Frankenstein – İthaki Yayınları
₺220,00 Orijinal fiyat: ₺220,00.₺182,00Şu andaki fiyat: ₺182,00.
“Frankenstein, gu¨nu¨mu¨z bilimkurgusunun bas¸langıc¸ noktası.”
– Stephen King
“Frankenstein’ın bas¸arısı, insanlıgˆın sonu gelmeyen korkularından biri olan tehlikeli bilgiye kars¸ı korkuyu yeniden ortaya koymasında saklı.”
– Isaac Asimov
“Sevgi uyandıramıyorsam, korku salacağım, özellikle de sana çünkü söndürülmez bir nefret duyuyorum yaratıcıma.”
Mary Shelley yas¸adıgˆı do¨nem, bulundugˆu c¸evre ve geldigˆi aile sebebiyle edebiyat tarihinin nevi s¸ahsına mu¨nhasır yazarlarından biri olsa da ona o¨lu¨msu¨zlu¨gˆu¨ getiren s¸ey “yaratıcılıgˆı”. Shelley’nin iki asır o¨nce kaleme aldıgˆı Frankenstein pek c¸oklarınca ilk bilimkurgu eseri olmasının yanı sıra gotigˆin, korkunun hatta romansın bir araya geldigˆi gerc¸ek bir edebiyat klasigˆi. Eserden daha bu¨yu¨k popu¨lariteye ulas¸an, kis¸inin kendi yaratımı tarafından yok edildigˆi “Frankenstein Teması” ise hem ku¨ltu¨ru¨mu¨zu¨n o¨nemli bir parc¸ası hem de Shelley’nin izlerini takip eden pek c¸ok yazarın c¸ıkıs¸ noktası.
Dogˆanın sınırlarını zorlamaya kararlı olan genc¸ bilim insanı Victor Frankenstein ceset parc¸alarını birles¸tirip uzun c¸alıs¸maları sonucunda yaratıgˆına can verir. Bas¸langıc¸ta nezaket ve iyilik dolu olan canavar, toplumun zulmu¨nden dolayı gu¨n gec¸tikc¸e acımasızlas¸ır ve onu terk eden yaratıcısından intikam almaya karar verir.
Yaratıcının, yaratımına kars¸ı bir sorumlulugˆu var mı? Yoksa canavar du¨nyada yalnız bırakıldıgˆı ic¸in intikam aramakta haklı mı?
Frankenstein, bilimkurgunun Aydınlanması.
Neil Gaiman’ın sunumuyla
| Yayınevi | İthaki Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Mary Sheley |
| Sayfa Sayısı | 256 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2021 |
| Boyut | “14, 00 X 21, 00″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
İthaki Yayınları – Frankenstein – İthaki Yayınları
/n
“Frankenstein, gu¨nu¨mu¨z bilimkurgusunun bas¸langıc¸ noktası.”
– Stephen King
“Frankenstein’ın bas¸arısı, insanlıgˆın sonu gelmeyen korkularından biri olan tehlikeli bilgiye kars¸ı korkuyu yeniden ortaya koymasında saklı.”
– Isaac Asimov
“Sevgi uyandıramıyorsam, korku salacağım, özellikle de sana çünkü söndürülmez bir nefret duyuyorum yaratıcıma.”
Mary Shelley yas¸adıgˆı do¨nem, bulundugˆu c¸evre ve geldigˆi aile sebebiyle edebiyat tarihinin nevi s¸ahsına mu¨nhasır yazarlarından biri olsa da ona o¨lu¨msu¨zlu¨gˆu¨ getiren s¸ey “yaratıcılıgˆı”. Shelley’nin iki asır o¨nce kaleme aldıgˆı Frankenstein pek c¸oklarınca ilk bilimkurgu eseri olmasının yanı sıra gotigˆin, korkunun hatta romansın bir araya geldigˆi gerc¸ek bir edebiyat klasigˆi. Eserden daha bu¨yu¨k popu¨lariteye ulas¸an, kis¸inin kendi yaratımı tarafından yok edildigˆi “Frankenstein Teması” ise hem ku¨ltu¨ru¨mu¨zu¨n o¨nemli bir parc¸ası hem de Shelley’nin izlerini takip eden pek c¸ok yazarın c¸ıkıs¸ noktası.
Dogˆanın sınırlarını zorlamaya kararlı olan genc¸ bilim insanı Victor Frankenstein ceset parc¸alarını birles¸tirip uzun c¸alıs¸maları sonucunda yaratıgˆına can verir. Bas¸langıc¸ta nezaket ve iyilik dolu olan canavar, toplumun zulmu¨nden dolayı gu¨n gec¸tikc¸e acımasızlas¸ır ve onu terk eden yaratıcısından intikam almaya karar verir.
Yaratıcının, yaratımına kars¸ı bir sorumlulugˆu var mı? Yoksa canavar du¨nyada yalnız bırakıldıgˆı ic¸in intikam aramakta haklı mı?
Frankenstein, bilimkurgunun Aydınlanması.
Neil Gaiman’ın sunumuyla
İlgili ürünler
Geri Giden Saat
“Edward Page Mitchell, Amerika’dan çıkan en büyük bilimkurgu yazarlarından biri.” –Sam Moskowitz
“Bu öykülerin her biri ziyadesiyle ilgi çekici.” –Lester Del Rey
“Amerikan bilimkurgusunun kayıp devi” olarak tanımlanan, yazdıklarının çoğunu New York’taki The Sun gazetesinde imzasız olarak yayımlayan Edward Page Mitchell, birçok konuda ilklerin yazarı. Geri Giden Saat ise yazarın en seçkin bilimkurgu öykülerinin bir araya getirildiği, özgün bir öykü derlemesi.
Bilimkurgunun en büyük yazarlarından biri olan H.G. Wells’e de ilham olduğu düşünülen Edward Page Mitchell aynı zamanda döneminin en başarılı gazetecilerinden biridir. Öyküleri unutulmaya yüz tutmuş olsa da 1973’te bilimkurgu tarihçisi Sam Moskowitz’in titiz çalışması ve yayımladığı detaylı bir derlemeyle hak ettiği ilgiyi görmeye başlamıştır.
Sevdiği kadınla evlenebilmek için matematiğin sınırlarında gezinmek zorunda kalan bir genci anlatan “Takipomp”, bilimsel bir süreç sonucu görünmez kalan bir adamın trajedisini gözler önüne seren “Kristal Adam”, bir zaman makinesini konu alan ilk öykü olan “Geri Giden Saat”, bu derlemedeki öykülerden sadece birkaçı.
Zaman yolculuğu, androidler, zihin transferi, bilgisayarlar… Geri Giden Saat’in sayfalarında bilimkurgu tarihinin derinliklerinden gelen ilklere şahit olacaksınız.
Geri Giden Saat, bilimkurgunun ilk kıvılcımları.
Hayat Oyunu
Hiç düşündün mü?
Bu HAYAT sana;
Tek dostun “sensin” ama tek düşmanın da yine “sensin” diyor…
Hayal ettiklerini gerçek yaşamda sana sunuyor...
Cenneti ve cehennemi bu dünyada yaşatıyor...
Emeklemeyi bilirsen, koşmana da yardım ediyor...
Ona verdiğin değer kadar sana değer veriyor...
Ve aynı HAYAT;
Geçen zamanı ve söylenen sözü geri getirmiyor...
Vermeyi öğrenemediysen, almana da izin vermiyor...
Güçsüzleri ve tembelleri maalesef hiç sevmiyor…
Ne dersin?
Belki de sadece onunla savaşmayı bırakıp artık dans etmeni istiyor...
Hiç düşündün mü?
Ya HAYAT gerçekten bir OYUNsa?
Ya her şey gerçekten oyunun bir parçasıysa?
SEN BU OYUNDA NEREDESİN?
Ölüme Yazgılı Şehir
“Arkadi ve Boris Strugatski’nin en ünlü kitabı değil ama en iyi kitabı.” –Dmitri Gluhovski
“KİMSENİN KADERİMİZE HÂKİM OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ! KENDİ KADERİMİZİN HÂKİMİ KENDİMİZİZ! MİLLETİN KADERİ MİLLETİN ELLERİNDE! İNSANLARIN KADERİ İNSANLARIN ELLERİNDE!”
Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. 1972’de tamamlanan ama “tehlikeli fikirlerle” dolu olduğu için ancak 80’lerin sonunda yayımlanabilen Ölüme Yazgılı Şehir ise birçokları tarafından yazarların magnum opusu kabul ediliyor.
Sabahları güneşin bir tuşa basılarak açıldığı ve geceleri kapandığı, bir tarafı uçurum, diğer tarafı ise inanılmaz yükseklikte bir duvarla çevrili gizemli bir şehir... Deney adındaki bu şehrin sakinleri farklı tarihlerden ve farklı mekânlarından koparılmış, Deney’de kendi kendilerini yönetmeye bırakılmış insanlardır ve amaçları şüpheli görünen Mentorlar tarafından yönlendirilmektedirler.
1950'lerin Leningrad'ından getirilen genç bir astronom, Andrey Voronin, şehirdeki ilk işi çöp toplayıcılığı olmasına rağmen Deney'e yürekten inanmaktadır. Andrey en yakın arkadaşının intiharından sonra sarsılacak, uzaylı olduklarını düşündüğü Mentorların kökenini ve amaçlarını öğrenmek için tehlikeli bir yolculuğa çıkacaktır.
Yönetici sınıfın olmadığı bir medeniyet mümkün mü? İnsanlar kendileriyle baş başa kalabilir mi gerçekten?
Oyunbozan
Bir çizgi çizdim
Ellerimdeki tebeşir tozunu soluyorum
Bir çember çizdim
İçindekilerle arkadaş oluyorum
"Annemin elleri, kimsenin sahip olamayacağı en güzel ses tonuna sahip..."
Benimle iletişim kurmak istediğini fark ettim ve göz bebeklerim onda asılı kaldı. Ellerini eteğinin önünde birleştirdiğinde konunun bittiğini anlamıştım. "Parka gidip biraz oyun oynamak ister misin?" Başımı sevinçle sallayarak onayladım. Odama süratle koşup çoktan üzerimi değiştirmeye başlamıştım. Boy aynamın karşısına geçtikten sonra tokamı da aceleyle iliştirdim. Küçük çantamı da koluma atınca artık gitmeye hazırdım.
Resimli Adam
“Bradbury’nin öyküleri öylesine içinize işliyor ki bir daha unutamıyorsunuz.”
–Margaret Atwood
Ulusal Kitap Ödülü
Pulitzer Onur Ödülü
Ulusal Sanat Madalyası
“Bu resimler geleceği gösterir.”
Ray Bradbury sadece bilimkurgunun değil fantastik edebiyatın ve korkunun da yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Bilimkurgunun “iyi edebiyat” da olabileceğini kanıtlayan belki de ilk yazar. Tüm yeteneklerini sergilediği ve çerçeve öykü formatında yazdığı Resimli Adam ise modern bireyin psikolojisine ve teknolojik ilerlemenin karanlık yanına ışık tutan eşsiz bir öykü derlemesi.
Tüm vücudu, hareket eden dövmelerle kaplı Resimli Adam bu durumundan dolayı neredeyse kırk yıldır kalıcı bir iş bulamamıştır hatta karnavallarda bile çalışamıyordur artık. Çünkü lanetli bedeninin üzerindeki dövmeler geleceği göstermektedir. Yanında belli bir süre geçiren kişinin kaderi Resimli Adam’ın bedeninde görünüverir.
Dövmeleri üzerinden hikâyeler bir bir ortaya dökülür. Bir çocuğun hayalleri kadar naif, bir bilim insanının gerçekleri kadar kuvvetli toplam on yedi öykü Resimli Adam’ın vücudunda hayat bulur.
Ölümden inançlara, nükleer savaştan ırkçılığa, dünyanın sonundan uzaydaki yalnızlığımıza kadar insanlığa dair birçok konuya değinen Bradbury, hayallerimizle hakikati karşı karşıya getirip eleştiren, düşündüren ve dehşete düşüren bir bilimkurgu klasiği ortaya çıkarıyor.
Resimli Adam, bilimkurgunun kaleydoskopu.
Tanrıların Altını
Kitapları dünya genelinde milyonlarca okuyucuyu büyüleyen ve bildiğimiz tarihi tekrar tekrar sorgulayan Erich von Däniken, devrim niteliğindeki teorileri için şaşırtıcı ve yeni kanıtlar sunuyor. Erich von Däniken’in klasikleşmiş kitabı Tanrıların Altını, kaybedenlerin Dünya’ya çekilip yerleştiği galaksiler arası bir “tanrılar savaşı”nın yeni kanıtlarını ortaya çıkarıyor. Ekvador’un uçsuz bucaksız, gizemli yeraltı dünyası, altınla dolu mağaralar, Büyük Tufan zamanına uzanan som altından yazılar, deşifre edilmemiş çizimler, von Däniken'in tarih öncesi “tanrılar çağı” teorisini kuvvetlendiriyor. Evrende bizim dışımızdaki zeki varlıklarla bağlantıya geçmek için geçmişin ve bugünün izlerini süren kitap, yazarın iddialarını fotoğraflarla destekliyor. Belki de yeterince kulak verilmemiş bu gerçekler ışığında tanıdık masallara veda etme vakti çoktan gelmiştir!
Tanrıların Arabaları kitabıyla milyonlarca okura ulaşan, merak uyandıran soruları ve fotoğraflı kanıtlarıyla sorgulanmayan savları altüst ederek Antik Uzaylı teorisinin babası kabul edilen Erich von Däniken, yepyeni bilgilerle okurlarını bir kez daha şaşırtacak. Tanrıların Altını, ilk yayımlandığı 1972 yılından beri sayısız dile çevrilen bir klasik. Binlerce yıl öncesine uzanan som altınla dolu mağaralar, bilimin açıklayamadığı çizimler, bildiğimiz tarihsel bilgilerle uyuşmayan toplumlar ve üstü açılmamış gerçeklerle dolu bir araştırmanın eseri olan bu kitapta yine cesurca meydan okuyor Daniken. Tanrıların Altını, bu dünyaya ait olamayacak zeki varlıkların olduğunu kanıtlamayı hedefleyen sıra dışı bir çalışma.
Vakıf Kurulurken
Hugo Tüm Zamanların En İyi Serisi Ödülü
1941 yılında genç bir biliminsanı ve yazar olarak Isaac Asimov, Edward Gibbon’ın yazdığı Roma İmparatorluğu’nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi’nden etkilenerek çağının çok ötesinde bir destan yazdı: Galaktik İmparatorluk’un çöküşü ve feodalizmin dönüşü, İkinci Galaktik İmparatorluk dönemindeki güvenli ortamdan geçmişe bakan bir bakış açısıyla anlatıldı. İşte bu süreç sonucunda “Tarih tahmin edilebilir mi?”, “Toplum nasıl yönetilmeli?” ya da “İmparatorluklar neden yükselir ve çöker?” gibi soruları sormaktan çekinmeyen destansı Vakıf Serisi ortaya çıktı.
Yıl 12,020 GD ve Trantor’daki tahtında İmparator I. Cleon huzursuz. Galaktik İmparatorluk’un çökmeye başladığı dedikoduları her yerde yankılanıyor. Cleon’un, kendisini tahttan indirmek isteyen hasımlarını alt etmek ve İmparatorluk’u eski günlerine kavuşturmak için bir şeye ihtiyacı var: Geleceği tahmin etmek.
Bu sırada, matematikçi Hari Seldon, psikotarih bilimini açıkladığı makalesiyle İmparator’un dikkatini çekecek. Hem İmparatorluk güçleri hem de tahtı isteyenlerin peşine düşmesiyle birden kaçak durumuna gelen Seldon, Chetter Hummin adındaki gizemli bir adamın yardımıyla şehirden şehre yolculuk ederek özgürlüğünü sürdürmeye ve insanlığın kaderini belirleyecek nihai çözümü geliştirmeye çalışacak: Vakıf’ı.
Yayımlanış tarihine göre: 6. Kitap / Kronolojiye göre: 1. Kitap

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.