Beyaz Zambaklar Ülkesi
₺140,00 Orijinal fiyat: ₺140,00.₺119,00Şu andaki fiyat: ₺119,00.
Günün Geç Vakitleri
₺250,00 Orijinal fiyat: ₺250,00.₺206,25Şu andaki fiyat: ₺206,25.
Hüsn Ü Aşk Güzellik Ve Aşk
₺290,00 Orijinal fiyat: ₺290,00.₺246,50Şu andaki fiyat: ₺246,50.
Ve o cennet içinde adem oldum
Ben bir dost meclisine mahrem oldum
| Yayınevi |
Ayrıntı Yayınları |
|---|---|
| Yazar |
Şeyh Galip |
| Sayfa Sayısı |
272 |
| Kağıt Cinsi |
1. Hamur |
| Baskı Yılı |
2017 |
| Boyut |
"12 ,5 X 21" |
| Cilt Tipi |
Ciltsiz |
1 adet stokta
Stok kodu:
9786053142263
Kategoriler: Şiir
Açıklama
Ayrıntı Yayınları – Hüsn Ü Aşk Güzellik Ve Aşk
/n
Ve o cennet içinde adem oldum
Ben bir dost meclisine mahrem oldum
Değerlendirmeler (0)
“Hüsn Ü Aşk Güzellik Ve Aşk” için yorum yapan ilk kişi siz olun Yanıtı iptal et
İlgili ürünler
Bilardo Telmihleri
Toplar, dönüşler, açılar, üçgenler, disiplin, zekâ, sabır, istikrar, istikamet, duruş, tutuş, konsantrasyon ve vuruş…
Nurullah Genç, sanatın disiplinlerarası geçişkenliğinden ilhamla şiiri sporla buluşturuyor, bilardoyu yaşamın tam kalbine yerleştiriyor Bilardo Telmihleri ‘nde…
Çık çıkabilirsen kanın içinden
Domino ve orkide savaşları
Krizantem acı kokar her akşam
Mimoza katran
Benim müziğimin nağmeleriyle
Hangi arya çalar sokaklarımda
Kölenin kalbi yok öyle mi, zalim
Kökü bu yüzden mi kurudu Afrika’nın
Asya bu yüzden mi kötürüm şimdi
Destan Destan Çanakkale
Düşman çizmesinden korumak için bir neslin canlarını siper ettiği kutlu şehir; Çanakkale!
Anadolu’nun her köşesinden bütün sevdiklerini ardında bırakarak vatan savunmasına koşanların geri dönemediği yurt köşesi Çanakkale!
Çanakkale; adını duyduğunda her annenin bağrı kanar, her çocuğun yüreği sızlar. Mutlaka o cepheden geri dönmeyen bir sevdiği vardır!
Bu kutlu yurt köşesini düşmana vermemek için milletimizin her ferdi Mehmetçik olmuş, verdiği emsalsiz mücadele ile bayraklaşmıştır.
Çanakkale’de yaşananlar, dilden dile gönülden gönüle dolaşırken şairlerin, ozanların gönüllerine de uğrayınca şiirleşir, destanlaşır..
Bu kitapta; bayraklaşan bir neslin hikâyesini mısra mısra, beyit beyit, kıta kıta bulacaksınız.
Mehmet Âkif Ersoy’dan, İbrahim Alaeddin Gövsa’ya; Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan Âşık Halil’e pek çok ozanımız bu destanı tarihin sayfalarına ve gönüllerimize altın harflerle nakşetmişlerdir.
Bizim derlediğimiz ise bu kutlu nakıştan sadece birkaç desen...
Eyvallah
O benim için geçmişe anıt bırakılacak kadar değerli; geçmişte bırakılamayacak kadar gereklidir.
Unutuyorum her seferinde neresinde kalmıştık ayrılığın?
Bana geldiğin yol, aşk izlerinle doluydu. Bir dolu aşkın izini örtüyordu şiirlerin. Gelmek eylemi pörsümüştü adımlarında... Oysa ben, gelişini ‘‘milat’’ sayacak kadar başlıyordum aşka...
Yolumdan dönemediğim için değil, seninle hiçbir yolda yürüyemeyeceğimi bildiğim için gidiyorum. Yeryüzünün bütün aşkları senin ve beni unutabilirsin!
Sol yanıma yatsam seni uyusam, hep rüyada kalsam...
Ama içime dokundun bir kere. Parmak izlerin duruyor bakışlarımda. Nereye baksam senden bir iz bırakıyorum.
Ben senin, kaçmak istediğinde açabileceğin ve sonrasında dünyanın yüzüne çarpıp gidebileceğin bir kapıyım!
Gel, aç ve kaç...
Söyle sevgili şimdi hayatında bir kayıp mıyım? Bulunmaz...
Açık bir yara mıyım? Sarılmaz...
Tehlikeli bir yol muyum? Gidilmez...
Şiirleri ve romanlarıyla kalplerinize dokunan Kahraman Tazeoğlu, "Eyvallah" ile sizi yine duygusal bir yolculuğa davet ediyor.
Mesaj
Telefonun, sensin. Telefonunu alan herhangi biri, kolaylıkla sen olabilir. Sen, telefonunu aldığın kişi olabilirsin. Ve hiç kimse bir şey fark edemez, etseler de artık çok geçtir. Herkes için. Senin için de.
Ilya yedi yıllık hapis cezasının ardından Moskova’ya döner. Geçmişte her şeyi vardır; ailesi, sevgilisi, geleceği… Ne var ki bir anda, başkasının hırsları yüzünden her şeyini kaybeder. Hayatta kalabilmek ve kendini koruyabilmek için çok çabalar. Onu ayakta tutan en önemli şey, annesine ve sevgilisine yeniden kavuşma hayali olur. Tabii bir de, onu bir komployla içeri attıran polis Petya’ya karşı beslediği intikam arzusu…
Sonsuz gibi gelen yedi yılın ardından eve döndüğünde Ilya’nın dünyası başına yıkılır. Annesi daha birkaç gün önce ölmüştür, sevgilisi de artık yoktur. Çaresizliğin getirdiği bir cinnet anında Petya’yı bulur ve bıçaklayıp öldürür. Artık ne parası, ne kimsesi ne de öngörebildiği bir geleceği vardır. Elindeki tek şey kendine ait olmayan bir telefondur. Fotoğraflarla, videolarla, gizli görevlerle, uzun sohbetlerle, bir ihanet ve bir de aşk hikâyesiyle, yani koskoca bir hayatla dolu bir telefon…
Ilya bu hayata el koyabilir.
Bir başkasının yerine geçmek hiç bu kadar kolay olmamıştı.
Söyle Bana Hindiba
Nurullah Genç'in hayata armağan ettiği kelimeler, şiirin en güzel duraklarına götürüyor okuru yeniden.
Kartallar uçar mı bir harâbeden
Köprülerden benim yârim geçer mi
Sen neden bu kadar güzelsin, bilmem
Taşırsın yeryüzüne ebedî tohumları
Ben ise kuruyacak bir suyun mahkûmuyum
Avuçlayıp öpüyorum kumları
Bir karadelikten bakarken hayat
Meydan okuyanlar kim bu seraba
Söyle bana hindiba

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.