Mehmet Akif Ersoy: İlk Şair
₺132,00 Orijinal fiyat: ₺132,00.₺113,00Şu andaki fiyat: ₺113,00.
“Âkif’se tavrını değişmiş olan çağının ve şartlarının sonucu olarak Müslümanlığın; her gün biraz daha cemiyetin hayatından çıkarılmak istenen İslamın yerli yerine oturtulmasını istemek şeklinde tezahür ettirmiştir. Bu istek onda belki kıyasıya bir ideoloji kavgası hüviyetinde görülmez ama yazılarının tümüne bakılarak konuşulacak olursa, İslamdan gayrı hiçbir davasının olmadığı açıkça görülür. Bir yandan, kendinden önceki bazı Müslüman şairleri hatırlatıcı biçimde halkın amel ve itikadına ilişkin sorunlar üzerinde tenkit ve tahliller getirirken, bâtıl itikatları eleştirirken, gerçek Müslümanlığı onlara anlatmaya çalışırken; öte yandan, İslamı bütün sosyal kurumları kapsamına alan tam bir bütünlük içinde savunmuştur.
İşte bu yanıyla Âkif, ilk şairimizdir. İslam ilk defa onda, şiir elbiseleri giyinerek, bir ideoloji olarak izharını bulmuştur. Dolayısıyla o, İslamcı fikir hareketinin önde gelen rehberleri arasındadır. Ayrıca sanat gücünü kabul ettirmiş biri olması sebebiyle bu hareketin en ünlü ve güncelliğini hiçbir zaman için yitirmeyecek bir imzası olarak da kalacaktır.”
M. Akif İnan’ın tam bir bütünlüğe ulaşmayan yazılarından bir grubu Mehmet Âkif hakkındadır. Kendisinin üzerinde önemle durduğu şairlerden biri olan Mehmet Âkif Ersoy, İnan’ın değerlendirmeleriyle ilk kez bir kitap bütünlüğü içinde okura ulaşıyor.
| Yayınevi | İz Yayıncılık |
|---|---|
| Yazar | Akif İnan |
| Sayfa Sayısı | 59 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2021 |
| Boyut | “13, 50 X 19, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
İz Yayıncılık – Mehmet Akif Ersoy: İlk Şair
“Âkif’se tavrını değişmiş olan çağının ve şartlarının sonucu olarak Müslümanlığın; her gün biraz daha cemiyetin hayatından çıkarılmak istenen İslamın yerli yerine oturtulmasını istemek şeklinde tezahür ettirmiştir. Bu istek onda belki kıyasıya bir ideoloji kavgası hüviyetinde görülmez ama yazılarının tümüne bakılarak konuşulacak olursa, İslamdan gayrı hiçbir davasının olmadığı açıkça görülür. Bir yandan, kendinden önceki bazı Müslüman şairleri hatırlatıcı biçimde halkın amel ve itikadına ilişkin sorunlar üzerinde tenkit ve tahliller getirirken, bâtıl itikatları eleştirirken, gerçek Müslümanlığı onlara anlatmaya çalışırken; öte yandan, İslamı bütün sosyal kurumları kapsamına alan tam bir bütünlük içinde savunmuştur.
İşte bu yanıyla Âkif, ilk şairimizdir. İslam ilk defa onda, şiir elbiseleri giyinerek, bir ideoloji olarak izharını bulmuştur. Dolayısıyla o, İslamcı fikir hareketinin önde gelen rehberleri arasındadır. Ayrıca sanat gücünü kabul ettirmiş biri olması sebebiyle bu hareketin en ünlü ve güncelliğini hiçbir zaman için yitirmeyecek bir imzası olarak da kalacaktır.”
M. Akif İnan’ın tam bir bütünlüğe ulaşmayan yazılarından bir grubu Mehmet Âkif hakkındadır. Kendisinin üzerinde önemle durduğu şairlerden biri olan Mehmet Âkif Ersoy, İnan’ın değerlendirmeleriyle ilk kez bir kitap bütünlüğü içinde okura ulaşıyor.
İlgili ürünler
Benim Oyunum
“İstese sahadaki her pozisyonun en iyi oyuncusu olabilirdi.”
-Eric Cantona
“Cruyff’ü tanımadan önce futbol hakkında hiçbir şey bilmiyordum.”
-Pep Guardiola
“Cruyff güzel oyunu daha da güzelleştirmek için herkesten daha fazlasını yaptı.”
-Gary Lineker
“Top her ayağına geldiğinde heyecanlandığınız o muhteşem futbolculardan biriydi.”
-Bobby Charlton
Johan Cruyyf’ün gelmiş geçmiş en büyük futbolcu olup olmadığını tartışabiliriz ama futbolun doğasını tek başına en fazla değiştiren oyuncu olduğu su götürmez bir gerçektir. Gerek sahada gerek kenarda, Cruyff futbolun ödün vermeyen dehasıydı. Onun futbol görüşü –Total Futbol– oyunun oynanışını baştan aşağı değiştirdi. Kazanmak kadar seyir zevkine de inanıyordu. Ajax ve Barcelona’da yerleştirdiği tarzın göz kamaştıran akıcılığı, dünyanın en beğenilen takımlarının oyun tarzlarının temeline dönüştü.
Yayımlandığı pek çok ülkede çoksatanlar listelerine giren BENİM OYUNUM’da Cruyff, Amsterdam’ın beton sokaklarında başlayan hikâyesini, oyununu tanımlayan ve ardından gelen futbolcu ve çalıştırıcı nesillerine damga vuran felsefeyi paylaşıyor; neredeyse futbolu kadar akıcı bir dil ve etkileyici bir dürüstlükle.
Bir Haftada Orhan Veli
Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar – Modern Klasikler 18
Stefan Zweig, Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar’da pek çok açıdan birbirinden farklı üç yazarın, Casanova, Stendhal ve Tolstoy’un hikâyesini anlatıyor. Bu üç farklı şahsiyetin yaşamlarını biyografik, duygusal, felsefi ve insani bir yönden gözlemliyor.
İlk bakışta Casanova gibi rahat, ahlak kurallarına uymayan bir çapkınla, yaptığı ve yapmadığı her davranışın kökenini kendi Ben’inde arayan bir yazar olan Stendhal ve ahlak savunucusu, gerçek bir sanatçı olan Tolstoy’un yaşam öykülerini aynı kitapta bulmak şaşırtıcı gibi görünse de Zweig bu üç ismi "Kendi Ben’lerinin dünyasını evrene açmayı, sanatlarının en önemli görevi görmek" ortak paydasında buluşturuyor. Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar Zweig’in bütün eserlerine hâkim olan derin bir edebiyat ve felsefe tadıyla yoğrulmuştur.
Stefan Zweig 20 Ekim 1881'de Viyana'da doğdu. 1920-1928 yılları arasında yazdığı Üç Büyük Usta, Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar, Kendileriyle Savaşanlar büyük ses getirdi. Hayatı boyunca her tür resmi ödülü reddeden Zweig 1940 yılında bir konferans için Güney Amerika'ya gitti ve hayatını orada sürdürdü. Zweig, 23 Şubat 1942 yılında ikinci eşi Elisabeth Charlotte ile birlikte, yarattığı birçok roman kahramanı gibi savaşın neden olduğu derin bir umutsuzluk duygusuyla ölümü seçti.
Kulluk Kitabı
Şair Nigar Hanım Güftesi Garplı Bestesi Şarklı
Şâir Nigâr Hanım. Yahut eserlerine attığı imza ile Nigâr binti Osman.
Adını açıkça sahiplenen şiirleriyle edebiyatımızın ilk “kadın” şâiri. Yirmi beş yaşından başlayıp hayatının sonuna kadar yazmayı sürdürdüğü günlüğüyle Türk edebiyatının en uzun günlük yazan kadın yazarı.
Şâir Nigâr Hanım, sadece yazar kimliğiyle değil, döneminin seçkinlerinden oluşan geniş sosyal çevresi ve kişisel hikâyesiyle de çok önemli bir portre. Bu portreyi en ince ayrıntılarıyla günümüze taşıyan, Nigâr Hanım deyince akla gelen ilk kişi ise şüphesiz Nazan Bekiroğlu.
Nazan Bekiroğlu 1995 yılında doçentlik tezi olarak hazırladığı Şâir Nigâr Hanım çalışmasını yıllar sonra büyük bir özveriyle adeta yeniden yazdı. Nigâr Hanım’la ünsiyetini akademik çalışmanın çok ötesine taşıyan Bekiroğlu, dört başı mamur bir edebî portre ortaya koyarken Nigâr Hanım’ın eserleriyle yaşamı arasındaki çok yönlü ilişkilere işaret eden, salonundan geçmiş kişilere varıncaya kadar hayatı ve edebiyatıyla ilgili en küçük ipuçlarını dahi yakalayan bir dikkatle edebiyat araştırmacıları için eşsiz bir çalışma örneği sundu.
Nigâr Hanım’ın eserleri ve günlüklerine ilâveten bugüne intikal bütün evrakın, kişisel arşivlerin, şâirenin aile fertlerinin özel koleksiyonlarının, kartpostalların, ithaflı fotoğraf ve kitapların, fotoğraf albümlerinin ve muhtelif eşyanın izinde geçen yılların semeresi olarak ortaya çıkan bu önemli eser “gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskı”sıyla yeniden raflarda.
“Nigâr Hanım sentezci değil eklektik bir kimliktir. Onda Doğu ve Batı öncelik sonralık sıralamasına alınmadan bir arada başlar, öylece devam eder ve öylece biter. Onunki, Doğulu gibi yaşamak ama Batılı gibi düşünmek değil; Doğulu gibi yaşamak ve Batılı gibi düşünmektir. Bu yönüyle eğer bir şarkıysa, güftesi Garplı, bestesi Şarklıdır.”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.