Kaideye Tamah Etmeyen İstisnadır Hayat
₺200,00 Orijinal fiyat: ₺200,00.₺165,00Şu andaki fiyat: ₺165,00.
“Bu, sonu çok belli ama yolculuğu da bir o kadar gizemli olan hayatın yaşayanları hep haddinden fazla heyecanlıydı…
Kaideleri ezberlemeye çalışırlardı bir yandan da.
Çünkü tadına varmayı çok istedikleri ama ne yazık ki kısıtlı bir sürede gerçekleştirmeleri gereken ve de ellerine tutuşturulan, iade şansı olmayan tek yön biletleriyle çıktıkları gizemli yolculuklarında karşılaştıkları sapaklardan, doğru olanı seçmek isterlerdi.
Yanlış sapaklarda oyalanıp zaman kaybetmek istemezlerdi.
Ezberlerlerdi hayatın bütün yollarını, dağlarını, patikalarını, rüzgârlarını, ormanlarını, yangınlarını, fırtınalarını, acılarını, aşklarını ve başkaları tarafından yazılmış kurallarını…
Tüm bunları öğrenmek için de; hiç yanlış yola sapmadan, hiç kaybolmadan, hiç çelme takılmadan, hiç şaşırmadan, hiç kaza yapmadan, hiç yaralanmadan ve hiç ağlamadan; mutlu, huzurlu, coşkulu ve gururlu bir şekilde yolculuklarını tamamlamış olanlara danışırlardı.
Öğrendiklerini unutmamak için de büyük bir titizlikle not alırlardı. Kıyamadıkları zamanlarını başkalarının kurallarını bir deftere yazarken ve bir yandan da onları ezberlemeye çalışırken harcarlardı…
Ama bilmezlerdi, aslında hayat kaidelere tamah bile etmeyen kocaman bir istisnaydı…”
Nilgün Bodur, 5. kitabı Kaideye Tamah Etmeyen İstisnadır Hayat’ta bir acıdan yola çıkarak insanlığa, aşka ilişkin hisleri ve düşüncelerini, 9 yaşından bu yana tuttuğu “defterine” yazarcasına samimiyetle yazıyor. Ve kitabın sonunda bize de kendimize sormak kalıyor: Gerçekten kural diye bir şey var mı, yoksa kural diye bildiğimiz her şey istisna mı?
| Yayınevi | Turkuvaz Kitap |
|---|---|
| Yazar | Nilgün Bodur |
| Sayfa Sayısı | 184 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2021 |
| Boyut | “14, 00 X 21, 00″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Turkuvaz Kitap – Kaideye Tamah Etmeyen İstisnadır Hayat
“Bu, sonu çok belli ama yolculuğu da bir o kadar gizemli olan hayatın yaşayanları hep haddinden fazla heyecanlıydı…
Kaideleri ezberlemeye çalışırlardı bir yandan da.
Çünkü tadına varmayı çok istedikleri ama ne yazık ki kısıtlı bir sürede gerçekleştirmeleri gereken ve de ellerine tutuşturulan, iade şansı olmayan tek yön biletleriyle çıktıkları gizemli yolculuklarında karşılaştıkları sapaklardan, doğru olanı seçmek isterlerdi.
Yanlış sapaklarda oyalanıp zaman kaybetmek istemezlerdi.
Ezberlerlerdi hayatın bütün yollarını, dağlarını, patikalarını, rüzgârlarını, ormanlarını, yangınlarını, fırtınalarını, acılarını, aşklarını ve başkaları tarafından yazılmış kurallarını…
Tüm bunları öğrenmek için de; hiç yanlış yola sapmadan, hiç kaybolmadan, hiç çelme takılmadan, hiç şaşırmadan, hiç kaza yapmadan, hiç yaralanmadan ve hiç ağlamadan; mutlu, huzurlu, coşkulu ve gururlu bir şekilde yolculuklarını tamamlamış olanlara danışırlardı.
Öğrendiklerini unutmamak için de büyük bir titizlikle not alırlardı. Kıyamadıkları zamanlarını başkalarının kurallarını bir deftere yazarken ve bir yandan da onları ezberlemeye çalışırken harcarlardı…
Ama bilmezlerdi, aslında hayat kaidelere tamah bile etmeyen kocaman bir istisnaydı…”
Nilgün Bodur, 5. kitabı Kaideye Tamah Etmeyen İstisnadır Hayat’ta bir acıdan yola çıkarak insanlığa, aşka ilişkin hisleri ve düşüncelerini, 9 yaşından bu yana tuttuğu “defterine” yazarcasına samimiyetle yazıyor. Ve kitabın sonunda bize de kendimize sormak kalıyor: Gerçekten kural diye bir şey var mı, yoksa kural diye bildiğimiz her şey istisna mı?
İlgili ürünler
Başlarım Senin Aşkına
Dünyanın boş ve aldatan yüzüne dönüp “başlarım senin aşkına!” dedikten sonra Allah’a yönelip “Rabbim önceden hazır değildim şimdi iznin olursa seve seve Başlarım Senin Aşkına” diyeceğiniz bir kitap...
Hakikatler gönlünde bir sarsıntı oluşturmuyor mu, yoksa uyanmak için hâlâ yerin göğün sarsılmasını mı bekliyorsun?
Ve anlarsın zor sorular ancak kaliteli öğrencilere sorulurmuş
İmtihanın bu yüzden ağırmış, anlarsın.
Ve anlarsın ateş İbrahim’i yakmadıysa,
Balık Yunus’u yemediyse,
Bıçak İsmail’i kesmediyse,
Deniz Musa’yı boğmadıysa,
Kuyular Yusuf’ları almadıysa,
Sen de anlarsın umutlarını kün fe yekün’le büyütmen gerektiğini.
Ve anlarsın,
Allah azze ve celle geciktiriyorsa, güzelleştiriyordur.
Sabret…
Sabret…
Anlıyorsun değil mi?
Edebiyat Ve Toplum
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur. Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine, onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz. Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri, olayları ve yapıları betimleme şansımız olur.
Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir. Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur. Fransız İhtilali'nden Bolşevik Devrimi'ne, faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz.
Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışından Cumhuriyet'in kuruluşuna dek yaşanan süreç, toplumsal sancılar; Tanzimat Edebiyatı, Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez.
Tüm bunlarla birlikte Türkiye'de edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz. Örneğin roman, ancak belirli ölçülerde, Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir. Türkiye'de büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır. Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımı'nı doğurmuştur. Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiye'de de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir.
Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır. Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir.
Dünya çapında şöhrete sahip, en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof. Dr. Kemal Karpat Osmanlı'dan Günümüze Edebiyat ve Toplum'da bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor. Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor. Türkiye'de toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpat'ın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor.
Erkeklerin İç Sesi
Kelime Defteri
Yerli Yersiz Cümleler
Bu kitap önce “Yersiz Cümleler” adıyla tasarlandı. Niyetim sağda solda kalmış ve hiç yayınlanmamış onca cümleyi bir araya getirmek, bir bakıma onlardan kurtulmaktı.
Fakat cümle bu. Bir kez kapısından girince gazete ve dergilerde kalmış yazıları da taradım. Derken hızımı alamadım, bütün kitaplarımı okudum yayımlandıklarından sonra ilk kez, “Yerli Cümleler”e de el attım.
Sonra? Bütün cümleler yerli yersiz birbirine karıştı.
Böylece binlerce cümleyle baş başa kaldım. Hepsini mümkün mertebe temalara ayırarak bir senaryo dâhilince sıralamaya çalıştım.
İçlerinde nerede, ne zaman, nasıl yazdığımı bugün gibi hatırladıklarım vardı, avucumun içine mıh gibi çakılmış olanlar. Ve hiç de hatırlamadıklarım. Bana öyle karanlık geldiler ki. Bunları ben mi yazmışım, sahi, ne zaman? Neden yazdığımı unutmuşum çünkü, hiç unutmayacağım sandığım şeyi.
Üstelik tahmin etmediğim bir şey daha oldu ve yerinden edilen, bağlamından kopan cümleler yeni manalarla yüklendi, bambaşka tasniflere girdi. Yerinde doğaya ilişkin bir cümle aşk bahsine uygun düştü örneğin, yazıya ait olan insanlığa.
Yeni bir okuma, dahası yeni bir yazma.
O zaman anladım içimde bütün yazdıklarıma süzülen bambaşka bir metin olduğunu.
Bir de neden sonra Nun Masalları’ndan bu yana 20 yıl geçtiğini fark ettim.
Yerli Yersiz Cümleler’in hikâyesi bu.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.