Rumeli Ve Muhteşem İstanbul
₺250,00 Orijinal fiyat: ₺250,00.₺205,00Şu andaki fiyat: ₺205,00.
| Yayınevi | Timaş Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Münevver Ayaşlı |
| Sayfa Sayısı | 152 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “14, 00 X 21, 00″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
3 adet stokta
Timaş Yayınları – Rumeli Ve Muhteşem İstanbul
İlgili ürünler
Barbaros Hayreddin Paşa
Barbaros Hayreddin Hızır Reis, Cezayir’in sultanı idi. Kanuni Sultan Süleyman’ın bir işareti üzerine sultanlığın tapusunu padişahın önüne koydu. Birlik ve beraberliğin sembol ismi oldu. Osmanlı armadasının başında Akdeniz’e açılan Barbaros Hayreddin Paşa, 1538’te Avrupalı devletlerin bir araya getirdiği en büyük Haçlı donanmasını Preveze’de ağır bir hezimete uğrattı. Akdeniz, bir Türk gölüne dönüşürken, Avrupalılar Akdeniz’de tahta parçası yüzdüremez hâle geldiler.
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Türk denizcilik tarihinin bu en önemli simasının neslini, ağabeyi Oruç ve mücahid yoldaşlarıyla hem korsan gemilerine hem İspanyollara karşı verdiği akıl almaz mücadeleyi, Cezayir’e hâkim olarak idare ve siyaset alanında gösterdiği başarıyı, Endülüs Müslümanları için çektiği çileleri, İspanyolların Mağrip’te yerleşmelerinin önünü kesen efsanevi kahramanlığını ve nihayet Osmanlı kaptan-ı deryası olduktan sonraki serüvenini kitapta çarpıcı detaylarıyla anlatıyor.
Tarihi Sevdiren Adam, bu eseriyle Türk denizciliğinin yüz akı olan Barbaros Hayreddin Paşa’nın destansı hayatını okuyucuların gözleri önüne seriyor.
Kayı 10: Iı. Abdülhamid Han
Sen değil naaşın hükümdar olsa elyakdır bize
Dönsün etsin taht-ı Osmaniye tabutun cülus
- Ahmet Rasim
2. Abdülhamid Han, saltanattan çekildikten sonra milleti tarafından en çok aranan ve özlenen hükümdardır. Zira onun saltanatta olduğu 33 sene ile sonraki 10 yıllık dönemi karşılaştırmak dahi mümkün değildir. 2. Abdülhamid Han, siyasi bir deha idi. 19. asrın sonlarına doğru neredeyse tarihten silinecek olan son muazzam Türk İmparatorluğu’nu, on sene içinde yeniden dünyada rol oynayan bir hale getirecekti.
O, yed-i tûla sahibi idi. Dünyanın hangi coğrafyasında olursa olsun Müslümanlar, İslam’ın halifesini yanında buluyorlardı.
O, Osmanlı ruhunun son temsilcisi idi. Ertuğrul ve Osman Gazilerin sahip olduğu hiç değişmeden devam eden Sünni inancı yaymakta büyük gayret sarf etti. İngilizlerin doğru inanç ve itikadı bozma çalışmalarına bir kale gibi karşı durdu.
O, merhamet ve şefkatin zirvesindeydi. Hayatına kastedenleri dahi affetti.
O, en mağdur padişah olarak tarihe geçecekti. Sadece ağır hakaretlere ve iftiralara maruz kalmadı. Kendi kesesinden yaptırdığı eserlerden ismi kaldırıldı. Tuğraları tahrip edildi. Resmen adı ve namı unutturulmak istendi.
O, bir asır boyunca anladığını zannedenlerin dahi anlayamadığı bir padişah oldu. Osmanlı Tarihi’ni herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Kayı serisinin 10. Kitabında, o akıcı üslubu ile vefatının 100. sene-i devriyesinde 2. Abdülhamid Han’ı okuyucularının takdirine arz ediyor.
Kayı 3: Harameyn Hizmetinde Yavuz
Yüce Allah beni atalarımın ocağına padişah yapınca, şeriki ve benzeri olmayan Hakk Teâlâ hazretlerine tazarru ve niyaz ile münacaatlar eyledim. Ey asuman u zeminin yaratıcısı ve ey ins ü cinin ve hayvanların rızık vericisi Kerim ve Rahim olan Rabbim, Harem-i hassın olan Beytullah’ın ki o Kâbe-i saadet-penâhdır- bulunduğu Mekke-i Mükerreme ile iki cihan fahri habibin Muhammed Mustafa’nın mezarları, saadetlü merkad-i hümayunlarının olduğu Medine-i Münevvere’nin süpürgeciliğini bana nasip eyle!
- Yavuz Sultan Selim
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı Devleti’nin soluk soluğa ilerleyen serüvenine Kayı 3: Haremeyn Hizmetinde ile devam ediyor.
Fatih Sultan Mehmed’in bir cihan devleti hâline getirdiği imparatorluk, onun ölümüyle başa geçen oğlu 2. Bayezid devrinde iki büyük çekişmeye sahne olacaktır: Saltanatının başlangıcında kardeşi Cem Sultan’la mücadelesi, sonunda ise oğulları arasında baş gösteren taht kavgaları… Kardeş kavgalarının neden olduğu kaostan istifade eden Safeviler ise, Anadolu’yu bir yangın yerine çevirecek;Şahkulu Baba Tekeli ve Nur Ali Halife isyanlarında binlerce Anadolu insanı hayatını kaybedecektir.
İşte böyle bir zamanda saltanatı devralan Selim Han’ın birlik ve beraberliği yeniden sağlama mücadelesi vekısa zamanda gerçekleştirdiği akıl almaz fetihler Kayı 3: Haremeyn Hizmetinde kitabında.
Bütün bunların yanında, 2. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim dönemindeki savaşlar, imar faaliyetleri ve adı geçen padişahların manevi ve özel yaşamlarına dair bilinmeyenler, keyifli bir tarih sohbeti tadındaki eserde okuru bekliyor.
Kayı 9: Sonun Başlangıcı
“Cenab-ı Hakk’a şükürler olsun ki, bu kulunu büyük ecdadının erişemediği feth-i mübine mazhar kıldı. Sizleri de bu büyük hizmette bulundurdu. Allah hepinizden razı olsun. Sa’yiniz meşkûr olsun. Bundan böyle birlik ve beraberlikle memleket işlerini düzeltelim, halkın durumunu düzenleyelim.”
Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması üzerine Sultan II. Mahmud’un yaptığı konuşmadan…
Sultan II. Mahmud, içkiden mi vefat etti? Ona kim, neden “Gâvur Padişah” dedi?
Rum Patrikhanesi’ndeki “intikam kapısı”nın hâlâ açık olmasının sırrı neydi?
Tepedelenli Ali Paşa neden idam ettirildi?
Kavalalı Mehmed Ali Paşa meselesinin iç yüzü neydi?
Tanzimat Fermanı’nın mimarı Mustafa Reşid Paşa’nın İngilizlerle ilişkileri ne boyuttaydı?
Sultan Abdülmecid Navarin Baskını’nı nasıl karşıladı?
Mekke ve Medine’ye en büyük hizmetleri yapan padişah kimdi?
İlk Avrupa seyahati hangi padişah zamanında gerçekleşti ve bu seyahat sırasında neler yaşandı?
Abdülaziz Han’ın ölümü intihar mıydı, katl mi?
Sultan V. Murad’ın tahta geçirilmesi bir Mason darbesi miydi?
Çerkes Hasan, Hüseyin Avni Paşa’yı neden öldürdü?
Kayı boyunun hikâyesi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in eşsiz üslubuyla devam ediyor. Şimşirgil, KAYI IX: Sonun Başlangıcı kitabıyla okuru Osmanlı İmparatorluğu’nun bıçak sırtında geçirdiği yıllara doğru yolculuğa çıkarıyor. Sultan II. Mahmud’un merkezî otoriteyi yeniden tesis etme çabalarını, Sultan Abdülmecid’in ıslahatlarla imparatorluğu ihya etme gayretlerini, Sultan Abdülaziz’le yeniden şahlanan millî duruşu ve Sultan V. Murad dönemindeki gerçekleri okuyucuya ulaştırıyor.
Osmanlı Gerçekleri 2
Kayı serisi ile 7’den 70’e herkese ulaşan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı Gerçekleri dizisinin ikinci kitabıyla da, Osmanlı’nın kuruluşundan yıkılışına kadarki tartışmalı konuları akıcı üslubu, soru cevap usulü ve temel kaynak referansları ile açıklamaya devam ediyor…
• Osmanlı padişahları Yavuz Sultan Selim’den evvel halife unvanını kullandılar mı?
• Yavuz Sultan Selim mukaddes emanetleri zorla mı alıkoydu?
• Yavuz, seferlerinde neden hep doğuyu seçti?
• Safevi Devleti’nin hükümdarı Şah İsmail Türk müdür?
• Osmanlı fetihlerindeki başarı sırları nelerdir?
• Osmanlı’nın yeni fethettiği yerlerde uygulamış olduğu istimalet politikası ne demektir?
• Osmanlılar 200 bin kişilik orduların ihtiyaçlarını nasıl karşılıyorlardı?
• Osmanlı Devleti’nin resmî dili ne idi?
* Osmanlılar Türkleri kötülediler veya ötelediler mi?
• Yeniçeriler ile ilgili ilginç detaylar…
• Tarihin tartışmalı isimlerinden biri: Şeyh Bedreddin saltanat hırsının kurbanı mı oldu?
• Osmanlı sarayında bulunan köle ve cariyelerin akıbetleri ne oldu?
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı Gerçekleri 2’de okurlarının zihnine takılan daha pek çok ilgi çekici meseleyi aydınlatıyor…
Onu okudukça tarihi daha çok seveceksiniz!
Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu
Stratejik Yakınlıktan Ötesi: Osmanlı Ve Almanya...
“Genç Alman İmparatorluğu’nun yayılma hırsı evvelemirde Osmanlı ülkelerine yönelmişti. Bu yayılmacılığı iktisadi, askerî ve siyasi ittifak alanlarında düşünmelidir. Almanya 19. yüzyılın Fransız, İngiliz tipi kolonyalizmine geç kalmıştır ve şartlar dolayısıyla yeni bir nüfuz politikası türü yaratmaktadır. Bu ülkelerde kurduğu nüfuz, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki Almanya’nın tarihidir demek pek yanlış olmaz. Aynı nitelik son devir Osmanlı tarihi için de söz konusudur. Bu nedenledir ki, iki ülke arasındaki ilişkiler yoğun bir biçimde araştırma konusu olmalıdır. Konuyu işlemek için arşiv belgelerinin zenginliği yanında o devirde basılan bazısı yarı propaganda, bazısı siyasî-iktisadî durum raporu niteliğinde bir hayli kitap ve risale vardır.”
İlber Ortaylı
Osmanlı İmparatorluğu'nun Batı dünyasına açılış çağında, Cermen kültürünün özel bir yeri olmuştur. Birinci Dünya Savaşı'nda, iki imparatorluğun da çöküşünü hazırlayan kader birliği yolunda, yalnızca siyasal ve askeri alanlarla sınırlı kalmayan ortaklıklar göze çarpar.
İlber Ortaylı, hem titiz ve geniş ufukta tarihçiliğini, hem de tadına doyum olmaz üslupçuluğunu işe koştuğu bu kitabında, Osmanlı dünyasında Alman etkisinin bütün boyutlarını olağanüstü bir sürükleyicilikle ortaya koyuyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.