Safsatalar Ansiklopedisi
₺795,00 Orijinal fiyat: ₺795,00.₺655,00Şu andaki fiyat: ₺655,00.
“İnsan akılcı düşünen bir hayvan değildir, düşüncelerini akıl kılıfına uyduran bir hayvandır.”
– Robert Heinlein
• Safsata bilgisi sizi neden daha mutsuz edecek? (veya: “Bu kitabı niye okumamalısınız?”)
• Hangi safsataların Latincesi size ortamlarda puan kazandırır? (veya: “Niçin bu kitabı okumuş gibi yapmalısınız?”)
• Ad hominem nedir hepimiz öğrensek, Demokrasi Endeksi’nde 36 sıra atlayıp Papua Yeni Gine’ye yetişir miyiz? Almanya kıskançlığından ne yapacağını şaşırıp bir dünya savaşı daha başlatır mı?
• Neden bizden bir “Devlet”, bir “Retorik”, bir “Organon” çıkmamış?
• Yunan bu işlere 2300 sene önce başladıysa, niye bugün Mars’ta sirtaki yapmıyor, yerçekimsiz ortamda tabak çanak kırmıyor?
• İnsanlık Mars kolonisinden bahsedecek kadar ilerlemişken, insan niye binlerce yıldır yerinde sayıyor?
• En son ne zaman bir tartışma sonucu temel bir inancınızı değiştirdiniz?
• Akıl yürütme, davranışlarınızın başlangıcı mıdır sonu mu?
• Zihninizin sürücü koltuğunda mısınız, yolcu koltuğunda mı? Bagajda kilitli misiniz -metafordan çıkamıyorum, yardım edin- yoksa olan biteni yan şeritteki tıka basa dolu otobüsten mi izliyorsunuz?
• Bonus: Sizi bu kitabı almaya ikna edemeyeceksem, ne diye akıl yürütme hakkında kitap yazayım?
Mantık, inanç, tartışma, özgür irade, evrimsel psikoloji, grup dinamikleri, retorik, öykücülük, aşk, şehvet, intikam… Reytingler için gereken ne varsa hepsini içeren bu geniş coğrafyaya safsata kapısından girmeyi deneyen ilk kişi ben değilim elbette. Aristo denen bir genç hepimizden evvel davranmış. Lakin bizim içeri girince yapacaklarımız biraz farklı.
Kendimizi akıllı sanıyoruz ama bizi sürekli batıla, ezbere, sloganlara, kutuplaşmaya, kalabalığın aptallaştırıcı huzuruna çeken bir yanımız var. Amacım “memleketi kurtarmak” veya içinizdeki o maymundan bir übermensch yaratmak değil. Bu kitabın asıl amacı, Delfi’deki Apollon Tapınağı’na 2500 sene önce kazınmış o meşhur öğüdü yerine getirmek:
“Taşa oturma!
P.S.: Kendini de tanı biraz.”
| Yayınevi | Epsilon Yayınevi |
|---|---|
| Yazar | Immanuel Tolstoyevski |
| Sayfa Sayısı | 512 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2020 |
| Boyut | “13, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Epsilon Yayınevi – Safsatalar Ansiklopedisi
/n
“İnsan akılcı düşünen bir hayvan değildir, düşüncelerini akıl kılıfına uyduran bir hayvandır.”
– Robert Heinlein
• Safsata bilgisi sizi neden daha mutsuz edecek? (veya: “Bu kitabı niye okumamalısınız?”)
• Hangi safsataların Latincesi size ortamlarda puan kazandırır? (veya: “Niçin bu kitabı okumuş gibi yapmalısınız?”)
• Ad hominem nedir hepimiz öğrensek, Demokrasi Endeksi’nde 36 sıra atlayıp Papua Yeni Gine’ye yetişir miyiz? Almanya kıskançlığından ne yapacağını şaşırıp bir dünya savaşı daha başlatır mı?
• Neden bizden bir “Devlet”, bir “Retorik”, bir “Organon” çıkmamış?
• Yunan bu işlere 2300 sene önce başladıysa, niye bugün Mars’ta sirtaki yapmıyor, yerçekimsiz ortamda tabak çanak kırmıyor?
• İnsanlık Mars kolonisinden bahsedecek kadar ilerlemişken, insan niye binlerce yıldır yerinde sayıyor?
• En son ne zaman bir tartışma sonucu temel bir inancınızı değiştirdiniz?
• Akıl yürütme, davranışlarınızın başlangıcı mıdır sonu mu?
• Zihninizin sürücü koltuğunda mısınız, yolcu koltuğunda mı? Bagajda kilitli misiniz -metafordan çıkamıyorum, yardım edin- yoksa olan biteni yan şeritteki tıka basa dolu otobüsten mi izliyorsunuz?
• Bonus: Sizi bu kitabı almaya ikna edemeyeceksem, ne diye akıl yürütme hakkında kitap yazayım?
Mantık, inanç, tartışma, özgür irade, evrimsel psikoloji, grup dinamikleri, retorik, öykücülük, aşk, şehvet, intikam… Reytingler için gereken ne varsa hepsini içeren bu geniş coğrafyaya safsata kapısından girmeyi deneyen ilk kişi ben değilim elbette. Aristo denen bir genç hepimizden evvel davranmış. Lakin bizim içeri girince yapacaklarımız biraz farklı.
Kendimizi akıllı sanıyoruz ama bizi sürekli batıla, ezbere, sloganlara, kutuplaşmaya, kalabalığın aptallaştırıcı huzuruna çeken bir yanımız var. Amacım “memleketi kurtarmak” veya içinizdeki o maymundan bir übermensch yaratmak değil. Bu kitabın asıl amacı, Delfi’deki Apollon Tapınağı’na 2500 sene önce kazınmış o meşhur öğüdü yerine getirmek:
“Taşa oturma!
P.S.: Kendini de tanı biraz.”
İlgili ürünler
İkinci Yüzyılda Yeniden Atatürk
Bazı şeyler vardır ki bir kanunla, bir emirle, bir düdük çalarak düzeltilebilir. Ama bazı şeyler vardır ki, kanunla, emirle milletçe omuz omuza boğuştuğunuz halde düzelmezler.
Fesi atar şapkayı giyer; ama alnında fesin izi vardır.
Siz sarıkla gezmeyi yasaklarsınız, kimse sarıkla dolaşmaz. Ama bazı insanların başındaki görünmeyen sarıkları yok edemezsiniz. Çünkü onlar o zihniyetin içindedir. Zihniyet, binlerce yılın birikimidir. O birikimi bir anda yok edemezsiniz, boğuşursunuz onunla sadece. Yeni bir zihniyet, yeni bir ahlak yerleştirinceye kadar boğuşursunuz ve sonunda muvaffak olursunuz…
Boğuşuyoruz ve boğuşa boğuşa yeneceğiz. Önemli olan burasıdır. Yani, boğuşmaktan yorulmamak, umutsuzluğa düşmemektir. Milletler boğuşa boğuşa ilerlerler, yorulan, umutsuzluğa düşen yenilir. Biz inanıyoruz, inandığımız şey doğrudur, yenidir, ileridir. Öyleyse eskiyi, geriyi, işe yaramazı mutlaka yeneceğiz demektir. Çünkü bunun başka çaresi yoktur. Yaşamak kanunu budur.
Mustafa Kemal Atatürk
Milli Mücadele Tarihi 1908 – 1923
Tarih alanında dünyanın tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Halil İnalcık’ın kaleminden Millî Mücadele Tarihi.
İnkılâp tarihini bir bütün olarak kavrayabilmek için 1908 yılındaki II. Meşrutiyet’in ilanından başlanması gerektiğini söyleyen İnalcık, ilk olarak 1908-1918 arasındaki belli başlı gelişmeleri kuşbakışı bir perspektifle ele alıyor. Bu çerçevede imparatorluğu kurtarmak için Osmanlılık ve Türkçülük akımlarının gelişimini, İttihat ve Terakki’nin iktidar sürecini, I. Dünya Savaşı’ndaki gelişmeleri ve savaş bitiminde memleketin işgaline giden aşamaları irdeliyor.
İzmir’in işgali ve sonrasında Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçişi ile başlayan süreç Türk Kurtuluş Savaşı’nın odağını oluşturmaktadır. Bu çerçevede İnalcık, millî iradenin hâkim olması için Erzurum ve Sivas kongreleri ile başlayan mücadelenin 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı ile ivme kazandığını ve sonrasında Doğu, Güneydoğu ve Batı Anadolu’da Mustafa Kemal liderliğindeki Türk ordusunun elde ettiği başarılar ile saltanatın kaldırılması ile neticelendiğini ortaya koyuyor. İnönü Muharebeleri, Sakarya Muharebesi ve Büyük Taarruz’dan başarılı bir netice elde eden Ankara Hükümeti’nin 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile siyasi olarak mevcudiyetini dünya kamuoyuna tescil ettirdiğini gösteriyor.
Millî Mücadele Tarihi, Halil İnalcık’ın kaleminden 1908-1923 yılları arasında millî iradenin hâkim kılınmasının aşamalarını ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bu aşamalardaki etkin liderliğinin detaylı anlatımı.
Muhteşem Süleyman
Ortaçağ İnsanları
Ortaçağ İnsanları Nasıl Yaşarlardı?
Ortaçağ’da yaşamış bir köylü, bir ev hanımı, bir kumaşçı bizim tarih ufkumuzda kaybolup gider. Oysa bir derebeyinin mülk defteri, kronikler, seyyahların hikâyeleri, başrahibin kayıtları, ev idaresi konulu öğretici eserler, aile mektupları koleksiyonları, evler, kitabeler ve vasiyetnameler araştırmacılar için bulunmaz birer kaynak niteliğindedir. İşte Ortaçağ’ın sıradan insanlarının bu sıra dışı hayatları, çağın detaylarını keşfetmek adına oldukça önemlidir.
Eileen Power, İngiliz tarihçiliğinde de var olan bu eksikliği çok önceden fark etmişti. Ortaçağ İnsanları bu eksikliği gidermek için yazdığı, Ortaçağ’ın gündelik hayatını yeniden kurguladığı bir eser... Sıradan insanları sıradan olmayan bir üslupla anlatması ise kitabın en dikkat çeken tarafı...
Kitapta Çiftçi Bodo’nun peşinden Şarlman zamanındaki bir yurtluk hayatını, Marco Polo ile 13. yüzyıl iklimini ve onun seyahat aşkının hikâyesini, Madame Eglantine ile bir başrahibenin yaratıcı tasviri ile beceriklice harmanlanmıs¸ gec¸ Ortac¸agˆ piskoposlarının ziyaret kayıtlarını, Parisli bir ev hanımıyla 14. yüzyılın ev hayatını, Thomas Betson ile 15. yüzyılın yün ticaret dünyasını ve tacirleri, VII. Henry zamanında bir Essex kumaşçısının faaliyetlerini tüm canlılığıyla okumak mümkün.
Bu şekilde Ortaçağ gündelik hayatının kapılarını aralayıp günümüze ışık tutan Power; bize dinden, siyasetten, du¨s¸u¨nce hayatından, ticaretten, u¨retimden, ziraat ve kadın vazifelerinden o¨rneklerle kuşattığı yeni bir dünya sunuyor.
Ortaçağ İnsanları, oldukça geniş ve her türlü sürprize açık olan bir dönemin bilinmeyen yönlerini şahıslar eşliğinde ortaya koyan benzersiz bir sosyal tarih çalışması…
Savaş Sanatı – Hasan Ali Yücel Klasikleri 234
Sun Zi / Sun Tzu (MÖ 6. yy) Yazarın adı Wade-Giles transkripsiyon sisteminde “Sun Tzu”, Pin-Yin transkripsiyon sisteminde “Sun Zi” olarak yazılmaktadır. Doğum ve ölüm tarihi tam olarak bilinmemektedir. Komutan ve düşünür olarak ünlenen Sun Zi’nin Savaş Sanatı adlı eseri insanlık tarihinin en eski ve en fazla araştırılan ve tartışılan strateji eseridir. Bütün dünyada sadece askerlik alanında değil, iş idaresi ve kişisel gelişim gibi pek çok alanda da bir strateji klasiği olarak kabul görmüştür.
Süleyman Askeri Bey – Teşkilat – I Mahsusa’nın İlk Başkanı
İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin fedaisi; Şemsi Paşa suikastını organize eden ve II. Meşrutiyet’e giden kapıyı ardına kadar aralayan kişi; “İlk Türk Cumhuriyeti” olarak bilinen Garbî Trakya Hükûmeti’nin kurucusu; Teşkilat-ı Mahsusa’nın kurucu başkanı ve Teşkilat’ın Kafkasya’dan Orta Doğu’ya, Afrika’dan Orta Asya’ya kadar yürüttüğü onlarca özel harp faaliyetinin baş mimarı… Türk gayrinizami harp tarihinin en önemli ismi ve tarihçiliğimizin hakkını teslim edemediği sayısız kahramandan biri Süleyman Askerî Bey…
Gönülden bağlı olduğu, uğruna canından geçtiği Osmanlı Devleti’nin muzaffer olması için hiçbir mücadeleden kaçınmayan Süleyman Askerî Bey, büyük bir savaş meydanına ilk defa 1911’de İtalyanlara karşı durmak için Trablusgarp’ta çıktı. Burada Enver Bey’in kurmay başkanı olarak ölümüne savaştı ve ömrünün geri kalanını çatışmada vücuduna giren ancak doktorların çıkaramadığı Trablusgarp hatırası bir mermiyle geçirdi.
Sonrasında Balkanlar’daki karışıklıkları dindirebilmek ve buradaki Türk varlığını koruyabilmek adına bölgede Garbî Trakya Hükûmeti’ni kurdu. Bulgaristan’da yürüttüğü örtülü operasyonla Bulgaristan’ın I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin safında savaşa girmesinin en kritik aktörlerinden biri oldu. Kurucu başkanı olduğu Teşkilat-ı Mahsusa’nın Osmanlı coğrafyasının ve dünyanın dört bir köşesinde yürüttüğü onlarca özel harp faaliyetinin stratejistiydi. Son görev yeri Irak’ta İngilizlere karşı savaşırken ordusunun yenik düşmesine dayanamayarak 14 Nisan 1915’te emanetini kendi eliyle teslim etti.
31 yıllık kısa ömrüne çok büyük işler sığdıran Süleyman Askerî Bey’in hayatı bu kitapla adeta yeni baştan yazılıyor. Tarihçi Süleyman Tekir, Askerî’nin daha önce gün yüzüne çıkmamış kişisel evrakı ve hatıratının yanı sıra Askerî’nin ailesiyle yaptığı sözlü tarih çalışmalarıyla bu büyük kahramanın geçmişimizde bıraktığı önemli izleri ustalıklar tespit edip gün yüzüne çıkarıyor.
Süleyman Askerî Bey: Teşkilat-ı Mahsusa’nın İlk Başkanı, hem Askerî’nin hayatıyla ilgili birçok bilinmezi açığa çıkarıyor hem de akademik ve popüler literatürdeki çarpık görüşleri tashih ediyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.