Tarihçinin Yolculuğu
₺200,00 Orijinal fiyat: ₺200,00.₺165,00Şu andaki fiyat: ₺165,00.
“Hamasi veya retçi bir tarih perspektifi yerine sağlam ve gerçekçi bir tarih bilinci hem içinde yaşadığımız toplumu ve kültürü hem bir parçası olduğumuz dünyayı daha iyi anlayıp ona göre bir yol çizmemize yardımcı olur hem de uluslararası meselelerde elimizi güçlendirir. Ama hamasete dayalı bir tarih perspektifi uluslararası problemlerin çözümünde bizi içinden çıkılmaz zor durumlara düşürür çünkü gerçek zeminden mahrumdur. Türkiye yıllardır bu açmazı yaşıyor.”
“Tarihçiyim diyenlerin, araştırdıkları konularla ideolojik ve duygusal bağ kurmaktan, konularına ideolojik olarak yaklaşmaktan veya onlarla özdeşleşmekten, belli ideolojik kesimlerin beklentilerine uygun çalışmalar yaparak nüfuz, şöhret ve itibar devşirmeye kalkmaktan kesinlikle ve kesinlikle kaçınmaları gerekir.”
Ahmet Yaşar Ocak
Osmanlı tarihçiliğinin duayen ismi Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak bu çalışmada kaynakların kullanımı, eleştirel bakış açısı, arşiv ve kütüphanelerin işlevi, disiplinler arası çalışmanın önemi, tarihyazımı yöntemi gibi konulara dair öğrencilere, araştırmacılara ve tarih meraklılarına kısa ve özlü reçeteler sunuyor. Kitap ayrıca daima güncelliğini koruyan ”Türklerin İslâmlaşma Serüveni”, “İslâm ve Siyaset”, “İslâmofobi”, “Alevîlik-Bektaşîlik”, “Resmî Tarih-Alternatif Tarih” ikiliği gibi meselelere de ışık tutuyor. Tarihçinin Yolculuğu soğuk bir metodoloji kitabından çok usta bir tarihçinin kendi hayatı ve ilgi alanlarından yola çıkarak tecrübelerini aktardığı bir yol haritası niteliğinde.
| Yayınevi | Timaş Tarih |
|---|---|
| Yazar | Ahmet Yaşar Ocak |
| Sayfa Sayısı | 144 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “13, 50 X 20, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Timaş Tarih – Tarihçinin Yolculuğu
/n
“Hamasi veya retçi bir tarih perspektifi yerine sağlam ve gerçekçi bir tarih bilinci hem içinde yaşadığımız toplumu ve kültürü hem bir parçası olduğumuz dünyayı daha iyi anlayıp ona göre bir yol çizmemize yardımcı olur hem de uluslararası meselelerde elimizi güçlendirir. Ama hamasete dayalı bir tarih perspektifi uluslararası problemlerin çözümünde bizi içinden çıkılmaz zor durumlara düşürür çünkü gerçek zeminden mahrumdur. Türkiye yıllardır bu açmazı yaşıyor.”
“Tarihçiyim diyenlerin, araştırdıkları konularla ideolojik ve duygusal bağ kurmaktan, konularına ideolojik olarak yaklaşmaktan veya onlarla özdeşleşmekten, belli ideolojik kesimlerin beklentilerine uygun çalışmalar yaparak nüfuz, şöhret ve itibar devşirmeye kalkmaktan kesinlikle ve kesinlikle kaçınmaları gerekir.”
Ahmet Yaşar Ocak
Osmanlı tarihçiliğinin duayen ismi Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak bu çalışmada kaynakların kullanımı, eleştirel bakış açısı, arşiv ve kütüphanelerin işlevi, disiplinler arası çalışmanın önemi, tarihyazımı yöntemi gibi konulara dair öğrencilere, araştırmacılara ve tarih meraklılarına kısa ve özlü reçeteler sunuyor. Kitap ayrıca daima güncelliğini koruyan ”Türklerin İslâmlaşma Serüveni”, “İslâm ve Siyaset”, “İslâmofobi”, “Alevîlik-Bektaşîlik”, “Resmî Tarih-Alternatif Tarih” ikiliği gibi meselelere de ışık tutuyor. Tarihçinin Yolculuğu soğuk bir metodoloji kitabından çok usta bir tarihçinin kendi hayatı ve ilgi alanlarından yola çıkarak tecrübelerini aktardığı bir yol haritası niteliğinde.
İlgili ürünler
Allaha Ismarladık
…Yeni gelen emirde, beş günde Akbaş İskelesi’ne gidecek, oradan da vapur ile Anadolu’ya geçecekmişiz.
...Ben siperde düşmanla karşı karşıya olmalıyım. Çünkü çarpışmak, boğuşmak istiyorum. Hem ben, kendimin ne olduğunu anlayayım, hem düşman…
...Maydos [Eceabat]… Bu küçük ve şirin kasaba şimdi ne matemi bir manzara arz ediyordu. Binaların hemen hepsi düşman mermileri ile yıkılmış, yakılmıştı.
…Yanımda akşam namazı kılındı. Huşû içinde dinledim. Bu dindar seslerde öyle hoş bir ahenk vardı ki… Hikmet-i ilâhî, dinledikçe kalbime soğuk bir su serpiliyor gibi oluyor.
…Vadiye paralel giden yamaca çıktığımız zaman, solda yeni birkaç mezar nazar-ı dikkatimizi çekti. Bunların ekserisinin üzerinde hiçbir işaret yoktu. Bazılarında birer ağaç dalı, iki üç tanesinde de kırık tahtalar vardı.
…Şimdi düşünüyorum. Şehit olursam ben de mi böyle solgun yapraklı birkaç kel ağacın dibine gömülüp terk edileceğim.
…Muharebeye girdik. Milyonlarla top ve tüfek patlıyor… Şimdi birinci onbaşım yaralandı.
Allah’a ısmarladık...
Einstein
En Büyük Sevgi – Atatürk’ün Askerî Okul Yılları
Bu kitap, Mustafa Kemal’in az bilinen dönemlerinden olan Harp Okulu ve Harp Akademisi yıllarına ışık tutuyor.
Yazarımız Hatice Topçu’nun titiz inceleme ve araştırmaları sonucunda elde ettiği bilgilerle roman kurgusunda kaleme aldığı Atatürk’ün Askeri Okul Yılları En Büyük Sevgi’de ülkesinin kurtarıcısı, kurucusu olacak ve çağdaşlaşma yolunda yapacağı devrimlerle bütün dünyayı kendine hayran bırakacak büyük bir liderin doğuşu yolundaki seçimlerine tanıklık ediyoruz.
Onu daha iyi tanımak için…
İstanbul Dersaadet
“İstanbul, musikîsiyle, edebiyatıyla, güzel, sanatlarıyla, tasavvufu, güzel hayatı, leziz yemekleri, zarif insanları ve nükteleri ile bitip tükenmez... Fakat biz tükendik, üzüntüden, yeisten, ümitsizlikten tükendik... Zira ‘yıkıldı, yandı, ağaçlar kesildi, balık tükendi, çayırlar kurudu’ demekten yorulduk…”
Münevver Ayaşlı, Dersaadet adlı eseriyle; bahçeleri, yüksek duvarları, konak-yalı mimarisi, sahil-sarayları ve hepsinden öte insanlarıyla eski İstanbul’un şimdi tarih sayfalarında kalan siluetini zamanımıza düşürüyor. Devraldığı Osmanlı kültürü ve estetiğiyle birlikte, sadece İstanbul masalını değil, tarih ve felsefesini de anlatıyor.
Konfüçyüs
Konfüçyüs, yaşamının son anına kadar insanlar arasında akıl, erdem ve adaletin hâkim olması için çalışmış bir “güzel ahlak” filozofudur. Sadece içinde yaşadığı Çin toplumu için değil, insanlığın mutluluğu için büyük bir özveriyle düşünceler üretmiş ve iyiliği yaymak için çaba göstermiş büyük bir bilgedir. Yaşadığı dönemden bugüne kadar geçen yirmi beş asır boyunca şöhretinden hiçbir şey yitirmemiştir.
Çinli bilgenin yaşamı boyunca toplumda hâkim kılmak için çaba verdiği ahlak prensipleri ve sayısını çoğaltmaya çalıştığı erdemli “üstün insan” profili, özellikle de günümüzdeki insanlık değerlerinin halini görünce daha da kıymetli hale gelmektedir.
Yüksek Ruhlar Serisi’nin bu kitabında Uzak Doğu’nun büyük bilgesi Konfüçyüs'ün hayat hikâyesi, insanlık âlemine hediye ettiği düşünceleri ve Konfüçyüsçülük öğretisinin gelişimi satırlara dökülüyor.
“On beş yaşında kendimi öğrenmeye verdim, otuz yaşında irademe sahip oldum, kırk yaşında şüphelerden uzaklaştım, elli yaşında göğün emrini öğrendim, altmış yaşında sezgi yoluyla her şeyi kavradım, yetmiş yaşında doğru olan şeylere zarar vermeden kalbimin isteklerini yerine getirebildim.”
Timurlenk Bozkırların Son Göçebe Fatihi
Orta Asya ve Orta Doğu’ya hâkim bir hükümdar, Küçük Asya’ya kadar savaşmış bir Fatih: Timur
Avrasya’nın her köşesinde bir kasırga gibi esen Timurlenk, bozkır fatihlerinin sonuncusuydu. Dünya tarihinde ömrünün neredeyse tamamını seferlerde geçirmiş savaşçı-hükümdar karakteri için akla gelen ilk isimlerdendir. “Kuvveti sonsuz” olarak nitelendirilen ordularıyla 1382’den 1405’e kadar çok geniş toprakların tozunu dumana katmıştır. Delhi’den Moskova’ya, Orta Asya’dan Tanrı Dağları’na, Anadolu ve Toroslar üzerinden Avrasya’ya kadar yeni fetihler için karşısına çıkan güçleri hallaç pamuğu gibi oradan oraya savurmuştur. Şüphe yok ki birçok kadim şehri de yerle bir etmiş, bazılarını ise kudretinden esirgemiştir.
Uzun yıllar boyunca inşa ettiği Türk-Moğol kültürü, ölümünden sonra yerini Türk-İslam kültürüne bırakmış ve Osmanlılar, Safevîler, Babürlüler gibi büyük imparatorluklar için ilham kaynağı olmuştur. Timur’un (Aksak Timur, Timurlenk, Temür) destansı ismi tarihteki unutulmaz yerini almıştır.
Beatrice Forbes Manz, bu çalışmasında Timur’u bir göçebe hanedanın kurucusu ve çok yetenekli bir insan olarak ele alırken devlet kurma mekanizmaları, kabile politikalarının dinamikleri ve kişisel yönetimin doğası gibi daha geniş konuları da tartışmaya açıyor. Timur’un iktidara geldiği kabile konfederasyonu içindeki siyasi kültürü inceleyerek, Timur’un gevşek ve isyankâr bir yapıyı tek bir kişiye itaate dayalı disiplinli bir ordu haline nasıl getirdiğini araştırıyor.
Timur döneminin toplumsal-kültürel yapısı üzerine ciddi çalışmalar yapmış Beatrice Forbes Manz’ın akıcı bir üslupla kaleme aldığı Timurlenk: Bozkırların Son Göçebe Fatihi adlı bu eserimizi, Zuhal Bilgin’in eşsiz çevirisiyle tarih tutkunlarının beğenisine sunuyoruz…
Yarının Adamı 4 – Başkomutan
“Bir avuç haydut Anadolu’da gücü ele geçirmiştir… Mustafa Kemal, kökeni bilinmeyen Makedonyalı bir asidir. Onun kanı Bulgar, Yunan veya Sırp kanı olabilir. Onların arasında tek bir gerçek Türk yoktur…”
- Vahdettin
“Avrupa ile başa çıkmak asırlardan beri Asya’nın hangi milletine müyesser oldu ki bize olsun?”
- Ali Kemal
“İşittim ki bazılarımız yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyormuş. Ben kimseyi zorla meclise davet etmedim. Herkes kararında hürdür… Fakat ben, bu kutsal davaya inanmış bir insan olarak buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Arzu ederseniz hepiniz gidebilirsiniz. O takdirde asker Mustafa Kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline bayrağını alır, Elmadağı’na çıkar, orada tek kurşunu kalıncaya kadar vatanı müdafaa eder. Kurşunlarım bitince bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunlarıyla temiz kanımı kutsal bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben, buna ant içtim.”
- Mustafa Kemal

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.