Artık Daha Güçlüyüm
₺340,00 Orijinal fiyat: ₺340,00.₺272,00Şu andaki fiyat: ₺272,00.
Sosyal medya fenomeni Zeus Kabadayı’nın dördüncü kitabı çıktı…
Çünkü mutlu son her zaman vardır.
İlk olmak iyi midir bilmiyorum ama bence herkes sevdiğinin sonu olmalı.
Çünkü bazen birinci olmak bir şeyleri kazandığın anlamına gelmez.
Emin ol sonbahar bir daha gelecek ve kaldığın tüm dersleri vermiş olacaksın.
Bütün yarışlarda birinci olmak zorunda değilsin, sayıların ne önemi var ki?
Bazen sonuncu olmak dünyanın en güzel şeyidir.
Filmlerde bile mutlu ilk yazmaz, mutlu son yazar.
Şimdi al eline kalemi kâğıdı ve kendi mutlu sonunu kendin yaz.
Çünkü mutlu son her zaman vardır.
| Yayınevi |
Hayykitap |
|---|---|
| Yazar |
Zeus Kabadayı |
1 adet stokta
Hayykitap – Artık Daha Güçlüyüm
Sosyal medya fenomeni Zeus Kabadayı’nın dördüncü kitabı çıktı…
Çünkü mutlu son her zaman vardır.
İlk olmak iyi midir bilmiyorum ama bence herkes sevdiğinin sonu olmalı.
Çünkü bazen birinci olmak bir şeyleri kazandığın anlamına gelmez.
Emin ol sonbahar bir daha gelecek ve kaldığın tüm dersleri vermiş olacaksın.
Bütün yarışlarda birinci olmak zorunda değilsin, sayıların ne önemi var ki?
Bazen sonuncu olmak dünyanın en güzel şeyidir.
Filmlerde bile mutlu ilk yazmaz, mutlu son yazar.
Şimdi al eline kalemi kâğıdı ve kendi mutlu sonunu kendin yaz.
Çünkü mutlu son her zaman vardır.
İlgili ürünler
Edebiyat Kulesi
Erkeklerin İç Sesi
İnsanın Acısını İnsan Alır
“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”
İnşirah – Olimpos Yayınları
Sevgi Yukarıdan Gelir
Hepimiz büyük bir çaba içindeyiz. Kavuşmak için. Sevgilinin izini sürüyoruz. Bizi ona götürecek işaretler arıyoruz. Yürümek istediğimiz yollardan geçmiş âşıklar, şairler yetişiyor imdadımıza; sözleriyle rehber oluyorlar bize. Gökteki yıldızlar gibi onların mısraları; yönümüzü tayin edebilmemiz, kaybolmamamız için yolumuzu aydınlatıp bizi hakikate yöneltiyorlar.
“Sevgi Yukarıdan Gelir”de Hayati İnanç, akıcı üslubuyla zarif bir anlatıcı ve hatırlatıcı olarak edebiyatımızın ustalarının baş döndürücü, ruh açıcı, hikmet dolu mısralarını nakledip izah ediyor bizlere. Maksat can evimizi temiz tutabilmek ve Vedûd’un sevgisini orada büyütebilmek…
Yerli Yersiz Cümleler
Bu kitap önce “Yersiz Cümleler” adıyla tasarlandı. Niyetim sağda solda kalmış ve hiç yayınlanmamış onca cümleyi bir araya getirmek, bir bakıma onlardan kurtulmaktı.
Fakat cümle bu. Bir kez kapısından girince gazete ve dergilerde kalmış yazıları da taradım. Derken hızımı alamadım, bütün kitaplarımı okudum yayımlandıklarından sonra ilk kez, “Yerli Cümleler”e de el attım.
Sonra? Bütün cümleler yerli yersiz birbirine karıştı.
Böylece binlerce cümleyle baş başa kaldım. Hepsini mümkün mertebe temalara ayırarak bir senaryo dâhilince sıralamaya çalıştım.
İçlerinde nerede, ne zaman, nasıl yazdığımı bugün gibi hatırladıklarım vardı, avucumun içine mıh gibi çakılmış olanlar. Ve hiç de hatırlamadıklarım. Bana öyle karanlık geldiler ki. Bunları ben mi yazmışım, sahi, ne zaman? Neden yazdığımı unutmuşum çünkü, hiç unutmayacağım sandığım şeyi.
Üstelik tahmin etmediğim bir şey daha oldu ve yerinden edilen, bağlamından kopan cümleler yeni manalarla yüklendi, bambaşka tasniflere girdi. Yerinde doğaya ilişkin bir cümle aşk bahsine uygun düştü örneğin, yazıya ait olan insanlığa.
Yeni bir okuma, dahası yeni bir yazma.
O zaman anladım içimde bütün yazdıklarıma süzülen bambaşka bir metin olduğunu.
Bir de neden sonra Nun Masalları’ndan bu yana 20 yıl geçtiğini fark ettim.
Yerli Yersiz Cümleler’in hikâyesi bu.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.