Abherül-Aşıkin & Aşıkların Halleri
₺180,00 Orijinal fiyat: ₺180,00.₺153,00Şu andaki fiyat: ₺153,00.
Şüphesiz ki iman edip salih ameller işleyenler için Rahman, kalplerde ebedi bir sevgi yaratacaktır. Bu sevgi, Müminlerin yüreklerindeki derin muhabbetin ta kendisidir. Ey Allahım, kalplerimizi yakınlığının nuruyla aydınlat, ruhlarımızı lütfunla ferahlat, gözlerimizi muhabbetinle parlat ve kulaklarımızı münacaatının lezzetiyle doldur.
Ruzbihân-i Baklî`nin aşkı ve âşıkların hâllerini anlattığı eserine verdiği “abher” ismi, nergis çiçeğinin metaforik anlamına delalet eder. Nergis, göz şeklinde olduğu için tasavvufi metinlerde genellikle müşahede ve görme (didar) mazmunu olarak kullanılır. Müellif, bu esere “Âşıkların Abheri” ismini vererek, eserini ilahi aşk ve müşahede yolunda yürüyen saliklere ithaf etmiştir.
Ruzbihân-i Baklî`nin eserlerinin her bir sayfasında ilahi aşkın coşkusunu, aşk yolunda çekilen çilelerin yüceliğini ve bu yolda yürüyen âşıkların samimi dualarını bulmak mümkündür. Bu eser de okuyucusunu manevi bir yolculuğa çıkarırken, kalbindeki ilahi aşk çerağının fitilini ateşleyecektir.
Sufi Kitap olarak, eserleri daha önce dilimize aktarılamamış, 13. yüzyıl irfan sahasının kıymetli isimlerinden, döneminde kendi adıyla anılan tarikat kuracak kadar ilmi derinlik sahibi, âlim ve mutasavvıf Ruzbihân-ı Baklî`nin tasavvuf alanındaki öncü eserlerini Türkçeye kazandırmaya devam edeceğiz. Onun eserleri, ilahi aşkın derinliklerine dalmak isteyen her okuyucuya ilham kaynağı olacaktır.
| Yayınevi |
Sufi Kitap |
|---|---|
| Yazar |
Ruzbihan Bakli |
| Sayfa Sayısı |
144 |
| Kağıt Cinsi |
2. Hamur |
| Baskı Yılı |
2024 |
| Boyut |
"13 ,00" ,50 X 21 |
| Cilt Tipi |
Karton Kapak |
1 adet stokta
Sufi Kitap – Abherül-Aşıkin & Aşıkların Halleri
/n
Şüphesiz ki iman edip salih ameller işleyenler için Rahman, kalplerde ebedi bir sevgi yaratacaktır. Bu sevgi, Müminlerin yüreklerindeki derin muhabbetin ta kendisidir. Ey Allahım, kalplerimizi yakınlığının nuruyla aydınlat, ruhlarımızı lütfunla ferahlat, gözlerimizi muhabbetinle parlat ve kulaklarımızı münacaatının lezzetiyle doldur.
Ruzbihân-i Baklî`nin aşkı ve âşıkların hâllerini anlattığı eserine verdiği “abher” ismi, nergis çiçeğinin metaforik anlamına delalet eder. Nergis, göz şeklinde olduğu için tasavvufi metinlerde genellikle müşahede ve görme (didar) mazmunu olarak kullanılır. Müellif, bu esere “Âşıkların Abheri” ismini vererek, eserini ilahi aşk ve müşahede yolunda yürüyen saliklere ithaf etmiştir.
Ruzbihân-i Baklî`nin eserlerinin her bir sayfasında ilahi aşkın coşkusunu, aşk yolunda çekilen çilelerin yüceliğini ve bu yolda yürüyen âşıkların samimi dualarını bulmak mümkündür. Bu eser de okuyucusunu manevi bir yolculuğa çıkarırken, kalbindeki ilahi aşk çerağının fitilini ateşleyecektir.
Sufi Kitap olarak, eserleri daha önce dilimize aktarılamamış, 13. yüzyıl irfan sahasının kıymetli isimlerinden, döneminde kendi adıyla anılan tarikat kuracak kadar ilmi derinlik sahibi, âlim ve mutasavvıf Ruzbihân-ı Baklî`nin tasavvuf alanındaki öncü eserlerini Türkçeye kazandırmaya devam edeceğiz. Onun eserleri, ilahi aşkın derinliklerine dalmak isteyen her okuyucuya ilham kaynağı olacaktır.
İlgili ürünler
Dert Etme Allah Biliyor
Dervişin Teselli Koleksiyonu
Kederli günlerden geçen derviş, rüya âleminde bir adaya uğrar. Gördüğü şey mucizevidir. Peygamberler, veliler, âlimler ve filozoflar bir halka şeklinde oturmakta ve anlaşıldığı kadarıyla birini beklemektedirler. Derviş de onlarla birlikte beklemeye durur ancak asıl misafirin kendisi olduğunu anlaması uzun sürmez. Halkanın ortasında kendisine gösterilen yere oturur ve her kederine bir teselli verecek olan bu nurani meclisi dinlemeye koyulur.
Halkanın bir tarafında Abdulkadir Geylani’den Yunus Emre’ye, İmam Gazali’den Mevlana’ya ve İbn Arabi’ye birçok gönül doktoru… Halkanın diğer tarafında Sokrates, Hegel, Kant, Kierkegaard, Spinoza ve Schopenhauer gibi hikmet âşıkları… Halkanın bir başka yanında ise Geothe’den Cibran’a, Tanpınar’dan Dostoyevski’ye, Sadi Şirazi’den Rilke’ye ve Proust’a acılarını kelimelerin büyülü dünyasında dindirmeye uğraşan kalem erbabı...
Bu teselli halkası öylesine geniştir ki, dindiremeyeceği keder, zayıflatamayacağı acı, sevdiremeyeceği dert yok gibi gözükmektedir. Sözler sözleri, anlatımlar anlatımları, teselliler tesellileri takip eder. Derviş uyandığında yalnızca güneş doğmamıştır, kendi içsel karanlıklarından da aydınlığa çıkmıştır.
Dervişin Teselli Koleksiyonu doğunun ve batının binlerce yılda oluşturduğu teselli birikimini yaralı gönüllere cömertçe ulaştıran bir çalışma. Teselliden kasıt zihnin düşünceler yoluyla uyuşturulması değil, bilakis acı karşısında uyumayı seçen zihnin uyandırılması... Kadim teselli ustalarıyla, teselliye muhtaç gönülleri buluşturmak, bu kitabın varoluş sebebi!
İnsan Nasıl İnsan Oldu?
İnsan, insan olduğundan beri, en temel meselesini oluşturan o soruyu sorar: “Ben kimim ve nasıl bu hâli aldım?” Yeryüzünde hiç kimse söz konusu soruya geride başka bir soru(n) kalmayacak şekilde net cevap vermez, veremez… Böylelikle insanın, bu esrarlı evrende bir sır olarak kalması, varoluşunun en temel dinamiğini oluşturur. Hayatın imtihan olması biraz da bu sırrın sır olarak kalmasına bağlı değil midir?
el-Fusûl fi’l-Es’ile ve’l-Ecvibe’de Gazzâli, insan ruhu ve onun bedenle ilişkisi çerçevesinde kendisine yöneltilen yedi soruyu cevaplıyor. Soruların temelinde Kur’ân’da insanın yaratılış sürecine temas eden, “ruh” ve onun bedene yansıtılma şekli olan “nefh” ile ilgili âyetler bulunuyor. Gazzâli’nin Kelâm-ı Kadim’den hareketle getirdiği cevaplar, onun felsefî-kelâmî ve tasavvufî düşüncesini deklare etmesi açısından da ayrıca dikkat çekici.
İnsanlığın en kadim ve değişmez sorularına cevab-ı sevaplar sunan bu küçük risale, insan ve kozmosun manevi özüne ışık tutuyor.
Kalplerin Keşfi Mükaşefetü’l Kulub
Mükâşefetü'l-Kulûb konu itibariyle tasavvufî bir eserdir. İçerik itibariyle kalpleri hassas bir İslâmi hayata sevk etmeyi, oraya saf bir İslâmî hayatı sıkıştırmayı hedef edinen bir eserdir. Mükâşefetü'l-Kulûb bir Kalpleri İhyâ kitabıdır. Durumlarını tespit ve keşfedip aralayarak, ortaya çıkararak ıslaha çalışmayı öğreten bir eserdir. Tasavvuf kalp ile meşgul olan bir ilimdir. Malûmdur ki, kalp nasıl olursa dış âzâ ve yaşayış da ona uygun bir manzara arz eder. Allah Teâlâ'nın; Her kulun kalbini günde birkaç kere kontrol ettiği hadisinin mânâsına itibarla tasavvufta amellerin zuhur mahalli olan kalp ele alınmıştır. Bu her İslâm âliminin, Hakka ubûdiyyete kendini adamış her âbid ve zahidin başta ya da sonda yaşadıkları bir hayat tarzıdır. Cenâb-ı Hakk'ın her gün ziyaret ettiği kalp hiç şüphesiz ki temiz olmaya lâyıktır. Çünkü bir kulun, Rabbine karşı (kölenin efendisine misali) edep kaidesidir. Edebi olmayan bir kulun Rabbi yanında itibarı olmaz. Hâlbuki bir köle için gaye, efendisinin teveccühünü kazanmasıdır. Kulun saadet ve huzuru da buna bağlıdır. Bu bakımdan kalp, kalplerin keşfi ve hâllerin bilinmesi (Mükâşefetü'l-Kulûb) gayet mühimdir.
Mesneviden Seçmeler – Anonim Yayıncılık
Ölüm Ve Ötesi
Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalplerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki Sen bol ihsan sahibisin! (Âl-i İmrân Suresi, 8) Yani, bundan önce bize imanı ilettiğin gibi ölüm anında da kalplerimizi saptırma, iman üzere sebat ettir.
Allah Teâlâ, insanı dünya hayatında belirli bir süre için var etmiş, ona takdir ettiği rızkı ulaştırmış ve yazılı olan amellerini tamamlamasına fırsat vermiştir. İnsanoğlunun dünyadaki bu yolcuğu “Her nefis ölümü tadacaktır.” ayetinin tecellisiyle bir gün son bulacaktır. Ölüm ve Ötesi ismiyle dilimize kazandırdığımız bu kitap, özellikle modern dünyanın tuzaklarına düşen insanlara, kalplerini ölüm bilinciyle tekrar diriltme çağrısını muştulamaktadır.
Büyük İslam düşünürü Gazzâlî, bu kitabında ölüm ve ahiretin gerçekliğini çarpıcı örnekler ve kuvvetli delillerle açıklıyor.
Üç Oda Bir Salon
Ne kadar koşarsan koş, yetiştiğin sadece nasibindir..
Evinden, Allah’ın rızası için iğne kaldırsa sevap alacak yürekler vardı hani. Sahi ne oldu o yüreklere?
Magazin programlarının, sosyal medya fenomenlerinin zehriyle şuurunu yitirmiş gibi oturduğu koltukta uyuşup kalmışlar mıydı yoksa?
Sahi ne olmuştu da Musa aleyhisselamın safında firavunlara karşı büyütülecek çocukların sahibinin Allah olduğunu unutanlar, çocuğa ‘geçim sıkıntısı’ adını koymuşlardı?
Kendisine türlü vazife seçenler, ‘evlat-eş-ana-baba’ olmayı unutmuş.
Başkasının hanesindeki çöplere gözlerini dikenler, kendi evlerindeki kirli camları görmez olmuştu.
Ya Rabbi! Döndür özümüze bizi...
İki gönlün birbirine denkliğiyle nimetlenenlere evlerindeki şenliği hatırlat.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.