Yeni Dünya Düzeni
₺265,00 Orijinal fiyat: ₺265,00.₺219,00Şu andaki fiyat: ₺219,00.
Şeyh Ebû Mus’ab, kitapta küresel güçlerden ve Müslümanların bu küresel güçleri iyi tanıyamamasından bahsetmektedir. Küresel güçlerin tek hedefinin Müslüman halkları kendi emelleri doğrultusunda yönetmek olduğunu ve İslam âlemiyle gerek psikolojik gerek kültürel gerek de silahlarla ve tanklarla her türlü maddî ve manevî savaşı yapmak için elinden geleni yaptığını anlatmaktadır.
Kitap hacim bakımından küçük olmakla beraber özet olarak Müslümanları ilgilendiren önemli konulara değinmekte, İslam âleminin üzerine çöken sinsi emellerden, dâhilî ve hâricî düşmanlardan bahsetmekte ve düşmanı farklı boyutlarıyla tanıtarak Müslümanlara şuur verme amacı taşımaktadır. Küresel güçleri ve oyunlarını iyi bilmeyen biz Müslümanlara, İslâm düşmanı olan küresel güçleri özlü bir şekilde tanıtmakta ve İslâm âleminin bireylerinin “Yeni Dünya Düzeni”ndeki konumunun nasıl olması gerektiğine dair ipuçları vermektedir. Özellikle de “Yeni Dünya Düzeni”ne dahil etmiş olduğu siyasal İslâmcılar ve birtakım âlimler en dikkat çeken bölümlerdendir.
| Yayınevi | Profil Kitap |
|---|
1 adet stokta
Profil Kitap – Yeni Dünya Düzeni
Şeyh Ebû Mus’ab, kitapta küresel güçlerden ve Müslümanların bu küresel güçleri iyi tanıyamamasından bahsetmektedir. Küresel güçlerin tek hedefinin Müslüman halkları kendi emelleri doğrultusunda yönetmek olduğunu ve İslam âlemiyle gerek psikolojik gerek kültürel gerek de silahlarla ve tanklarla her türlü maddî ve manevî savaşı yapmak için elinden geleni yaptığını anlatmaktadır.
Kitap hacim bakımından küçük olmakla beraber özet olarak Müslümanları ilgilendiren önemli konulara değinmekte, İslam âleminin üzerine çöken sinsi emellerden, dâhilî ve hâricî düşmanlardan bahsetmekte ve düşmanı farklı boyutlarıyla tanıtarak Müslümanlara şuur verme amacı taşımaktadır. Küresel güçleri ve oyunlarını iyi bilmeyen biz Müslümanlara, İslâm düşmanı olan küresel güçleri özlü bir şekilde tanıtmakta ve İslâm âleminin bireylerinin “Yeni Dünya Düzeni”ndeki konumunun nasıl olması gerektiğine dair ipuçları vermektedir. Özellikle de “Yeni Dünya Düzeni”ne dahil etmiş olduğu siyasal İslâmcılar ve birtakım âlimler en dikkat çeken bölümlerdendir.
İlgili ürünler
Baronlar Savaşı
Bu kitap bir roman ya da kurtlar vadisinde geçen bir dizi senaryosu değil. Her sayfası resmî belgelerdeki iddialara dayanıyor ve yeraltı dünyasının gerçeklerini ortaya koyuyor.
‘Narcos Türkiye’ ile tanışın:
Uyuşturucu baronları…
Devasa malikanelere sığmayan servetler…
Milyarlarca dolarlık zehir piyasası…
Eroin dolu gemiler…
Profesyonel tetikçiler…
Kanlı bir savaş…
İstanbul’dan Dubai’ye, İran’dan Kanada’ya uzanan suikastlar zinciri...
Diplomat görünümlü ajanlar…
Kirli polisler…
Siyasi bağlantılar…
Büyük rüşvetler…
Ve devlet içinde derin bataklık…
Ve skandallar…
Hiç duyulmamış skandallar…
Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor
Tehlike, tehlikeyi göze almadan yok edilemez…
Yeşil Gladio’nun dinci tetikçileri…
FBI’ın yetiştirdiği dinci istihbaratçılar…
CIA’in kefil olduğu dinci cemaat liderleri…
ABD’den maaş alan dinci köşe yazarları…
Utah’ta TSK aleyhine yayın yapan dinci yalan makineleri…
Kendini peygamber sanan Amerikalı şeyhe bağlı dinci milletvekili…
“Yahudi malları almayın” deyip Yahudilerle ticaret yapan dinci gazete…
İsim isim… Olay olay…
Ergenekonvari komplolar hangi ülkelerde nasıl sahneye kondu?
George Soros’un vakıfları, gazeteleri ve politikacıları bu oyunun neresinde?
Türkiye’de hangi gazetelere, hangi kanaldan para akıtılıyor?
TSK neden hedefte?
Solcu liberallerin New York’taki akıl hocaları kimler?
Uluslararası Yazarlık Programı (IWP) Türkiye’den nasıl yazar devşiriyor?
Kim bu ödüllü edebiyatçılar?
İsim isim… Olay olay…
Güç Mücadelesinde Türkiye
Türkiye bir Bölgesel Güç mü veya Büyük Güç müdür? Ya da Türkiye Bölgesel Güç veya Büyük Güç olmalı mıdır? Son dönemlerdeki bölgesel ve küresel gelişmeler ve bu gelişmelerin gölgesinde Türkiye’nin hamleleri bu soruları akla getirmektedir. Türkiye, özellikle Soğuk Savaş sonrası değişen dünya koşullarının da etkisiyle 21’inci yüzyıla bölgesinde etkin ve güçlü olma iddiasıyla girdi. Özellikle milli menfaatlerin uzandığı alanlarda bölgesel güç olma yolunu seçti. Bu noktada doğal olarak ülkenin sahip olduğu güç bileşenlerinin bölgesel güç olmak için yeterli olup olmadığı hayati bir soru olarak ortaya çıkmaktadır. Zamanında büyük güç hatta küresel bir güç olan Osmanlı İmparatorluğu’nun güçten düşmesiyle birlikte bir ulus devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti kuruluş yıllarından itibaren bölgesinde barışı ve istikrarı hem teşvik etmiş hem de garantisi olmuştur.
Hayalet İmam-Darbenin Görünmez Adamı Adil Öksüz
-Adil Öksüz MİT elemanı mı ve kod adı Timsah mı?
- Mahrem imam olduğu bilinmesine rağmen hakkında daha önce niçin işlem yapılmadı?
- Adil Öksüz, hangi taktikle karakolda tutuldu?
- Başbakanlık Müşaviri’yle karakolda Arapça neler konuştu?
- Sorgu sırasında, Cumhuriyet Savcısı’yla hangi ayetle ilgili tefsir tartışması yaptı?
- Savcı o konuşma sonrası “mahrem imam” olduğuna nasıl karar verdi?
- Hâkim ile Cumhuriyet Savcısı arasında nasıl bir konuşma geçti?
- Serbest bırakıldıktan sonra avukatına telefonda neler sordu?
- “Hayalet imam” olduğunu ilk kim gündeme getirdi?
- Meydan meydan dolaştığı iddiasına rağmen niçin yakalanmadı?
- Tetikçi “Yeşil” ile Adil Öksüz arasında hangi benzerlikler var?
- Yakınları, neden Adil’in yurtdışına çıkmadığını söylüyor?
- Yakalama kararı çıkarmayan hâkim ve yakalamayan Emniyet mensubuna ne oldu?
15 Temmuz darbe girişiminin hemen ertesi günü darbenin merkezi sayılan Akıncı Hava Üssü yakınlarında yakalandı. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasının ardından kendisinden bir daha haber alınamadı. Hakkında bir sürü haber çıkan ve hala yakalanamayan Adil Öksüz dosyası üzerine etkili bir çalışma…
İstihbarat Teorisi
“BİLGİ GÜÇTÜR.” –FRANCIS BACON
İstihbarat deyince birçok insanın aklına ilk olarak gelen, filmlerden veya romanlardan aktarılan imajlar çerçevesinde, suikastlar, entrikalar, sofistike silahlar ve öldürme teknikleri dünyasıdır. Oysa bu operasyonlar istihbaratın çok küçük bir parçasını oluşturur. İstihbarat, bilginin toplanması, analizi, karşılaştırılması, değerlendirilmesi, birleştirilmesi ve yorumlanması sürecinin sonunda ortaya çıkan üründür.
Bu çalışmada, istihbaratın ne olduğunun açıklanması gibi temel
bir bağlamdan hareket ederek, istihbaratın tarihi, istihbarat toplamada kullanılan temel araçlar ile istihbarat türlerini ele aldıktan sonra stratejik istihbarat üzerinde durulacak ve nihayet çalışmanın sıklet merkezini oluşturan stratejik analiz yöntemleri ele alınacaktır.
İçinde yaşadığımız çağ, beraberinde büyük bir veri-malumat ve bilgi bombardımanını getirmekte, ancak bu bombardıman bize her zaman gerçeği iletmemekte, aksine çoğu kez gizlemektedir. İşte bu noktada, analizcinin bir “sanatçı” duyarlılığıyla, değerlendirme yöntemlerini “sezgi” ile birleştirerek, bu bombardımanla yüzleşmesi gerekmektedir.
Çünkü bir bilim olduğunu vurguladığımız istihbarat aslında tüm bilim dallarını içinde barındıran keşfedilmemiş bir sanattır.
Katli Vacip
Katli Vacip , laiklik ile din ve vicdan özgürlüğünün iki kardeş olduğunu da gözler önüne seriyor. Çünkü laiklik, en çok dindar yurttaşlarımızın inançlarının onlara bir bıçak gibi saplanmasını engelliyor. İnançlarını, sömürüden özgürleştiriyor. Yediğine, içtiğine, adımına, hatta cinselliğine bir şeyhin karar verdiği düzendeki ölümcül bağlanmanın, aslında hür inancı ortadan kaldırdığını bir fotoğraf karesine dönüştürüyor.
BARIŞ TERKOĞLU
Elinizdeki kitap kendi yarattıkları çamurda boğulanlar kadar, istismar çarkına itiraz edenlerin ve irini patlatmak isteyenlerin de toprak altına atılmasını anlattı. Asıl azmettirenlerin sorgulanması için cesur bir ilk adımdı, atıldı. Şimdi, tarikatları bir sivil toplum kuruluşu gibi yutturmaya çalışanların aslında hangi suçları da örtbas ettiklerini gördünüz. Artık sır değil ve siz de biliyorsunuz. O halde bu değerli gazetecilik kitabındakileri unutmamak göreviniz. Zira, yarının adil düzeni için bir savcının masasında açılacak dosyanın ilk harflerinden birini okudunuz.
BARIŞ PEHLİVAN
Tadında Ekonomi: Aç Bir Ekonomistin Gözünden Dünya
Ha-Joon Chang’in mitolojisi bile sarımsakla yoğrulmuş Güney Kore’den çıkıp üzerinde sarımsağın doğmadığı Birleşik Krallık’a geldiği 1980’ler, İngiliz mutfağının o şanlı yavanlığından sıyrılarak, farklı tatlarla zenginleşmeye çalıştığı bir dönemdi. Dünya ise aynı dönemde yavanlaşma pahasına tek bir fikrin hâkimiyetine geçiyordu: serbest piyasa ekonomisi.
Ünlü ekonomist, yazar ve mutfak tutkunu Ha-Joon Chang’in, ekonomide farklı bakış açılarına açık olmanın, en az farklı mutfaklara açık olmak kadar sağlıklı olduğu fikrinden yola çıkarak kaleme aldığı Tadında Ekonomi, zorlu iktisadi fikirleri, dünyanın dört bir yanından yiyeceklerin hikâyeleriyle aynı tabakta servis ederek ekonomik tercihlerimizin yaşadığımız dünyayı nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Masum bağımlılığımız çikolatanın, post-endüstriyel bilgi ekonomilerine –ve işsiz bir geleceğe– dair de bir şeyler anlattığını ya da Güney Amerika yemeklerinden gumbo’yu ağızda eriyecek kadar yumuşacık yapan bamyanın, kapitalizm ile özgürlükler arasındaki karmaşık ilişkiyi de temsil ettiğini gösteriyor. Chang, mutfağında yemek pişirirken eline aldığı malzemeler üstünden ücretsiz ev işlerinin gizli maliyetinden iklim krizine, serbest piyasanın yanıltıcı dilinden havuçların turunculaşma hikâyesine kadar uzanarak, bizlere cesur fikirlerle dolu ve sindirimi kolay bir ziyafet sunuyor.
Ezber bozan ve esprili anlatımıyla Tadında Ekonomi, ekonomiyi kavramanın bir yemek tarifi öğrenmeye benzediğini gösteriyor: Eğer onu iyice anlarsak, değiştirebiliriz de.
“Chang’in karmaşık fikirleri basitçe açıklayabilmek gibi muhteşem bir yeteneği var... İster yemekten ister ekonomiden bahsetsin, Chang harika bir yazar.” –BEE WILSON, SUNDAY TIMES
“Aynı anda hem beni güldüren hem ağzımı sulandıran hem de ekonomiyle ilgili düşüncelerimi yeniden gözden geçirmemi sağlayan tek kitap. Çok komik, çok dolu ve iştah açıcı.” –BRIAN ENO

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.