Bela Çiçeği – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 29
₺240,00 Orijinal fiyat: ₺240,00.₺198,00Şu andaki fiyat: ₺198,00.
Size, bize, “mevcutlu” götürülen, az sonra karısından ayrı düşecek olana, Beyoğlu’nun arka sokaklarında çamurlara bata çıka yürüyene, karanlık odalarda kendini arayana, “eksik” sevene, dövülmüş halini kimseler görmesin isteyene, cam yeşili etek giyene, sonbahar uğultusu duymamış olana bakıyor Attilâ İlhan, bakıyor ve onlardan, sizden, bizden şiir yapıyor.
İlk kez 1962’de basılan Belâ Çiçeği’nde onun, kendine, hayatından şöyle ya da böyle gelip geçen insanlara, dostlarına, sevgililerine, sokaklara, meydanlara, toplumsal olaylara bakarak yaptığı şiirler bulacaksınız; belki kendinizi de…
Belâ Çiçeği /Aysel Git Başımdan /Sen Benim Hiçbir Şeyimsin /Gecenin Kapıları /Nada Nada y Nada /Nun Nun /Şubat Yolcusu /Büyük Leylâ /Eksik /İbrahim Cura Limited /Büyük Leylâ’nın Sonu /Beni Bir Kere Dövdüler *Cinnet Çarşısı /Doktor Şandu’nun Esrarı /Gökyüzü Olmak /İkinci Cem’in Gizli Hayatı 1 / İkinci Cem’in Gizli Hayatı 2 / İkinci Cem’in Gizli Hayatı 3 / İkinci Cem’in Gizli Hayatı 4 /Claude Diye Bir Ülke *Cinnet Çarşısı /Cinnetsaray /Rock’n’roll Köpekleri /Bir de Manhattan Olursa /Sirkeci Garpalas 32 /Eller Yukarı *Mâhur Sevişmek /Emirgân’da Çay Saati /Yarının Başlangıcı 1 / Yarının Başlangıcı 2 / Yarının Başlangıcı 3 / Yarının Başlangıcı 4 /Hacı Murad’ın Ölümü /Orient-Express /Mâhur Sevişmek /Ferdâ
| Yayınevi | İş Bankası Kültür Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Attila İlhan |
| Sayfa Sayısı | 136 |
| Kağıt Cinsi | 3. Hamur |
| Baskı Yılı | 2022 |
| Boyut | “12, 50 X 20, 50″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
İş Bankası Kültür Yayınları – Bela Çiçeği – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 29
/n
Size, bize, “mevcutlu” götürülen, az sonra karısından ayrı düşecek olana, Beyoğlu’nun arka sokaklarında çamurlara bata çıka yürüyene, karanlık odalarda kendini arayana, “eksik” sevene, dövülmüş halini kimseler görmesin isteyene, cam yeşili etek giyene, sonbahar uğultusu duymamış olana bakıyor Attilâ İlhan, bakıyor ve onlardan, sizden, bizden şiir yapıyor.
İlk kez 1962’de basılan Belâ Çiçeği’nde onun, kendine, hayatından şöyle ya da böyle gelip geçen insanlara, dostlarına, sevgililerine, sokaklara, meydanlara, toplumsal olaylara bakarak yaptığı şiirler bulacaksınız; belki kendinizi de…
Belâ Çiçeği /Aysel Git Başımdan /Sen Benim Hiçbir Şeyimsin /Gecenin Kapıları /Nada Nada y Nada /Nun Nun /Şubat Yolcusu /Büyük Leylâ /Eksik /İbrahim Cura Limited /Büyük Leylâ’nın Sonu /Beni Bir Kere Dövdüler *Cinnet Çarşısı /Doktor Şandu’nun Esrarı /Gökyüzü Olmak /İkinci Cem’in Gizli Hayatı 1 / İkinci Cem’in Gizli Hayatı 2 / İkinci Cem’in Gizli Hayatı 3 / İkinci Cem’in Gizli Hayatı 4 /Claude Diye Bir Ülke *Cinnet Çarşısı /Cinnetsaray /Rock’n’roll Köpekleri /Bir de Manhattan Olursa /Sirkeci Garpalas 32 /Eller Yukarı *Mâhur Sevişmek /Emirgân’da Çay Saati /Yarının Başlangıcı 1 / Yarının Başlangıcı 2 / Yarının Başlangıcı 3 / Yarının Başlangıcı 4 /Hacı Murad’ın Ölümü /Orient-Express /Mâhur Sevişmek /Ferdâ
İlgili ürünler
Böyle Buyurdu Zerdüşt – Kırmızı Kedi Yayınevi
“Herkes için ve hiç kimse için bir kitap!”
Böyle karşılıyor eser bizleri.
Bu kitapta Nietzsche, şiirsel bir üslupla felsefi meseleleri dile getirmiş, kendi felsefi düşüncelerini ve kavramlarını açıklamıştır.
Düşünce tarihinde çığır açmış, üslubuyla kitabı belli bir kategorinin içine hapsedemediğimiz, edebiyatla felsefi çalışmanın sınırlarında gezinen eserde Nietzsche’nin “Ben bu kulaklara göre ağız değilim” gibi cümlelerini okurken tekrar tekrar düşünecek ve emin olun bu eseri defalarca okuyacaksınız!
Unutmadan, Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt için “Yazılmış en derin eser” dediğini biliyor muydunuz?
Deccal Hristiyanlığa Lanet
Nietzsche, ölümünden sonra yayımlanan başyapıtında, çoğunluk karşısında azınlık bile olamayacak bir azlığı ifade ederken, o zamana kadar sağır kalınmış doğrulara kulak verecek yeni bir vicdanın doğuşunu muştuluyor, tıpkı bir peygamber gibi. O günden bugüne çok şeyler değişti. Hıristiyanlığa lanet okuyanlar, hele ki bu coğrafyada, hiç az değil. Keza yeni bir vicdanın doğuşunu bekleyenler de. Ama söz savını koruyor hâlâ:
“Bu kitap en azlarındır.”
Dorian Gray’in Portresi
Ressam Basil Hallward’ın sıra dışı güzelliğiyle Dorian Gray adlı bir genç adamın portresini çizmesiyle başlar her şey. Dorian portrede gördüğü genç ve güzel halinin büyüsüne öyle kapılmıştır ki yaşamının devamını tuvaldeki suretini koruyabilmenin hırsı içinde geçirir. Kendisinin bile haberdar olmadığı tutku ve arzularını ona açan Lord Henry Wotton’sa Dorian’ın güzellik, şehvet ve zevk peşinde günden güne yozlaşmasına önayak olur. Dorian Gray’in Portresi, cinselliğe dair kalıpları yıkarken estetik, güzellik ve sanat kavramlarına da felsefi bir yaklaşımda bulunur.
Oscar Wilde’ın sansasyonel romanı Dorian Gray’in Portresi, metinde olan bitenler kadar yayımlanma öyküsüyle de merak uyandırır. Romanın yayımlanmasından beş yıl sonra, Wilde bir gecede İngiliz edebiyatının en renkli figüründen bir cinsel suçluya dönüşmüştür. Romandan alıntılar eşcinsel olduğu gerekçesiyle yargılandığı duruşmalarda yazarın önüne kanıt olarak sürülür. O günlerde ne yaşanmış olursa olsun, roman dönemin cinsellik ve erkeklik algısında bir kırılma yaratması ve yazarın yaşamından kolayca görülebilen izler taşımasıyla çağdaşlarından ayrışır. Okur ve eleştirmenler, karakterlerin yazarın gerçek yaşamındaki hangi kişilerden esinlendiğine kafa yoradursunlar, kendisi ise şöyle der: “Benden çok şey barındırıyor. Basil Hallward benim olduğumu düşündüğüm şey, Lord Henry Wotton insanların benim hakkımdaki düşünceleri; Dorian’sa olmak istediğim şey – belki de başka bir çağda.”
#dünyaklasikleri #ingilizklasikleri #güzellik #sanat #yozlaşma #iyilikvekötülük
Dorian Grayin Portresi – Kırmızı Kedi Yayınevi
Dubrovski
Puşkin’in ölümsüz eseri Dubrovski , dünyanın pek çok dilinde karşılığı olan bir isyan hikâyesi... Topraklarına açgözlü bir derebeyi tarafından sözde hukuk marifetiyle el konulan genç bir soylunun adalet arayışını anlatıyor. Yozlaşmış bürokrasi tarafından eli kolu bağlanan Dubrovski, tek çareyi derebeyinin zulmünden kaçan bir grup köylüyle birlikte sistem dışına çıkmakta bulur. Zenginden çalıp fakirlere dağıtarak, tıpkı Robin Hood ya da İnce Memed gibi efsanevi bir halk kahramanına dönüşür.
“Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” demişler... Güçlü düşmanının kızına ümitsizce sevdalanan Dubrovski, aşkı ve adaleti bulabilecek mi? Puşkin’in hiciv ile romantizmi sımsıcak harmanladığı bu eseri, Hasan Âli Ediz’in su gibi akan çevirisinden “bir solukta” okuyacaksınız.
Hamlet
“Shakespeare her şeyi söylemiştir; dili âdeta yıldızların ışığı, ateş böcekleri, güneş ve ay gibidir. Gözyaşı, kan ve birayla yazdığı kelimeleri kalp atışı misali marş eder. O herkese hitap eder ve hepimiz de onu sahipleniriz fakat onu gerçekten takdir edebilmek için bize değil, bambaşka bir dünyaya ait olduğunu hatırlamak gerekir.”
—Orson Welles
Edebiyata olduğu kadar dil bilimine etkisiyle de nam salan öncü ozan Shakespeare’in çığır açan oyunlarından Hamlet, ayrıca hem ün en ünlü hem de en uzun eseridir. Danimarka Krallığı’nda geçen bu ikonik intikam tragedyası, babasının katilinin peşine düşen Prens Hamlet’i konu alır. Hamlet, saray nazırı Polonius’un kızı Ophelia’ya âşıktır ama Polonius rıza göstermez. Hamlet bir gün babasının hayaletiyle karşılaşır ve amcasının tahta geçmek için onu zehirleyip annesini kandırdığını öğrenince babasının öcünü almaya yemin eder. Bunun üzerine aklını kaçırmış gibi görünen Hamlet’in Ophelia’ya aşkından delirdiği düşünülür.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.