Gazi Mustafa Kemal Atatürk
₺475,00 Orijinal fiyat: ₺475,00.₺385,00Şu andaki fiyat: ₺385,00.
Yaşamının tüm yönleriyle büyük lider Atatürk…
“Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mani olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir.
Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okumuştur.”
– İlber Ortaylı
Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı, evvela imparatorluğu dirilten nesil olan 1880’liler kuşağı, Balkan coğrafyası ve Mustafa Kemal’in aile kökeni ile başlıyor. Akabinde Atatürk’ün askeri eğitimi, Manastır yılları, Milliyetçilikler Dönemi, İttihat ve Terakki, 2. Abdülhamid, Enver Paşa, Ziya Gökalp, Trablusgarb, Balkan Savaşları ve Sofya yıllarıyla devam ediyor.
Ordumuzun İtilaf devletleriyle sekiz cephede mücadele ettiği Birinci Dünya Savaşı, kutlu zaferlerimiz Çanakkale ve Kutü’l Amâre, Mondros, son padişah Vahideddin, bir milletin ve ülkenin ölüm fermanı olan Sevr…
Tüm detaylarıyla Milli Mücadele dönemi, 23 Nisan 1920 ve sonrasında muhalefete rağmen verilen Kurtuluş Savaşı, İnönü Muharebeleri, Lozan Konferansı, Büyük Taarruz ve Cumhuriyet’e giden yol…
Saltanat ve hilafet tartışmaları, Lozan, On İki Ada, mübadele, Osmanlı’dan kalan borçlar, Musul ve yakın tarihin en önemli meselesi olan inkılablar…
Son olarak kişisel özellikleriyle, dünyada, anılarda, hafızalarda kalan izleriyle modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk…
İlber Ortaylı bu ilk biyografisinde yaşamının tüm yönleriyle büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatıyor. Türk tarihçiliğine hiç unutulmayacak ve sürekli başvurulacak bir rehber kitap daha kazandırıyor…
| Yayınevi | Kronik Kitap |
|---|---|
| Yazar | İlber Ortaylı |
18 adet stokta
Kronik Kitap – Gazi Mustafa Kemal Atatürk
/n
Yaşamının tüm yönleriyle büyük lider Atatürk…
“Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mani olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir.
Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okumuştur.”
– İlber Ortaylı
Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı, evvela imparatorluğu dirilten nesil olan 1880’liler kuşağı, Balkan coğrafyası ve Mustafa Kemal’in aile kökeni ile başlıyor. Akabinde Atatürk’ün askeri eğitimi, Manastır yılları, Milliyetçilikler Dönemi, İttihat ve Terakki, 2. Abdülhamid, Enver Paşa, Ziya Gökalp, Trablusgarb, Balkan Savaşları ve Sofya yıllarıyla devam ediyor.
Ordumuzun İtilaf devletleriyle sekiz cephede mücadele ettiği Birinci Dünya Savaşı, kutlu zaferlerimiz Çanakkale ve Kutü’l Amâre, Mondros, son padişah Vahideddin, bir milletin ve ülkenin ölüm fermanı olan Sevr…
Tüm detaylarıyla Milli Mücadele dönemi, 23 Nisan 1920 ve sonrasında muhalefete rağmen verilen Kurtuluş Savaşı, İnönü Muharebeleri, Lozan Konferansı, Büyük Taarruz ve Cumhuriyet’e giden yol…
Saltanat ve hilafet tartışmaları, Lozan, On İki Ada, mübadele, Osmanlı’dan kalan borçlar, Musul ve yakın tarihin en önemli meselesi olan inkılablar…
Son olarak kişisel özellikleriyle, dünyada, anılarda, hafızalarda kalan izleriyle modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk…
İlber Ortaylı bu ilk biyografisinde yaşamının tüm yönleriyle büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatıyor. Türk tarihçiliğine hiç unutulmayacak ve sürekli başvurulacak bir rehber kitap daha kazandırıyor…
İlgili ürünler
20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal (1881’Den 1923’E)
Mustafa Kemal, her şeyden önce yorulmaz bir savaşçıdır; işine sertlikle, eserine gönülden bağlanmıştır. Çok hareketli, sabırlı, dostluklarına sadık fakat onların egemenliği altına girmeyen bir mizaç.
Her şeyde gösterişten nefret eder, ancak her şeyle ilgilenilmesini de şart koşar. Anlattıklarındaki açıklık, çarpıcı niteliktedir; hafızalarda asıl kalan şey, kanıtlamadaki berraklık, tabirlerdeki isabettir.
Gözlem yapma becerisi en ileri derecede gelişmiş, hiçbir şeyi rastlantıya bırakmıyor. Kendine güveni tam. Ama yine de beklemeyi, düşmanı yorgun düşürmeyi, kendine kalan zamanı kullanmayı iyi bilen bir lider.
Mustafa Kemal, beklemesini bilir, hiçbir şeyi tesadüfe bırakmaz. Başarısının belirgin üç nedeni var: sezgi, tedbirli olma ve inceleme.
(Berthe G. Gaulis; Aralık 1921, Ankara)
Atatürk Anadolu’da 1919 – 1921
"Atatürk Anadolu'da adlı bu küçük kitap Milli Mücadelemizin, başından sonuna kadar eksiksiz bir tarihi değildir. Bununla beraber, bu küçük incelemede, Milli Mücadelemizin başlıca olayları üzerinde, güçlükle bulabildiğim resmi ve özel belgelerin ışığı altında, dikkatle durulmuştur. Milli Mücadele tarihimizin her bakımdan aydınlatılabilmesi için, herkesin her şeyden ümit kesmiş bulunduğu mütarekenin ilk altı ayında bir kahramanın neye dayanarak mücadeleye başlamış olduğu, üzerinde durulması gereken bir problemdir. Samsun'a çıkan Mustafa Kemal Paşa'nın bir 'milli mukavemet' cephesi kurabilmesi ise Anadolu'ya geçmesinden daha kolay olmamıştır."
Türk Tarih Kurumu'nun ilk başkanı Tevfik Bıyıklıoğlu, ilk kez 1959'da basılan çalışmasında Kurtuluş Savaşı'nın başlangıç aşamasını, Alman tarihçi Gotthard Jaeschke'nin 'Türkiye'nin Bağımsızlık Mücadelesi Tarihine Katkılar' adlı makalesinden hareket ederek, müdafaa-i hukuk cemiyetlerinin kurulması, Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya geçişi, Sovyet Rusya ile işbirliği, İstanbul hükümetlerinin Milli Mücadeleye karşı tutumu ve diğer gelişmeler çerçevesinde ele alıyor.
Atatürk Ve Kayıp Kıta Mu
Yıllardır Saklanan Büyük Sır Açığa Çıkıyor! Bir Efsane Gerçek Oluyor... Her şey 1930’lu yıllarda Atatürk’ün ileri sürdüğü Türk Tarih Tezi’yle başladı. Atatürk, 1932’den sonra Türk Tarih Tezi’nin "kayıp parçası"nın peşine düştü. "Türklerin Orta Asya’dan önceki ilk yurtlarını" arıyordu. Bu amaçla 1934 yılında Tahsin Bey’i Meksika Büyükelçiliği’ne atadı. Tahsin Bey’in gizli görevi Türklerle eski Amerikan halkları arasındaki ilişkiyi araştırmaktı. Tahsin Bey, Meksika’daki araştırmalarının sonucunda şaşırtıcı bir bilgiyle karşılaştı. Bu bilgiye göre Türkler, MÖ 12.000’lerde bir doğal afet sonunda Pasifik Okyanusu’nda sulara gömülen Kayıp Kıta Mu’dan Orta Asya’ya göç etmişlerdi. - Atatürk Kayıp Kıta Mu’da ne aradı? - Tahsin Bey’in Meksika’dan Atatürk’e gönderdiği raporlarda hangi bilgiler vardı? - Atatürk, J. Churchward’ın Mu konulu kitaplarını neden Türkçeye tercüme ettirdi? - Atatürk, Tahsin Bey’in bazı raporlarını neden eleştirdi? - Kayıp Kıta Mu nasıl bir yerdi? - Türkçe ile eski Amerikan halklarının dilleri arasındaki şaşırtıcı benzerlikler neyin işaretiydi? Ve daha pek çok bilinmeyenin yanıtını"Atatürk ve Kayıp Kıta Mu"da bulacaksınız. Elinizdeki kitap Atatürk’ün daha önce "hiç bilinmeyen" bir özelliğini ilk kez tüm boyutlarıyla ortaya koymakta ve Atatürk’ün ömrünün son yıllarındaki "büyük arayışına" ışık tutmaktadır. Bu kitapta okuyacaklarınız sizi hem çok şaşırtacak, hem çok düşündürecek, hem de Atatürk’le ilgili bilgilerinize çok özgün katkılar yapacaktır. "Atatürk, Türklerin Orta Asya’ya gelmeden önce Mu kıtasında yaşadıklarına çok emin bir şekilde inanırdı, ama bu konudaki yoğun araştırmaları 1938’de son nefesini vermesiyle bitiverdi." Atatürk’ün Kütüphanecisi Nuri Ulusu.
Bayrak
30 Ağustos günü 16 daireli bir apartmanın önünden geçiyordum. Baktım: Tek balkonda bir küçük bayrak: "-Zaferi unutmuşuz," dedim. Bayramların bir resmî yönü var. Asker geçer, top, tank geçer. Bir de vatandaşcası var. Herkes gönülden çoşkunluk gösterir. Bu İkincisini kaybetmişiz.
Zaferden bir gün önceki Türkiye'yi hatırlıyorum. Yunan ordusu bütün Batı Anadolu'da, Bursa'da, Trakya'da. İstanbul hükümeti, yenen devletlerin diktasına boyun eğmiş. Eğer İstanbul barışı olursa, Venizelos Anadolu Rumları ile Batı Anadolu Türklerini değiştirecek. Şimdi İzmir, Selânik kadar bir Yunan şehri olacaktı. İstanbul milletlerarası bir nitelikte kalacaktı. Çoktan bu şehirde azınlıkta olacaktık. Bir defa ne çarşılarda, ne bankalarda, ne ithalât ihracatta Türk'ün payı olmayacaktı. Doğu'da Ermenistan kurulmuş olacaktı. Kapitülasyonlar yürürlükte kalacaktı.
Anadolu ve Trakya çarşıları hıristiyan azınlıkların elinde bulunacaktı. Hıristiyan azınlıkların refahı durmadan artacak ve Kürde, Çerkeze, Şiiye, Sünniye parçalanan toplumun yoksulluğu gittikçe çoğalacaktı.
Bu ölüm hükmünden kurtulmanın tek çaresi Anadolu'da zaferi kazanmaktı. Bu zafer de ancak bir taarruzla kazanılabilirdi. Hükümet: "-Param yok!" diyordu. Ordunun başında bulunanlar taarruza karşı idiler. Meclis çoğunluğu ortalama bir barış peşinde idi.
İşte böyle kara bir günün kapkara bulutları içinden bir şimşek çaktı. Mustafa Kemal ordunun başına geçti. Bir vuruşta o sarsılmaz sanılan Yunan cephesini yıktı.
Bugünkü Türkiye ve Türklük yüzde yüz o günkü zaferin eseridir.
Mustafa Kemalle Anadoluda Yolculuk
1919: Mustafa Kemal’in kariyerinde en uzun ve en zor yıl.
Mustafa Kemal ve arkadaşları Bandırma vapuru ile Boğaz’dan Karadeniz’e açıldıkları 16 Mayıs akşamından 27 Aralık öğle vaktinde Ankara’ya gelene kadar toplam 225 günü Anadolu’nun bağrında, halkla iç içe geçirdiler. Tarihi yolculuğuna “ordu müfettişi” göreviyle başlayan Anafartalar Kahramanı, yolculuğun kalan kısmını “milletin ferdi” olarak sürdürmüş ve inanılmaz bir iletişim kampanyasıyla Milli Mücadele’yi örgütlemiştir.
Prof. Dr. Hikmet Özdemir, Anadolu’daki bu tarihi yolculuğa ışık tutuyor: Yol güzergâhları nasıldı? Hangi ulaşım araçları kullanılmıştı? Yolculuk boyunca kamuoyu oluşturmak için neler yapılmıştı? Varılan yerlerde konaklama, güvenlik, iletişim, sağlık, finansman vb. ihtiyaçlar nasıl karşılanmıştı? Mustafa Kemal’in ateşlediği kurtuluş meşalesini kimler taşımıştı?
Mustafa Kemal’le Anadolu’da Yolculuk zorlu bir mücadelenin ve milletin evladının milli liderliğe yükselişi hikâyesidir.
Nutuk ( Söylev ) – İskele Yayıncılık
Saltanattan Demokratik Türkiye’ye: Kemalizm Tarihinin Ana Hatları
Anadolu’daki bağımsızlık mücadelesi için son derece kritik yıllar olan 1922-23 arasında Sovyet diplomatik kadrosunun bir üyesi olarak Ankara’da bulunan Georgiy A. Astahov, Sovyetler Birliği’nde yayımlanan Yeni Doğu dergisi için bu hareketli döneme dair izlenimlerini kaleme aldı.
Astahov’un 1936 yılında Saltanattan Demokratik Türkiye’ye başlığı altında bir araya getirilen makaleleri, savaşın taraflarına ve henüz oldukça genç bağımsızlık hareketinin hedef ve kazanımlarına dair çok yakından bir gözlemin eseri. Bu kitap Sovyetler’in Türkiye’deki toplumsal hareket ve iktidara olan bakışını sergilemesi açısından da ilgi çekici bir örnek.
Astahov’un özellikle cumhuriyetin ilan edilmesinin hemen öncesinde Anadolu ve Ankara’daki sınıfsal yapılanmaya dair yorumları ve yerinde takip ettiği İzmir İktisat Kongresi hakkındaki gözlemleri, genç cumhuriyette emekçi sınıfların durumu üzerine değerli birçok bilgi ve fikir içermekte. Bunun yanında Topal Osman Vakası, saltanatın kaldırılması, meclisteki ideolojik ayrışma ve Türkiye’deki komünist hareketin durumu da bu makalelerde kendilerine yer buluyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.