiği ve bilinmediği yerler var. Değerinden anlayan, sana anlayış gösteren insanlar var. Ancak şunu unutma, değerini bilen insanları bulup onlarla yakınlık kursan da o insanlar senin ve benim gibi aciz insanlar. Yani değerini bilseler de devamlı
değer vermeye kudretleri yok. Ölümü öldüremezler. Seni sırat köprüsünden geçiremezler. Ebedi bir hayatı vaat edemezler.
O halde kıymetini bilecek olan kimsenin, kudreti de olmalı. Kıymet verenlerin kıyamet ile dümdüz olduğu bir gelecekte, yok olmayan ve ebedi âlemleri yaratmaya muktedir olan bir Allah var.
Senin değerin O’nun yanında.
Kerbela Hz Hüseyin
Zulüm gücü elinde bulunduranın yaratılanlara haksızlık etme hakkını kendinde görmesidir. Alnı secdeye değip de yüreği adalete değmeyenlere inat, dilinden zikir düşmeyip de eliyle saltanat kuranlara rağmen Muhammedî duruş gösterip mazlumların sesi, güvenci olmanın yiğitlik meydanıdır Kerbela.
Bugün Kerbela’yı doğru okuyamadığımız meseleyi bir halifelik ısrarı diye anladığımız için imanımız kısır kalmıştır. Hz. Muhammed’i (sav), Ali’nin (kv) yolunu ve Hüseyin’in (ra) direnişini derinden anlayamadığımızdandır ki…
Allah’a kullukta “sloganca bir aşkımız” var ama “şuurumuz” yok. Tüm yaratılanlara muhabbetimiz var ama samimiyetimiz kalmamıştır.
İki türlü kıyam vardır: İbadetin ve imanın kıyamı. Namazda Allah’a aşkımızdan kıyam ederiz, imanda kıyam ise Allah düşmanlarına, Allah’ın emaneti kullarına zulüm gösterenlere karşı ölümüne karşı durmaktır. Velev ki haksızlığı yapan kendisini “Ben Müslümanım” diye tanıtsa dahi.
Mifarim N – İşaret Iv
“Eğer günahlarından ders çıkarıp onları ‘iyiliğe’ dönüştürmeyi, hissettiğin pişmanlık ve vicdan azabının yangınında ruhunu güzelleştirme arzusu ile tekâmülünü gerçekleştirmeyi başarabilirsen, işte o zaman kişiye ‘günahkar’ denilmesinin arkasındaki ‘gizli Rahmet’i de anlarsın… Günahından ‘kar’ edene ‘günah-kar’ denir. Günah-kar günahlarından dolayı aczini görüp boyun eğmeyi, ‘yokluğu’ yaşamış; Rabb’ine karşı duyduğu utanç ile varoluş amacını gerçekleştirme peşine düşmeyi öğrenmiş, hatalarını ve isyanlarını ilahî hakikatini aşikar etmek için ‘bir dönüşüm vesilesi’ kılmış kişidir.”
Misafir’in sözleri bütün hücrelerimi adeta yakmıştı. Günah-kar… Günahlarından dolayı duyduğu “samimi” utancı ve pişmanlığıyla Rabb’inin affı ve merhameti sayesinde “kar” edip temizlenmiş, böylece de yüceltilmiş ruh… Aman Ya Rabbî! Bu ne muhteşem bir açıklamaydı…
Misafir üzüntülü bir sesle şöyle söyledi: “Allah’ı takdir edemediler… O’nun kadrini, kıymetini gereği gibi bilemediler...”
İçimi derin bir utanç kapladı... Derin bir vicdan azabı...
Usulca, “Ve ma kaderullahe hakka kadrihî...” dedim.
Gözlerime baktı: “Allah’ı takdir edemediniz…”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.