Mağcan Cumabayoğlu Şiirleri
₺250,00 Orijinal fiyat: ₺250,00.₺200,00Şu andaki fiyat: ₺200,00.
1 adet stokta
Mağcan Cumabayoğlu Şiirleri
Bu kitap, büyük Türk şairi MağcanCumabayoğlu’nun 1923’te Taşkent’te Arap harfleriyle neşredilen ve o zamana kadar yazdığı şiirlerin tamamına yakınını içeren MağcanCumabayefÖleñderi adlı kitabının tertibi değiştirilmeden Latin harflerine ve mensur olarak Türkiye Türkçesine aktarılmış şiirlerinden oluşmaktadır. 159 şiirin yer aldığı eser, büyük Türkçü şairin kendisi hayattayken neşredilen son kitabıdır.
Her zaman milliyetçi faaliyetlerin içinde bulunan Mağcan, muhtelif zamanlarda Sovyet rejimi tarafından itham edilmiş, 1935 yılında, altı yıllık bir hapis hayatını takiben, Maksim Gorki’nin girişimiyle kurtarılmış; fakat 30 Aralık 1937’de Almatı’da tutuklanışından sonra bir daha kendisinden haber alınamamıştır. Stalinist terörün kurbanı olan Mağcan’ın eserlerinin okunması, bulundurulması, yayımlanması, hatta adının kitaplar ve yazılarda geçmesi 1929 yılından itibaren Sovyetler Birliği Komünist Partisi tarafından yasaklanmış, bu yasak 1988 yılı sonlarına kadar devam etmiştir.
Şimdi onun gerek lirik gerek Türkistan ve Türklük sevgisiyle şahlanan destansı diline tekrar
kulak vermenin zamanıdır:
“Altın anamız olan yüksek Altay Dağları hatırda yok; kahraman hanlar, büyük adamlar unutuldu. Birlik, cemiyet, yiğitlik, gayret, baht ve namus… Ne varsa hepsini kötü kader yok etti. Altın devirden paha biçilmez bir işaret olarak, ışıklı bir yıldız olan ata dilim, sen kaldın. Okunup yazılmasan da eski ve zengin olan dilim! Temiz, derin, keskin, güçlü ve geniş dilim! Sen, dağılmış Türk çocuklarını mübarek elinle bağrına çekebilirsin!”
İlgili ürünler
Arel Ve Enteresan Kumbarası
Arel ve ablası, Kapadokya’da balon turu yapmak için sabırsızlanıyordu fakat babaları onlara bir şart koşmuştu: Balona binmek için herkesin kendi kumbarasını doldurması gerekiyordu! Bundan kolay ne olabilirdi ki… Arel, kumbarasını bir sürü bozuk parayla doldurmuştu bile.
Ama işler pek de beklediği gibi gitmedi, kumbarasını değerli şeylerle doldurmalıydı. Arel’in başka taktiklere ihtiyacı vardı. Acilen bütçe yönetimini öğrenmesi gerekiyordu.
Peki asıl değerli olan şey para mıydı?
Çay Kitabı
“Kanatlı olduğu kabul edilen tek çiçek kelebektir ve diğer tüm çiçekler yok edicileri karşısında çaresizdir. Belki de can çekişiyorlar ama sesleri ne kulağımıza ne de kalbimize ulaşıyor. Bizler zalimiz; bize hizmet edenlere ve bizi sevenlere karşı durmadan zalimlik yapıyoruz.”
Bir bardak sıcak çay eşliğinde Doğu’nun geleneksel köklerine yapılan kısa bir yolculuk…
Toplumumuzdaki yeri itibarıyla popülerliğini sürekli koruyan çayın Doğu’da ortaya çıkıp yayıldığı ve bir çay kültürünün oluştuğu bilinmektedir. Çay Kitabı ; Japon çay seremonisini, çayın tarihçesini, estetik algısını ve felsefi boyutlarını ele alır. Çayın yanı sıra Japonya’nın kültürel zenginliğine ve geleneksel sanat anlayışına da değinen bu eser, sanatı ve kültürü farklı bir perspektifle aktarır.
Doğu medeniyetini ve sanatını Batı’nın karşısında savunma görevini üstlenen Okakura Kakuzō, Çay Kitabı ’yla Batı’yı Japon kültürü ve felsefesiyle tanıştırmakta öncü bir rol oynamıştır.
Savrulan Bulutlar
“Ruhuna ilmek ilmek işlenen bu genç kadını sevmeye başladığı andan beri tüm gün, tüm gece yalnızca onun çehresini düşlüyordu. Onu kalbinden söküp atamıyor, aşkını dile getirebilir mi, bilmiyordu.”
Modern Japon romancılığının ilk örneği olarak kabul edilen Savrulan Bulutlar, Japon toplumunun
radikal değişimleriyle iç içe geçmiş bir öykü sunar. Bunzō, içine düştüğü mecburiyet sebebiyle akrabalarıyla yaşamaya başlar. Bir yandan hayatındaki bu değişime ayak uydurmaya çalışırken
bir yandan da çevresindeki insanlarla birlikte ülkenin yaşadığı toplumsal dönüşümünün
bir parçası hâline gelir .
Klasik yazı üslubu yerine kendi modern çizgisini oluşturan Futabatei Shimei, Savrulan Bulutlar ile
Meiji Dönemi'nin zorluklarına ışık tutar. Japonya’nın modernleşme süreci, toplumsal dokunun evrimi
ve bireylerin bu değişimle başa çıkma çabaları, bir karakterin gözleminden yaşadığı iç çatışmalarla
birlikte aktarılır. 1887 ve 1889 yılları arasında tefrika edilen bu eser, tarihsel bir panorama
çizerek yaşadığı coğrafya ve zaman dilimi fark etmeksizin insanların aynı acıları ve aynı dertleri paylaştığını keşfetmeye davet ediyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.