Türk Düşüncesinde Ziya Gökalp
₺230,00 Orijinal fiyat: ₺230,00.₺184,00Şu andaki fiyat: ₺184,00.
1 adet stokta
Türk Düşüncesinde Ziya Gökalp
Ziya Gökalp, 20. asır Türk düşüncesinin en dikkate şayan ve en büyük şahsiyetlerinden birisidir. Fikriyatında görülebilen bazı tezatlara rağmen Ziya Gökalp, Osmanlı İmparatorluğu’nun son devresi fikir hayatına damga vurmuş bir düşünürdür. Kısa ömrüne birçok eser sığdırmış, birçok meseleye el atmıştır.
Ziya Gökalp esas olarak bir Osmanlı münevveridir. Birkaç padişah görmüş, hem saltanat hem de cumhuriyet rejimlerine şahit olmuş, yani muazzam bir imparatorluğun yıkılışı ve küllerinden yeni bir devletin kuruluşu onun hayat müddetinde vuku bulmuştur.
Ziya Gökalp’ı asıl büyük yapan tavizsiz bir milliyetçi ve vatanperver oluşudur. İşte bu yönüdür ki, herhangi bir ideale saplanıp kalmadan Türk Milleti’nin menfaatleri neyi gerektiriyorsa, milleti yıkıma götüreceği belli olan o felâketli vaziyetten kurtarmak için neye ihtiyaç varsa, onu müdafaa etmiştir. Yani millî menfaat onda her zaman fikir ve aksiyonu tayin eden unsur olmuştur. Nitekim, Balkan felâketine kadar Osmanlıcı olan Ziya Gökalp, bundan sonra Müslüman tebaayı imparatorluk içinde tutma endişesiyle İslâmcılara da sempatiyle yaklaşmış ve saf Türkçülüğe ancak Arap unsurunun imparatorluktan kopmasından sonra ulaşmış.
Gökalp’te fikir her zaman milletin âli menfaatlerinin hizmetinde olmuştur. Onu büyük yapan da asıl budur.
İşte bu çalışmada Etem Çalık, Gökalp fikriyatının omurgasını teşkil eden Türkçülük-İslâmcılık ve Medeniyetçilik anlayışının devre devre nasıl değiştiğini ve bu anlayışın sonunda nasıl bir hâl çaresiyle neticelendiğini incelemiştir.
İlgili ürünler
Arel Ve Enteresan Kumbarası
Arel ve ablası, Kapadokya’da balon turu yapmak için sabırsızlanıyordu fakat babaları onlara bir şart koşmuştu: Balona binmek için herkesin kendi kumbarasını doldurması gerekiyordu! Bundan kolay ne olabilirdi ki… Arel, kumbarasını bir sürü bozuk parayla doldurmuştu bile.
Ama işler pek de beklediği gibi gitmedi, kumbarasını değerli şeylerle doldurmalıydı. Arel’in başka taktiklere ihtiyacı vardı. Acilen bütçe yönetimini öğrenmesi gerekiyordu.
Peki asıl değerli olan şey para mıydı?
Çay Kitabı
“Kanatlı olduğu kabul edilen tek çiçek kelebektir ve diğer tüm çiçekler yok edicileri karşısında çaresizdir. Belki de can çekişiyorlar ama sesleri ne kulağımıza ne de kalbimize ulaşıyor. Bizler zalimiz; bize hizmet edenlere ve bizi sevenlere karşı durmadan zalimlik yapıyoruz.”
Bir bardak sıcak çay eşliğinde Doğu’nun geleneksel köklerine yapılan kısa bir yolculuk…
Toplumumuzdaki yeri itibarıyla popülerliğini sürekli koruyan çayın Doğu’da ortaya çıkıp yayıldığı ve bir çay kültürünün oluştuğu bilinmektedir. Çay Kitabı ; Japon çay seremonisini, çayın tarihçesini, estetik algısını ve felsefi boyutlarını ele alır. Çayın yanı sıra Japonya’nın kültürel zenginliğine ve geleneksel sanat anlayışına da değinen bu eser, sanatı ve kültürü farklı bir perspektifle aktarır.
Doğu medeniyetini ve sanatını Batı’nın karşısında savunma görevini üstlenen Okakura Kakuzō, Çay Kitabı ’yla Batı’yı Japon kültürü ve felsefesiyle tanıştırmakta öncü bir rol oynamıştır.
Savrulan Bulutlar
“Ruhuna ilmek ilmek işlenen bu genç kadını sevmeye başladığı andan beri tüm gün, tüm gece yalnızca onun çehresini düşlüyordu. Onu kalbinden söküp atamıyor, aşkını dile getirebilir mi, bilmiyordu.”
Modern Japon romancılığının ilk örneği olarak kabul edilen Savrulan Bulutlar, Japon toplumunun
radikal değişimleriyle iç içe geçmiş bir öykü sunar. Bunzō, içine düştüğü mecburiyet sebebiyle akrabalarıyla yaşamaya başlar. Bir yandan hayatındaki bu değişime ayak uydurmaya çalışırken
bir yandan da çevresindeki insanlarla birlikte ülkenin yaşadığı toplumsal dönüşümünün
bir parçası hâline gelir .
Klasik yazı üslubu yerine kendi modern çizgisini oluşturan Futabatei Shimei, Savrulan Bulutlar ile
Meiji Dönemi'nin zorluklarına ışık tutar. Japonya’nın modernleşme süreci, toplumsal dokunun evrimi
ve bireylerin bu değişimle başa çıkma çabaları, bir karakterin gözleminden yaşadığı iç çatışmalarla
birlikte aktarılır. 1887 ve 1889 yılları arasında tefrika edilen bu eser, tarihsel bir panorama
çizerek yaşadığı coğrafya ve zaman dilimi fark etmeksizin insanların aynı acıları ve aynı dertleri paylaştığını keşfetmeye davet ediyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.